Harem Ağası..

Yalçın YUSUFOĞLU

7 Kasım 2013
Harem Ağası..

Tayyip Erdoğan "aileler çocuklarını bize emanet ettiler" diyor. 18 yaşını doldurmuş bir insan ne sana, ne hükümetine, ne de polisine emanet edilmiştir. Reşit olan insan yasa önünde serbest bir bireydir, kendi sorumluluğuna sahip kişidir. Çalışırken ondan vergi almasını biliyorsun, onun oy kullanmasına karşı çıkmıyorsun, hatta yatıp kalkıp "milli irade" diyorsun, ama işine geldiği takdirde "bize emanettirler" diyorsun? Sen kimsin?

Tayyip Erdoğan zaman zaman ortaya bir dinamit atar, istediği gürültüyü kopartır. Beklediği de zaten budur. Ona muhalif olanlar genellikle bunu "gündem yapmak" (gündem değiştirmek veya gündem yaratmak) diye adlandırırlar.

Fakat yaptığı o kadardan ibaret değildir. Ardında mutlaka bir emel vardır. O emel, hiç de hâlisâne değildir. Her defasında kafasının içindeki gericilik doğrultusuna adım atmaktır: Ya öyle bir yasa çıkaracaktır, düzenleme yapacaktır veya -yapmasa bile- o konu üzerindeki tartışma sayesinde kendine yeni taraftar kazanacaktır veya mevcut taraftarlarını konsolide edecektir.

Tayyip Erdoğan'ın gündem dinamitlerinin bir kısmı (belki daha fazlası) kadın düşmanlığıdır. İşte yukarıda söylediklerimizin yeni bir örneği AKP'nin Kasım ayı başındaki Kızılcahamam toplantılarında görüldü. Genel Başkanlarının kapalı kapılar ardında söylediği bazı sözler basına yansıdı, Bülent Arınç o haberin doğru olmadığını, Sayın Başbakanının öyle bir laf etmediğini söyledi, ama ertesi sabahki Meclis Grup toplantısında Tayyip Erdoğan, yardımcısını tekzip etti ve onun "söylemedi" dediği sözleri vurgulayarak tekrarladı.

Daha sonraki gün yurt dışına giderken yaptığı basın toplantısında laflarını tekrarladı, hatta soru soran bir kadın gazeteciye -kendi zihniyetince-hakaret bile etti. [Sen kendi kızının öyle yaşamasını ister misin? dedi. Böyle diyerek genç kadını aşağıladığını zannetti.]
Helsinki'deki basın toplantısında ise kendisinin tasvip etmediği şekilde yaşamayı "gayri meşru" ilan etti, yani şahsını hukuk yerine koydu, "kanun benim" dercesine, anayasanın üstüne çıktı.

Ortaya bir de "öğrenci evleri" diye uyduruk bir terim çıktı.
Neymiş bir takım apartman dairelerinde öğrenciler kızlı-erkekli birlikte oturuyorlarmış ve oralarda "karışık şeyler" oluyormuş.
Burada açıkça kadın düşmanlığı yapılmaktadır. Tayyip Erdoğan hız öğrencilerin erkek öğrencilerle birlikte ev kiralamasına karşıdır. Muhafazakâr demokrat" dediği tipleme o kız öğrencileri aşağılamaktadır. Çünkü muhafazakâr kafa kadının bedeniyle çok ilgilidir. Kadının bedeninden asla elini çekmez. Zaman olur "kürtaj yasaklansın der, zaman olur "sezeryen doğum"u da yasaklamaya yeltenir. [Hatta bu yasakları getiremeyeceğini bile bile, yukarıda da söylediğimiz gibi, salt kendi muhafazakâr tabanının oturduğu tribüne seslenmek için öyle yapar.]

Toplumdaki erkekçi zihniyet o kadar baskındır ki, kendini çağdaş sanan ve Tayyip Erdoğan'ın o sözlerine sertçe karşı çıkan kimi siyasetçiler ve medyacılar bile büyük bir aymazlıkla onun yaptığını "ahlâk bekçisi" olmak, "ahlâk zabıtalığı" yapmak gibi tanımlamalarla niteliyorlar.

Ne söylediklerini asla düşünmüyorlar, bir kadının bedenine onlar da yasak koyuyorlar, onun bedenini dilediği gibi kullanmasını "ahlâk dışı" gördüklerinin ya farkında değiller veya kendileri de kadın cinselliğini "ahlâk"la ilgili sayıyorlar.

