Bu kez de siyasi nitelikli hayvan katliamı...

Yalçın YUSUFOĞLU

3 Nisan 2015
Bu kez de siyasi nitelikli hayvan katliamı...

Siyasi iktidarın insan katliamıyla, ağaç katliamıyla kabarmış siyasi suçlar siciline şimdi aynı nitelikli hayvan katliamı da eklenmiştir.

Belediye görevlilerinin sokaklarda tüfekle köpek öldürdüklerine, zavallı hayvanların çığlıklar içinde kendi etraflarında döne döne düştüklerine tanık olmuştum. Ya da zehirlendikleri ağızlarındaki köpükten anlaşılan sokak kedilerini de görmüştüm.

Eski harplerde, hatta 1. Dünya Savaşında karşı tarafın atlarının, ağırlık taşıyan katırlarının hedef gözetilerek öldürüldüğünü okumuştum. Ama katırların devlet tarafından öldürüldüğünü ilk kez duyuyorum.

Yanlış anlaşılmasın: Bu çilekeş yük ve binek hayvanları Western filmlerinde bileği kovboyun sakatlanan atı vurması türünden bir öldürme değil. Ya da askeriyede eskiden kullanılan katırlardan “suç işleyen” olursa, uzak bir birliğe sürgün ederlermiş, şayet üzerinden attığı insan ölmüşse katırı öldürürlermiş. Ortada böyle bir olay da yok.

Ya, peki ne?

“Kaçakçılık yapmasın” gerekçesiyle köylülerin katırlarını öldürmüşler. Nerede? 28 Aralık 2011 günü yarısı çocuk yaşta 34 insanın F-16 uçaklarıyla bombalandığı --Qılaban (Uludere) kırsalındaki-- Roboski (Ortasu) ve Bujeh (Gülyazı) köylerinin bulunduğu mıntıkada.

Söz konusu hava bombardımanında 34 insanın yanı sıra 59 katır da öldürülmüş. Bu kez ise hayvan hakları savunucularının belirttiğine göre, 78 katırın “itlafı” kararlaştırılmış, 20 kadar asker gelip “operasyona” başlamış: Uzun namlulu silahlarla oradaki katırları vurmuşlar, 8’i ölmüş, 4’ü ağır yaralıymış.

[Hemen belirtelim: Hayvanları öldürmek için kullanılan “itlaf” kelimesi (telef etme) aşağılayıcı olduğu için o sözcük terk edilmelidir.]

İnsanlar tarafından çağlardır onlar hizmete koşulmuş bu çilekeş hayvanlar şimdi de devlet tarafından insanlar arası kavgaya kurban edilmişlerdir.

Hayvan haklarına sonra gelelim. Yapılan her şeyden önce kanunen suçtur. Çünkü o hayvanlar birilerinin hayvanıdır, onları ortadan kaldırmak canına kastetmek suçtur. Nasıl ki bir insanın ineğini, öküzünü, koyununu, tavuğunu vurup öldüremeseniz, katırını, atını, eşeğini de öldüremezsiniz. Devlet olmanız bu suçu işlemenizi mazur göstermez.

Türkiye Cumhuriyetinin da taraf olduğu UNESCO 'Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne gelince: 11ci madde “mecburiyet hasıl olmadıkça hayvanın öldürülemeyeceğini” belirtir. Mecburiyet dediği ise “köylüler katırları kaçakçılıkta” kullanıyorlar değildir, hayvanın sağlık koşullar kastedilmektedir. Örneğin hayvan kuduz olmuştur veya kamu sağlığını tehdit eden tedavisi imkânsız bir başka hastalığı --ya da yarası-- vardır, ancak o şartlarda öldürme kararı verilebilir.

Fakat en irkilticisi, bu toplu öldürme fiilinin kaçakçılığa karşı bir tedbir görüntüsü altında siyasi bir karar olmasıdır.

