Anayasa değişikliği ve kıçına kazık çakılan adam hikayesi

Rıza AYDIN

18 Şubat 2017
Anayasa değişikliği ve kıçına kazık çakılan adam hikayesi

Kendini aydın, halktan yana gören birinin, apaçık görülen bu tehlikeyi (diktatörlüğü) önemsizleştirmesi, mesela boykot sözünü ağzına alması AKP diktatörlüğüne destek olması demektir; bunun başka bir adı, lami cimi  olmaz. Bu işin şakası bile yanlış.

Hikayeyi meşhurdur. 

Zamanın bahrinde, adamın biri, yeni gömülen birilerinin mezarını açar onların kefenlerini soyup satarmış. 

Gel zaman git zaman derken, vakti zamanı gelince, baş belası bu adamda ölmüş.

Adam ölünce, ahali, "oh be, şükürler olsun rabbimize ki, bu lanet  herif öldüde, kurtulduk" diye ölünün arkasından konuşmaya başlamışlar.

Ölülerin mezarını soyup kefenlerini satan bu adamın oğlu, babasının ardından böyle kötü konuşulmasından çok rahatsız olmuş, kendi kendine "acaba ne yaparsam babama hayır dua ettiririm" diye düşünüp bunu bir akıldaneye  danışmış. 

O akıldane adam, ölülerin kefenini soyan adamın oğluna şöyle bir akıl vermiş: 

"Eğer babana hayır dua ettirmek istiyorsan, sen de babanın yaptıklarını yap, yalnız baban gibi ölülerin kefenini soyup bırakma, babandan farklı olarak onların kıçına da bir kazık çak. O zaman halk, rahmetli oğlundan daha iyiydi, hiç değilse o kazık çakmıyordu' diyerek babana hayır dualar ederler"  demiş.  

Oğul, akıldanenin nasihatıne uyup, bunları yapınca, halk başlamış "rahmetli oğlundan iyiydi, o ölülerimizin kefenini soysada, hiç değilse kazık çakmıyordu" demeye başlamışlar. 

 **

Bu kıssanın hissesi şu:

Ders alınmazsa eğer, tarih tekerrür eder. Şimdi 12 Eylül’den sonra, diktatörlüğün en katmerlisini uygulayan AKP'liler, 12 Eylü’lün diktatörlerine hayır dua ettiriyorlar.

Sağcı, solcu, şuncu buncu hangi aklı başında insanla konuşursam konuşayım, genel olarak hukukçulara bir dokun bin ah işit misali, ‘bu dönem 12 Eylülden bin beter, 12 Eylülü arar olduk, 12 Eylüldeki askerlerde hiç değisel bir insaf, bir  merhamet vardı, hukukun temel, genel geçer kurallarına barı uyuyorlardı, bunların hiçbir ölçüsü yok’ diyorlar. 

Şimdi AKP, getirmeye çalıştığı başkanlık rejimiyle, fiilen uyguladığı bu diktatörlüğü yasallaştırmak istiyor. Anayasa değişikliği ile AKP'nin derdi bu, fiilen uyguladığı baskı rejimini kurumsallaştırarak kalıcı hale getirmek. 

Şimdi apaçık olan bu gerçeği görmeyip, solcu ağızlarla laflar edip, referandumu boykot etmeyi düşünen, bunları söyleyen solcuyu Allah solcunun başına bela olarak vermiş sanıyorum. Böyle solculuk mu olur, böyle solculuk olmaz olsun.

Bilmem anlatabildim mi?

***

Değerli arkadaşlar, şu basit gerçeği akıl defterimize iyice yazalım.

Türkiye'de fiilen yaşama geçirilen bir diktatörlük var. Öncelikle bunu anlayalım.

 Türkiye'de sağcı, solcu, şuncu, buncu demeden ,kime sorsan sor, siyasal yelpazenin hangi yanındaki avukatla konuşursan konuş, sana şunu söylüyorlar: "bu günkü AKP diktatörlüğü 12 Eylül diktatörlüğünden daha kötü, ondan bin beter".

Peki öyleyse, AKP önerdiği bu anayasa değişikliği ile ne yapmak istiyor?

Tekrar edelim.. AKP önerdiği bu anayasa değişikliği ile fiilen hayata geçirdiği diktatörlüğünü, kurumsallaştırıp, kalıcı hale getirmek istiyor. AKP'nin getirdiği anayasa taslağı kabul edilirse eğer,  fiilen uyguladığı diktatörlük rejimi kurumsallaşıp kalıcı hale gelecek.

Şimdi Anadolu halkı böyle bir tehlike ile karşı karşıya.  

