Asıl suçlu canileri beslemiş, büyütmüş olanlardır!

Yalçın YUSUFOĞLU

27 Temmuz 2015
Asıl suçlu canileri beslemiş, büyütmüş olanlardır!

Son katliam, ihtirası uğruna her şeyi yapacak, her türlü melanete başvuracak tıynette olan politikacının ülkeyi hangi badirelere sürükleyebileceğinin, memleketi nasıl da kan gölüne çevirebileceğinin yadsınamaz bir kanıtını oluşturdu.

20 Temmuz 2015 tarihini belleğimize kazıdık. Pirsûs (Suruç) ilçesinin Amara Kültür Merkezinde konuk olan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu mensubu 300 gence yapılan toplu katliam saldırısında 30’u aşkın insan hayatını kaybetti.

O gençler Kobanê’ye insani yardım malzemesi, çocuk oyuncakları götürmek ve orada bir çocuk parkı ile kütüphane yapmak için bir araya gelmişlerdi.

KINAMA MADRABAZLIĞI

Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu’nun olayı “lanetliyoruz” demelerini ve sahte birlik çağrıları yapmalarını reddediyoruz. Işid katillerini besleyen, büyüten, eğiten ve donatanlarla, onlara iki bin TIR dolusu silah gönderenlerle, bazı TIRları çevirip araMIŞ yargı ve asayiş yetkililerini tutuklayanlarla, sayısız Işid canisine devletin misafirhanelerini, hastanelerini, dinlenme merkezlerini açanlarla hiçbir ortak noktamız yoktur.

Bu nedenle onların “terör” gibi soyut bir başlık altında katliamı kınamalarını sahtekârlık olarak görüyoruz.

Keza AKP’nin “dört parti ortak bir açıklama yapsın” teklifinin hemen üzerine atlayan CHP Genel Başkanını da kınıyoruz.

İlk iki günde konuşan CHP sözcülerinin hepsi saldırının ve tüm Işid belasının suçlusunun Tayyip Erdoğan ve onun dünkü Dışişleri Bakanı Davutoğlu olduğunu döne döne vurgularlarken, Genel Başkanları o suçlularla müştereken Işid katliamını mı kınayacak?

Gün AKP’nin ve Sarayın beslemesi havuz medyasının çığırtkanlığını yaptığı “birlik günü” değildir, gün onları teşhir etme günüdür: Bu memleketin başına tebelleş olmuş, kendisiyle birlikte İslamcıları ve cihatçıları da da bela etmiş politikacıları tecrit etme günüdür.

Nitekim AKP’nin tepesinde oturanlar oklarını İşid’e değil HDP’ye çevirmişlerdir, habire HDP’ye sövüp durmaktadırlar. Kendilerini 276’dan düşürmüş partiye kin kusmaktadırlar.

SOSYALİST GENÇLER ELBETTE SİZİN GİBİ DEĞİLLER

Yeni Osmanlı emellerine “stratejik derinlik” gibi fiyakalı ama anlaşılmaz bir ad bularak yola çıkıp, önce C. Bşk. Abdullah Gül’ün danışmanlığına, oradan da Dışişleri Bakanlığına ve nihayet geçen sene Tayyip Erdoğan’ın Saraya atlamasıyla Sadaret makamına tırmanan Davutoğlu hadiseyi kınarken bile öldürülen gençleri için “geçmişleri ve ideolojileri ne olursa olsun” diye bir tanımlama yapıyordu, yani kendi seçmen tabanına “bunlar bizden değil” diyordu.

Çok doğru: Onlar elbette “sizden” değillerdir. Siz Kobanê’yi geçen yıl İslamcı katillerin eline vermek istediniz, Şefiniz “Kobane düştü düşüyor” diye yürek bile sevindirdi. Karşılığında Kürt halkından 7 Haziran 2015 sillesini yedi.