Yıllardır “çözüm” sürecini dilinden düşürmeyenler “Kürt sorunu yoktur” deyince, 28 Şubat Dolmabahçe toplantısına da, on maddelik müzakere konularına da, HDP ile müşterek görüntü verilmesine de hücum edince ve HDP karşılık verince –Öcalan’ın yeni mektubunun yarattığı erken iyimserliğe rağmen—Türk tarafı ile Kürt tarafı arasında gerilim artmış, ayrıca “aldatıldım, kandırıldım” tarzında askerden özür dilemenin de hesaba katılması gereken bir kapışma başlatılmıştır.

Mardin kırsalında operasyonlara girişme, kesilmiş olan çatışma ortamını yeniden canlandırma, PKK kanadını tahrik edip çatışmaya itme politikası güdülmektedir.

Amaç seçim eğik düzlemine girilirken gerginlik ve silah ortamı yaratıp Türk kesiminde HDP’ye akabilecek seçmeni ürkütmek, Kürt kesimindeki bir kısım seçmeni de tedirgin etmek ve HDP’nin seçim barajını aşma ihtimalini önleyecek bir siyasi havayı doğurmaktır...

İşte katırların öldürülmesi de bu kışkırtmanın parçasıdır. Tahriki tırmandırma niyetini taşıyan bir teşebbüstür. 28 Aralık 2011’de ailesinden pek çok kimseyi kaybeden Vedat Encü’nün belirttiği gibi Güneye gidip ucuz mazot getirmek adını andığımız iki köyün tek gelir kaynağıdır ve Roboski katliamından iki gün sonra sınır ötesi mazot ticareti yeniden başlamıştır.

Dağların arasında, derin bir vadide, ekime elverişi alanı olmayan, dağ keçilerinden başka bir ürünü bulunmayan yalnızlığa terk edilmiş o köylülerin tek çaresi sınır ticaretidir.

Hem 28 Aralık 2011’den önceki yıllarda, hem de aradan geçen 27 ay içinde bu ticarete razı olan makamlar şimdi harekete geçmişlerdir. Neden?

Eğer kaçak mazot getirilmesine göz yummayacaksan, yasa nasıl öngörüyorsa o önlemi alırsın, alamıyorsan duruma razı olursun, ama hayvanları öldüremezsin. [O katırlar ayrıca dağdan taştan çalı, çırpı, odun taşımak içindir.]

Siyasi iktidarın ve katırları öldürme emrini veren idari ya da askeri makamların niyeti kaçakçılığın önüne geçmek değildir, siyasi bir provokasyon yapmaktır.

İnsan sevgisinin daha çocuklukta hayvan sevgisiyle başladığı, hayvanları sevmeyenin insanları da sevemeyeceği yaygın bir kabuldür. Bu nedenle dün insanları öldürme emrini verenlerin, bugün hayvanları öldürtmeleri fıtratları gereğidir.

Ama konu hayvan sevgisi değildir. Evrensel ölçütlerdir. Nasıl ki insanları sevmeyen bir siyasi iktidar insan haklarına saygılı olmak zorundaysa, hayvanları sevmese de hayvan haklarına saygı göstermek de onun görevidir. Madem ki çeşitli uluslararası belgelere imza koymuşsun, orada yazılanlar ahlaki bir taahhütnamedir, uymak mecburiyetindesin.

Bu nedenle yapılan mazur görülemez, insan katliamıyla, ağaç katliamıyla kabarmış siyasi suçlar siciline şimdi aynı nitelikli hayvan katliamı da eklenmiştir.

* * *

» Yaşam savunucusu oluşumlardan Derin Ekoloji Derneği, Dört Ayaklı Şehir, Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu (DYBD), Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği, Sesonline.net İnternet Gazetesi, Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Yunuslara Özgürlük Platformu: 'Askerlerce vurulan Roboskîli köle katırların da, insanların da yanındayız'

