Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel

Yalçın YUSUFOĞLU

3 Kasım 2014
Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel

Kendisini devirmiş olan 12 Mart 1971 darbesinin Cuntasının emrindeki askeri mahkeme tarafından ölüm cezasına mahkûm edilmiş Deniz-Hüseyin–Yusuf’un cezaları Meclis’te oylanırken Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı ve Isparta Milletvekili olarak büyük bir şehvet ve nefretle iki kolunu birden havaya kaldırmış olması hiç unutulmayacaktır.

Önceki gün, Süleyman Demirel’in adına (doğum yeri Isparta İslamköy’de kurulan) “Demokrasi ve Kalkınma Müzesi” açıldı.

Açılışa pek çok medya mensubu koşa koşa gittiler, tarih öncesinde onun muhalifi olan Aydınlık gazetesi, CHP’li bir milletvekilinin sahipliğinde çıkan Yurt Gazetesi müzenin açılışını selamladılar. Bu vesileyle Süleyman Demirel bol bol methiye aldı. [Kendisine muhalif Demirel’i sevmeyen R. Tayyip Erdoğan kızar diye törene gitmeyen havuz başının baş dikeni Mehmet Barlas yaz saatinden kış saatine geçiş nedeniyle uçağı kaçırdığını yazdı. Oysa saatler ileri değil, geri alınmıştı. Yani saat değişikliği Barlas’a uçağa yetişmesi için 1 saat kazandırmıştı; hazret saat değişikliğinden ötürü uçağı kaçırdığını söylemekle gerçek dışı bir mazeretle gülünç duruma düşüyordu.]

Demirel’in siyaset sahnesinde silinmesinden bu yana 14,5 yıl geçti. Yeni kuşaklar bugün 90 yaşında olan eski Başbakanlardan ve C. Başkanlarından bu politikacının karakterine ve siyasi kişiliğine tanık olmamışlardır. Oysa 1965 / 2000 yılları arasında (hacıyatmaz gibi, düşmüş-kalkmış, düşmüş-kalkmış ama...) dinmez bir ihtirasla başımızda tam 35 yıl boza pişirmiş bir çakma demokrasi havarisinin sahteliğine ve sahteciliğine dair bazı hatırlatmaları -onu bugün övenlerin- yüzlerine çarpmak istiyorum.

DENİZ’LERİN CELLATLARINDAN

Çoğumuz için en önemli olan suçundan başlayayım: Kendisini devirmiş olan 12 Mart 1971 darbesinin Cuntasının emrindeki askeri mahkeme tarafından ölüm cezasına mahkûm edilmiş Deniz-Hüseyin–Yusuf’un cezaları Meclis’te oylanırken Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı ve Isparta Milletvekili olarak büyük bir şehvet ve nefretle iki kolunu birden havaya kaldırmış olması hiç unutulmayacaktır.

Terk-i dünya ettikten sonra bile o suç peşini bırakmayacaktır. [Müslümanlar çok günahkâr birisinin ardından “azâbı şedit ola” diyerek inanışın “kabir azâbı” dediği azabın şiddetli olmasını dilerler. Kabir azabına inanmayanlar olarak bizler Demirel’in suçunun onu tarihte arkasından kovalayacağını söylemekle yetiniyoruz.]

Süleyman Demirel, AP Genel İdare Kurulu üyesiyken 1963 Nisan’ında Ankara ve İstanbul’da büyük öğrenci gösterileri yapıldığında Kızılay’daki Ulus Sinemasının yanında bulunan AP Genel Merkezinden –panikleyip şapkasını portmantoda bırakarak— sıvışan Genel İdare Kurulu üyesidir. [Onun şapkasını meşhur eden hakkındaki istihza bu olaydan gelir.]

Fakat ertesi yıl Genel Başkan Em. Org. Ragıp Gümüşpala ölünce, 1964 Kasım’ındaki Kongrede Genel Başkan de seçilen de odur.

