AKP'nin ölüm korkusu..

Nesimi Cem Kalender

12 Haziran 2015
AKP'nin ölüm korkusu..

Zor görünüyor.. Hdp kendini anlatmalı milliyetçilere, milliyetçiler de çaba göstermeli. Chp’nin ulusalcı kitlesi nasıl değişti, gördünüz mü? Zor değil, olur bu da.

Seçimler bitti, AKP tek başına iktidar olma durumunu yitirdi ama yenilmiş sayılmaz, yüzde 40 gibi bir oyu var hala. Ne acı… Devrimin sandıkla gelmeyeceği belli ama halka rağmen halk için devrim ne kadar makul? Halk devrimi istemiyor. Gözleri kapalı çünkü, elleri kolları bağlı. Eğitim politikaları, din, gelenekler, görenekler, yozlaşmışlık… hepsi engel devrime.

Peki nasıl olacak? Reformlara razı mı olacağız? Reformist yaşarken reel politikayı, biz yavaşça bırakır mıyız devrimi? Bilmiyorum. Baskıcı rejim, devrim için en uygun rejimdir aslında, reformlar devrimin hızını keser, hatta birebir devrimi ‘keser’. Ama öte yandan, reformlar, doğru kullanılırsa, devrime yol olur mu? Dünya da bir örneği var mı? Sanırım sadece kimi Güney Amerika ülkelerindeki post-modern sosyalizm uygulamaları. Ömürleri ne kadar, o da belli değil. Neyse.. Yalnız, kaybedecek vakit yok daha iyi bir yaşam için. Birilerinin ölmesine gerek yok artık. Olmamalı..

İktidar mahkumiyeti – ölüm korkusu

Şimdi koalisyon tartışmaları var. Akp’de bir ölüm korkusu. Korkmakta haklılar, istedikleri gibi at koşturamayacaklar artık. Ve bunca yılın vebali var üzerlerinde, bunca yıl biriken dosyalar. Hukuksuzluklar, yolsuzluklar, insan hakları ihlalleri, israflar, fesatlı ihaleler… liste uzar böyle. Haliyle korkuyorlar ve onlarsız iktidar olmasın istiyorlar. İktidara mahkum hissediyorlar! Evet mahkumlar! Bir düşmeye görsünler, daha kalkarlar mı belirsiz. Yalnız bu hercümerç içinde sancılar bekliyor ülkeyi. Çünkü direnecekler, askeri vesayetin Akp’ye karşı direnmesi gibi. Kök saldıkları nice kurumda direnebilirler, Gülen cemaatinin direndiği gibi. O yüzden sağlam bir irade lazım karşılarında ve bu meşakkatli savaşa hazır bir kadro. Onu sağlamak bu ortamda çok mümkün değil gibi.

Koalisyon CHP-MHP-HDP

Change.org’da bir imza kampanyası başlamış, Chp-Mhp-Hdp’nin ortak vaatlerini gerçekleştirmesi ve akabinde seçime gidilmesi üzerine bir imza kampanyası. Yolsuzluk yargılamaları, iç güvenlik paketi, cumhurbaşkanı konumu, siyasi partiler yasası, baraj vs.. vs.. tabii Kürt sorunu dahil değil bu ivedi listeye. Burada işi bozan Mhp. Gerçi ortak vaatlerin gerçekleşmesinde de işi bozacak Mhp. Bu partinin tabiatı bu galiba, hatırlayın Cumhurbaşkanı seçimleri fiyaskosunu, Akp uzlaşmaya hazırken Mhp sayesinde uzlaşmasız, kendi adayını dayatarak (Abdullah Gül) seçtiler.

MHP bu basiretsiz politikalarından kurtulacak gibi de görünmüyor. Oy kaybedeceğim korkusuyla, çözüm sürecinin zıttı bir politika izliyor. Ve şu anki haliyle, altın tepsiyle sunacak AKP’ye istediğini. Yine de bir umut işte, yıllar önce Öcalan’ın idam kararını onaylamadılar, belki bu seferde… Bilmiyorum. Politika çok yüzlülüktür. Kirlidir. O yüzden ne olur belli olmaz.

