Haziran’da Bir Fidan: Berkin Elvan*

Levent Turhan Gümüş

16 Haziran 2020
Haziran’da Bir Fidan: Berkin Elvan*

 Berkin Elvan’ın bir gaz fişeği ile vurulmasının üzerinden yedi yıl geçti. Adalet tecelli etmedi. Katili halâ aramızda. Berkin’den sonra naaşı günlerce buzdolabında bekletilen, koyun otlatırken öldürülen, üzerinden panzer geçirilen başka çocuklar oldu. Onlar için de adalet tecelli etmedi. Çocukların ve çocukluğun öldürüldüğü bir yasak ülke halâ bu memleket.

Sorun halâ güncel halâ can yakıcı. Levent Turhan Gümüş’ün bu konuyla ilgili olarak yazdığı bir yazıyı, yaranın hala kanadığı vurgusuyla birlikte yayımlıyoruz.

***

Çocukluğumuz, insanlığımızın ana yurdu uzun zamandır büyük bir saldırı altında. 

Kendi geleceklerini çocuklukla ilgili tüm alanların tanzim edilerek zapturapt altına alınmasında, kendi anlayışlarına uygun bireyler yetiştirilmesinde gören siyaset odakları, en başta da muktedirler, tüm toplumu daha parmak kadarken ayrıştırıp bölüyorlar.

Çocukların “küçük yetişkinler” olmadığını idrak edemeyen otoriter zihniyet sahipleri, çocukların da kendileri gibi düşünmesini, okul ve oyun arkadaşlarını birer hasım, geçilmesi, yenilmesi gereken rakipler olarak görmesini istiyorlar. İktidarlar değişiyor fakat çocukların iktidar karşısındaki konumları değişmiyor, olan çocukluğa oluyor. 

Çok değil bundan beş yıl önce, bir kız çocuğu, 13 yaşındaki Ceylan Önkol, Diyarbakır’ın Lice kırsalında, hayvanlarını otlatırken karnına isabet eden bir havan mermisi sonucu hayatını kaybetmişti. Ondan önce, 2004 yılında, Uğur Kaymaz adlı bir çocuk, evlerinin önünde babasıyla birlikte, tam on üç kurşunla öldürüldüğünde henüz 12 yaşındaydı. Her ikisinin de failleri meçhul kaldı.

Ötekileştirme, kendi gibi düşünmeyeni, kendi gibi olmayanı düşman görmekten besleniyor. Bütün kötü niyetlerini, rant çeteleriyle olan ilişkilerini din perdesi ardına gizleyenler, toplumsal ayrışmadan da güç alan bir siyasal projeyi hayata geçiriyorlar. Dindar nesil yetiştirmek hedefi yetmiyor, kindar nesil yetiştirmek istiyorlar. Yeni muktedirlerin rahle-i tedrisinden geçerek eli silah tutacak kadar büyümüş olan çocuklar, hele ki “devlet” olduklarında, karşı mahallenin çocuklarını hiç acımadan, hedef gözeterek vurabiliyorlar.

Berkin Elvan, böyle bir iklim zehirlenmesi içinde, adam öldürme kastıyla, hedef gözetilerek vuruldu. Vuran polise sosyal medya üzerinden “eline sağlık” mesajları gönderenler oldu. Ülkenin Başbakanı 14 yaşındaki bir çocuğu “teröristlik”le yaftalayarak mezarına karanfil ve misket bırakan acılı anneyi miting meydanındaki “dindar ve kindar” taraftarlarına yuhalattı. Yuhalayanlar arasında çok sayıda anne ve baba da vardı!

Bir kez daha gördük ki, insanlığımızı kaybettiğimiz yer, çocukluğumuzu kaybettiğimiz yerdir. 

Kara vicdanlı, baktığı her yerde hasım gören bir zihniyet, yeni açılmış mezara usulca bırakılan misketlerin, oyun oynamaya doyamamış kara kaşlı bir çocuk için olduğunu anlayamaz. Camdan misketleri sapana yerleştirilmeye hazır demir bilyeler olarak görür. Sorunun çetrefilleşerek kırılganlaştığı yer ise ayrımcılığa maruz kalan, kendini saldırı altında hisseden çocukların da bir süre sonra misketi demir bilye olarak görmeye zorlanmasıdır. 

