Vivaldi'nin ithaka'ya yeşil yolculuğu..

Nesimi Cem Kalender

29 Ekim 2014
Vivaldi'nin ithaka'ya yeşil yolculuğu..

Hayal gücünün iktidari, Kavafis'in "ithaka"sı gibidir. "Her yürek devrimci bir hücre gibidir" ve önemli olan İthaka'ya varmak değil, o yolda olmaktır. Hayal gücünün iktidarının yolunda. Bazen bu yol kobane'den geçer. Bazen Validebağ'dan, bazen Karaman'da bir maden ocağından. Yeşili seçmekten...

Yerin bilmem kaç metre altı. Alabiliğince karanlıktır. Lambalar işe yaramaz. Yerin bilmem kaç metre altı, su soğuktur galiba. Ciğerlerine suyun gıdım gıdım dolması. Ölmek. Ölüm o kadar kötü birşey değil aslında ama bu hali. Bu hali yeterince kötü, yeterince acı. Namlusuna mermi sürülmüş bir silahla ateş etmek gibi kendine... Hayır hayır, o silahı başkasının tutması- mesela maden sahibinin, devletin, taşeronun...- ve sana doğrultması. Seninde o metalin gölgesi altında çalışman.

Ve bir kural vardır; ilk perdede tabanca görünüyorsa, o ikinci perdede mutlaka patlar. Patladı. Öldün. Cinayet mahalinde ki buna "trafik kazası" der onlar, cinayet silahında bir sürü tanıdık parmak izi. Ve ne acıdır ki yürekleri az da olsa "adaletle" hafifletecek bir şey yok. Ölen, öldüğü ile kalıyor. 301 sadece pis bir yasanın adı değil bu ülkede maalesef. Ve benzer sözler, benzer timsahların benzer göz yaşları. Birkaç ay sonra öleceklere antreman niteliğinde...

Ve Mari Samulsen kemanını konuşturuyor, "yaz" diyor ama mevsim yaz değil. Hüzün veriyor işte, nedense hüzün yaza yakıştırılmaz ama... Bir konser kaydı dinlediğim. Bir adam var ki, 3 kere öksürüyor bu kayıtta. Boğuk bir öksürük. Hayır Vivaldi bu öksürüğü dahil etmemiştir esere. 5. Dakika'dan hemen önce bir kere, sonra 6. Dakika'ya varmadan bir kere daha. Ve 7. Dakika'dan sonra. 3 kez öksürmüş müdür onlar? Vakit kalmış mıdır?

Şimdi Validebağ'da öksürenler varmış ama. Ee kolay değil kaç gündür soğukta nöbet tutmak. Ne için? Bir ağaç. Bu günleri de gördük ya. Abdestli kapitalizm en iyi silahıyla saldırıyor rant için. Ne kadar camii o kadar iyi. Cemaate gerek yok. "Öbür dünyada cennet için bu dünyayı cehenneme çevirenlerdeniz" aa bu cennet için değil ama değil mi? Rant için. Ağaçların gölgesi para etmiyor. Önce camii yap ki halk tepki göstermesin. Tepki gösterenleri de "din düşmanı" ilan et, taraftar topla. Sonra camiyi yap. Yanına bir otopark. Sonra yanına ufak bir lojman. Yavaş yavaş tüm ağaçları sök. Ev yap. Taş verecek sana oksijeni. Çocuğun taşta oynayacak. Paraları pişirip yiyecek, altınları... Dünya malına tamah ettirip, dilinden düşmeyen ahiret inancını çöpe attıran "abdestli beyaz adam"? Sende öksüreceksin. 5'inci, 6'ıncı ve 7'inci dakikada. Ama hoş bir sada da olmayacak öksürüğün ne de ciğerlerine dolan sudan. Evet oksijen almakta sorun çekecek ciğerlerin. Ama sanırım kestiğin ağaçlardan. Yeşile açtığın "yeşil" savaştan. Nasıl bir ironidir; yeşili, yeşille dövmek. Yeşili, yeşil için kesmek. Yeşil; bazen türbede bazen para da. Herşey "yeşil" için. O madene inenlere "yeşil" lazım, aç karnı için. O yeşili kesenlere yeşil lazım, yok ahiret için değil, dünya için. Yanlış "yeşilin" tarafındasın. Gazın, copun, plastik merminin, kalkanın, miğferin...yanlış tarafta. Kaybetmek için dövüşüyorsun. Kaybedeceksin...

