Diktatatörler için aşk biter, nefret başlar

Nesimi Cem Kalender

30 Kasım 2013
Diktatatörler için aşk biter, nefret başlar

Büyük Usta, Milli Şef, Führer, El Caudillo, Duce, Büyük Amca... Örnekler çoğaltılabilir, yakın tarihe dair kimi ‘liderler'e takılan lakaplar... Hepsi diktatörlerin sıfatları.

Hepsi uzun yıllar boyunca iktidarda kaldı, ‘karşı-devrimci' hamleler yaptı, ihtiraslıydılar, çok sevildiler, çok oy aldılar, narsistiler, egoları yüksekti. Berlin, Sovyet top atışları altındayken bile Hitler yenileceğini düşünmüyordu. Hatta seviniyordu; ‘Yeni Berlin'i inşa etmek için yıkmak zorunda kalmayacağız, Sovyetler bizim için yapıyor' diye.

Ahh evet bir de kentsel dönüşümler. Hepsinin aklında sanırım bu vardı; kentsel dönüşümler. Süslü isim; kentsel dönüşüm. Goebbels'in devamı sanırım, süsle ve içini boşalt. Mesela demokrasi; hiç birinin ağzından düşmez belki ama kime demokrasi. Eşitler içinde en eşit kim? Neyse...

Lakaplar diyorduk, ne anlatır ki bize lakaplar? Neden lakap takarız? Alay etmek için? Övmek için? Sanırım asıl nokta, birini birinden ayırmak amaçlı. İsimler gibi. Karışmasın diye. Ayrım belki de buradan başlıyor. Ama bu yukarıda bahsettiğim lakaplar, sanırım ayrımdan öte bir algıya da değiniyor, bir baştan kabule; büyük usta, büyük lider... psikolojik? Eşitler arasında en eşitimiz. Tek adam'lık - neden ' tek kadın'lık' yok ki? Demir Leydi / Thatcher? Yine de kadınlar o kadar ‘diktatör' olamıyor mu?- emaresi bu lakaplar. Milli goygoyculuğun, büyük narsizmin emaresi. Kitleler liderlerin ardı sıra gider, destek muazzamdır. Yığınlar etki altındadır, yığınların egoları tavandır cafcaflı sözlerin ekseninde. Asla ama asla kabul edilmez kötü şeyler, hep bir bahar havasıdır. Uzun süren bir balayı gibidir, aşktır işte; gözü kör. Hatalar görünmez, gösterirsen yersin şamarı. Yoktur, yok hükmündedir. Kati olarak reddedilir bir müddet.

Sonra -ama şöyle, -ama böyle evresine geçilir. Ama cicim ayları sürüyordur, ve libido hala etkilidir bakirlerin nezdinde. Bir orgazm hali. Daha sonrasında ‘belki şunu demek istedi, şöyle yapmak istedi' diye ‘falcılıklar' gelir. Kondurulamaz canana o hareketler ama hareketlerin yanlış olduğu da görülür, çünkü tatmin sağlanmıştır. Artık orgazm, orgazm değildir. Boşalma olmuştur. Etek boyuna karışmak eskisi gibi es geçilmiyordur, sevgiden sanılmıyordur. Veya kahveye gitmeye engel olunması. Artık canına taketmiştir ama kurtarma şansı var mıdır diye düşünülür ilişkiyi. Ve şapka düşer, kel görünür. Birden açılır gözler. ‘hata yapmışım' der canan. Ve ilişki biter. Çoğu zaman ‘kanlı' biter. Çünkü taviz çoktur, geçmişte verilen. Ve ‘haklı olarak' aynı şeyleri talep eder karşındaki. Birkaç istisnayı saymazsak -mesela Franco 36 yıl- ortalama 15 yıl içinde bu ‘aşk' biter ve nefret başlar. Aşk sonrası nefrette çok kötüdür. Derin bir yaranın sızısı, elbet zor geçer. O aldatılmışlık hissi..vs.. Sonuçları ne mi olur? İyi değil, eski maşuk için. Tabii alınan diyet, gelen rejimin rengini belli eder. Kırmızı-siyah olsa ne ala...