Yalnız ne olması gerektiğini aşağı yukarı Türkiye’nin en az yüzde 60’ı biliyor: yolsuzluk dosyaları, cumhurbaşkanının konumu, hukuksuzluklar, yargı bağımsızlığı, iç güvenlik kanunu… Bunlar acildir, bu konuların hepsini elinden geçiremezse bu meclis, gelecek seçimde bundan çok farklı bir meclisi görebiliriz.

Peki bunları nasıl elden geçirebilirler? Aklın yolu bir: Akp’siz bir iktidarla ancak. Akp iktidarın bir parçası oldukça, bu gelişmeleri kaydetmek çok zor. Ya bizimle iktidar ya erken seçim dayatması bu yüzden, bu korkutmalar. Ve Amed’de patlayan bombalar, öldürülen insanlar: bu yüzden! -Sanırım daha kanlı günlere hazır olmalıyız.- Hem Akp iktidar olmasa bile kolay değil iktidar olmak. Cumhurbaşkanı konumunda RTE elinden gelen çomağı sokacak, imzalamayacak, veto edecek, bekletecek, karşı propoganda yapacak, bir yandan da koalisyon döneminde ne kadar istikrarsız olduğumuzu gösterecek, yeni patlamaları, yeni suikastleri, ekonomiyi örnek göstererek. Ve 13 yıl boyunca ülkenin çeşitli kurumlarına sirayet etmiş, Akp kadroları direnecek. Kolay olmayacak.

ÇIKIŞ YOLU VE HDP
Akp ile yan yana olan her kim olursa, kaybedenin hanesine onu yazabilirsiniz. Kim AKP ile yan yana olursa, yalancı olur. Ve sanırım seçmenler ‘yalancıları’ sevmez. 13 yıllık hesaplaşma dedi meclisteki 3 parti de, davacı ve davalının ‘hakim’ olduğu bir davayı nasıl çözümleyebilirsiniz ki? Kendi ortağınızı dava ediyorsunuz ve dava ettiğiniz ortağınızla beraber, ortağınızı mahkum etmeye çalışıyorsunuz. Abes? O yüzden ne yapıp edip bu 3 parti yan yana gelmeye çalışmalı, yan yana gelmeye mecburlar, mahkumlar! Bunun için çabalamalılar.

Zor görünüyor.. Hdp kendini anlatmalı milliyetçilere, milliyetçiler de çaba göstermeli. Chp’nin ulusalcı kitlesi nasıl değişti, gördünüz mü? Zor değil, olur bu da. Elbette herkesi memnun edemezsiniz aynı zamanda ama kazanabildiğimiz kadar çok kişiyi kazanmak iyidir. Yıllardır ‘Kandile Türk Bayrağını dikeceğiz’ diye ortalıkta dolaşan Mhp, şunu çok iyi bilmelidir ki; Kandile Türk bayrağını dikecek olan Hdp’dir! Tabii ki sizin diktiğiniz manada değil. Sarı yeşil kırmızı bayrağın yanına! Fena olmaz hani Demirtaş’ın çıkıp; Kandile ‘Türk Bayrağını dikeceğiz’ demesi. Değil mi?

Aslında en uygun çıkış yolu Chp-Mhp-Hdp değildir. En güzel çıkış yolu; Akp’den doğacak yeni bir partinin, 65 kişilik bir parti yeter, Chp ve Hdp ile koalisyon yapmasıdır. Bu mantıksız mı? Bence değil. Akp öyle ya da böyle yargılanacak, RTE’nin gölgesi partinin üzerinde olduğu müddetçe özgür de değiller. Ve birçok kişi görüyordur başlarına gelecekleri, son çıkış olabilir köprüden önce. Bu kendilerinin olmayan günahların cefasını çekmek istemeyen birçok kişi vardır ve belki konuşuluyordur kulislerde. Ki mantıklı bir hamle olabilir, gelecek seçimler ‘ak’ bir parti! 2002-2007 politikalarıyla var olmuş bir gelenek. Neden olmasın? Türkiye bu, sürprizlere gebe.