Tayyip Erdoğan'a "Ahlâk bekçisi" veya "ahlâk polisi" demek kadının iffetini koruyan, kadının ahlâksızlık yapmasına mâni olan kişi demektir. Namus kavramı erkekçi toplumlarda belden aşağıdadır. Erkeklerin değil, kadının namusunu belden aşağı görürler. Yalan söylemek, hile yapmak, süfli menfaatler peşinde koşmak namussuzluk sayılmaz, ama bir kadının kendi bedenine sahip çıkması namus meselesi olur.

Gericiliğin ve toplumun çoğunluğunun kadının evlilik dışı cinselliğini "ahlâksızlık" olarak tanımladığını biliyoruz. Ve ne yazık ki, erkek evli olmadığı bir kadınla yatarsa ahlâksız değildir, ama aynı davranış kadından gelirse o kadın "ahlâksız"dır, hatta "ororspu"dur. Birbiriyle evli olmayan bir erkek ile bir kadın arasındaki cinsel ilişkide toplum erkeği olsa olsa "çapkın, zampara" diye -bir anlamda takdir eder, kadın ise orospu veya hiç değilse "hafif meşrep" olur.

Kadının cinselliğine böyle bakan erkek zihniyeti sadece erkeğe özgü değildir, kadınların büyük çoğunluğu da erkek milletiyle aynı kanıdadır.

Tayyip Erdoğan "gerekirse yasal düzenlemeler" yapacağız diyor, valilere kız ve erkek öğrencilerin birlikte oturdukları evleri denetleme görevi verdiğini, böyle durumdakilerin ailelerine yetkililerin haber vermesini söylüyor, dahası da öyle yaşayanların bulunduğu apartman ya da mahalle sâkinlerinin onları Emniyete ihbar etmelerini istiyor. Yani o genç insanların karşısına, devleti çıkarmakla kalmıyor, komşularını da onlara karşı kışkırtıyor. Sözlerinde tabii ki üniversite öğrencilerine düşmanlık var. Gezi'den önce üniversitelerde sık sık karşılaştığı protestolar nedeniyle her istediği üniversiteye gidemez olmuştu. Gezi Direnişinden sonra düşmanlığı had safhaya çıktı, şimdi de üniversite öğrencilerine bel altından vuruyor. Bu tutumun siyaset dışında da boyutu var. En tepeye çıktığı halde üniversite mezunu olmamanın kompleksini taşıyor. Tıpkı İbrahim Tatlıses gibi, İmparator olmuş, ama 'Okusford'da okuyamamış.

Tayyip Erdoğan'ın söyledikleri insan haklarına aykırı. Bireyin hak ve özgürlüklerine karşı. Kişinin yaşamına kanunsuz ve haksız müdahale.

O insanlar yasaların suç saydığı bir fiili işlemiyorlarsa Başbakanın, valilerinin ve polislerinin hiçbir müdahale yetkisi yoktur.

Tayyip Erdoğan "aileler çocuklarını bize emanet ettiler" diyor. 18 yaşını doldurmuş bir insan ne sana, ne hükümetine, ne de polisine emanet edilmiştir. Reşit olan insan yasa önünde serbest bir bireydir, kendi sorumluluğuna sahip kişidir.

Çalışırken ondan vergi almasını biliyorsun, onun oy kullanmasına karşı çıkmıyorsun, hatta yatıp kalkıp "milli irade" diyorsun, ama işine geldiği takdirde "bize emanettirler" diyorsun? Sen kimsin? Parti başkanısın, hükümet başkanısın. O bireyin güllabici başı değilsin. Zira "Emanet almak" demek, o kişinin sorumluluğunu taşımak" demektir. Sana o yetkiyi kim verdi?

Çattığın öğrencilerin üzerinde zaten "mahalle baskısı" vardır: o apartmanda ve semtte yaşayanlar -semtine göre-o kadınlara olumsuz davranırlar, sen böyle konuşmakla o haksızlığı teşvik ve tahrik etmektesin.

Büyük kentlerin görece uygar kesimlerinde bu baskılar çok belirgin olmayabilir, ama Tayyip Erdoğan böyle konuşarak özellikle Anadolu'nun üniversite kentlerinde ezkaza öyle ev tutmuş öğrenciler varsa, onları korkutmaktadır.

Dahası da, başka kentlerde okuyan kızı olan aileleri kışkırtmaktadır.

Bütün bunları niçin yapmaktadır? Kendi saflarını pekiştirmek, ona oy vermeyen muhafazakâr ailelerin oylarını almak için yapmaktadır. Haziran 2015'te yapılacak olan Genel Seçimlere kadar buna benzer başka çıkışlar da yapacaktır. Kendi oy potansiyelini tavanına vardığının farkında olarak yeni oylar avlamak peşindedir. Saadet Partisi, BBP gibi partilerden alacağı ekstra % 1-1,5 oy bile onun için önemlidir, ama asıl gözünü diktiği oy deposu MHP'dir. Çünkü MHP seçmeni için de ahlâk belden aşağıdadır, kadının cinselliğine erkekçi (seksist) kalıplarda bakan, kızlı-erkekli apartman dairelerinde oturanlara Tayyip Erdoğan gibi kınayan zihniyettedirler.