O gençler tabii ki sizden değillerdir; onların gençlik dernekleri de, partileri Ezilenlerin Sosyalist Partisi de, onların bir araya gelmesinde emeği geçmiş kurucu Genel Başkanları Figen Yüksekdağ da tertemiz geçmişe sahiptir.

Ne evlerinden kutu kutu dolarlar, Avrolar çıkar, ne de babaları sabahın erken saatlerinde onları uyandırıp “paraları sıfırla” der.

Onlar kuşkusuz ki ve ne mutlu ki, sizden değillerdir: Rüşvetle, rantla, komisyonla, yolsuzluk ve hırsızlıkla ilgileri yoktur. Onlar siyaseti para şan, şöhret, menfaat ve kudret için yapmazlar. Yapsalardı Misak-ı Milli diye topraklarını bölen sınırın öte yakasındaki insanların ve çocukların yardımına koşarken can vermezlerdi.

Sen Yüksekdağ’ı ve Kobanê gönüllüsü gençleri kendi partinin “dünya lideri”yle kıyaslama. Onlar asla sizden olmamışlardır ve hiçbir zaman sizler gibi olmayacaklar.

BİR YILDIR ONBİNLERCE İNSAN KOBANE İÇİN SEFERBER

Bu gençlerin bazı yoldaşları ise Kürt olsunlar, Türk olsunlar Kobanê’yi İslam (Devleti) katillerine karşı savunmak için hayatlarını verdiler, sadece geçen yıl değil, bu yıl da onlardan Rojava’da ölenler oldu. Pirsus katliamında öldürülenler ise sizin yıktığınız, harap ettiğiniz kenti yeniden inşa etmeye koşuyorlardı.

Geçen yıl Kobanê’den Işid’i defetme mücadelesi verilirken Türkiye’nin ve K. Kürdistan’ın dört bir yanından on binlerce insan sınıra koştu, sığınmacılara kamyonlar dolusu yardım malzemesi götürdü.

Kent kurtarıldıktan sonra bu insanların ilgileri dağılmadı, tersine arttı. Çoğu yerlerine yurtlarına geri dönen Kürtlerle dayanışma devam etti.

İşte katliam saldırısına uğrayan sosyalist gençler de yeniden inşa çalışmalarına koşanlardandılar.

Buna karşılık Ankara rejimi tıpkı Kuzey Kürtlerine düşman olduğu gibi, Batı Kürtlerinin özgürlüğüne de düşmanlık güttü. Rojava’da Işid’i destekledi. Mesela geçen sene, 7 Ağustos 2014’te Işid’i “Suriye devletinin zulmü altında kalan Sünnilerin öfkesini yansıtan mazlum gençler” olarak niteliyordu. Kelle kesen, ırza geçen, köle pazarları kurup esir aldığı kadınları "cariye" diye satan caniler güruhu onun gözünde öfkeli gençlerdi.

PYD/YPG ve YPJ kazanınca, Ankara bu kez de sınıra askeri yığınak yapmaya başladı. Tampon bölge teranelerini tekrar hortlattı.

Hatırlanacağı gibi, Davutoğlu Işid'cilerin T.C. Musul Başkonsolosluğunu işgal edeceklerine ihtimal vermemiş ve binanın tahliyesine izin vermemişti. Sonuçta haftalar boyu tutsak edilen rehineler çok sayıda Işid sanığının serbest bırakılması –ve kim bilir ne kadar yüksek fidye ödenmesi—karşılığında serbest bırakıldılar. Ama Ankara’nın politikasında değişme olmadı.

AKP rejimi Mayıs 2013’de Reyhanlı’da 53 kişinin öldüğü saldırıyı önce Suriye devleti ile Türkiye’de artık namevcut bir sol grubun üstüne yıkmak istemiş, arkasından yayın yasağı koyarak (Işid’i doğurmuş olan) Selefi kafadarlarından Al Nusra’nın marifeti olduğunu örtmeye çalışmıştı.