Yeşil... Amerikan doları. Ama kimileri minnet etmez ona. Mesela canından canı bir asansörün altında bırakan. Canının, cesedini teşhis edemeyecek halde gören. Canıyla beraber 9 daha Can'ın aynı "kazada" öldüğü ve kanının bedelini biçtirmeyen. Diğer 8 kişiden farklı. Zor... Yiyecek yemeği yok ama tamah etmiyor "yeşile"... Aklını çelmiyor bile. Anlıyorum ama diğer 8 aileyi, adalete inanç yok ki. Ve paranın yüzü sıcak. Kuru soğan ve kuru ekmekten bıkmış mide. Elektrik faturası, su, odun, bakkal veresiye açmaz olmuş. İnsanlığını bırakır ve "yeşili" seçer. Yanlış yeşili. Bu onun suçu değil. Ama bunu kabul etmeyen o iki ailenin tamamen gururu. Insanlık gururu. Tüm aksiliğe rağmen, bir ağaca sarılabilme gururu. Hala kirlenmemiş yanlarımız var. Hala bitmeyen insanlığımız. Ne zaman insanlığımdan tereddüt etsem, o babanın kelimelerini okumalı. Bir de "Paramaz Kızılbaş"ın babasının kelimelerini. Ne zaman insanlık uzaklaşsa bize, o kelimeler tazeler insanlığımızı. İşte o zaman yaylı çalgılar girer hayatımıza tüm güzelliği ile. Bir alçalır, bir yükselir. Varsın öksürelim. Boğazımız kurumuştur. Ve Vivaldi baştan yazar belki eserini. Birkaç öksürük, birkaç seyirci sesi ekler. Yaylılar. Ve belki o gün hayal gücü iktidara gelir. "Iklim değişir, Akdeniz olur. Gülümse..."

Hayal gücünün iktidari, Kavafis'in "ithaka" sı gibidir. "Her yürek devrimci bir hücre gibidir" ve önemli olan İthaka'ya varmak değil, o yolda olmaktır. Hayal gücünün iktidarının yolunda. Bazen bu yol kobane'den geçer. Bazen Validebağ'dan, bazen Karaman'da bir maden ocağından. Yeşili seçmekten...