Akp iktidarının 11. Yılı. 10 yıllık ‘aşk'lar teker teker bitiyor. Önce liberaller gitti -yetmedi ama evet-, sonra cemaat. Yavaş yavaş yığınlar gidecek. Parti içinde çatırdamalar duyuluyor. RTE'nin ‘Roma'yı yakması'ndan korkuyorum, veya balıklara altın atmasından. ‘Başbakanlığı bombalanırken' acaba Hitler gibi ‘iyi oluyor' diyor mudur? Korktuğu belli, can havliyle saldırıyor etrafa. Gözleri bağlı, elinde keskin bir bıçak var ve kim varsa etrafta saldırıyor. Gezi'den yediği darbe hala kanıyor. Gezi pusmuş belki, belki o ‘eski günler' yok ama hayaleti dolaşıyor, bu hayalet öyle korkutucu ki her kanal felç edilemeye çalışılıyor, mesela Redhack operasyonları buna örnek. Sesi benzetiyorlar, ölü dede arıyorlar, asker kaçağı mı bakıyorlar... kanıtları bunlar.
Ünlü bir ‘lider' şöyle demişti: " Bana en masum sözünüzü söyleyin, sizi onunla idam edeyim." En masum sözlerimiz yeterli, yıllarca içeri tıkılmamız için, en masum taleplerimiz yeterli bir gaz fişeğiyle öldürülmemiz için... Bu söz 1800'lü yıllarda söylendi, 19. Yüzyılda. Şu an 21. Yüzyıldayız ve hala iktidardakilerin yapabileceği bir şey bu. Evet mesele belki de iktidara kimin geçeceği ile ilgili değildir, belki de mesele iktidarın kendisiyledir...

Öte yandan, ‘gecenin en karanlık anı, güneşin doğmasına en yakın andır' direnen işçiler kazanıyor, dün Kazova İşçileri, bugün Beltaş.. Yarın Feniş... İşgaller büyüyor, büyüyecek ve büyümeli. Sermayenin gasp ettiği her şey, işgal edilmeli. İşgal dediğime bakmayın, halk kendine ait olanı işgal etmez, sadece geri alır. Dokunduğumuz her şey bizimdir, gördüğümüz her şey. ‘Benim' değil, ‘bizim'. ‘biz' kültürü içimizde yeşerdikçe, sağlıklı işgaller artacak. Kah bir ev, kah bir fabrika, kah bir doçent odası... büyük dağlar, küçük taşlardan oluşur. Gün gelecek sokaklar ‘işgal' edilecek, derken mahalleler, derken kentler, şehirler. Dalga dalga büyüyecek ‘işgal fırtınaları', son ülke işgal edilmeden önce ‘beyaz adam', iktidarların, mülkiyetin..vs.. mutlu etmediğini\etmeyeceğini anlayacak. Ama en önemli ‘işgal' beyinlerin işgalidir, beyinleri asıl işgal eden kapitalist öğrenmişliğin kökünü kurutmaktır. Doğmaları silmek. ‘biz'i öğretmektir, kendi beyinlerimize. Ondan sonrası kolay, çok kolay.

‘Bana hayalperest diyebilirsin fakat bir tek ben değilim ki umarım sen de bir gün bize katılırsın ve dünya bir çatı altında yaşar.' Bana da hayalperest diyebilirsiniz, evet müzik yapamıyorum, saçlarım da kısa ama siyah yuvarlak gözlüklerim var. Ve biraz istatistiki bilgim; dünyadaki insanların sadece %3 ‘zengin'. De ki %10, de ki %20.. de işte.. yüzde 99 olsun de. Örgütlü bir gücün karşısında hiçbir güç duramaz. Bolşevik ihtilali, Rusya'nın %3 tarafından yapıldı. Türkiye'yi aylarca felç eden Gezi parkı eylemlerine aktif katılım Türkiye'nin %2'si bile değildi...
[email protected]

