Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği

Mehmet Özgen

12 Haziran 2012
Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği

Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar.

Hadi gel de anlat.. Karamızah midir, trajedi midir, nedir bu hal? Nasıl bir akıl tutulması bu? Sanki keyf için bedenlerinin bir parçasını kazıtan, canını yakan mazoşist kadınlar varmış.. Sanki birileri çıkıp "haydi kadınlar kürtaja" diye bir kampanya başlatmış da başbakanımızın kafası atmış birden. Patlatmış lafı. "Her kürtaj bir Uludere'dir, kürtaj bir cinayettir"

Uludere'ye vicdanları sızlamayan, beş aydır sorumluların ortaya çıkması için ses çıkarmayanlar, doğmamış çocuklara agit yaktılar. Kadının temel insan haklarını Uludere/Roboski katliamı ile eş gören bu sözlerin ardından sanki bir bent daha yıkıldı. Göz yaşı sel olup aktı, "insanı" bir patlama yaşandı adeta.

Kürtaja karşı duyarlılık devşirme çakallığı
Oradan buradan duyarlılık devşirme, dram çıkarma ve nihayet rant toplama çakallığına başladılar. Ana rahmindeki doğmamış bebeğin annesine yazdığı mektubunu okudu ekranda Ilıcak hanım, gözyaşları içinde.. Cenin (döllenmiş yumurta), kolları, ayakları belirmeye başladığı günler sevincini yazıyordu annesine. Sözlerini tamamlayamdi hıçkırıklara boğulup.
Nazlı hanımın bu derin duyarlılığından etkilenenler, ‘erkeğin her boşalması da bir soykırımdır, kadınların adet görmesi de kesinlikle yasaklanmalı, spermlerin, yumurtaların telef olması önlenmeli' demişler midir? "Bu ülkede her sorunun, kurtajın bile sorumlusu benim" diyen sayın Başbakan'ın acilen bu soruna da bir çözüm bulmasını talep etmişler midir. Bilemiyorum. Ama Nazlı Hanım'ın, doğmuş, bilinçli bir varlık, bir kişilik halini almış ve cep harçlığı çıkarmak için "kaçağa" gidip sınırı katırlarla geçtikleri Uludere'de bombalarla kolları, bacakları kopan 14-17 yasındaki çocuklar için de gözyayası döküp dökmediğini merak ediyorum.

Hamile bir kadına karşı işlenen suçu, iki bireye uygulanmış saysanız ya
Meğer iktidar partisinin sözcüleri ne derin insanı bir öz taşıyorlarmış içlerinde. ne kadar yalnış tanımışız onları. açıklamaları okuyan kürtaj yapmış kadınlar, aynada kendi yüzlerine baktığında bir katili görmüş olmalılar herhalde..
TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı AKP Ankara Milletvekili Cevdet Erdol, çocuk tanımının 0-18 yerine eksi 1 ila 18 şeklinde yeniden tarif edilmesi için UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü'ne resmi başvuruda bulundu. Ensest ve tecavüz halinde kadının durumu ne olacak? sorusuna şu yanıtı verdi: "'Suçu işleyene verin cezayı, bana niye ceza veriyorsunuz?' diye ağzı olsa konuşsa, biz ne yanıt vereceğiz? Bebeği daha oluşmadan bu kadar yüceltirken yaşayan anneyi hiçe saymak, bu ağır karara mahkum etmek doğru mu? Cevap: Mantığım diyor ki anne adayını o psikolojiden kurtarmak için cezalandırılan çocuğun suçu ne?"(1)
O zaman "kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer" diyen Medeni kanunu da değiştirmeli (madde 28). Hamile bir kadına karşı işlenen bir suç, iki bireye uygulanmış sayılmalı. Kişi başına düşen gelir hesaplanırken anne karnındaki çocuklar da hesaplanmalı.. Doğum iznini bile zor veren bu devlet bunları yapar mı dersiniz? İki yıl önce Başbakan Erdoğan'ın rektörlerle düzenlediği toplantıyı protesto eden öğrencilere polisin müdahalesi sırasında, 19 yasındaki E.O.'nun tekmeler yüzünden karnındaki 2 aylık bebeğini kaybettiğini, buna benzer örneklerin çokluğunu hatırlarsak, dertlerinin hiç de bu olmadığı kesindir. Daha bir kaç ay önce Medyada "taş atan çocuklar" olarak adlandırılan ve gözaltına alınıp tutuklanan Kürt çocukların (Pozantı cezaevinde) cinsel taciz ve tecavüze maruz kaldıklarını ve bu tecavüz vahşetini aydınlattıkları için gazetecilerin KCK davasından tutuklandıklarını da hatırlatalım.

