Oy gaspı ve namus...

Yalçın YUSUFOĞLU

3 Haziran 2015
Oy gaspı ve namus...

HDP’nin barajı geçmesinin asıl önemi Tayyip Erdoğan’ın parlamento çoğunluğunu yitirme ya da zayıf bir çoğunluk elde etme olasılığıdır. Ancak o zaman işbaşındaki rejimi sona erdirme olanağı gözükecektir.

AKP yöneticisi bakanlar yatıp kalkıp “HDP barajı geçmesin” diye demeç üstüne demeç veriyorlar. Belki her namazdan sonra dualarına HDP oylarını da ekliyorlardır.

Onlar hırsızlıkla, çalıp çırpmayla dini inançlarını bağdaştırdıklarına göre, rakip partiden milletvekili çalmayı İslamda neden meşrulaştırmasınlar? Değil mi ki (şimdilerde Reisicumhur Danışmanlığına atanacağı söylenen) kakara kukaracı sabık bakan da aralarındadır, değil mi ki hazret her Cuma sabahı Kur’an’dan bir ayeti tweet atarak inançlı seçmeniyle dalgasını geçmektedir, öyleyse, (dindar halkın 9 Ağustos 2013’te yüzde 52 oyla onay verdiği gibi) İslamiyette çalmak mubahtır, rüşvet, yolsuzluk, karmanyolacılık meşrudur. İmam çalınca, müezzinler neden avuçlarını yalasınlar, tersine onlar da parmak yalasınlar.

Herkesin de gördüğü 2015 seçimi yüzde 40’lık AKP ile yüzde 10’luk HDP arasında geçiyor. (Tayyip Erdoğan bile “seçim AKP ile mâlûm parti arasında” diyor.) Yapılan bütün hesaplar HDP’nin parlamentoya girmemesi halinde, AKP’nin rahat bir çoğunluk sağlayacağına, aksi durumda iskemle sayısının 276’nın bile altına düşebileceğine işaret ediyor.

Dahası da, HDP’nin parlamentoya girmemesi halinde Tayyip Erdoğan’ın "330 kelleyi" bularak Başkanlık Anayasasını Referanduma götüreceği tahmin ediliyor. Fakat öyle bir durumda bile başkanlığı yakalayacağı garanti değil.

Gerçi halkımızın bir huyu var: Ne zaman kendisine bir Referandum sunulsa, çoğunluk “Evet” mührünü basıverir. Onun bu huyu Tayyip Erdoğan döneminde düzeysiz bir popülizme dönüştü. “Evet” oyu veren seçmen “mademki bana fikrimi soruyor” diyerek şerefyap oluyor ve liderine Evet diye destek veriyor.

Referandum şeklen demokratiktir, seçmene “Evet mi / Hayır mı sorusunun yanıtlarından her zaman demokrasi çıkmaz.

Mesela referandumların en fazla yapıldığı ülke olan İsviçre’de kurulu düzenin egemenlerinin toplumda öyle bir nüfuzları vardır ki, allem ederler, kalem ederler seçmeni ikna ederler. Hiç unutmam bir defasında halkın çoğunluğu ücretlerinin artmaması için oy kullanmıştı. Herhalde dünya tarihinde ilk defa işçiler ücretleri artmasına oy vermişlerdi.

Türkiye’de yapılmış olan referandumların biri hariç hepsinde “Evet” çıkmıştır.

“Hayır” çıkan tek referandum yerel seçimlerin 1 yıl önceye alınıp alınmamasıyla ilgili önemsiz bir soruydu.

Bu noktadan hareketle, Tayyip Erdoğan bir Başkanlık Anayasasını halk oylamasına sunarsa “Evet” çıkacağını ummaktadır, fakat suyu görmeden paçalarını sıvamaktadır, hem de kasıklarına kadar sıvamaktadır.

Oysa bugün herkes kabul ediyor ki AKP’nin oyları yüzde 40 civarındadır. Yani “Yetmez ama Evet” koşullarını bir daha yakalaması hayaldir.

Ve seçmenin yüzde 60’ı Başkanlık anayasasına karşıdır. Kaldı ki, kamuoyu yoklamaları, pek çok AKP’li seçmenin de Başkanlık sistemine karşı olduğunu göstermektedir. Bu sisteme karşı çıkacak eski-yeni bazı tanınmış AKP’li politikacıların da bulunduğu bilinmektedir.

Dahası da, Anayasa değişikliği Mecliste gizli oyla yapıldığı için, Tayyip Erdoğan istediği değişikliği geçirip referanduma götürme oylamasını Meclis’te bile kaybedebilir.

