1 Kasım 2015 manzaraları...

Yalçın YUSUFOĞLU

5 Kasım 2015
1 Kasım 2015 manzaraları...

Rejimin 7 Haziran 2015 sonrasında başvurduğu seçimleri tekrarlamak icadı Türkiye’de riya, sahtekârlık, demagojiyle… ve kanla dolu tarihsel bir dönem oldu.

Mesela Ahmet Davutoğlu’nun “Ankara’daki terör saldırısından sonra oylarımız yükselme trendine girdi, 1-2 puan arttı” diyerek insanların öldürülmesiyle oy hesabı arasında bağlantı kurması mensubiyetinin tıynetini sergiledi, çünkü o katliamların sebebi hikmetini ifade etti.

Gerek usta Tayyip Erdoğan, gerek çırağı Davutoğlu “bu saldırı kokteyl bir saldırıdır” diyerek PKK, PYD, Daeş, Suriye Muhaberatı ve “Paralelciler” birlikte yaptılar diyerek Işid’in suçunu hafifletmeye, daha doğrusu faili belirsizleştirmeye yeltendiler. Çok geçmeden Savcılık “Ankara saldırısını Işid yaptı” demekle istemeyerek de olsa onları teyit değil, tekzip etti.

AKP’nin seçim kampanyasında söyleyecek lafı o denli kalmamıştı ki, C. Başkanı senelerdir tekrarladığı gibi konuştu, “duble yollar yaptık, IMF’e borcumuzu ödedik demekten başka laf bulamadı [ama 2002 sonunda 130 milyar dolar olan dış borcu, Eylül 2015 itibariyle 405 milyar dolara çıkardınız, bugün bu halk yılda 59 milyar dolar borç faizi ödüyor.]

3. havalimanı ve 3. köprü için peylediğiniz şirketlere yabancı şirketler borç vermediler, yerli özel bankalar da vermediler, Ziraat, Vakıfbank ve Halkbank adlı kamu bankaları toplam 4,5 milyar dolarlık krediyi çok düşük faizlerle ve devlet garantisiyle vermeyi kararlaştırdılar. Böylece “halkın anasını belleyecek olan” iş adamı bu sayede muradına nail olacak ve belleyecek...

Başbakan “ne olursunuz 1 Kasım’da beni Kılıçdaroğlu’yla Bahçeli’ye mecbur etmeyin” diye oy avcılığında merhale kat etti. istedi.

Daha da ilginci, bir başka konuşmasında çöpçatanlığa soyundu, televizyonlardaki evlenme programlarından aldığı ilhamla gençlere “anneniz size eş bulamıyorsa, bize gelin, biz sizi evlendiririz” diye saadet ve mürüvvet sözü verdi.

TEHDİT

13 senedir iktidarda değillermiş gibi, bir muhalefet partisi edasıyla vaatler savurdu. Kısacası 1 Kasım ortamında AKP topluma söyleyecek hiçbir lafı kalmadığını ortaya koydu.

Pardon özür dilerim, söyleyecek lafı vardı: Kendilerine tek başına iktidar verilmezse “Beyaz Toroslar gelir” diyerek Kürt seçmenleri faili meçhul cinayetlerle korkutmayı denedi.

O tehdidi seçim malzemesi sayar da, arkadaşları durur mu? TBMM’nin AKP’li Meclis Başkanı “ülkeyi koalisyonlara muhtaç ederseniz, evlatlarınıza iş bulmak zor olur, yoksula kömür dağıtmak, yeşil kartınıza olan ilacınızı vermek zor olur” diye buyurdu.

Politikacı esnafı seçimlerde genellikle bol keseden vaat sarfeder, bugüne değin seçmene tehdit savuranını görmemiştik, ama büyük reis başta olmak üzere AKP mâkulesinin tehdide başvurması ne kadar telaşlandıklarını ve yeniden seçimin sebebi olan asgari 276’yı yakalayacaklarından emin olmadıklarını gösteriyor.

Nitekim Numan Kurtulmuş ve benzerleri tek başın iktidar için “bıçak sırtındayız” diyorlar.

