Cinnet, III. Paylaşım Savaşı, Cennet!

Nesimi Cem Kalender

26 Aralık 2016
Cinnet, III. Paylaşım Savaşı, Cennet!

Dünya Üçüncü Paylaşım Savaşı çoktan başladı sanırım. Tahmin ettiğimiz gibi ultra gelişmiş silahlarla, ‘görkemli’ bir başlangıç olmadı ama oraya da geleceğiz daha. Anlaşılıyor ki bu savaş; vicdan ile vicdansızlık arasında olacak.

Saflar belirginleşmeye başladı; mesela nice nasyonal sosyalist bireyler, gayet vicdansız, ırkçı ve narsist bir kampanyaya imza attılar: ‘18-45 yaş arası Suriyelimülteciler askere alınsın, Suriye’ye savaşa gönderilsin’. Dehşet içeren bir başlık bu, dehşet içeren bir düşünce, utandırıcı bir şey... Utanıyorum; insanlar ne zaman bu kadar mantıktan, vicdandan, insanlıktan uzaklaştı acaba? Yüzbinlerce okuyucusu olan, kendini ‘aydın’ gören bir birey de bunu yazdı, bir gazetedeki sütunundan. Hiç utanmadan.

Düşünsenize; evinizde yangın çıkıyor, komşu eve sığınıyorsunuz; komşunuzun oğlu babasından aldığı akılla; yağma için, altınlarınızı çalmak için, üstelik evin yanacağını görmüş ve müdehale etmemişken, hatta hatta yangını körüklemişken; sizin yanan evinize giriyor yangını söndürme bahanesiyle ve ölüyor oracıkta. Ve çıkardığımız yangın, evet hepimizin payı var bu yangında: dur diyemedik, bizim evimize sıçramışken; size sığınanlara gidin yangını söndürün diyemezsin! Yangından kaçanları, yangına atmak insanlığın hangi yanına denk gelir? Öyle bir insanlık varsa, batsın! Suriye’nin yerinden yurdundan olan vatandaşlarının kefareti Türkiye’nin omuzlarındadır. Sebebi de malümdur. 

Tüm Dünya’da şiddet ve savaştan nemalanan liderler geliyor yönetimlere ve ardı ardına oyunlar oynanıyor gibi sanki. ’90 da bittiğini düşündüğümüz ama aslında hiç bitmemiş olan, ara verilen bir ‘soğuk savaş’ devam ediyor. Ekonomik ambargolar, ilhak etmeler, savaşlar, anlaşmalar, vetolar, suikastler, toplantılar, alternatifler, silahlanmalar, konuşlanmalar.... Dünya sermayesinin el değiştirme savaşı bir nevi. Ve görülüyor ki oyun tahtası fiili olarak; Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrasya ve Ortadoğu’yu içine alan, yer yer Afrika’ya uzanan bölge.  Geçtiğimiz yıllar içinde bu bölgede olan bir çok şehir ve yerleşim bölgesi dümdüz edildi, topla-tüfekle... Ve hala talan ve yıkım devam ediyor. Çeşitli kisveler altında o coğrafyadaki tüm ülkelerde yıkım oldu ve devam ediyor. 

Türkiye, emperyalist egemenlik altında bir devlet, NATO üyesi, AB ile ekonomik entegrasyon içinde, siyasi entegrasyon için kapıdaki bir ülke. Dengeleri buna göre kurulmuş ve şimdi bu şiraze net bir şekilde kayıyor izlenimi veriyor; Suriye’nin bedelini Rusya’ya ödüyor. Bu tabii ki batılı müttefiklerin hoşuna gitmiyor. Bu yüzden sanırım önümüzdeki süreçte darbe mekaniği işleyecek. Amerika-Batı ve Rusya, Türkiye üzerinden tüm kozlarını oynayacaklar yakın gelecekte. Ve olan Türkiye’de yaşayan halklara olacak, yine filler tepinirken biz çimenler ezileceğiz.

Buna bir dur demeli! Vicdansızların nasyonal bloğuna karşı, vicdanlıların bir bloğu olmalı, belki o zaman bir umut doğar! Ve umut, en az bir gece daha yaşatır insanı... Bunun için direnmeliyiz, ülkemizdeki yıkıma karşı durmalıyız. Mesela Kürdistan coğrafyasındaki yıkıma, bombalara karşı çıkmalıyız masumlar ölmesin diye, hiç kimse ölmesin diye, yalnızca ölümlere güzelleme yapmamalıyız. Devlet karşıtı bireylerin askeri veya polisi hedef alması gayet doğaldır; bu sadece sorunun görüntüsüdür. Muhtemelen bir ‘ortak amaç koalisyonu’ vardır, tarafların bile bilmediği. Sorunu çözmek istiyorsak, bunu yapan argümanları ortadan kaldırmak gerekir, bu da topla tüfekle olmuyor. Yüzlerce yıldır deneniyor bu şekil, ama henüz başarılı olan yok denebilir. Bizim ülkemizde de onlarca yıldır deneniyor, neredeyse kurulduğu zamandan beri.