ABD MUHİPLİĞİ

İki yıl önce ABD Başkan Yrd. Johnson’la çekilmiş fotoğrafını da kongrede bol bol kullandığını da hatırlatmalıyız. (Aynı ayın başında yapılmış seçimlerde Johnson ABD Başkanı seçilmiş, Demirel’in ikbali daha da açılmıştı.)

ABD muhipliği sadece “ben Johnson’un dostuyum” propagandasından ibaret değildi. Mesleği inşaat mühendisliği olan Demirel (Ereğli Demir-Çelik Fabrikası ile ODTÜ’nün çeşitli bölümlerinin müteahhidi) ABD’li Morrison Knudsen İnşaat Firmasının Türkiye temsilciliğini yapmıştı.[Bu nedenle gençlik tarafından uzun yıllar Morrison Süleyman diye anılacaktı.]

Kendisi 1965 Ocak ayında düşen İsmet İnönü hükümetinin yerine kurulan AP-YTP-CKMP-MP hükümetinin fiili başbakanı oldu. Milletvekili olmadığı için biçimsel başbakanlık Suat Hayri Ürgüplü’ye verilmişti. Aynı yıl yapılan Ekim seçimlerini AP kazanınca, Demirel Başbakanlığa geldi.

Başbakan olduğu o dönem Sol’un yükseldiği, Türkiye İşçi Parti (TİP)’nin parlamentoya girdiği, o zamana kadar tabu tutulmuş sosyalizmin meşruiyet kazandığı ve en önemlisi işçi hareketinin büyük boyutlara ulaştığı yıllardır. Demirel’in en belirgin özelliği ise 'anti-komünizm' ve onun ikizi 'demokrasi düşmanlığı'dır.

İlk başbakanlığından başlayarak “Bu anayasayla memleket idare edilemez” diye tutturmuş, sonuçta 12 Mart 1971 darbesiyle emeline nail olmuştur. Süleyman Demirel’i deviren darbecilerin başı Gen. Kur. Bşk Memduh Tağmaç “sosyal gelişme ekonomik gelişmenin önüne geçti” diyerek askeri müdahaleyi toplumsal uyanışı önlemek için yaptıklarını açık açık söylemiş, 1961 Anayasasını “lüks” ilan etmiş, onun Başbakanı Nihat Erim ise; aynı anayasa için “bu elbise bize bol geliyor” demiştir.

Neticede o anayasanın 60 kadar iyi-kötü demokratik maddesi Meclis çoğunluğuyla geriye doğru değiştirilmiş ve Demirel’i devirenler onun isteğini yerine getirmişlerdir. Buna rağmen Demirel doymamış ve “bu anayasayla memleket idare edilemez” demeye devam etmiştir.

Aynı askeri rejim döneminde Demirel C. Başkanı (ve 1960 darbesinin Genel Kurmay Başkanı) Cevdet Sunay ve Kara Kuvvetleri Komutanlığına gelen Semih Sancar vasıtasıyla rejim üzerinde etki kurmuştur. Fakat bütün entrikaları işe yaramamış 1973 Ekim seçimlerini kaybetmiştir.

Onun Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil; 1973 senesinin Nisan’ında Hürriyet’e verdiği mülakatta “12 Mart müdahalesi CIA tarafından yapıldı” demişti. Yani ABD ve CİA Demirel/Çağlayangil gibileri işbaşına getirdiği gibi devirmektedir de..

Nitekim Demirel bu gerçeği 12 Eylül 1980 darbesinde bir kez daha görecek, Hava Kuv. Komutanı Tahsin Şahinkaya darbeden 48 saat önce Washington’a gidip dönecek, onlarla darbe planlarının konuşacaktı.

Sadece Demirel mi? ABD’nin bölgedeki gözdelerinden Adnan Menderes’i de deviren darbenin arkasında gene Washington vardır...

