Marksizm ve devlet üzerine

Rıza AYDIN

3 Nisan 2016
Marksizm ve devlet üzerine

''Toplumun azınlığını oluşturan egemen sınıfın, toplumun çoğunluğunu oluşturan sınıflar üzerindeki tahakkümünü sağlama aracı olarak muazzam bir şekilde örgütlenmiş yapılar toplamı olan devlet, emekçi sınıfların işine yaramaz, bu yüzden biz bu devlet cihazını eski eserler müzesine kaldırıp, onun yerine örgütlenmiş emekçi halka dayanan, zaman içinde de sönümlenecek olan, basit bir devlet cihazı kurmamız gerekecektir.''

Marksizm’in devlet sorununa bakışı, Marksizm’de bir hayli önemli olan hassas bir konudur. Lenin bu konunun üzerinde hassasiyetle durmuştur. 11 Temmuz 1919 da Svertlov Üniversitesinde verdiği Devlet konulu bir konferansta, hem bu konunun önemini vurgulamış hem de nasıl incelenmesi gerektiğinin yolunu göstermiştir. Lenin’in bu konferansta söyledikleri, sonradan yazılı bir metin haline getirilerek yayınlanmıştır. “Devlet” adıyla yayınlanan bu konuşma, Türkçeye de çevrilip Lenin’in birçok derlemesinin içinde yayınlanmıştır. Devletin ne olduğu konusunu merak eden tüm canların, tümü 20 sayfa kadar olan bu yazıyı mutlaka okumalarını isterim.

Lenin, bu konuşmasında Devlet konusunu anlatırken bize iki tavsiyede de bulunur: "Bu devlet sorununun incelenmesinde, Engels'in, Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni kitabını öğreneceğinizi umarım. Bu, gelişi güzel söylenmiş şeyler değildir, her tümcesi çok geniş tarihsel ve siyasal materyale dayanan, güvenle benimsenebilecek nitelikte, modern sosyalizmin temel yapıtlarından biridir. Kuşku yok ki, bu yapıtın bütün bölümleri aynı ölçüde anlaşılabilir ve kapsamlı bir biçimde sergilenmiş değildir; bazı bölümleri okurun tarih ve iktisat konusunda belli bilgilere önceden sahip oduğunu varsayarak yazılmıştır. Ama gene yineliyorum, bu yapıtı okuyunca, bir anda onu anlayamadıysanız kaygılanmayın. Pek az insan onu bir anda anlayabilir. Ama daha sonra ilginizin arttığı bir anda ona tekrar dönerek, hepsini olmasa bile, büyük bir bölümünü anlamayı başaracaksınız. Bu kitabı salık veriyorum, çünkü belirtilen anlamda soruna doğru yaklaşımı vermektedir. Kitap devletin kökeninin tarihsel şemasını çizerek başlar.”1

Lenin'in ikinci ve çok daha önemli tavsiyesi, devlet gibi, sosyal konuların tarihsel materyalist yöntem açısından nasıl ele aındığına dair vurgusudur: “Soruna, olabildiğince bilimsel yaklaşabilmek için devletin tarihi konusunda, onun çıkışına ve gelişmesine en azından şöyle bir göz atmamız gerekiyor. Toplum bilimindeki bir sorunda en güvenilir şey ve bu soruna gerçekten de doğru bir biçimde yaklaşmak alışkanlığı elde etmek için ve insanın bir yığın ayrıntılar içerisinde ya da birbiriyle çatışan çok değişik düşünce içerisinde kaybolmasını önlemek için en çok gerekli olan şey – eğer bu soruna bilimsel bir biçimde yaklaşmak istiyorsak en önemli şey, her sorunu bu verilen olayın tarihi içinde nasıl ortaya çıktığı ve gelişimindeki belli başlı aşamaların neler olduğu açısından incelemek, bugün ulaştığı durumu incelemektir, temelinde yatan tarihsel bağlarını unutmamaktır.''2 