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Cinnet, III. Paylaşım Savaşı, Cennet!
    Dünya Üçüncü Paylaşım Savaşı çoktan başladı sanırım. Tahmin ettiğimiz gibi ultra gelişmiş silahlarla, ‘görkemli’ bir başlangıç olmadı ama oraya da geleceğiz daha. Anlaşılıyor ki bu savaş; vicdan ile vicdansızlık arasında…
  2. 'Çok acı var, dayanamıyorum'
    "Çok acı var, dayanamıyorum. Lütfen beni affedin ve kendinizi üzmeyin, siz elinizden geleni yaptınız. Çok özür dilerim. Çok çaresizim. Özür dilerim. Lütfen çıtçıta iyi bakın. Ve paramı ve her şeyimi…
  3. Sıkıldım bu tekrarlardan.. Bu sistem yıkılmalı artık..
    Sabah uyandım... Haberlere baktım önce.. Sonra, sonra tarihe baktım: Ağustos.. 18 Ağustos mu diye endişelendim.. Hayır.. 7 Ağustos.. Tarihleri mi karıştırıyorum derken, baktım 1992 mi diye?Hayır.. 2015 yılındayız.. Bir zaman…
  4.  İç savaşın ayak sesleri
    Zor bir dönem bekliyor bizi. Burada denge unsuru HDP olacak muhtemelen ve HDP’nin izleyeceği akılcı siyaset, onu parlamenter sistemde iktidara bile taşıyabilir. kendini ifade etmeli ..PKK savaştan kaçınmalı mağrur bir şekilde.. Sosyalist…
  5. AKP'nin ölüm korkusu..
    AKP'nin ölüm korkusu..
    12 Haziran 2015
    Zor görünüyor.. Hdp kendini anlatmalı milliyetçilere, milliyetçiler de çaba göstermeli. Chp’nin ulusalcı kitlesi nasıl değişti, gördünüz mü? Zor değil, olur bu da. Seçimler bitti, AKP tek başına iktidar olma durumunu…
  6. Ben, benim 8 Haziran’ımı biliyorum. Ya siz?
    İspanya da Baskların gördüğü zulme üzülürsün, İngiltere'de İrlandalıların, Amerika’yı lanetlersin, Kızılderililere yaptıkları için, İsrail zaten zalim bir siyonisttir, Filistin Halkı aha şurada duruyor. Ağlarsın Filistin için, hatta boykot edersin İsrail…
  7. Yaşasın 1 Mayıs! Her Yer Taksim!
    Yarın 1 Mayıs! İlk kez 1856’da yürüyüş yapıldı, Melboure’de. Gayet basit bir mesele: 12 saatlik çalışma süresinin 8 saate düşürülmesi. Sonra 1886. Haymarket. Ölenler, öldürülenler, idamlar. Kirli eller… ve o…
  8. Hepimiz çok öldük bu topraklarda…
    ..Ve şayet insansanız, göz pınarlarınız nemlenir. Belki ağlarsınız. İnsanlığın belki en büyük göstergesi, başkasının acısını acınız gibi hissedebilmenizdir. Başkasının suratında patlayan tokadı, kendi suratınızda hissedebilme kabiliyetidir insanlık. İnsan mısınız? "Çok…
  9. Ağrı, HDP, Seçimler ve anlamsızlık
    Ağrı olayından sonra seçimlerde oy kullanmanın bir işe yaradığını düşünmememe rağmen tutupta oyumu HDP’ye vereceğim. Derin devlet ve sığ devletin bu kadar korktuğu ‘şey’ neyse, onun yanında saf tutmak lazım! Hem %50…
  10. Suriyeli aç çocuktan, Cizre'deki çocuklardan bahsetmeyeceğim..
    Umut, gözü dönmüş taşlı, sopalı, ellerinde gaz bidonları olan güruhu, örgütlenmiş cehaleti bir ufak süpürgeyle yenebileceğimizi bilmektedir. O süpürgeyle yenilecek karanlık, o süpürge süpürecek bu ‘pisliği’… Umut gece uyuyamayışımızdadır. Sevdiğimizi,…
  11. Vivaldi'nin ithaka'ya yeşil yolculuğu..