Her çakallığa katkı sunmayı adet edinen mümtaz kişilik M.İ. Gökçek durur mu. O da yalan bilgilerle veryansın etmiş kadınlara: "Sağlık Bakanlığı geçen günlerde bir açıklama yaptı. Yılda 100 bin kürtaj yapıldığını söyledi. Bu ne demek? Yılda 100 bin cinayet işleniyor. Anası olacak kişinin hatasından dolayı çocuk niye suçu çekiyor. Anası kendisini öldürsün! Diyorlar ki beden benim istediğimi yaparım. Ee can kimin Allah'ın değil mi? Allah'ın verdiği canı sen nasıl alabilirsin? (2)
Demek ki neymiş, hangi şartlar altında olursa olsun, tecavüze uğramış, ensest bir ilişkiye de zorlanmış olsa, suçlu hamile kalan kadındır.
Böyle olsa da doğuracak! Kadının psikolojisiymiş, yaşadığı travmaymış, bunlar entel-dantel gevezelikleri.. Ve can senin rahminde ete kemiğe bürünüyorsa da sana ait değildir. Allah adına onun koruycusu da, sahibi de onun yeryüzündeki temsilcisi devlettir.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise, "Kürtaj 12 Eylül yasasıdır, tekrar söylüyorum, kürtaj 12 Eylül darbe yasasıyla oldu-bittiye getirilmiştir" diye çırpınıp durdu. Kurtajın bir faşist uygulama olduğunu ima etmeye çalsiyor. Peki, yüzde-10 seçim barajı kimin uygulaması, din derslerini kim zorunlu kıldı? Liste uzatılabilir. Desene bakalım onlara da 12 Eylül yasası. Ancak madem ki Akdağ bize faşizimi hatırlatıyor, biz de Nazi Almanyasına bakalım.. Çünkü bu muhteremlerin pratiklerine benzer örnekler bulmak için artık 12 Eylül gibi tepeden gelen bir faşizm yetmez.

Naziler ve Kürtaj ve de Erdoğan
Hitler rejimi, iktidarının üçüncü ayında, Mayıs 1933'te daha önce büyük mücadeleler sonucu kazanılmış ‘kürtaj hakkını' geri almak için hemen, hem kürtaj hem de ‘kürtaja yönelik hizmet sunmak, kürtaj malzemesi satmak ve kürtaj yöntemleri hakkında bilgi vermek' yasaklandı. 1943'te, ortalığı kıyamete çevirdikleri sırada, Naziler, kürtajla ilgili yeni bir düzenlemeye gitti. 30 Mart 1943 tarihli bu yasa, her halükarda kürtaj olan kadını ‘suçlu' görüyor ve kadına hapis cezası getiriyordu. Kadına getirilen ceza ağırlaştırılmış hapis cezasına kadar varıyor ancak yasanın bir maddesi faşizmde ‘özel alanın' olamayacağını, özel alanın bambaşka bir şey olduğunu hatırlatıyor. Yasa maddesi aynen şöyle diyor: "Suçlu, bu yolla Alman milletinin canlılığını sürekli engellerse ölüm cezasına çarptırılır" Yani, "birden fazla kez kürtaj olan kadın, Alman varlığına sistemli bir biçimde zarar verdiği için öldürülecek!"(3)
Can kime aittir, Alman milletine. Alman milleti adına karar verenler onun koruyucusu ve sahibidir.
Nazilerin bu politikasını işbirlikçileri Pétain rejimi, Fransa'da daha ileri götürdü. Faşist rejim 1942 yılında kurtajı "Devlete karşı işlenen suçlar" kapsamında değerlendirdi. Hatta 1943'de, kürtaj yapmakla suçlanan bir kadın, giyotinle idam edilmişti.
Şimdi buradan dönelim Erdoğan'ın gerekçesine. Ne diyordu?
AKP Kadın Kolları 3. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, "Sezaryen doğumla 2 çocuktan fazla olmaz." diyerek sezeryanla doğuma karşı çıktı. Aile planlaması gibi kampanyaları hatırlatarak "Bunların planlı yapıldığını biliyorum ve bunun, ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Bununla bu ülkenin nüfusu bir yerde durduruluyor. Kurtajı bir cinayet olarak görüyorum. Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere, medya mensuplarına da sesleniyorum. Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere'dir diyorum'' dedi. (4) 
Bir takım güçler, "Türk milletinin canlılığını sürekli engelleyerek", pardon, Türkiye'nin büyümesini genç ve dinamik bir nüfusa sahip olmasını engellemek için "sinsi planlar" yapmış meğer. Temalar ne kadar benzer değil mi? Erdoğan'ın kürtajla Uludere katliamını eşleştirmesi Katolik kilisesinin kürtaj karşısındaki tutumundan farklı değil. 1991 yılında Papa II. Jean Paul Polonya'ya yaptığı ziyaret sırasında havaalanında yaptığı konuşmada kürtajla, Nazilerin Yahudi soykırımını karşılaştırarak şöyle demişti: "İnsan acımasızlığının kurbanlarının mezarlarına yüzyılımızda yeni mezarlar ekleniyor: doğmadan öldürülen çocukların mezarları." (5) 