Öksürüyorsunuz, ölmeyin. Geçmiş olsun.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Cinnet, III. Paylaşım Savaşı, Cennet!
    Dünya Üçüncü Paylaşım Savaşı çoktan başladı sanırım. Tahmin ettiğimiz gibi ultra gelişmiş silahlarla, ‘görkemli’ bir başlangıç olmadı ama oraya da geleceğiz daha. Anlaşılıyor ki bu savaş; vicdan ile vicdansızlık arasında…
  2. 'Çok acı var, dayanamıyorum'
    "Çok acı var, dayanamıyorum. Lütfen beni affedin ve kendinizi üzmeyin, siz elinizden geleni yaptınız. Çok özür dilerim. Çok çaresizim. Özür dilerim. Lütfen çıtçıta iyi bakın. Ve paramı ve her şeyimi…
  3. Sıkıldım bu tekrarlardan.. Bu sistem yıkılmalı artık..
    Sabah uyandım... Haberlere baktım önce.. Sonra, sonra tarihe baktım: Ağustos.. 18 Ağustos mu diye endişelendim.. Hayır.. 7 Ağustos.. Tarihleri mi karıştırıyorum derken, baktım 1992 mi diye?Hayır.. 2015 yılındayız.. Bir zaman…
  4.  İç savaşın ayak sesleri
    Zor bir dönem bekliyor bizi. Burada denge unsuru HDP olacak muhtemelen ve HDP’nin izleyeceği akılcı siyaset, onu parlamenter sistemde iktidara bile taşıyabilir. kendini ifade etmeli ..PKK savaştan kaçınmalı mağrur bir şekilde.. Sosyalist…
  5. AKP'nin ölüm korkusu..
    AKP'nin ölüm korkusu..
    12 Haziran 2015
    Zor görünüyor.. Hdp kendini anlatmalı milliyetçilere, milliyetçiler de çaba göstermeli. Chp’nin ulusalcı kitlesi nasıl değişti, gördünüz mü? Zor değil, olur bu da. Seçimler bitti, AKP tek başına iktidar olma durumunu…
  6. Ben, benim 8 Haziran’ımı biliyorum. Ya siz?
    İspanya da Baskların gördüğü zulme üzülürsün, İngiltere'de İrlandalıların, Amerika’yı lanetlersin, Kızılderililere yaptıkları için, İsrail zaten zalim bir siyonisttir, Filistin Halkı aha şurada duruyor. Ağlarsın Filistin için, hatta boykot edersin İsrail…
  7. Yaşasın 1 Mayıs! Her Yer Taksim!
    Yarın 1 Mayıs! İlk kez 1856’da yürüyüş yapıldı, Melboure’de. Gayet basit bir mesele: 12 saatlik çalışma süresinin 8 saate düşürülmesi. Sonra 1886. Haymarket. Ölenler, öldürülenler, idamlar. Kirli eller… ve o…
  8. Hepimiz çok öldük bu topraklarda…
    ..Ve şayet insansanız, göz pınarlarınız nemlenir. Belki ağlarsınız. İnsanlığın belki en büyük göstergesi, başkasının acısını acınız gibi hissedebilmenizdir. Başkasının suratında patlayan tokadı, kendi suratınızda hissedebilme kabiliyetidir insanlık. İnsan mısınız? "Çok…
  9. Ağrı, HDP, Seçimler ve anlamsızlık
    Ağrı olayından sonra seçimlerde oy kullanmanın bir işe yaradığını düşünmememe rağmen tutupta oyumu HDP’ye vereceğim. Derin devlet ve sığ devletin bu kadar korktuğu ‘şey’ neyse, onun yanında saf tutmak lazım! Hem %50…
  10. Suriyeli aç çocuktan, Cizre'deki çocuklardan bahsetmeyeceğim..
    Umut, gözü dönmüş taşlı, sopalı, ellerinde gaz bidonları olan güruhu, örgütlenmiş cehaleti bir ufak süpürgeyle yenebileceğimizi bilmektedir. O süpürgeyle yenilecek karanlık, o süpürge süpürecek bu ‘pisliği’… Umut gece uyuyamayışımızdadır. Sevdiğimizi,…
  11. Bir insanlık tragedyası: yaşamak veya ölmek
    Devlet intiharı sevmez, din intiharı sevmez. Senin bedenin üstünde tasarrufunu, sen sağlamamalısın. Sen kendi bedenine bile sahip değilsin. Sen ölemezsin, ölsen de devletin bildiği şekilde ‘son yolculuğuna’ uğurlanmalısın. Sen bir…
  12. Efendiler! Adalet hissiyatı yaralanmış halklardan korkun!
    Bir toplumda adalet hissiyatı, bir zerre bile yoksa o artık bir toplum değildir. Dokunulmazların, ayrıcalıklıkların olduğu yerde adaletten bahsedilmez. Ki bu kapitalist sistemin adalet anlayışı tamamen bir aldatmacadır. Toplumun gazını…
  13. Henüz vakit varken.. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce
    Henüz vakit varken, inanmalıyız insanlara. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce. İnsanların ilki, kendimizdir. Kendimize inanmalı. Henüz vakit varken, düşmüşken dehşet dehlizlere. Kırım kırım kırılmışken ümitsizlikten, gülümseyebilmeli insan. Getireceğimiz günlerin hatrına, boşuna çıkmadı…
  14. Bir kapak, Üç aday; Tek 'oyun'...
    Time dergisinin kapağında kim olacak? Dergi 3 isim belirliyor; Sisi, Erdoğan ve Miley Cyrus.. Aslında mesajını vermiş bulunuyor o meşhur dergi; üçünüz aynı klasmandasınız. Yılın kişisi hanginiz olsun :) Sonra,…
  15. Diktatatörler için aşk biter, nefret başlar
    Büyük Usta, Milli Şef, Führer, El Caudillo, Duce, Büyük Amca... Örnekler çoğaltılabilir, yakın tarihe dair kimi ‘liderler'e takılan lakaplar... Hepsi diktatörlerin sıfatları. Hepsi uzun yıllar boyunca iktidarda kaldı, ‘karşı-devrimci' hamleler…
  16. Kan..kan.. sokaklardan akan..
    Kan dökülecek... Bu çağda hala şarklı toplumlarda kan çok önemlidir. Kah bir hayvanın boğazında, kah bir kadının kasıklarında... Kan kutlamadır, "iyi şeyler" için kurban etmektir birşeyleri. Kan dökülür... alna sürülür,…
  17. Hadi biraz demokratikleşelim türkiyem
    Daha kaç insan öldürmek gerek / Daha kaç cezaevi doldurmak / Daha kaç yalan gerek / Paket paket gelecek demokrasi / Daha kaç paket gerek demokrasi için / Adam olana çok bile bu / Hadi biraz demokratikleşelim Türkiyem.. 3 harfin…
  18. 'Ben eksik bıraktım, siz doldurun'
    "Almanca bilmezsiniz, bilseniz anlamazsınız belki ne dediğini ama hissedersiniz derinden. Bazen diz üstüne çöker dua edersiniz, bazen rakınıza meze olur, bazen şarap akar kadehlere... Veya bir sigara içimidir, gökte yıldızlar…
  19. ateşler yanıyordu tüm şehirde.. şehir tüm ülkeydi..
    sokakta müzik var.. sokakta barikat var.. sokakta ateşler yanıyor.. o ateşlerde neler yanıyor, neler.. oy pusulalarını da atarız mı bir gün o ateşe, cüzdanlarımızı, kimliklerimizi.. hepsini yakabilir miyiz? yakmalı mıyız?…
  20. 'işedim gitti..'
    'işedim gitti..'
    6 Eylül 2013
    bir koltuk.. sanırım 3 kişilik.. ama ortasında bir çizgi/boşluk var. üzerine bir bez örtülmüş, herhalde kirlenmesin diye. televizyon açık.. izlemiyorum. ses.. bazen ses olsun ister insan. ses oluyor.. bazen haberler…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…