276 İSKEMLE İÇİN BİMBİR TAKLA

276’yı bulmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar: Tayyip Erdoğan her gün vesile yaratıp günde iki kez, üç kez nutuk irat ediyor

Hiç bahane bulamayınca gün aşırı muhtarlar topluyor, ekranlarda konuşuyor da konuşuyor ya da bir AKP’li gençlik kongresi ayarlıyor, “Güneydoğulu kanaat önderleri” diye tanımladığı korucu aşiret reislerini ve şıhları sarayına getiriyor, bir gün yeterli olduğu halde, misafirlerini ikiye bölüp gösterisini iki güne yayıyor.... [Oysa boşuna gayret ediyor, zira çağırdığı adamlar ister korucu başı ağa olsunlar, ister şıh, hacı hoca takımı, seçmenleri zaten bellidir ve AKP’lidir, onları toplasanız da, toplamasınız da size oy vereceklerdir, yani onlarla Kürtlerden ek oy alamazsınız.]

29 Ekim resepsiyonunda nutuk atıp siyaset yapıyor, tek başına iktidar isterken bu arada bir alay gülünçlükler de oluyor: Mesela “artık Cumhuriyet Bayramları cumhurla başkanının kucaklaştığı bayramlar olacak, her ilden vatandaşlar Külliye’ye gelecek” diyor. Nasıl mı? 81 ilden saptanmış 10’ar kişi saray geliyor. AKP teşkilatlarının tavsiyesiyle mülki amirlerin belirlediği 810 kişi 78 milyonluk ülkede cumhur oluyor.

CUMHUR NEREDE, BAŞKAN NEREDE?

Daha da ilginci, resepsiyon sırasında sarayın dışına gelen kitleye 300 metre uzaktan, balkondan nutuk atıyor, fotoğraflara bakmışsınızdır, cumhur kendi reisini uzaktaki balkondan küçücük görüyor. “Cumhurla reisinin buluşması” demek böyle oluyormuş, 200 korumayla halkın arasına giren bir reis başka nasıl yapabilirdi ki? Üstelik aray kapılarına dayananlar onun cumhuru olmayıp, protesto için gelen gençlerdi, hem de dindar ve kindar olmaya da hiç niyetleri yoktu.

Saray dedim de aklıma geldi. Onun sarayına tepki duyan sadece muhalifler değildi, Angela Merkel de bir günlük Türkiye ziyareti için geldiğinde kaçak saraya gitmemek için Ankara’ya değil, İstanbul’a geldi ve her ikisini de ayağına getirdi.

Bu aykırılığa niçin katlanıldı? Seçim arifesinde “bana ve partime yarar” diye düşünüldü, Merkel ise mülteciler kriziyle başı dertte olduğu için seçim öncesi randevuyu kabul etti, oysa uygar devletlerin birinci yöneticileri yakında genel seçimleri olan bir ülkeye gitmezler, seçimlerin geçmesini beklerler.

Seçim gününü 5.5 günlük bir tatile rastlatmak da bir aklı evvel kurnazlığıydı, muhalif olanlar dayanamazlar, tatile giderler, oy kullanmaktan imtina ederler sanıldı. Metropol kentlerin otobüs terminallerinde yoğunluk vardı, ama seçmen kütüğü başka şehir ya da kasabalarda olanların oy kullanmak için memleketlerine gittikleri saptandı.

GAZETE VE GAZETECİLERE SALDIRI

Seçim ortamında başka şeyler de oldu: Bir AKP milletvekilinin başını çektiği AK gençliğe ve Osmanlı Ocakları'na mensup güruh Hürriyet Gazetesine saldırdı, iki gün sonra saldırı tekrarlandı, drken gazeteci Ahmet Hakan dört AKP’li zorba tarafından gazeteden evine kadar takip edildi ve dövüldü.

Paralelci denilen 7 TV kanalı devletin emrindeki Dijitürk’ten ve Türksat’tan çıkarıldı.

Koza Holding’in 23 şirketine 26 kayyum atandı, holdinge bağlı Bugün televizyonuna ve Bugün ile Millet gazetelerine el konuldu, gazetecilerin iş akitler kuralsız biçimde feshedildi, o gazeteler ertesi gün yalaka basına paralel ön sayfalarla çıkmaya başladılar. Üstelik o dört kişi resmen AKP üyesiydiler ve meslekleri medya değildi, bazı haber kaynakları her kayyumun 30 ila 40 bin lira maaş alacaklarını iddia ettiler (ilkeli haber.com, www.yeniyon.tv).