Hal böyleyken, kendini aydın, halktan yana gören birinin, apaçık görülen bu tehlikeyi önemsizleştirmesi, mesela boykot sözünü ağzına alması AKP diktatörlüğüne destek olması demektir; bunun başka bir adı, lami cimi  olmaz. Bu işin şakası bile yanlış.

Acaba bu gün başıma ne iş gelecek endişesi içinde can korkusuyla yaşadığımız bir ortamda yurt dışında yada yurt içinde olan kimi arkadaşların bu vurdum duymaz sorumsuz tavırları çok yanlış. Ben bunları gördükçe üzülüyorum. Bu beni kahrediyor. 

Söyleyip ruhumu kurtarayım istedim.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Osmanlı Türk'ü niye sevmezdi?
    Osmanlı aristokrasisi ile Osmanlı münevveri Türkü sevmezdi, onların dilinde Türk bir küçümseme sözüydü. Hatta Osmanlı münevveri Türkçeyi de küçümsediği için, Türk sözünü Arap aksanıyla ifade ederek "TERK" derdi, "Terk" sözünün…
  2. Erdoğan rejiminin tek dayanağı, korku siyaseti
    Machiavelli, hükümdarım diyor, eğer halk sizden uzaklaşacak olursa onları ezin, gözlerinin yaşına bakmayın, onları sürüm sürüm sürüdürün. Halk hükümdarı sevmezse, başına türlü uhubetlerin geleceğini çok iyi bilmelidir, o zaman halk sizi…
  3. Başkanlık rejimi savaş ve felaket demektir
    Şimdi düşünün, AKP'nin istediği başkanlık rejimi Türkiye'de oluşursa eğer, ne olacak? Meclis'in böyle bir yetkisi olamayacağı için, ABD şuraya asker gönder derse, bay başkan da gecikmeden bu isteğin gereğini yapacak.…
  4. Devletin Alevisi olmak ya da olmamak, asıl sorun bu
    ''Dergâhlar ile tekkeleri kapatan 677 sayılı yasada, Alevilerin hem tariksel olarak hem de toplumsal olarak dini önderleri olan Çelebilik, Dedelik, Dervişlik, Babalık gibi unvanları büyücülük, falcılık gibi şeylerle özdeş görüp yasaklamasa Aleviler…
  5. Kalender Çelebi'nin hurucu
    Kalender Çelebi'nin hurucu
    21 Haziran 2016
    "Avın tarihini avcılar değil de, Aslanlar anlatmaya başlarsa, bu başka bir tarih olacaktır", okuyucu bu kitapta, aslanların ağzından kendi ülkelerine saldıranlara karşı nasıl direndiklerinin destansı tarihini okuyacak. Okuyunca da Anadolu’nun…
  6. Laiklik sürecinin gelişimi
    Devletle birleşen din (Hıristiyanlık) özgür aklı dışlayıp, her şeyi kelamda aramaya başladı. Kutsal kitaba uymayan, onun dışında kalan her şey, örneğin eski kültürün tümü dışlanır oldu. Özgür aklın, bilimin, araştırmaları,…
  7. Marksizm ve devlet üzerine
    ''Toplumun azınlığını oluşturan egemen sınıfın, toplumun çoğunluğunu oluşturan sınıflar üzerindeki tahakkümünü sağlama aracı olarak muazzam bir şekilde örgütlenmiş yapılar toplamı olan devlet, emekçi sınıfların işine yaramaz, bu yüzden biz bu…
  8. İslamda Termidor
    İslamda Termidor
    24 Şubat 2016
    ''İslam’ın gelişiminde de, özellikle Hudeybiye antlaşmasıyla başlayan süreçte, o güne kadar İslam’ın gelişmesinin karşısında duran, “Beni Ümeyye soyu” ya da “Emevi oğulları” adıyla simgeleşen kesimlerin, İslam’a geçtik görüntüsü altında, iktidarı ele geçirip,…
  9. 'İnsan politik bir hayvandır'
    Köleci toplum içinde, şekil şimal olarak birbirlerine benzeyen, “köle” ile, “insan” denilen özgür yurttaşları birbirinden ayırmak için, bu toplumda yaşayan Aristo, “İnsan politik bir hayvandır” demiştir. Aristo bu meşhur sözünü,…
  10. AKP'nin Alevi hareketini bölmek için yeni hamlesi: İrfan evleri
    AKP, Alevilerin tarihsel süreç içinde yarattığı, demokratik Alevi örgütlülüğü ile bunun bir üst boyutu olan Cem evlerini toplumun gözünde itibarsızlaştırıp, bunların yerine kendisinin kurduğu “irfan evleri” adlı kurumları geçirmek istiyor. AKP…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…