    Hayal gücünün iktidari, Kavafis'in "ithaka"sı gibidir. "Her yürek devrimci bir hücre gibidir" ve önemli olan İthaka'ya varmak değil, o yolda olmaktır. Hayal gücünün iktidarının yolunda. Bazen bu yol kobane'den geçer.…
  12. Bir insanlık tragedyası: yaşamak veya ölmek
    Devlet intiharı sevmez, din intiharı sevmez. Senin bedenin üstünde tasarrufunu, sen sağlamamalısın. Sen kendi bedenine bile sahip değilsin. Sen ölemezsin, ölsen de devletin bildiği şekilde ‘son yolculuğuna’ uğurlanmalısın. Sen bir…
  13. Efendiler! Adalet hissiyatı yaralanmış halklardan korkun!
    Bir toplumda adalet hissiyatı, bir zerre bile yoksa o artık bir toplum değildir. Dokunulmazların, ayrıcalıklıkların olduğu yerde adaletten bahsedilmez. Ki bu kapitalist sistemin adalet anlayışı tamamen bir aldatmacadır. Toplumun gazını…
  14. Henüz vakit varken.. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce
    Henüz vakit varken, inanmalıyız insanlara. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce. İnsanların ilki, kendimizdir. Kendimize inanmalı. Henüz vakit varken, düşmüşken dehşet dehlizlere. Kırım kırım kırılmışken ümitsizlikten, gülümseyebilmeli insan. Getireceğimiz günlerin hatrına, boşuna çıkmadı…
  15. Bir kapak, Üç aday; Tek 'oyun'...
    Time dergisinin kapağında kim olacak? Dergi 3 isim belirliyor; Sisi, Erdoğan ve Miley Cyrus.. Aslında mesajını vermiş bulunuyor o meşhur dergi; üçünüz aynı klasmandasınız. Yılın kişisi hanginiz olsun :) Sonra,…
  16. Kan..kan.. sokaklardan akan..
    Kan dökülecek... Bu çağda hala şarklı toplumlarda kan çok önemlidir. Kah bir hayvanın boğazında, kah bir kadının kasıklarında... Kan kutlamadır, "iyi şeyler" için kurban etmektir birşeyleri. Kan dökülür... alna sürülür,…
  17. Hadi biraz demokratikleşelim türkiyem
    Daha kaç insan öldürmek gerek / Daha kaç cezaevi doldurmak / Daha kaç yalan gerek / Paket paket gelecek demokrasi / Daha kaç paket gerek demokrasi için / Adam olana çok bile bu / Hadi biraz demokratikleşelim Türkiyem.. 3 harfin…
  18. 'Ben eksik bıraktım, siz doldurun'
    "Almanca bilmezsiniz, bilseniz anlamazsınız belki ne dediğini ama hissedersiniz derinden. Bazen diz üstüne çöker dua edersiniz, bazen rakınıza meze olur, bazen şarap akar kadehlere... Veya bir sigara içimidir, gökte yıldızlar…
  19. ateşler yanıyordu tüm şehirde.. şehir tüm ülkeydi..
    sokakta müzik var.. sokakta barikat var.. sokakta ateşler yanıyor.. o ateşlerde neler yanıyor, neler.. oy pusulalarını da atarız mı bir gün o ateşe, cüzdanlarımızı, kimliklerimizi.. hepsini yakabilir miyiz? yakmalı mıyız?…
  20. 'işedim gitti..'
    'işedim gitti..'
    6 Eylül 2013
    bir koltuk.. sanırım 3 kişilik.. ama ortasında bir çizgi/boşluk var. üzerine bir bez örtülmüş, herhalde kirlenmesin diye. televizyon açık.. izlemiyorum. ses.. bazen ses olsun ister insan. ses oluyor.. bazen haberler…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…