AKP SEÇMENİ

Saray erbabını uşakları olan medya asla haya duymadan katliamı ya “dış güçlerin tertibi” gibi âfaki bir teraneyle yorumluyor veya PKK/PYD ile Işid arasındaki çatışmanın bir yansıması olarak sundu.

Hatta bir gün önce ilçede bulunan Figen Yüksekdağ ile Pervin Buldan’ın basın açıklamasına gelmemiş olmalarından hareketle, olayın PKK tarafından düzenlendiğini ima etme alçaklığına bile yeltenenler oldu.

Havuz basınından üç tetikçi gazetenin olaydan önce Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nu ve onun dayanışma girişimini hedef alanlar yayınlar yapmış, yani onları hedef göstermiş olduğunu da havuzun suç hanesine ekleyelim.

Buraya kadar yazdıklarım malûmu ilam demek. Kanatimce asıl üzerinde durulması gereken nokta son yıllarda Suriye savaşı, Işid gibi konulara ilaveten yolsuzluğu hırsızlığı, sarayı ve lüksü apaçık gördüğü halde, yüzde 41 oranındaki seçmenin hâlâ Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermiş olmasıdır. O kadar ki, bu politikacı erken bir seçimle tekrar çoğunluğu kazanabilmeyi düşünmektedir.

Ne Suriye fiyaskosu, ne dünyadan –hatta İslam âleminden—tecrit olmuşluk, ne de Işid’in cinayetleri, MİT Tırları, Musul’un işgali, Başkonsolosluk rehineleri, ne kelle kesen, kadınlara tecavüz eden, esire pazarları kuran caniler AKP’nin Türk seçmenlerini ilgilendirmektedir. Onların çoğu (aklaşık 9-10 milyonu) AKP yakınlığıyla devletten aldıkları nakdi ve ayni yardımla ilgilidir.

Fakat Tayyip Erdoğan rejiminin bu “değerli yalnızlığı” devam ettikçe ve Işid Kürdistan’la yetinmeyip katliamlarını tırmandırdıkça, zaten çıkmaza sürüklenmekte olan ekonomi büsbütün batağa saplanacak, o milyonlarca insana AKP rejiminden aldığı paralar da yetmeyecek, çarşıyı, pazarı sarmış olan pahalılık dar gelirlinin belini daha da bükecektir.

Yeniden ve yeniden vurguluyoruz ki, erken seçim, tekrar seçim vesaire diye Tayyip Erdoğan nafile yere didinmektedir. Onun rejimi artık sona ermektedir. Yarın 276’yı da bulsa aradığını bulamayacak ve kendi yarattığı enkazın altında kaldığını görecektir.

Esasen artık partisinin ve rejiminin geleceğini düşünmekten çok kendisinin ve ailesinin paçasını kurtarma peşindedir. 13 sene önce iktidara geldiğinde Avrupa başkentlerini dolaşıp kendini pazarlamış, oradan sağladığı desteği içeride sıçrama tahtası gibi kullanmış bir politikacının bu kadar derin bir tecrit içinde uzun süre ayakta duramayacağını bilmemesine imkân yoktur...