Trabzonspor’un Avni Aker’de Gaziantep ile oynadığı maçın son anlarında izleyicilerin penaltı beklediği bir pozisyonda penaltı vermeyen hakem ve yardımcıları kulüp başkanının telefon emriyle dört saat hakem odasında mahsur ve mahpus tutuldular.

Başkan ertesi gün TV kameralarının karşısına geçip, “emri ben verdim, “İstanbul’dayım, gelene kadar salıvermeyin” dedim, ama çok saygı duyduğum ve dünya lideri olan birisi teflon edip “dünyaya rezil oluruz, hakemleri bırakın gitsinler, hataların hesabı sorulacaktır” deyince dediğini yaptım” diye demeç verdi. Bundan sonra Trabzon’a gelecek hakemlere tehditler savurdu. Artık hiçbir Trabzon’da maç yönetecek hakemlerin Traabzon aleyhine nasıl düdük çalacakları belli değil...

Türkiye’nin haline bakınız, adam kanunsuzluk yapıyor, ancak Cumhurbaşkanın sözüyle zorbalığından vazgeçiyor, o Cumhurbaşkanı da hakemleri kastederek “hataların hesabı sorulacak” diyor.

Trabzonspor Bşk. 2013 yılında başkan seçilene kadar MHP’li olarak bilinirdi, başkan olunca Tayyip Erdoğan’a yanaştı. 15 kişilik yönetim kurulunda 8 yönetici istifa ettiği halde hâlâ genel kurula gidilmiş değil.

Bu başkan aynı konuşmasında “100 sene bir kadın gibi yaşamaktansa, 1 sene erkek gibi yaşarım” diyerek erkek oğlu erkek ve de Türkoğlu Türk olduğunu ispat etti. Tam AKP’ye yakışan bir başkan yani.

İYİMSERLİĞİN FAZLASI TEMENNİDİR

Muhalif medyada gün geçtikçe iyimserliğin arttığı gözleniyor. Oysa iyimserlik rejime muhalifi seçmende seçim sormasında bir düş kırıklığına yola açacak raddede olmamalı, temenni tahminin yerin almamalı.

Mesela AKP oylarını yüzde 40’ın altına düşeceğini savlayan anket yok gibi. CHP’deki artış ise yüzde birkaç puan, HDP oylarında artış yok.

1 Kasım’a fazla umut bağlamak için seçim sisteminin her türlü hile-hurdaya açık olduğuna aldırmamak, hele hele AKP’ye her şeye rağmen namus atfetmek olur.

Bir kez daha devlet var gücüyle AKP’ye çalıştı. Örneğin son 25 gün içinde TRT’de Tayyip Erdoğan’a 29 saat, Davutoğlu’na 30 saat, CHP’ye 5 saat, MHP’ye 70 dakika, HDP’ye 18 dakika yer verilmiş. AKP’ye verilen sürenin ancak onda biri ona karşı olan partilere verilmiş.

Fakat şurası muhakkak ki, ne olursa olsun AKP yönetemez duruma gelmiştir. Çünkü yönetmek sadece Meclis’teki kelle sayısıyla olmaz, yargı erkini ele geçirmek de yetmez.

Halkın beli bükülmüştür. Gençlerin dörtte biri işsizdir, kriminalite denilen suç oranları yükselmiştir, kaç milyon kişiye sosyal yardım verilirse verilsin uzun olamayan bir erimde o yardımlar da çöküntüyü önleyemeyecektir.

Bu durumda rejimin yapacağı tek şey vardır: Baskıyı ve zorbalığı arttırmak. Olacak olan da budur.

Yani 1 Kasım'da sandığa gitmek ve gitmeyecekleri götürmek için elbette azami çaba sarfedilmiştir, buna rağmen önümüzde kara ve karanlık günlerin bizleri beklediği kehanet değildir.

Zorlu bir mücadeleden başka çıkış yolu yoktur. Fazla iyimserliğin düş kırıklığı getireceğini, onu da umutsuzluk ortamının izleyeceğini bilerek buna izin vermemek gerekir...