1917 yılında, meşhur Şubat Devrimi Rusya’da patlak verip, Nisan ayında Lenin İsviçre’den Rusya’ya dönmeye karar verdiği zaman yoldaşı Kamanev'e bir mektup yazarak ona şöyle bir vasiyette bulunur: "Söz aramızda; eğer beni yok ederlerse, not defterim Marksizm ve Devlet Üzerine’yi senin yayınlamanı isteyeceğim. (Onu Stocholm'de bırakmıştım), mavi ciltlidir. Marx ve Engels'ten bütün aktarımları, aynı şekilde Kautsky'nin Pannekoek'e karşı yazdıklarından aktarımları, bazı düşünceleri, notları ve formülleşmeleri kapsamaktadır. Bir haftalık bir çalışmadan sonra yayınlanabileceğini sanıyorum. Önemli olduğu kanısındayım, çünkü yalnız Plekanov değil, Kautsky bile her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdı." (Seçme Eserler, cilt 36, s. 454)3 

Türkçede “Marksizm Devlet Üzerine” adıyla yayınlanan Lenin’in bu çalışması daha çok “Mavi Kaplı Defter” diye bilinir. Lenin’in hayatının bu sürecini anlatan bir roman da vardır. Lenin daha sonra -1917 yılında- bu çalışmasından yararlanarak "Devlet ve İhtilal" adlı kitabını yazmıştır; çoğu kez bu iki kitap birbiri ile karıştırılır. Bu kitapların Türkçe baskıları vardır, isteyen okur, bunları kitapçı raflarında kolaylıkla bulabilir. 

Marksizm, devleti, topluma egemen olan sınıfın diğer sınıflar üzerindeki baskı aygıtı olarak görür. Egemen sınıflar toplumda sayıca daha az olduklarından dolayı, toplumda hâkimiyetlerini sürdürmeleri için, toplumdan yalıtılmış muazzam bir devlet aygıtı kurarlar; bu devlet aygıtı mahkemeler, hapishaneler gibi birçok kurumunun yanı sıra öz olarak silahlı bir güçten (ordu, polis, gizli istihbarat ile gizli polis gibi teşkilatından) oluşur. Bilimsel olarak devletin ne olduğu yani nasıl bir toplumsal gelişmenin sonucu tarih yüzüne çıktığı ile bu devleti yönetme mantığının yani devleti yönetenlerin sorunlara bakış yönteminin nasıl olduğu konusu iki ayı konudur. Devlet yönetme sanatının nasıl olduğunu yani devleti yönetenlerin mantığının nasıl çalıştığını Makyevelli 14 yıllık tecrübesine dayanarak “Prens” adlı kitabında hakkıyla anlatmıştır, bunun için bu kitap mutlaka okunmalıdır.

Marksistler, egemen sınıfların diğer sınıflar üzerindeki egemenliğinin bir aracı olarak gördüğü devleti, parlamenter mücadele ile iktidara gelinerek yani parlamentoda hükümet kurma hakkı alınıp, bunu ezilen sınıfların yararına kullanılarak, devletin niteliğinin değişeceğine, bu iktidar aracılığı ile sosyalizmin kurulacağına inanmaz. Bugünkü sosyal-demokrasinin tarihsel dayanağı olan Bernstein, Marksizmi revizyona tabi tutarak böyle bir tez ileri sürdü ama bu Marksizmin devrimci özüne sadık kalan marksistler arasında kabul görmedi ve ayrışmaya yol açtı.