ABD ile SSCB arasında yumuşama politikasının henüz başlamadığı bir dönemde Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler kurma niyeti Menderes’i götüren nedenlerin başında gelir. Adnan Menderes 5 Temmuz 1960’da Moskova’ya gidecekti. O sırada bir NATO üyesi için bu düzeyde bir ziyaret bir ilk olacaktı. Zira o ülkeyi ziyaret eden Batılı sadece ABD Başkan Yrd. Richard Nixon olmuştu.

MİLLİYETÇİ CEPHE

1977 Haziran’ında kendi başbakanlığında kurduğu Milliyetçi Cephe adlı gerici-faşist kırması AP-MSP-MHP-CGP hükümeti ülkeyi kana bulamıştır.

Faşist komandoların sokak hareketlerini ve cinayetlerini “bana milliyetçiler adam öldürüyor dedirtemezsiniz“ diye kabul etmemiştir. Oysa kendisi de biliyordu ki, Malatya, Kahraman Maraş, Sivas ve Çorum’da Alevilere ve Sola karşı pogromları milliyetçiler yapmıştı. Demirel ise basının “sağ-sol çatışması” diye adlandırdığı faşist saldırılar için “iti ite kırdırtmak” diyordu.

MC hükümetleri yakın tarihimizin en karanlık, en kirli günlerindendir. Sonuçta kendisinin de önemli ölçüde pay sahibi olduğu bütün o olaylar sonucunda 12 Eylül Generalleri emellerine ulaşınca, Süleyman Demirel de çöken binanın altında kalmıştır.

Kısacası, bugün kimilerinin göklere çıkardığı Süleyman Demirel’in ellerinde sayısız gencin, Alevi’nin, sanatçının, öğretim üyesinin kanı vardır.

Şimdiki halefi R. Tayyip Erdoğan’ın diktatörlük girişimlerine ve Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya’nın yolsuzluklarının Bilal oğlanınki yanında çok hafif kalmasına bakıp adı geçen eski başbakanı ve C. Başkanını şimdikinin yanında sütten çıkmış ak kaşık görmek toplumsal hafıza kaybıdır, bir total amnezi vakasıdır.

Yok, o laik geçinenler “Demirel laikti, Tayyip Erdoğan ise dinci” diyorlarsa, bu da bir yakıştırmadır. Zira politikacı Süleyman Demirel 1950-1960 döneminde Adnan Menderes’in açtığı toplumu dincileştirme yolunda azimle yürümüş ve bugünkü Tayyip Erdoğan’ın önceli olmuştur.

Demirel ABD’nin “Yeşil Kuşak” adını verdiği “ılımlı İslam” politikasının baş aktörü ve ABD’nin bölgedeki koçbaşı olan Menderes’in devamıdır. Tayyip Erdoğan ise o politikanın “eş başkanı” olmakla övünmüş politikacısıdır. Diğer eş başkanlar ise ABD ve İsrail'di.

Bugün çok kızdığınız Tayyip Erdoğan gökten zembille inmemiştir. 1950’lerde girilmiş Amerikancı Müslüman Türkiye yolunun ürünüdür, Menderes-Demirel-Özal tespihinin şimdiki tanesidir.