Çocukluğumuz saldırı altında! 

Bir çocuk, tek bir çocuk bile varlıksal bütünlüğünü kaybettiğinde bir toplum eksikli hale gelir, saflığını yitirir.

Eksiğiz. Hem de çok!

Berkin ölümünden sonra hazırlanan bir klipte gülümseyerek bize bakıyor. 

Koyu siyah zemin üzerinde aydınlık bir bahar sabahı gibi duruyor. 

Neden öyle göründüğünü, gülüşünün neden aydınlık bir bahar sabahını çağrıştırdığını görüntü flulaşarak kaybolduğunda daha iyi anlıyoruz.

Karanlıktayız!

Aklımda mahsus mahal günlerimizden kalma birkaç dize: 

Karanlıkta gülümsedi bir adam (2)

Düzeltiyorum;

Karanlıkta gülümsedi bir çocuk

Belki çünkü karanlığı görmüştü

Belki çünkü karanlıkta görmüştü

Dipnot

* Bu yazı, Haziran 2014 tarihinde Ayrıntı Yayınları tarafından basılan “Haziranda Bir Fidan” kitabında yayımlanmıştır. 

**Yannis Ritsos:“Karanlıkta gülümsedi bir adam / belki çünkü karanlığı görmüştü / belki çünkü karanlıkta görmüştü”. Çeviri: Özdemir İnce.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Ay Çıkınca Ölüm Susar!
    Yaz biterken bir kızıl gül daha soldu. Üzgünüz. Oysa öfkeli olmamız gerekirdi. Bir Sisyphos yazgısı gibi kendini tekrarlayarak düştü toprağa en direşken olanlarımız. Yaz başıydı. Haziran’da ölmek zordu. Genç zamanlardı.…
  2. Esas Hadise O Kiraz Ağaçları*
    ''Yolumuzu ayırdıklarımızdandı Mihri Belli. Çok sonra, kendi hikâyemizin ve onun hikâyesinin aslında aynı "kiraz zamanı"na adanmış hayatları içerdiğini anladığımızda Mihri Belli yetmişli yaşlarındaydı, bizse otuzlu yaşlarımızda'' Düş bekleyene gelmez, ona…
  3. Katları Düşerken
    Katları Düşerken
    3 Temmuz 2020
    Muktedir her ne istiyorsa onu söyleme mecburiyetinin hükümran olduğu bir distopya ülkesi bu ülke artık. Söz yasak. Dislike yasak. Maskesiz dolaşmak yasak... Nefes alamıyoruz... İtalyan yazar Dino Buzzati, “Yedi Kat” adlı…
  4. Bir İktidar Aracı ve Muhalefet İmkânı Olarak Futbol-1
    Simgeler, semboller önemlidir. Futbol, içinde çokça simge barındıran toplumsal bir aynadır. Sesi kısılmış, muhalefet etme araçları elinden alınmış bir toplum, farklı bir taraftar profiliyle kendisini futbol üzerinden pekala ifade edebilir.…
  5. Siyasette ve Gündelik Hayatta
    Siyaset ve gündelik hayatın "yeni normal" i genel bir kapatma, yalıtma, varlığı sürekli hissettirilen bir düşman, muhtelif vaka tekrarlarıyla unutulmasına izin verilmeyen bir tehdit ve her an başıma bir şey…
  6. Fotoğrafın ve Şiddetin Dili: Siyahi İsyan ve Gezi
    ''Yan yanalar. Bir tür yazgı birliği. “Nefes alamıyorum” diyerek ölen Floyd’un fotoğrafı, son sözleri “Vurmayın, öldüm!” olan Ali İsmail’le, Kemal Kurkut’la, Dilek Doğan’la, Berkin’le, Gezi’nin güzel yüzlü çocuklarıyla buluşuyor'' George Floyd. Yeryüzünün lanetlilerinden. Siyah. Irkçı…
  7. Çiğdem koyduk çocukların adını
    Devrimle Çiğdem yer değiştiriyor. Hatırlıyorum: Çiğdem koymuştuk çocukların adını. Çünkü Çiğdem, düşlerimizin devrime değdiği bir evvel zamandı. Şişli Meydanı’nda üç kız biri çiğdem biri nergis vuruldular güpegündüz sorarlar bir gün sorarlar……

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…