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. 1 Kasım 2015 manzaraları...
    Rejimin 7 Haziran 2015 sonrasında başvurduğu seçimleri tekrarlamak icadı Türkiye’de riya, sahtekârlık, demagojiyle… ve kanla dolu tarihsel bir dönem oldu. Mesela Ahmet Davutoğlu’nun “Ankara’daki terör saldırısından sonra oylarımız yükselme trendine…
  2. Kanlı ortam kime yarıyor?..
    ''Tayyip Erdoğan rejiminin hesaplarını kolaylaştıran başlıca etmen KCK Yürütme Konseyinin şiddeti tekrar başlatması oldu.'' Saray 7 Haziran 2015’te yediği şamarın şokunu atlatacak manevralarla ilk günden beri arzuladığı yeniden seçime gidilmesini…
  3. Savaş tamtamları da AKP’yi kurtarmaz!..
    Erdoğan, 2003’te ABD’nin peşinde Irak’a girme hazırlıkları yaparken de pervasızdı. Hatırlayınız: Irak sınırına katar katar asker taşınıyordu. CHP ile bir kısım AKP’linin Meclis’teki karşı oyları sayesinde savaş emelleri suya düştü.…
  4. Seçim 2015: Hiçbir seçim böyle kanlı olmamıştı...
    ASLA UNUTULMAYACAK BİR SEÇİM --Erken seçim, yeniden seçim vesaire konuşulurken üzerinde asıl durulacak nokta 7 Haziran 2015 öncesindeki kanlı tertipler olmalı. Zira seçim bitti diye, o kanlı olaylar bitmez. Seçimlerin üzerinden…
  5. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz'' deyişiyle ünlü, 1975-1977 döneminde bir çok siyasi cinayet ve katliamdan sorumlu faşist Milliyetçi Cephe hükümetlerinin başbakanı, 28 Şubat'ın cumhurbaşkanı Süleyman Demirel öldü.. Egemen basın ve…
  6. Oy gaspı ve namus...
    Oy gaspı ve namus...
    3 Haziran 2015
    HDP’nin barajı geçmesinin asıl önemi Tayyip Erdoğan’ın parlamento çoğunluğunu yitirme ya da zayıf bir çoğunluk elde etme olasılığıdır. Ancak o zaman işbaşındaki rejimi sona erdirme olanağı gözükecektir. AKP yöneticisi bakanlar…
  7. 12 Eylül 2010 Anayasasıyla kurulan Yargı düzeneği
    “Paraları sıfırladın mı noktasından savcıları sıfırlama noktasına geldiler” --Mevcut rejim Yargının altını üstüne getirdi, bütün kuralları ve kurumları eğdi, büktü, kendine benzetti. 12 Eylül 2010 Referandumunu yapmakla eline geçirdiği olanakları tepe…
  8. Soykırım zihniyeti 100 yıldır sürüyor
    Bütün o yüz yıl boyunca Türk milleti o kadar şartlandırıldı ki, herkes birbirini azdıra azdıra 1915 ve sonrası bir tabu haline geldi. İnanınız ki, inkâr bugün dünkünden çok daha şiddetli.…
  9. Bu kez de siyasi nitelikli hayvan katliamı...
    Siyasi iktidarın insan katliamıyla, ağaç katliamıyla kabarmış siyasi suçlar siciline şimdi aynı nitelikli hayvan katliamı da eklenmiştir. Belediye görevlilerinin sokaklarda tüfekle köpek öldürdüklerine, zavallı hayvanların çığlıklar içinde kendi etraflarında döne…
  10. Siyasi iktidarın çocuk katliamları...
    ''2011’de Roboski’de öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktur. Bu açıdan Roboski Katliamı, aynı zamanda bir çocuk katliamıdır. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında Cizre’de…
  11. Hırsızın hiç mi kabahati yok?
    İslam bu değildir, şudur, barış dinidir gibi laflar söylenmesi gereken, fakat herkesin kös dinlediği (nafile yere söylenen) sözlerdir. İnsan ister istemez “Hırsızın hiç mi kabahati yok?” diyesi geliyor. Çünkü daha…
  12. Papa Türkiye'de: Konuk, eski bir darbeci...