Ancak parlamenter yolla (reformlarla) devletin niteliğini değiştirip bu yolla sosyalizmin kurulamayacağı tezinin reddedilmesi, sınıflar mücadelesinde parlamenter mücadeleden de yararlanılmayacağı anlamına gelmez; bu ayrı bir konudur. Marksizm var olan devlet mekanizmasının parçalanıp yıkılarak ortadan kaldırılmasını, Engelsin tabiriyle söylersem "asar-i atika müzesine" (yani eski eserler müzesine) kaldırılmasını söyler. Lenin'de bu görüştedir. Yani derler ki, toplumun azınlığını oluşturan egemen sınıfın, toplumun çoğunluğunu oluşturan sınıflar üzerindeki tahakkümünü sağlama aracı olarak muazzam bir şekilde örgütlenmiş yapılar toplamı olan devlet, emekçi sınıfların işine yaramaz, bu yüzden biz bu devlet cihazını eski eserler müzesine kaldırıp, onun yerine örgütlenmiş emekçi halka dayanan, zaman içinde de sönümlenecek olan, basit bir devlet cihazı kurmamız gerekecektir. Marks Proletarya demokrasisinin devlet aygıtına bu yüzden “Devlet olmayan devlet” der. Çünkü bu devlet, zaman içinde yetkinleşmek yerine kendi kendini sönümlendirmeyi amaçlayacaktır; bu yüzden geçiş toplumlarının devletine “devlet olmayan devlet” derler.

Bu konuda Marksistlerle Anarşistlerin birbirlerinden ayrıldıkları nokta şurasıdır. Marksistler de, Anarşistlerd e burjuva devletinin yıkılması gerektiği konusunda hem fikirdirler, ayrılık bundan sonrası için yapılan ön görülerden çıkar. Anarşistler sosyalist devrimden hemen sonra yani burjuva devlet mekanizması parçalanıp iktidar emekçi sınıflarca zapt edilince, yeni bir devlete gerek olmadığını savunurlar. Marksistlerse sosyalist devrimden sonra, sosyalizmin inşasında kullanmamız gereken ucuz, basit bir devlet organizasyonuna ihtiyacımız olduğunu söylerler. Bu bakımdan onlara Hayalcı denebilinir.

Marksistler, sosyalist bir devrimden sonra, proletaryanın örgütlü güçlerinden oluşan Komün, Konsey ya da Sovyet gibi yeni tipte bir devlet iktidarının kurulup bunun aracılığı ile Sosyalizmin (Komünizmin alt evresini) inşa edileceği sürece “geçiş toplumu” derler. Bu anlamda söylersek, Lenin’in önderliğinde Sovyet iktidarı kurulduğunda, SSCB'de sosyalizm değil geçiş toplumu vardı. Geçiş toplumunun devlet biçimi, Devlet olmayan devlet dediğimiz devlet biçimidir. Bu geçiş toplumunun devleti, komünizmin alt evresini inşa ettikçe yani sosyalizmi kurdukça kendiside tedricen sönümlenme sürecine girecektir.

Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, devrimci dönüşümler döneminin yer aldığı bir geçiş toplumu vardır. Lenin bunu Devlet ve İhtilal adlı kitabında “Kapitalizmden Komünizme Geçiş” adlı özel bir başlık altında inceler. Bu “Geçiş Toplumu” Sosyalizmden yani Komünizmin alt evresinden ayrı bir süreçtir, Türkiye sosyalist dünyasında bunlar birbirleriyle karıştırıldılar diye düşünüyorum.

__________________

1 Lenin, Mark, Engels ve Marksizm, Sol Yayınları Ankara birinci baskı 1976 ikinci baskı 1990, sayfa 288-289.

2 Lenin. “DEVLET”. SVERTLOV ÜNİVERSİTESİNDE VERİLEN BİR DERS. 11 Temmuz 1919. Marx, Engels, Marksizm, adıyla Sol yayınlarından çıkan derlemenin içinde sayfa: 288. Bu yazı ayrı broşür olarak ta yayınlanmıştır.