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. 1 Kasım 2015 manzaraları...
    Rejimin 7 Haziran 2015 sonrasında başvurduğu seçimleri tekrarlamak icadı Türkiye’de riya, sahtekârlık, demagojiyle… ve kanla dolu tarihsel bir dönem oldu. Mesela Ahmet Davutoğlu’nun “Ankara’daki terör saldırısından sonra oylarımız yükselme trendine…
  2. Kanlı ortam kime yarıyor?..
    ''Tayyip Erdoğan rejiminin hesaplarını kolaylaştıran başlıca etmen KCK Yürütme Konseyinin şiddeti tekrar başlatması oldu.'' Saray 7 Haziran 2015’te yediği şamarın şokunu atlatacak manevralarla ilk günden beri arzuladığı yeniden seçime gidilmesini…
  3. Asıl suçlu canileri beslemiş, büyütmüş olanlardır!
    Son katliam, ihtirası uğruna her şeyi yapacak, her türlü melanete başvuracak tıynette olan politikacının ülkeyi hangi badirelere sürükleyebileceğinin, memleketi nasıl da kan gölüne çevirebileceğinin yadsınamaz bir kanıtını oluşturdu. 20 Temmuz…
  4. Savaş tamtamları da AKP’yi kurtarmaz!..
    Erdoğan, 2003’te ABD’nin peşinde Irak’a girme hazırlıkları yaparken de pervasızdı. Hatırlayınız: Irak sınırına katar katar asker taşınıyordu. CHP ile bir kısım AKP’linin Meclis’teki karşı oyları sayesinde savaş emelleri suya düştü.…
  5. Seçim 2015: Hiçbir seçim böyle kanlı olmamıştı...
    ASLA UNUTULMAYACAK BİR SEÇİM --Erken seçim, yeniden seçim vesaire konuşulurken üzerinde asıl durulacak nokta 7 Haziran 2015 öncesindeki kanlı tertipler olmalı. Zira seçim bitti diye, o kanlı olaylar bitmez. Seçimlerin üzerinden…
  6. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    'Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz'' deyişiyle ünlü, 1975-1977 döneminde bir çok siyasi cinayet ve katliamdan sorumlu faşist Milliyetçi Cephe hükümetlerinin başbakanı, 28 Şubat'ın cumhurbaşkanı Süleyman Demirel öldü.. Egemen basın ve…
  7. Oy gaspı ve namus...
    Oy gaspı ve namus...
    3 Haziran 2015
    HDP’nin barajı geçmesinin asıl önemi Tayyip Erdoğan’ın parlamento çoğunluğunu yitirme ya da zayıf bir çoğunluk elde etme olasılığıdır. Ancak o zaman işbaşındaki rejimi sona erdirme olanağı gözükecektir. AKP yöneticisi bakanlar…
  8. 12 Eylül 2010 Anayasasıyla kurulan Yargı düzeneği
    “Paraları sıfırladın mı noktasından savcıları sıfırlama noktasına geldiler” --Mevcut rejim Yargının altını üstüne getirdi, bütün kuralları ve kurumları eğdi, büktü, kendine benzetti. 12 Eylül 2010 Referandumunu yapmakla eline geçirdiği olanakları tepe…
  9. Soykırım zihniyeti 100 yıldır sürüyor
    Bütün o yüz yıl boyunca Türk milleti o kadar şartlandırıldı ki, herkes birbirini azdıra azdıra 1915 ve sonrası bir tabu haline geldi. İnanınız ki, inkâr bugün dünkünden çok daha şiddetli.…
  10. Siyasi iktidarın çocuk katliamları...
    ''2011’de Roboski’de öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktur. Bu açıdan Roboski Katliamı, aynı zamanda bir çocuk katliamıdır. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında Cizre’de…
  11. Hırsızın hiç mi kabahati yok?
    İslam bu değildir, şudur, barış dinidir gibi laflar söylenmesi gereken, fakat herkesin kös dinlediği (nafile yere söylenen) sözlerdir. İnsan ister istemez “Hırsızın hiç mi kabahati yok?” diyesi geliyor. Çünkü daha…
  12. Papa Türkiye'de: Konuk, eski bir darbeci...