Bizim işimiz Tayyip Erdoğan'ın oltasına takılmak ve "öğrenci evleri" dediği dairelerde yaşayan kadınları savunmak değil, onun oy emelini göstermektir. Daha da önemlisi, bu politikacının meşrebinin kadını aşağılamak olduğunu teşhir etmektir.

Kadının bedenine uzanmış her saldırının püskürtülmesi için uğraş vermektir. Bu vesileyle, Tayyip Erdoğan'a karşı çıkmak adına, yaptığını "ahlâk bekçiliği" diye tanımlayanları uyarıp, o sözü dillerinden ve zihinlerinden silmektir.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. 1 Kasım 2015 manzaraları...
    Rejimin 7 Haziran 2015 sonrasında başvurduğu seçimleri tekrarlamak icadı Türkiye’de riya, sahtekârlık, demagojiyle… ve kanla dolu tarihsel bir dönem oldu. Mesela Ahmet Davutoğlu’nun “Ankara’daki terör saldırısından sonra oylarımız yükselme trendine…
  2. Kanlı ortam kime yarıyor?..
    ''Tayyip Erdoğan rejiminin hesaplarını kolaylaştıran başlıca etmen KCK Yürütme Konseyinin şiddeti tekrar başlatması oldu.'' Saray 7 Haziran 2015’te yediği şamarın şokunu atlatacak manevralarla ilk günden beri arzuladığı yeniden seçime gidilmesini…
  3. Asıl suçlu canileri beslemiş, büyütmüş olanlardır!
    Son katliam, ihtirası uğruna her şeyi yapacak, her türlü melanete başvuracak tıynette olan politikacının ülkeyi hangi badirelere sürükleyebileceğinin, memleketi nasıl da kan gölüne çevirebileceğinin yadsınamaz bir kanıtını oluşturdu. 20 Temmuz…
  4. Savaş tamtamları da AKP’yi kurtarmaz!..
    Erdoğan, 2003’te ABD’nin peşinde Irak’a girme hazırlıkları yaparken de pervasızdı. Hatırlayınız: Irak sınırına katar katar asker taşınıyordu. CHP ile bir kısım AKP’linin Meclis’teki karşı oyları sayesinde savaş emelleri suya düştü.…
  5. Seçim 2015: Hiçbir seçim böyle kanlı olmamıştı...
    ASLA UNUTULMAYACAK BİR SEÇİM --Erken seçim, yeniden seçim vesaire konuşulurken üzerinde asıl durulacak nokta 7 Haziran 2015 öncesindeki kanlı tertipler olmalı. Zira seçim bitti diye, o kanlı olaylar bitmez. Seçimlerin üzerinden…
  6. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz'' deyişiyle ünlü, 1975-1977 döneminde bir çok siyasi cinayet ve katliamdan sorumlu faşist Milliyetçi Cephe hükümetlerinin başbakanı, 28 Şubat'ın cumhurbaşkanı Süleyman Demirel öldü.. Egemen basın ve…
  7. Oy gaspı ve namus...
    Oy gaspı ve namus...
    3 Haziran 2015
    HDP’nin barajı geçmesinin asıl önemi Tayyip Erdoğan’ın parlamento çoğunluğunu yitirme ya da zayıf bir çoğunluk elde etme olasılığıdır. Ancak o zaman işbaşındaki rejimi sona erdirme olanağı gözükecektir. AKP yöneticisi bakanlar…
  8. 12 Eylül 2010 Anayasasıyla kurulan Yargı düzeneği
    “Paraları sıfırladın mı noktasından savcıları sıfırlama noktasına geldiler” --Mevcut rejim Yargının altını üstüne getirdi, bütün kuralları ve kurumları eğdi, büktü, kendine benzetti. 12 Eylül 2010 Referandumunu yapmakla eline geçirdiği olanakları tepe…
  9. Soykırım zihniyeti 100 yıldır sürüyor
    Bütün o yüz yıl boyunca Türk milleti o kadar şartlandırıldı ki, herkes birbirini azdıra azdıra 1915 ve sonrası bir tabu haline geldi. İnanınız ki, inkâr bugün dünkünden çok daha şiddetli.…
  10. Bu kez de siyasi nitelikli hayvan katliamı...
    Siyasi iktidarın insan katliamıyla, ağaç katliamıyla kabarmış siyasi suçlar siciline şimdi aynı nitelikli hayvan katliamı da eklenmiştir. Belediye görevlilerinin sokaklarda tüfekle köpek öldürdüklerine, zavallı hayvanların çığlıklar içinde kendi etraflarında döne…
  11. Siyasi iktidarın çocuk katliamları...