3 Lenin’in “Mavi Kaplı Defter adıyla bilinen çalışması Türkçede su adla yayınlandı: Lenin, Marksizm Devlet Üzerine. Öncü Kitap Evi, 1975, İstanbul. çev: Muzaffer Çengil

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Osmanlı Türk'ü niye sevmezdi?
    Osmanlı aristokrasisi ile Osmanlı münevveri Türkü sevmezdi, onların dilinde Türk bir küçümseme sözüydü. Hatta Osmanlı münevveri Türkçeyi de küçümsediği için, Türk sözünü Arap aksanıyla ifade ederek "TERK" derdi, "Terk" sözünün…
  2. Erdoğan rejiminin tek dayanağı, korku siyaseti
    Machiavelli, hükümdarım diyor, eğer halk sizden uzaklaşacak olursa onları ezin, gözlerinin yaşına bakmayın, onları sürüm sürüm sürüdürün. Halk hükümdarı sevmezse, başına türlü uhubetlerin geleceğini çok iyi bilmelidir, o zaman halk sizi…
  3. Anayasa değişikliği ve kıçına kazık çakılan adam hikayesi
    Kendini aydın, halktan yana gören birinin, apaçık görülen bu tehlikeyi (diktatörlüğü) önemsizleştirmesi, mesela boykot sözünü ağzına alması AKP diktatörlüğüne destek olması demektir; bunun başka bir adı, lami cimi  olmaz. Bu işin şakası bile…
  4. Başkanlık rejimi savaş ve felaket demektir
    Şimdi düşünün, AKP'nin istediği başkanlık rejimi Türkiye'de oluşursa eğer, ne olacak? Meclis'in böyle bir yetkisi olamayacağı için, ABD şuraya asker gönder derse, bay başkan da gecikmeden bu isteğin gereğini yapacak.…
  5. Devletin Alevisi olmak ya da olmamak, asıl sorun bu
    ''Dergâhlar ile tekkeleri kapatan 677 sayılı yasada, Alevilerin hem tariksel olarak hem de toplumsal olarak dini önderleri olan Çelebilik, Dedelik, Dervişlik, Babalık gibi unvanları büyücülük, falcılık gibi şeylerle özdeş görüp yasaklamasa Aleviler…
  6. Kalender Çelebi'nin hurucu
    Kalender Çelebi'nin hurucu
    21 Haziran 2016
    "Avın tarihini avcılar değil de, Aslanlar anlatmaya başlarsa, bu başka bir tarih olacaktır", okuyucu bu kitapta, aslanların ağzından kendi ülkelerine saldıranlara karşı nasıl direndiklerinin destansı tarihini okuyacak. Okuyunca da Anadolu’nun…
  7. Laiklik sürecinin gelişimi
    Devletle birleşen din (Hıristiyanlık) özgür aklı dışlayıp, her şeyi kelamda aramaya başladı. Kutsal kitaba uymayan, onun dışında kalan her şey, örneğin eski kültürün tümü dışlanır oldu. Özgür aklın, bilimin, araştırmaları,…
  8. İslamda Termidor
    İslamda Termidor
    24 Şubat 2016
    ''İslam’ın gelişiminde de, özellikle Hudeybiye antlaşmasıyla başlayan süreçte, o güne kadar İslam’ın gelişmesinin karşısında duran, “Beni Ümeyye soyu” ya da “Emevi oğulları” adıyla simgeleşen kesimlerin, İslam’a geçtik görüntüsü altında, iktidarı ele geçirip,…
  9. 'İnsan politik bir hayvandır'
    Köleci toplum içinde, şekil şimal olarak birbirlerine benzeyen, “köle” ile, “insan” denilen özgür yurttaşları birbirinden ayırmak için, bu toplumda yaşayan Aristo, “İnsan politik bir hayvandır” demiştir. Aristo bu meşhur sözünü,…
  10. AKP'nin Alevi hareketini bölmek için yeni hamlesi: İrfan evleri
    AKP, Alevilerin tarihsel süreç içinde yarattığı, demokratik Alevi örgütlülüğü ile bunun bir üst boyutu olan Cem evlerini toplumun gözünde itibarsızlaştırıp, bunların yerine kendisinin kurduğu “irfan evleri” adlı kurumları geçirmek istiyor. AKP…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…