"Kadının adı yok"

Katliamlarla, soykırımla kurtajı eşleştirmek, insanı bir duyguyu yansıtıyor olabilir mi? Yetişkin, bireysel bir varlık olan insanla henüz bedensel olarak bile oluşmamış 2 aylık bir embriyoyu aynı düzeye taşımak? Kürtaj yasaklandığında, kadın ölümlerinin artacak olmasını bile bile! Çünkü kurtajın yeraltına inmesine sebep olacak bu yasak. Bir yandan kadına yönelik şiddeti, tecavüzleri, ensest ilişkiye zorlanmayı artıran sosyo-ekonomik ve kütürel politikaları uygulayacaksın, öte yandan bu kadınlar için kapıları kapatacak, intiharı bir seçenek haline getireceksin. Gökçek'in "anası kendini öldürsün" dediği bu olsa gerek. Parası, imkanları olanlar yurtdışına çıkıp kürtaj olup dönecekler ama böyle bir imkanı olmayan birçok kadın ve genç kız ehil olmayan, steril, hijyenik olmayan, tıbbın ulaşım alanının dışındaki yerlere gidecekler. Ya canlarından olacaklar, ya da ömür boyu çekecekleri fiziksel rahatsızlıklar kalacak onlarda.

Bunlar yaşam tarzına, özel hayata karışmıyacaklardı. Başı açık da kapalı da birdi.. Şimdi olan nedir? Sezaryan'a, kürtaja karşıyım demek ve yasaklamak için yasa hazırlığına girişmek? Bir kadının nasıl doğuracağına karar vermeye kalkışmak, onun bedenine tahakküm kurmanın ötesinde, yarın onun nasıl giyineceğine, nasıl davranacağına da karışmak demektir. Bu, kadınların sahip oldukları bütün sosyal ve siyasal hakları yoketmenin ilk adımı demektir. Bu gidişle, İran'daki gibi, kadın giyimini kontrol eden türban muhafızları da görünür olacak sokaklarda. Türban özgürlüğü için mücadele etmiş kadınlar kurtulacak mı bundan? Sizler artık birer folluksunuz, türbanı ideolojik simge haline getirip, sizleri siyasallaştırıp kendi iktidarlarının manivelası yapan erkeklerin gözünde. Eğer bütün kadınlara yönelik baskılara karşı çıkmazsanız, kimliksizleşmek ve köleleşmek için mücadele etmişsiniz demektir. Çünkü Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende -rahmetli Duygu Asena'nın söylemiyle- "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar.