Devrim & Reform

Ve geldik işte asıl konuya; reformlar devrimi getirir mi? Bağımsız yargı, esnek kurallar, baskısız bir hükümet, hak ve özgürlükler. Hala şüphelerim var yalnız yakın tarihimizden bir örnek dolaşıyor beynimde: ’60 darbesinin akabinde yapılan 61 anayasası, reformist ve özgürlükçü bir anayasaydı. Ve neredeyse –konjonktürel etkiyle de birlikte- Türkiye devrime gidiyordu. Bu anayasayı temizlemek için iki darbe yapıldı. Olur mu? Olabilir… nasıl kullandığımıza bağlı belki bu yenilikleri…

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Cinnet, III. Paylaşım Savaşı, Cennet!
    Dünya Üçüncü Paylaşım Savaşı çoktan başladı sanırım. Tahmin ettiğimiz gibi ultra gelişmiş silahlarla, ‘görkemli’ bir başlangıç olmadı ama oraya da geleceğiz daha. Anlaşılıyor ki bu savaş; vicdan ile vicdansızlık arasında…
  2. 'Çok acı var, dayanamıyorum'
    "Çok acı var, dayanamıyorum. Lütfen beni affedin ve kendinizi üzmeyin, siz elinizden geleni yaptınız. Çok özür dilerim. Çok çaresizim. Özür dilerim. Lütfen çıtçıta iyi bakın. Ve paramı ve her şeyimi…
  3. Sıkıldım bu tekrarlardan.. Bu sistem yıkılmalı artık..
    Sabah uyandım... Haberlere baktım önce.. Sonra, sonra tarihe baktım: Ağustos.. 18 Ağustos mu diye endişelendim.. Hayır.. 7 Ağustos.. Tarihleri mi karıştırıyorum derken, baktım 1992 mi diye?Hayır.. 2015 yılındayız.. Bir zaman…
  4.  İç savaşın ayak sesleri
    Zor bir dönem bekliyor bizi. Burada denge unsuru HDP olacak muhtemelen ve HDP’nin izleyeceği akılcı siyaset, onu parlamenter sistemde iktidara bile taşıyabilir. kendini ifade etmeli ..PKK savaştan kaçınmalı mağrur bir şekilde.. Sosyalist…
  5. Ben, benim 8 Haziran’ımı biliyorum. Ya siz?
    İspanya da Baskların gördüğü zulme üzülürsün, İngiltere'de İrlandalıların, Amerika’yı lanetlersin, Kızılderililere yaptıkları için, İsrail zaten zalim bir siyonisttir, Filistin Halkı aha şurada duruyor. Ağlarsın Filistin için, hatta boykot edersin İsrail…
  6. Yaşasın 1 Mayıs! Her Yer Taksim!
    Yarın 1 Mayıs! İlk kez 1856’da yürüyüş yapıldı, Melboure’de. Gayet basit bir mesele: 12 saatlik çalışma süresinin 8 saate düşürülmesi. Sonra 1886. Haymarket. Ölenler, öldürülenler, idamlar. Kirli eller… ve o…
  7. Hepimiz çok öldük bu topraklarda…
    ..Ve şayet insansanız, göz pınarlarınız nemlenir. Belki ağlarsınız. İnsanlığın belki en büyük göstergesi, başkasının acısını acınız gibi hissedebilmenizdir. Başkasının suratında patlayan tokadı, kendi suratınızda hissedebilme kabiliyetidir insanlık. İnsan mısınız? "Çok…
  8. Ağrı, HDP, Seçimler ve anlamsızlık
    Ağrı olayından sonra seçimlerde oy kullanmanın bir işe yaradığını düşünmememe rağmen tutupta oyumu HDP’ye vereceğim. Derin devlet ve sığ devletin bu kadar korktuğu ‘şey’ neyse, onun yanında saf tutmak lazım! Hem %50…
  9. Suriyeli aç çocuktan, Cizre'deki çocuklardan bahsetmeyeceğim..
    Umut, gözü dönmüş taşlı, sopalı, ellerinde gaz bidonları olan güruhu, örgütlenmiş cehaleti bir ufak süpürgeyle yenebileceğimizi bilmektedir. O süpürgeyle yenilecek karanlık, o süpürge süpürecek bu ‘pisliği’… Umut gece uyuyamayışımızdadır. Sevdiğimizi,…
  10. Vivaldi'nin ithaka'ya yeşil yolculuğu..