    Avrupa'dan tecrit olmuş Erdoğan bula bula sicilli bir darbeciyi buldu.. Bugün fakir-fukara babası geçinen yeni Papa kirli savaşın prototiplerindedir. İnsanlık suçuna ortak olmuştur, maiyetindeki din adamlarını işkencecilere teslim etmiştir. Türkiye’yi ziyaret…
  13. Bir demokrasi suçlusu: Süleyman Demirel
    Kendisini devirmiş olan 12 Mart 1971 darbesinin Cuntasının emrindeki askeri mahkeme tarafından ölüm cezasına mahkûm edilmiş Deniz-Hüseyin–Yusuf’un cezaları Meclis’te oylanırken Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı ve Isparta Milletvekili olarak büyük…
  14. Rüşvete, yolsuzluğa takipsizlik..
    RÜŞVET ŞEREFSİZLİĞİ KİŞİNİN PEŞİNİ BIRAKMAZ --Erdoğan oğluna müteaddit defalar telefon ediyor ve evdeki paraları başka yerlere nakletmesini istiyor, buna rağmen oğlu evde hâlâ 30 milyon Avro’nun kaldığını söylüyordu. Tayyip Erdoğan’ın…
  15. Erdoğan rejiminin asıl hedefi IŞİD değil, Rojava’nın işgalidir...
    TAYYİP ERDOĞAN’IN MASKESİ DÜŞÜYOR --Anadilde kısaca Rojava olarak adlandırılan Batı Kürdistan’a Tayyip Erdoğan önderliğinde Türk militarizmi -Işid’le savaşmak görünümü altında—müdahale etme emelinde, hatta kararlığında. Bu niyete şimdiye dek sadece Kılıçdaroğlu…
  16. Işid şeriklerinin saltanat ve sadaret merasimi...
    Sultanı ayakta alkışlayanlar arasında HDP’lilerin de bulunması beni yaralamıştır. --Tayyip Erdoğan’la yamağı Ahmet Davutoğlu’nun besleyip büyüttüğü, kamyon kamyon silah taşıdığı, silah ve mühimmat araçları aranmasın diye Meclis’ten dokunulmazlık kanunu çıkardığı İslamcı katil güruhlarından…
  17. Erdoğan'ın 'taht'a çıkmasına yardım edenler
    Şayet seçim 2. tura kalacak olursa, oylama Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasında geçeceği için, ulusalcılar CHP seçmenini sandıktan uzak tutmaya, tatil beldelerinde bulunan potansiyel CHP seçmenlerinin oy kullanmak için…
  18. Tayyip Erdoğan’ın cülus töreni
    Daha seçilmeden seçilmiş gibi konuşacak. Başkanlık sistemine ilişkin hiçbir anayasal, yasal düzenleme yokken, sistem gelmiş gibi davranacak. Yani mevcut yasalar dışına çıkacağını, “icracı C. Başkanı” olacağını peşinen ilan edecek. Onu…
  19. Fıtratında aşağıya doğru sürüklenme de var!
    "KATİL SERIYE BAGLADI" --Okmeydan'ında iki kişinin daha öldürülmesini en veciz biçimde anlatan gazete başlığı Özgür Gündem'inkiydı. Gazete Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz'ın öldürülmeleri için "Katil seriye bağladı" diyordu. Özne üçüncü…
  20. HDP ve sınıf mücadelesi
    "Türk solundan bir şey çıkmaz" diye düşünenler, Gezi kalkışmasında şaşırıp kaldılar, ama ondan da hoşlanmadılar, zira Gezi'nin Tayyip Erdoğan'ı hedef almasından tedirgin oldular, olaylara "çözüm sürecini baltalamak için Kemalistlerin, Ergenekoncuların…
  21. Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeni'yiz
    19 Ocak, 13.30'da Taksim'den Agos'a --Hrant Dink'in öldürülmesinden bu yana yedi yıl geçti. Bu süre içinde suikastin iç yüzünün aydınlatılması, tetikçilere talimat verenlerin ortaya çıkartılması yolunda bir milim yol alınmadı.…
  22. Harem Ağası..
    Harem Ağası..
    7 Kasım 2013
    Tayyip Erdoğan "aileler çocuklarını bize emanet ettiler" diyor. 18 yaşını doldurmuş bir insan ne sana, ne hükümetine, ne de polisine emanet edilmiştir. Reşit olan insan yasa önünde serbest bir bireydir,…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…