Ve tarih bize söylüyor ki; halk desteği olmayan hareketler ölmeye mahkümdür. Her zaman halkın, toplumun desteğine ihtiyaç var. Eğer halkın desteği olmasaydı; ne Hitler bu kadar şey yapabilirdi, ne Putin bu kadar dik durabilirdi, ne RTE diğer ülkeler için bu kadar tehlikeli hale gelebilirdi, ne Trump bu akıldışı cümleleri cüretkarca kurabilirdi... Halkı vicdanlılar kazanmalı ki halkları uzlaştırabilelim, ve belki bu ‘savaş tahtasında’ kazanan biz olursak, dengeler değişir, çok değişir... 

‘Aa bak kuş’ denilerek, yemeği çalınan insanlarız hala. Dikkatimizle oynuyor devlet aygıtları, askerlerin neden öldüğünü değil de, neden sığınmacıların savaşa gitmediğini tartışıyoruz. Toprak bizim toprağımız değil, savaş bizim savaşımız değil, kimse de bizi çağırmadı oraya biz zorla girdik... Eee? ‘Neden ölüyoruz?’ diye bir soru ne kadar mantıklı? ‘Neden bombalar patlıyor?’ diye bir soru ne kadar mantıklı?

Gittikçe dengesiz bir piyasa içine giriyoruz, savaş ekonomisi sanki bu, insanlar kamplaşıyor şimdiden, insanın insana tahammülü yok. İyiler suskun ve şaşkın. Kötüler daha kötü. 