    Avrupa'dan tecrit olmuş Erdoğan bula bula sicilli bir darbeciyi buldu.. Bugün fakir-fukara babası geçinen yeni Papa kirli savaşın prototiplerindedir. İnsanlık suçuna ortak olmuştur, maiyetindeki din adamlarını işkencecilere teslim etmiştir. Türkiye’yi ziyaret…
  13. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    Kendisini devirmiş olan 12 Mart 1971 darbesinin Cuntasının emrindeki askeri mahkeme tarafından ölüm cezasına mahkûm edilmiş Deniz-Hüseyin–Yusuf’un cezaları Meclis’te oylanırken Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı ve Isparta Milletvekili olarak büyük…
  14. Rüşvete, yolsuzluğa takipsizlik..
    RÜŞVET ŞEREFSİZLİĞİ KİŞİNİN PEŞİNİ BIRAKMAZ --Erdoğan oğluna müteaddit defalar telefon ediyor ve evdeki paraları başka yerlere nakletmesini istiyor, buna rağmen oğlu evde hâlâ 30 milyon Avro’nun kaldığını söylüyordu. Tayyip Erdoğan’ın…
  15. Erdoğan rejiminin asıl hedefi IŞİD değil, Rojava’nın işgalidir...
    TAYYİP ERDOĞAN’IN MASKESİ DÜŞÜYOR --Anadilde kısaca Rojava olarak adlandırılan Batı Kürdistan’a Tayyip Erdoğan önderliğinde Türk militarizmi -Işid’le savaşmak görünümü altında—müdahale etme emelinde, hatta kararlığında. Bu niyete şimdiye dek sadece Kılıçdaroğlu…
  16. Işid şeriklerinin saltanat ve sadaret merasimi...
    Sultanı ayakta alkışlayanlar arasında HDP’lilerin de bulunması beni yaralamıştır. --Tayyip Erdoğan’la yamağı Ahmet Davutoğlu’nun besleyip büyüttüğü, kamyon kamyon silah taşıdığı, silah ve mühimmat araçları aranmasın diye Meclis’ten dokunulmazlık kanunu çıkardığı İslamcı katil güruhlarından…
  17. Erdoğan'ın 'taht'a çıkmasına yardım edenler
    Şayet seçim 2. tura kalacak olursa, oylama Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasında geçeceği için, ulusalcılar CHP seçmenini sandıktan uzak tutmaya, tatil beldelerinde bulunan potansiyel CHP seçmenlerinin oy kullanmak için…
  18. Tayyip Erdoğan’ın cülus töreni
    Daha seçilmeden seçilmiş gibi konuşacak. Başkanlık sistemine ilişkin hiçbir anayasal, yasal düzenleme yokken, sistem gelmiş gibi davranacak. Yani mevcut yasalar dışına çıkacağını, “icracı C. Başkanı” olacağını peşinen ilan edecek. Onu…
  19. Fıtratında aşağıya doğru sürüklenme de var!
    "KATİL SERIYE BAGLADI" --Okmeydan'ında iki kişinin daha öldürülmesini en veciz biçimde anlatan gazete başlığı Özgür Gündem'inkiydı. Gazete Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz'ın öldürülmeleri için "Katil seriye bağladı" diyordu. Özne üçüncü…
  20. HDP ve sınıf mücadelesi
    "Türk solundan bir şey çıkmaz" diye düşünenler, Gezi kalkışmasında şaşırıp kaldılar, ama ondan da hoşlanmadılar, zira Gezi'nin Tayyip Erdoğan'ı hedef almasından tedirgin oldular, olaylara "çözüm sürecini baltalamak için Kemalistlerin, Ergenekoncuların…
  21. Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeni'yiz
    19 Ocak, 13.30'da Taksim'den Agos'a --Hrant Dink'in öldürülmesinden bu yana yedi yıl geçti. Bu süre içinde suikastin iç yüzünün aydınlatılması, tetikçilere talimat verenlerin ortaya çıkartılması yolunda bir milim yol alınmadı.…
  22. Harem Ağası..
    Harem Ağası..
    7 Kasım 2013
    Tayyip Erdoğan "aileler çocuklarını bize emanet ettiler" diyor. 18 yaşını doldurmuş bir insan ne sana, ne hükümetine, ne de polisine emanet edilmiştir. Reşit olan insan yasa önünde serbest bir bireydir,…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…