Kısacası, HDP parlamentoya giremese bile Başkanlık sistemi çantada keklik değildir.

Bütün bu hesapları Tayyip Erdoğan yapmamış olamaz, fakat HDP Meclise girmesin diye gösterdiği telaş daha çok 276 iskemlenin 7 Haziran’da garanti olmamasıdır. HDP’siz bir parlamento bugün yarattığı fiili durumun devamıdır, gayri kanuni başkanlık sisteminin kendisidir.

Eğer AKP hükümeti tek başına kuracak olursa, Tayyip Erdoğan hiçbir itirazı dinlemeyecek, bildiğini okuyacaktır. Şimdiki biçimsel başkan Davutoğlu ile veya onun yerine atayacağı bir yenisinin kuklalığıyla Başkanlık yapacaktır.

Bu nedenle, HDP’nin barajı geçmesinin asıl önemi Tayyip Erdoğan’ın parlamento çoğunluğunu yitirme ya da zayıf bir çoğunluk elde etme olasılığıdır. Ancak o zaman işbaşındaki rejimi sona erdirme olanağı gözükecektir.

Böyle bir süreç parlamento çoğunluğu kaybetmiş Erdoğan’ın Yüce Divan’a gönderilmesi imkânını getireceği için onu bu konuda pazarlıklar yapmağa zorlayacaktır. Yani bırakınız fiili Başkanlık yapmayı, o öncelikle kendi paçasını kurtarma derdine düşecektir.

Derdi sadece iç politikada da değildir, seçimlerde gücünü yitirmiş, içerideki desteği azalmış, sonu gözükmüş bir Erdoğan Lahey Adalet Divanına götürülme olasılığı dâhil olmak üzere uluslararası alanda şahsi badirelerle karşı karşıya gelecektir. Berlin’deki siyasi kulislerde Angela Merkel’in “Erdoğan’ın dosyası elimde” dediği konuşulmaktadır. Şimdiki dosya İsviçre’deki banka hesapları da değildir, Erdoğan’ı Lahey’e gönderecek “İslam teröristlerini destekleme” dosyasıdır.

Yani AKP’nin 276’yı bulmaması durumunda, Büyük Şef’in bölge liderliği, dünya liderliği gibi cafcaflı imajları sona ereceği gibi, içeride ve dışarıda yargılanma tehlikesi başının üzerine asılacaktır.

Tayyip Erdoğan muhipleri sanmasınlar ki, Batı dünyasında bu hallere düşmüş Büyük Lidere Müslüman dünyası sahip çıkar. İslam Âleminde (Endenozya ve Malezyada zaten bir etkisi bulunmayan) Tayyip Erdoğan’ın en fazla yaslanacağını zannettiği Suudi Arabistan başta olmak üzere İran, Mısır gibi etkili ülkelerle zaten düşmanlaşmış Tayyip Erdoğan dünyada ne kadar yalnızlaşmış olduğunu asıl o zaman görecektir.

Şimdilerde “yalnızlık umurumda değil” diye böbürlenerek seçmenine ne kadar hava basarsa bassın, Türk toplumunun çoğunluğunun inandığı “Türkün Türkten başka dostu yoktur” paranoyasına, “dünya bizi çekemiyor” şeklindeki uyuz kaşımasına ne kadar yaslanırsa yaslansın, “değerli yalnızlığının” gerçekte kişisel felaketi olduğunu asıl o zaman görecektir.

Dahası da senelerdir çevresine topladığı, uçağına bindirdiği yağcıların, yalakaların birçoğunun kendilerine yeni kapılar arayacağını, siyaset ve medyadaki desteğinin nasıl hızla eridiğini görecektir.

Kamuoyunda “yandaş medya” veya “havuz medyası” ya da “saray borazanları” denilen kesimde baş gösteren polemikler, iç kavgalar liderin yarın aşına geleceklerin iç işaretidir.

Bütün bu nedenlerden dolayı seçimlerde oyların birleştirilmesinde hile, oy çalma başta olmak üzere AKP elinden geleni yapacaktır. Bu tür alçaklıkların hedefi esas olarak HDP oylarını barajın altına indirmek olacaktır. CHP ya da MHP milletvekili sayısının hak ettiğinden aha fazla ya da az olması hayati önemde değildir. Tayyip Erdoğan ve partisi için asıl sorun HDP’nin oylarını az gösterip, onun milletvekillerini çalmaktır.

1982 Anayasasıyla getirilen ve 13 yıldır AKP tarafından kullanılan bu imkân, --sandıkta hiç hile-hurda olmasa bile- ahlâksızlığın ta kendisidir. Başka bir partinin seçmeninin seçtiği milletvekillerini yasama haklarını gasp edip, asla hak etmediğin milletvekilliklerini çalmak, yani başkalarına verilmiş oylara cebren el koymak şerefsizliktir.