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Kanlı ortam kime yarıyor?..
    ''Tayyip Erdoğan rejiminin hesaplarını kolaylaştıran başlıca etmen KCK Yürütme Konseyinin şiddeti tekrar başlatması oldu.'' Saray 7 Haziran 2015’te yediği şamarın şokunu atlatacak manevralarla ilk günden beri arzuladığı yeniden seçime gidilmesini…
  2. Asıl suçlu canileri beslemiş, büyütmüş olanlardır!
    Son katliam, ihtirası uğruna her şeyi yapacak, her türlü melanete başvuracak tıynette olan politikacının ülkeyi hangi badirelere sürükleyebileceğinin, memleketi nasıl da kan gölüne çevirebileceğinin yadsınamaz bir kanıtını oluşturdu. 20 Temmuz…
  3. Savaş tamtamları da AKP’yi kurtarmaz!..
    Erdoğan, 2003’te ABD’nin peşinde Irak’a girme hazırlıkları yaparken de pervasızdı. Hatırlayınız: Irak sınırına katar katar asker taşınıyordu. CHP ile bir kısım AKP’linin Meclis’teki karşı oyları sayesinde savaş emelleri suya düştü.…
  4. Seçim 2015: Hiçbir seçim böyle kanlı olmamıştı...
    ASLA UNUTULMAYACAK BİR SEÇİM --Erken seçim, yeniden seçim vesaire konuşulurken üzerinde asıl durulacak nokta 7 Haziran 2015 öncesindeki kanlı tertipler olmalı. Zira seçim bitti diye, o kanlı olaylar bitmez. Seçimlerin üzerinden…
  5. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz'' deyişiyle ünlü, 1975-1977 döneminde bir çok siyasi cinayet ve katliamdan sorumlu faşist Milliyetçi Cephe hükümetlerinin başbakanı, 28 Şubat'ın cumhurbaşkanı Süleyman Demirel öldü.. Egemen basın ve…
  6. Oy gaspı ve namus...
    Oy gaspı ve namus...
    3 Haziran 2015
    HDP’nin barajı geçmesinin asıl önemi Tayyip Erdoğan’ın parlamento çoğunluğunu yitirme ya da zayıf bir çoğunluk elde etme olasılığıdır. Ancak o zaman işbaşındaki rejimi sona erdirme olanağı gözükecektir. AKP yöneticisi bakanlar…
  7. 12 Eylül 2010 Anayasasıyla kurulan Yargı düzeneği
    “Paraları sıfırladın mı noktasından savcıları sıfırlama noktasına geldiler” --Mevcut rejim Yargının altını üstüne getirdi, bütün kuralları ve kurumları eğdi, büktü, kendine benzetti. 12 Eylül 2010 Referandumunu yapmakla eline geçirdiği olanakları tepe…
  8. Soykırım zihniyeti 100 yıldır sürüyor
    Bütün o yüz yıl boyunca Türk milleti o kadar şartlandırıldı ki, herkes birbirini azdıra azdıra 1915 ve sonrası bir tabu haline geldi. İnanınız ki, inkâr bugün dünkünden çok daha şiddetli.…
  9. Bu kez de siyasi nitelikli hayvan katliamı...
    Siyasi iktidarın insan katliamıyla, ağaç katliamıyla kabarmış siyasi suçlar siciline şimdi aynı nitelikli hayvan katliamı da eklenmiştir. Belediye görevlilerinin sokaklarda tüfekle köpek öldürdüklerine, zavallı hayvanların çığlıklar içinde kendi etraflarında döne…
  10. Siyasi iktidarın çocuk katliamları...
    ''2011’de Roboski’de öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktur. Bu açıdan Roboski Katliamı, aynı zamanda bir çocuk katliamıdır. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında Cizre’de…
  11. Hırsızın hiç mi kabahati yok?
    İslam bu değildir, şudur, barış dinidir gibi laflar söylenmesi gereken, fakat herkesin kös dinlediği (nafile yere söylenen) sözlerdir. İnsan ister istemez “Hırsızın hiç mi kabahati yok?” diyesi geliyor. Çünkü daha…
  12. Papa Türkiye'de: Konuk, eski bir darbeci...