    Hayal gücünün iktidari, Kavafis'in "ithaka"sı gibidir. "Her yürek devrimci bir hücre gibidir" ve önemli olan İthaka'ya varmak değil, o yolda olmaktır. Hayal gücünün iktidarının yolunda. Bazen bu yol kobane'den geçer.…
  11. Bir insanlık tragedyası: yaşamak veya ölmek
    Devlet intiharı sevmez, din intiharı sevmez. Senin bedenin üstünde tasarrufunu, sen sağlamamalısın. Sen kendi bedenine bile sahip değilsin. Sen ölemezsin, ölsen de devletin bildiği şekilde ‘son yolculuğuna’ uğurlanmalısın. Sen bir…
  12. Efendiler! Adalet hissiyatı yaralanmış halklardan korkun!
    Bir toplumda adalet hissiyatı, bir zerre bile yoksa o artık bir toplum değildir. Dokunulmazların, ayrıcalıklıkların olduğu yerde adaletten bahsedilmez. Ki bu kapitalist sistemin adalet anlayışı tamamen bir aldatmacadır. Toplumun gazını…
  13. Henüz vakit varken.. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce
    Henüz vakit varken, inanmalıyız insanlara. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce. İnsanların ilki, kendimizdir. Kendimize inanmalı. Henüz vakit varken, düşmüşken dehşet dehlizlere. Kırım kırım kırılmışken ümitsizlikten, gülümseyebilmeli insan. Getireceğimiz günlerin hatrına, boşuna çıkmadı…
  14. Bir kapak, Üç aday; Tek 'oyun'...
    Time dergisinin kapağında kim olacak? Dergi 3 isim belirliyor; Sisi, Erdoğan ve Miley Cyrus.. Aslında mesajını vermiş bulunuyor o meşhur dergi; üçünüz aynı klasmandasınız. Yılın kişisi hanginiz olsun :) Sonra,…
  15. Diktatatörler için aşk biter, nefret başlar
    Büyük Usta, Milli Şef, Führer, El Caudillo, Duce, Büyük Amca... Örnekler çoğaltılabilir, yakın tarihe dair kimi ‘liderler'e takılan lakaplar... Hepsi diktatörlerin sıfatları. Hepsi uzun yıllar boyunca iktidarda kaldı, ‘karşı-devrimci' hamleler…
  16. Kan..kan.. sokaklardan akan..
    Kan dökülecek... Bu çağda hala şarklı toplumlarda kan çok önemlidir. Kah bir hayvanın boğazında, kah bir kadının kasıklarında... Kan kutlamadır, "iyi şeyler" için kurban etmektir birşeyleri. Kan dökülür... alna sürülür,…
  17. Hadi biraz demokratikleşelim türkiyem
    Daha kaç insan öldürmek gerek / Daha kaç cezaevi doldurmak / Daha kaç yalan gerek / Paket paket gelecek demokrasi / Daha kaç paket gerek demokrasi için / Adam olana çok bile bu / Hadi biraz demokratikleşelim Türkiyem.. 3 harfin…
  18. 'Ben eksik bıraktım, siz doldurun'
    "Almanca bilmezsiniz, bilseniz anlamazsınız belki ne dediğini ama hissedersiniz derinden. Bazen diz üstüne çöker dua edersiniz, bazen rakınıza meze olur, bazen şarap akar kadehlere... Veya bir sigara içimidir, gökte yıldızlar…
  19. ateşler yanıyordu tüm şehirde.. şehir tüm ülkeydi..
    sokakta müzik var.. sokakta barikat var.. sokakta ateşler yanıyor.. o ateşlerde neler yanıyor, neler.. oy pusulalarını da atarız mı bir gün o ateşe, cüzdanlarımızı, kimliklerimizi.. hepsini yakabilir miyiz? yakmalı mıyız?…
  20. 'işedim gitti..'
    'işedim gitti..'
    6 Eylül 2013
    bir koltuk.. sanırım 3 kişilik.. ama ortasında bir çizgi/boşluk var. üzerine bir bez örtülmüş, herhalde kirlenmesin diye. televizyon açık.. izlemiyorum. ses.. bazen ses olsun ister insan. ses oluyor.. bazen haberler…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…