Hani seçilen vekiller yemin ederler ya, yeminlerini “namusum ve şerefim üzerine ant içerim” diye bitirirler ya, işte HDP’ye barajı aştırmamak halinde onların haklarını gaspetmiş AKP’liler "namussuz ve şerefsiz" olmayacaklar mıdır?.. ”Namussuz” kelimesini "yemin"in içeriği gereği kullandım.

Fakat ne beis, reisleri de "namusu" ve "şerefi üzerine" yemin yetmişti zaten.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. 1 Kasım 2015 manzaraları...
    Rejimin 7 Haziran 2015 sonrasında başvurduğu seçimleri tekrarlamak icadı Türkiye’de riya, sahtekârlık, demagojiyle… ve kanla dolu tarihsel bir dönem oldu. Mesela Ahmet Davutoğlu’nun “Ankara’daki terör saldırısından sonra oylarımız yükselme trendine…
  2. Kanlı ortam kime yarıyor?..
    ''Tayyip Erdoğan rejiminin hesaplarını kolaylaştıran başlıca etmen KCK Yürütme Konseyinin şiddeti tekrar başlatması oldu.'' Saray 7 Haziran 2015’te yediği şamarın şokunu atlatacak manevralarla ilk günden beri arzuladığı yeniden seçime gidilmesini…
  3. Asıl suçlu canileri beslemiş, büyütmüş olanlardır!
    Son katliam, ihtirası uğruna her şeyi yapacak, her türlü melanete başvuracak tıynette olan politikacının ülkeyi hangi badirelere sürükleyebileceğinin, memleketi nasıl da kan gölüne çevirebileceğinin yadsınamaz bir kanıtını oluşturdu. 20 Temmuz…
  4. Savaş tamtamları da AKP’yi kurtarmaz!..
    Erdoğan, 2003’te ABD’nin peşinde Irak’a girme hazırlıkları yaparken de pervasızdı. Hatırlayınız: Irak sınırına katar katar asker taşınıyordu. CHP ile bir kısım AKP’linin Meclis’teki karşı oyları sayesinde savaş emelleri suya düştü.…
  5. Seçim 2015: Hiçbir seçim böyle kanlı olmamıştı...
    ASLA UNUTULMAYACAK BİR SEÇİM --Erken seçim, yeniden seçim vesaire konuşulurken üzerinde asıl durulacak nokta 7 Haziran 2015 öncesindeki kanlı tertipler olmalı. Zira seçim bitti diye, o kanlı olaylar bitmez. Seçimlerin üzerinden…
  6. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz'' deyişiyle ünlü, 1975-1977 döneminde bir çok siyasi cinayet ve katliamdan sorumlu faşist Milliyetçi Cephe hükümetlerinin başbakanı, 28 Şubat'ın cumhurbaşkanı Süleyman Demirel öldü.. Egemen basın ve…
  7. 12 Eylül 2010 Anayasasıyla kurulan Yargı düzeneği
    “Paraları sıfırladın mı noktasından savcıları sıfırlama noktasına geldiler” --Mevcut rejim Yargının altını üstüne getirdi, bütün kuralları ve kurumları eğdi, büktü, kendine benzetti. 12 Eylül 2010 Referandumunu yapmakla eline geçirdiği olanakları tepe…
  8. Soykırım zihniyeti 100 yıldır sürüyor
    Bütün o yüz yıl boyunca Türk milleti o kadar şartlandırıldı ki, herkes birbirini azdıra azdıra 1915 ve sonrası bir tabu haline geldi. İnanınız ki, inkâr bugün dünkünden çok daha şiddetli.…
  9. Bu kez de siyasi nitelikli hayvan katliamı...
    Siyasi iktidarın insan katliamıyla, ağaç katliamıyla kabarmış siyasi suçlar siciline şimdi aynı nitelikli hayvan katliamı da eklenmiştir. Belediye görevlilerinin sokaklarda tüfekle köpek öldürdüklerine, zavallı hayvanların çığlıklar içinde kendi etraflarında döne…
  10. Siyasi iktidarın çocuk katliamları...
    ''2011’de Roboski’de öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktur. Bu açıdan Roboski Katliamı, aynı zamanda bir çocuk katliamıdır. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında Cizre’de…
  11. Hırsızın hiç mi kabahati yok?
    İslam bu değildir, şudur, barış dinidir gibi laflar söylenmesi gereken, fakat herkesin kös dinlediği (nafile yere söylenen) sözlerdir. İnsan ister istemez “Hırsızın hiç mi kabahati yok?” diyesi geliyor. Çünkü daha…