    Avrupa'dan tecrit olmuş Erdoğan bula bula sicilli bir darbeciyi buldu.. Bugün fakir-fukara babası geçinen yeni Papa kirli savaşın prototiplerindedir. İnsanlık suçuna ortak olmuştur, maiyetindeki din adamlarını işkencecilere teslim etmiştir. Türkiye’yi ziyaret…
  13. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    Kendisini devirmiş olan 12 Mart 1971 darbesinin Cuntasının emrindeki askeri mahkeme tarafından ölüm cezasına mahkûm edilmiş Deniz-Hüseyin–Yusuf’un cezaları Meclis’te oylanırken Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı ve Isparta Milletvekili olarak büyük…
  14. Rüşvete, yolsuzluğa takipsizlik..
    RÜŞVET ŞEREFSİZLİĞİ KİŞİNİN PEŞİNİ BIRAKMAZ --Erdoğan oğluna müteaddit defalar telefon ediyor ve evdeki paraları başka yerlere nakletmesini istiyor, buna rağmen oğlu evde hâlâ 30 milyon Avro’nun kaldığını söylüyordu. Tayyip Erdoğan’ın…
  15. Erdoğan rejiminin asıl hedefi IŞİD değil, Rojava’nın işgalidir...
    TAYYİP ERDOĞAN’IN MASKESİ DÜŞÜYOR --Anadilde kısaca Rojava olarak adlandırılan Batı Kürdistan’a Tayyip Erdoğan önderliğinde Türk militarizmi -Işid’le savaşmak görünümü altında—müdahale etme emelinde, hatta kararlığında. Bu niyete şimdiye dek sadece Kılıçdaroğlu…
  16. Işid şeriklerinin saltanat ve sadaret merasimi...
    Sultanı ayakta alkışlayanlar arasında HDP’lilerin de bulunması beni yaralamıştır. --Tayyip Erdoğan’la yamağı Ahmet Davutoğlu’nun besleyip büyüttüğü, kamyon kamyon silah taşıdığı, silah ve mühimmat araçları aranmasın diye Meclis’ten dokunulmazlık kanunu çıkardığı İslamcı katil güruhlarından…
  17. Erdoğan'ın 'taht'a çıkmasına yardım edenler
    Şayet seçim 2. tura kalacak olursa, oylama Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasında geçeceği için, ulusalcılar CHP seçmenini sandıktan uzak tutmaya, tatil beldelerinde bulunan potansiyel CHP seçmenlerinin oy kullanmak için…
  18. Tayyip Erdoğan’ın cülus töreni
    Daha seçilmeden seçilmiş gibi konuşacak. Başkanlık sistemine ilişkin hiçbir anayasal, yasal düzenleme yokken, sistem gelmiş gibi davranacak. Yani mevcut yasalar dışına çıkacağını, “icracı C. Başkanı” olacağını peşinen ilan edecek. Onu…
  19. Fıtratında aşağıya doğru sürüklenme de var!
    "KATİL SERIYE BAGLADI" --Okmeydan'ında iki kişinin daha öldürülmesini en veciz biçimde anlatan gazete başlığı Özgür Gündem'inkiydı. Gazete Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz'ın öldürülmeleri için "Katil seriye bağladı" diyordu. Özne üçüncü…
  20. HDP ve sınıf mücadelesi
    "Türk solundan bir şey çıkmaz" diye düşünenler, Gezi kalkışmasında şaşırıp kaldılar, ama ondan da hoşlanmadılar, zira Gezi'nin Tayyip Erdoğan'ı hedef almasından tedirgin oldular, olaylara "çözüm sürecini baltalamak için Kemalistlerin, Ergenekoncuların…
  21. Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeni'yiz
    19 Ocak, 13.30'da Taksim'den Agos'a --Hrant Dink'in öldürülmesinden bu yana yedi yıl geçti. Bu süre içinde suikastin iç yüzünün aydınlatılması, tetikçilere talimat verenlerin ortaya çıkartılması yolunda bir milim yol alınmadı.…
  22. Harem Ağası..
    Harem Ağası..
    7 Kasım 2013
    Tayyip Erdoğan "aileler çocuklarını bize emanet ettiler" diyor. 18 yaşını doldurmuş bir insan ne sana, ne hükümetine, ne de polisine emanet edilmiştir. Reşit olan insan yasa önünde serbest bir bireydir,…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…