    ''2011’de Roboski’de öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktur. Bu açıdan Roboski Katliamı, aynı zamanda bir çocuk katliamıdır. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında Cizre’de…
  12. Hırsızın hiç mi kabahati yok?
    İslam bu değildir, şudur, barış dinidir gibi laflar söylenmesi gereken, fakat herkesin kös dinlediği (nafile yere söylenen) sözlerdir. İnsan ister istemez “Hırsızın hiç mi kabahati yok?” diyesi geliyor. Çünkü daha…
  13. Papa Türkiye'de: Konuk, eski bir darbeci...
    Avrupa'dan tecrit olmuş Erdoğan bula bula sicilli bir darbeciyi buldu.. Bugün fakir-fukara babası geçinen yeni Papa kirli savaşın prototiplerindedir. İnsanlık suçuna ortak olmuştur, maiyetindeki din adamlarını işkencecilere teslim etmiştir. Türkiye’yi ziyaret…
  14. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    Kendisini devirmiş olan 12 Mart 1971 darbesinin Cuntasının emrindeki askeri mahkeme tarafından ölüm cezasına mahkûm edilmiş Deniz-Hüseyin–Yusuf’un cezaları Meclis’te oylanırken Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı ve Isparta Milletvekili olarak büyük…
  15. Rüşvete, yolsuzluğa takipsizlik..
    RÜŞVET ŞEREFSİZLİĞİ KİŞİNİN PEŞİNİ BIRAKMAZ --Erdoğan oğluna müteaddit defalar telefon ediyor ve evdeki paraları başka yerlere nakletmesini istiyor, buna rağmen oğlu evde hâlâ 30 milyon Avro’nun kaldığını söylüyordu. Tayyip Erdoğan’ın…
  16. Erdoğan rejiminin asıl hedefi IŞİD değil, Rojava’nın işgalidir...
    TAYYİP ERDOĞAN’IN MASKESİ DÜŞÜYOR --Anadilde kısaca Rojava olarak adlandırılan Batı Kürdistan’a Tayyip Erdoğan önderliğinde Türk militarizmi -Işid’le savaşmak görünümü altında—müdahale etme emelinde, hatta kararlığında. Bu niyete şimdiye dek sadece Kılıçdaroğlu…
  17. Işid şeriklerinin saltanat ve sadaret merasimi...
    Sultanı ayakta alkışlayanlar arasında HDP’lilerin de bulunması beni yaralamıştır. --Tayyip Erdoğan’la yamağı Ahmet Davutoğlu’nun besleyip büyüttüğü, kamyon kamyon silah taşıdığı, silah ve mühimmat araçları aranmasın diye Meclis’ten dokunulmazlık kanunu çıkardığı İslamcı katil güruhlarından…
  18. Erdoğan'ın 'taht'a çıkmasına yardım edenler
    Şayet seçim 2. tura kalacak olursa, oylama Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasında geçeceği için, ulusalcılar CHP seçmenini sandıktan uzak tutmaya, tatil beldelerinde bulunan potansiyel CHP seçmenlerinin oy kullanmak için…
  19. Tayyip Erdoğan’ın cülus töreni
    Daha seçilmeden seçilmiş gibi konuşacak. Başkanlık sistemine ilişkin hiçbir anayasal, yasal düzenleme yokken, sistem gelmiş gibi davranacak. Yani mevcut yasalar dışına çıkacağını, “icracı C. Başkanı” olacağını peşinen ilan edecek. Onu…
  20. Fıtratında aşağıya doğru sürüklenme de var!
    "KATİL SERIYE BAGLADI" --Okmeydan'ında iki kişinin daha öldürülmesini en veciz biçimde anlatan gazete başlığı Özgür Gündem'inkiydı. Gazete Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz'ın öldürülmeleri için "Katil seriye bağladı" diyordu. Özne üçüncü…
  21. HDP ve sınıf mücadelesi
    "Türk solundan bir şey çıkmaz" diye düşünenler, Gezi kalkışmasında şaşırıp kaldılar, ama ondan da hoşlanmadılar, zira Gezi'nin Tayyip Erdoğan'ı hedef almasından tedirgin oldular, olaylara "çözüm sürecini baltalamak için Kemalistlerin, Ergenekoncuların…
  22. Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeni'yiz
    19 Ocak, 13.30'da Taksim'den Agos'a --Hrant Dink'in öldürülmesinden bu yana yedi yıl geçti. Bu süre içinde suikastin iç yüzünün aydınlatılması, tetikçilere talimat verenlerin ortaya çıkartılması yolunda bir milim yol alınmadı.…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…