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. 'Çok acı var, dayanamıyorum'
    "Çok acı var, dayanamıyorum. Lütfen beni affedin ve kendinizi üzmeyin, siz elinizden geleni yaptınız. Çok özür dilerim. Çok çaresizim. Özür dilerim. Lütfen çıtçıta iyi bakın. Ve paramı ve her şeyimi…
  2. Sıkıldım bu tekrarlardan.. Bu sistem yıkılmalı artık..
    Sabah uyandım... Haberlere baktım önce.. Sonra, sonra tarihe baktım: Ağustos.. 18 Ağustos mu diye endişelendim.. Hayır.. 7 Ağustos.. Tarihleri mi karıştırıyorum derken, baktım 1992 mi diye?Hayır.. 2015 yılındayız.. Bir zaman…
  3.  İç savaşın ayak sesleri
    Zor bir dönem bekliyor bizi. Burada denge unsuru HDP olacak muhtemelen ve HDP’nin izleyeceği akılcı siyaset, onu parlamenter sistemde iktidara bile taşıyabilir. kendini ifade etmeli ..PKK savaştan kaçınmalı mağrur bir şekilde.. Sosyalist…
  4. AKP'nin ölüm korkusu..
    AKP'nin ölüm korkusu..
    12 Haziran 2015
    Zor görünüyor.. Hdp kendini anlatmalı milliyetçilere, milliyetçiler de çaba göstermeli. Chp’nin ulusalcı kitlesi nasıl değişti, gördünüz mü? Zor değil, olur bu da. Seçimler bitti, AKP tek başına iktidar olma durumunu…
  5. Ben, benim 8 Haziran’ımı biliyorum. Ya siz?
    İspanya da Baskların gördüğü zulme üzülürsün, İngiltere'de İrlandalıların, Amerika’yı lanetlersin, Kızılderililere yaptıkları için, İsrail zaten zalim bir siyonisttir, Filistin Halkı aha şurada duruyor. Ağlarsın Filistin için, hatta boykot edersin İsrail…
  6. Yaşasın 1 Mayıs! Her Yer Taksim!
    Yarın 1 Mayıs! İlk kez 1856’da yürüyüş yapıldı, Melboure’de. Gayet basit bir mesele: 12 saatlik çalışma süresinin 8 saate düşürülmesi. Sonra 1886. Haymarket. Ölenler, öldürülenler, idamlar. Kirli eller… ve o…
  7. Hepimiz çok öldük bu topraklarda…
    ..Ve şayet insansanız, göz pınarlarınız nemlenir. Belki ağlarsınız. İnsanlığın belki en büyük göstergesi, başkasının acısını acınız gibi hissedebilmenizdir. Başkasının suratında patlayan tokadı, kendi suratınızda hissedebilme kabiliyetidir insanlık. İnsan mısınız? "Çok…
  8. Ağrı, HDP, Seçimler ve anlamsızlık
    Ağrı olayından sonra seçimlerde oy kullanmanın bir işe yaradığını düşünmememe rağmen tutupta oyumu HDP’ye vereceğim. Derin devlet ve sığ devletin bu kadar korktuğu ‘şey’ neyse, onun yanında saf tutmak lazım! Hem %50…
  9. Suriyeli aç çocuktan, Cizre'deki çocuklardan bahsetmeyeceğim..
    Umut, gözü dönmüş taşlı, sopalı, ellerinde gaz bidonları olan güruhu, örgütlenmiş cehaleti bir ufak süpürgeyle yenebileceğimizi bilmektedir. O süpürgeyle yenilecek karanlık, o süpürge süpürecek bu ‘pisliği’… Umut gece uyuyamayışımızdadır. Sevdiğimizi,…
  10. Vivaldi'nin ithaka'ya yeşil yolculuğu..
    Hayal gücünün iktidari, Kavafis'in "ithaka"sı gibidir. "Her yürek devrimci bir hücre gibidir" ve önemli olan İthaka'ya varmak değil, o yolda olmaktır. Hayal gücünün iktidarının yolunda. Bazen bu yol kobane'den geçer.…
  11. Bir insanlık tragedyası: yaşamak veya ölmek
    Devlet intiharı sevmez, din intiharı sevmez. Senin bedenin üstünde tasarrufunu, sen sağlamamalısın. Sen kendi bedenine bile sahip değilsin. Sen ölemezsin, ölsen de devletin bildiği şekilde ‘son yolculuğuna’ uğurlanmalısın. Sen bir…
  12. Efendiler! Adalet hissiyatı yaralanmış halklardan korkun!
    Bir toplumda adalet hissiyatı, bir zerre bile yoksa o artık bir toplum değildir. Dokunulmazların, ayrıcalıklıkların olduğu yerde adaletten bahsedilmez. Ki bu kapitalist sistemin adalet anlayışı tamamen bir aldatmacadır. Toplumun gazını…
  13. Henüz vakit varken.. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce
    Henüz vakit varken, inanmalıyız insanlara. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce. İnsanların ilki, kendimizdir. Kendimize inanmalı. Henüz vakit varken, düşmüşken dehşet dehlizlere. Kırım kırım kırılmışken ümitsizlikten, gülümseyebilmeli insan. Getireceğimiz günlerin hatrına, boşuna çıkmadı…
  14. Bir kapak, Üç aday; Tek 'oyun'...
    Time dergisinin kapağında kim olacak? Dergi 3 isim belirliyor; Sisi, Erdoğan ve Miley Cyrus.. Aslında mesajını vermiş bulunuyor o meşhur dergi; üçünüz aynı klasmandasınız. Yılın kişisi hanginiz olsun :) Sonra,…
  15. Diktatatörler için aşk biter, nefret başlar
    Büyük Usta, Milli Şef, Führer, El Caudillo, Duce, Büyük Amca... Örnekler çoğaltılabilir, yakın tarihe dair kimi ‘liderler'e takılan lakaplar... Hepsi diktatörlerin sıfatları. Hepsi uzun yıllar boyunca iktidarda kaldı, ‘karşı-devrimci' hamleler…
  16. Kan..kan.. sokaklardan akan..
    Kan dökülecek... Bu çağda hala şarklı toplumlarda kan çok önemlidir. Kah bir hayvanın boğazında, kah bir kadının kasıklarında... Kan kutlamadır, "iyi şeyler" için kurban etmektir birşeyleri. Kan dökülür... alna sürülür,…
  17. Hadi biraz demokratikleşelim türkiyem
    Daha kaç insan öldürmek gerek / Daha kaç cezaevi doldurmak / Daha kaç yalan gerek / Paket paket gelecek demokrasi / Daha kaç paket gerek demokrasi için / Adam olana çok bile bu / Hadi biraz demokratikleşelim Türkiyem.. 3 harfin…
  18. 'Ben eksik bıraktım, siz doldurun'
    "Almanca bilmezsiniz, bilseniz anlamazsınız belki ne dediğini ama hissedersiniz derinden. Bazen diz üstüne çöker dua edersiniz, bazen rakınıza meze olur, bazen şarap akar kadehlere... Veya bir sigara içimidir, gökte yıldızlar…
  19. ateşler yanıyordu tüm şehirde.. şehir tüm ülkeydi..
    sokakta müzik var.. sokakta barikat var.. sokakta ateşler yanıyor.. o ateşlerde neler yanıyor, neler.. oy pusulalarını da atarız mı bir gün o ateşe, cüzdanlarımızı, kimliklerimizi.. hepsini yakabilir miyiz? yakmalı mıyız?…
  20. 'işedim gitti..'
    'işedim gitti..'
    6 Eylül 2013
    bir koltuk.. sanırım 3 kişilik.. ama ortasında bir çizgi/boşluk var. üzerine bir bez örtülmüş, herhalde kirlenmesin diye. televizyon açık.. izlemiyorum. ses.. bazen ses olsun ister insan. ses oluyor.. bazen haberler…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…