Tespihin imamesi ise ABD’dir.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. 1 Kasım 2015 manzaraları...
    Rejimin 7 Haziran 2015 sonrasında başvurduğu seçimleri tekrarlamak icadı Türkiye’de riya, sahtekârlık, demagojiyle… ve kanla dolu tarihsel bir dönem oldu. Mesela Ahmet Davutoğlu’nun “Ankara’daki terör saldırısından sonra oylarımız yükselme trendine…
  2. Kanlı ortam kime yarıyor?..
    ''Tayyip Erdoğan rejiminin hesaplarını kolaylaştıran başlıca etmen KCK Yürütme Konseyinin şiddeti tekrar başlatması oldu.'' Saray 7 Haziran 2015’te yediği şamarın şokunu atlatacak manevralarla ilk günden beri arzuladığı yeniden seçime gidilmesini…
  3. Asıl suçlu canileri beslemiş, büyütmüş olanlardır!
    Son katliam, ihtirası uğruna her şeyi yapacak, her türlü melanete başvuracak tıynette olan politikacının ülkeyi hangi badirelere sürükleyebileceğinin, memleketi nasıl da kan gölüne çevirebileceğinin yadsınamaz bir kanıtını oluşturdu. 20 Temmuz…
  4. Savaş tamtamları da AKP’yi kurtarmaz!..
    Erdoğan, 2003’te ABD’nin peşinde Irak’a girme hazırlıkları yaparken de pervasızdı. Hatırlayınız: Irak sınırına katar katar asker taşınıyordu. CHP ile bir kısım AKP’linin Meclis’teki karşı oyları sayesinde savaş emelleri suya düştü.…
  5. Seçim 2015: Hiçbir seçim böyle kanlı olmamıştı...
    ASLA UNUTULMAYACAK BİR SEÇİM --Erken seçim, yeniden seçim vesaire konuşulurken üzerinde asıl durulacak nokta 7 Haziran 2015 öncesindeki kanlı tertipler olmalı. Zira seçim bitti diye, o kanlı olaylar bitmez. Seçimlerin üzerinden…
  6. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz'' deyişiyle ünlü, 1975-1977 döneminde bir çok siyasi cinayet ve katliamdan sorumlu faşist Milliyetçi Cephe hükümetlerinin başbakanı, 28 Şubat'ın cumhurbaşkanı Süleyman Demirel öldü.. Egemen basın ve…
  7. Oy gaspı ve namus...
    Oy gaspı ve namus...
    3 Haziran 2015
    HDP’nin barajı geçmesinin asıl önemi Tayyip Erdoğan’ın parlamento çoğunluğunu yitirme ya da zayıf bir çoğunluk elde etme olasılığıdır. Ancak o zaman işbaşındaki rejimi sona erdirme olanağı gözükecektir. AKP yöneticisi bakanlar…
  8. 12 Eylül 2010 Anayasasıyla kurulan Yargı düzeneği
    “Paraları sıfırladın mı noktasından savcıları sıfırlama noktasına geldiler” --Mevcut rejim Yargının altını üstüne getirdi, bütün kuralları ve kurumları eğdi, büktü, kendine benzetti. 12 Eylül 2010 Referandumunu yapmakla eline geçirdiği olanakları tepe…
  9. Soykırım zihniyeti 100 yıldır sürüyor
    Bütün o yüz yıl boyunca Türk milleti o kadar şartlandırıldı ki, herkes birbirini azdıra azdıra 1915 ve sonrası bir tabu haline geldi. İnanınız ki, inkâr bugün dünkünden çok daha şiddetli.…
  10. Bu kez de siyasi nitelikli hayvan katliamı...
    Siyasi iktidarın insan katliamıyla, ağaç katliamıyla kabarmış siyasi suçlar siciline şimdi aynı nitelikli hayvan katliamı da eklenmiştir. Belediye görevlilerinin sokaklarda tüfekle köpek öldürdüklerine, zavallı hayvanların çığlıklar içinde kendi etraflarında döne…
  11. Siyasi iktidarın çocuk katliamları...
    ''2011’de Roboski’de öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktur. Bu açıdan Roboski Katliamı, aynı zamanda bir çocuk katliamıdır. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında Cizre’de…
  12. Hırsızın hiç mi kabahati yok?