Faşizmin biyopolitiği
İnsan yaşamının gittikçe egemen siyasetin tektipleştirici kalıplarına tabi hale gelmesini, Foucault, biyopolitika olarak tanımlar. Ona göre binlerce yıl boyunca insan, modern dünyanın dinamikleri içinde tam da siyaseti belirleme kapasitesine sahip olmuşken, bir anda kendisini dışsal bir yönetimin gücüne bağlayarak kendi benliğini nesneleştirmiştir. düşünebilen bireysel varlık olarak insanın kendi yaşamı ve biyolojik işleyişi üzerinde karar verebilme, davranış oluşturabilme hakkı iktidarın insan yaşamına müdahalesiyle karşı karşıyadır. Nazi Almanya´sındaki (üstün insan ırkına yönelik) ojenik uygulamaları, modern egemen iktidarın kişinin bedenine direk müdahalesinin en açık ve en uç örneklerinden biridir. Nazilerin bu uygulamaları, insanı bir soruna getirilen bir çözüm kılığında egemen iktidarın çıplak hayat üzerindeki hükümranlığını kurmanın biyopolitik bir uygulamasıydı. Naziler bunu millet temelinde yaratılan sınırlı bir politik ortaklığa dayanarak yapıyordu. Günümüz Türkiye'sinde AKP ise, daha da artan teolojik bir bakış açısıyla, insanın kutsallığı fakat bireysel özgürlüğünün yadsınması ve bunun ötesinde doğanın ve diğer canlıların önemsizliği üzerine yapılan güzellemelerle din temeli üzerinde yapıyor. İkisi arasındaki fark sadece bu.

Mızrağın ucundaki "İslam"
Peki bu din gerçekte hangi dindir?
Tarihte burjuva devrimlerine gelinceye kadar, bütün egemen sınıflar dini açıkça, sonrasında ise gerektiğinde bir afyon olarak kullanmışlardır. Dindar değil, dinci ya da din taciri olmuşlardır. Kendi dünya işlerini yürütebilmek için Tanrı'yı kullanmışlardır. Tanrıyı kullandıkları için, Tanrının kulu olarak yetişeceklerin, aslında kendi kulları olacağının bilincindedirler. tıpkı bugün "dindar nesiller" yetiştirmek isteyen ve bunu ezilenlerin ihtiyacı olarak sunanlar gibi. Tanrı onların hem sopası hem de kalkanı olmuştur. Bütün acımasızlıklar, ahlaksızlıklar, katliamlar, milyonların telef olduğu savaşlar, yağmalar hep "Tanrı adına" yapılmıştır. Haçlı Savaşlarından İslam dünyasındaki iktidar kavgalarına kadar bu böyledir. Mekke'nin en zengini ve egemeni Ebu Sufyan'nın oğlu Muaviye, Mekke pleblerini temsil eden Hz Ali'nin halifeliğine karşı çıkarak hileye başvurmaktan ve bunun için Kur'an'I kullanmaktan çekinmemiştir. Sıffin Savaşı'nda yenilmek üzere olan askerlerinin mızraklarına Kuran yapraklarını taktırdığı ve böylece Ali'nin ordusunu durdurduğu tarihin kaydettiği bir örnektir.
İşte bunların dini de Muaviye'nin, yani egemenlerin, sultanların, şeyhlerin dinidir. Bunların İslami, Muaviye'nin islamıdır.

1) Vatan, 2 Haziran 

2) Vatan, 3 haziran

3)  http://www.tumkoseyazilari.com/yazar/selami-ince/03-06-2012-naziler-kurtaj-yasagi-ve-cocuklar.html

4) 26/05/2012/Radikal

5) http://kadinbedensahnedunya.wordpress.com/2012/05/27/habemus-papam-kurtaj-neden-simdi/


Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  2. Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı
    Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak…
  3. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  4. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  5. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  6. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  7. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  8. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  9. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  10. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  11. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  12. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  13. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  14. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  15. 14 Haziran 2016
  16. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  17. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  18. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  19. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  20. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  21. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  22. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  23. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  24. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  25. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  26. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  27. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  28. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  29. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  30. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  31. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  32. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  33. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  34. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  35. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  36. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  37. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  38. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  39. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  40. 25 Haziran 2013
  41. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  42. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  43. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  44. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  45. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  46. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  47. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  48. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  49. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  50. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  51. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  52. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  53. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  54. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  55. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  56. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  57. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  58. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  59. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  60. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  61. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  62. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…