  12. Papa Türkiye'de: Konuk, eski bir darbeci...
    Avrupa'dan tecrit olmuş Erdoğan bula bula sicilli bir darbeciyi buldu.. Bugün fakir-fukara babası geçinen yeni Papa kirli savaşın prototiplerindedir. İnsanlık suçuna ortak olmuştur, maiyetindeki din adamlarını işkencecilere teslim etmiştir. Türkiye’yi ziyaret…
  13. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    Kendisini devirmiş olan 12 Mart 1971 darbesinin Cuntasının emrindeki askeri mahkeme tarafından ölüm cezasına mahkûm edilmiş Deniz-Hüseyin–Yusuf’un cezaları Meclis’te oylanırken Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı ve Isparta Milletvekili olarak büyük…
  14. Rüşvete, yolsuzluğa takipsizlik..
    RÜŞVET ŞEREFSİZLİĞİ KİŞİNİN PEŞİNİ BIRAKMAZ --Erdoğan oğluna müteaddit defalar telefon ediyor ve evdeki paraları başka yerlere nakletmesini istiyor, buna rağmen oğlu evde hâlâ 30 milyon Avro’nun kaldığını söylüyordu. Tayyip Erdoğan’ın…
  15. Erdoğan rejiminin asıl hedefi IŞİD değil, Rojava’nın işgalidir...
    TAYYİP ERDOĞAN’IN MASKESİ DÜŞÜYOR --Anadilde kısaca Rojava olarak adlandırılan Batı Kürdistan’a Tayyip Erdoğan önderliğinde Türk militarizmi -Işid’le savaşmak görünümü altında—müdahale etme emelinde, hatta kararlığında. Bu niyete şimdiye dek sadece Kılıçdaroğlu…
  16. Işid şeriklerinin saltanat ve sadaret merasimi...
    Sultanı ayakta alkışlayanlar arasında HDP’lilerin de bulunması beni yaralamıştır. --Tayyip Erdoğan’la yamağı Ahmet Davutoğlu’nun besleyip büyüttüğü, kamyon kamyon silah taşıdığı, silah ve mühimmat araçları aranmasın diye Meclis’ten dokunulmazlık kanunu çıkardığı İslamcı katil güruhlarından…
  17. Erdoğan'ın 'taht'a çıkmasına yardım edenler
    Şayet seçim 2. tura kalacak olursa, oylama Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasında geçeceği için, ulusalcılar CHP seçmenini sandıktan uzak tutmaya, tatil beldelerinde bulunan potansiyel CHP seçmenlerinin oy kullanmak için…
  18. Tayyip Erdoğan’ın cülus töreni
    Daha seçilmeden seçilmiş gibi konuşacak. Başkanlık sistemine ilişkin hiçbir anayasal, yasal düzenleme yokken, sistem gelmiş gibi davranacak. Yani mevcut yasalar dışına çıkacağını, “icracı C. Başkanı” olacağını peşinen ilan edecek. Onu…
  19. Fıtratında aşağıya doğru sürüklenme de var!
    "KATİL SERIYE BAGLADI" --Okmeydan'ında iki kişinin daha öldürülmesini en veciz biçimde anlatan gazete başlığı Özgür Gündem'inkiydı. Gazete Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz'ın öldürülmeleri için "Katil seriye bağladı" diyordu. Özne üçüncü…
  20. HDP ve sınıf mücadelesi
    "Türk solundan bir şey çıkmaz" diye düşünenler, Gezi kalkışmasında şaşırıp kaldılar, ama ondan da hoşlanmadılar, zira Gezi'nin Tayyip Erdoğan'ı hedef almasından tedirgin oldular, olaylara "çözüm sürecini baltalamak için Kemalistlerin, Ergenekoncuların…
  21. Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeni'yiz
    19 Ocak, 13.30'da Taksim'den Agos'a --Hrant Dink'in öldürülmesinden bu yana yedi yıl geçti. Bu süre içinde suikastin iç yüzünün aydınlatılması, tetikçilere talimat verenlerin ortaya çıkartılması yolunda bir milim yol alınmadı.…
  22. Harem Ağası..
    Harem Ağası..
    7 Kasım 2013
    Tayyip Erdoğan "aileler çocuklarını bize emanet ettiler" diyor. 18 yaşını doldurmuş bir insan ne sana, ne hükümetine, ne de polisine emanet edilmiştir. Reşit olan insan yasa önünde serbest bir bireydir,…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…