    İslam bu değildir, şudur, barış dinidir gibi laflar söylenmesi gereken, fakat herkesin kös dinlediği (nafile yere söylenen) sözlerdir. İnsan ister istemez “Hırsızın hiç mi kabahati yok?” diyesi geliyor. Çünkü daha…
  13. Papa Türkiye'de: Konuk, eski bir darbeci...
    Avrupa'dan tecrit olmuş Erdoğan bula bula sicilli bir darbeciyi buldu.. Bugün fakir-fukara babası geçinen yeni Papa kirli savaşın prototiplerindedir. İnsanlık suçuna ortak olmuştur, maiyetindeki din adamlarını işkencecilere teslim etmiştir. Türkiye’yi ziyaret…
  14. Rüşvete, yolsuzluğa takipsizlik..
    RÜŞVET ŞEREFSİZLİĞİ KİŞİNİN PEŞİNİ BIRAKMAZ --Erdoğan oğluna müteaddit defalar telefon ediyor ve evdeki paraları başka yerlere nakletmesini istiyor, buna rağmen oğlu evde hâlâ 30 milyon Avro’nun kaldığını söylüyordu. Tayyip Erdoğan’ın…
  15. Erdoğan rejiminin asıl hedefi IŞİD değil, Rojava’nın işgalidir...
    TAYYİP ERDOĞAN’IN MASKESİ DÜŞÜYOR --Anadilde kısaca Rojava olarak adlandırılan Batı Kürdistan’a Tayyip Erdoğan önderliğinde Türk militarizmi -Işid’le savaşmak görünümü altında—müdahale etme emelinde, hatta kararlığında. Bu niyete şimdiye dek sadece Kılıçdaroğlu…
  16. Işid şeriklerinin saltanat ve sadaret merasimi...
    Sultanı ayakta alkışlayanlar arasında HDP’lilerin de bulunması beni yaralamıştır. --Tayyip Erdoğan’la yamağı Ahmet Davutoğlu’nun besleyip büyüttüğü, kamyon kamyon silah taşıdığı, silah ve mühimmat araçları aranmasın diye Meclis’ten dokunulmazlık kanunu çıkardığı İslamcı katil güruhlarından…
  17. Erdoğan'ın 'taht'a çıkmasına yardım edenler
    Şayet seçim 2. tura kalacak olursa, oylama Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasında geçeceği için, ulusalcılar CHP seçmenini sandıktan uzak tutmaya, tatil beldelerinde bulunan potansiyel CHP seçmenlerinin oy kullanmak için…
  18. Tayyip Erdoğan’ın cülus töreni
    Daha seçilmeden seçilmiş gibi konuşacak. Başkanlık sistemine ilişkin hiçbir anayasal, yasal düzenleme yokken, sistem gelmiş gibi davranacak. Yani mevcut yasalar dışına çıkacağını, “icracı C. Başkanı” olacağını peşinen ilan edecek. Onu…
  19. Fıtratında aşağıya doğru sürüklenme de var!
    "KATİL SERIYE BAGLADI" --Okmeydan'ında iki kişinin daha öldürülmesini en veciz biçimde anlatan gazete başlığı Özgür Gündem'inkiydı. Gazete Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz'ın öldürülmeleri için "Katil seriye bağladı" diyordu. Özne üçüncü…
  20. HDP ve sınıf mücadelesi
    "Türk solundan bir şey çıkmaz" diye düşünenler, Gezi kalkışmasında şaşırıp kaldılar, ama ondan da hoşlanmadılar, zira Gezi'nin Tayyip Erdoğan'ı hedef almasından tedirgin oldular, olaylara "çözüm sürecini baltalamak için Kemalistlerin, Ergenekoncuların…
  21. Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeni'yiz
    19 Ocak, 13.30'da Taksim'den Agos'a --Hrant Dink'in öldürülmesinden bu yana yedi yıl geçti. Bu süre içinde suikastin iç yüzünün aydınlatılması, tetikçilere talimat verenlerin ortaya çıkartılması yolunda bir milim yol alınmadı.…
  22. Harem Ağası..
    Harem Ağası..
    7 Kasım 2013
    Tayyip Erdoğan "aileler çocuklarını bize emanet ettiler" diyor. 18 yaşını doldurmuş bir insan ne sana, ne hükümetine, ne de polisine emanet edilmiştir. Reşit olan insan yasa önünde serbest bir bireydir,…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…