İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet

Mehmet Özgen

27 Şubat 2019
İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet

Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet tarafında bir siyasal önderlik krizinin varoluşu, bizim gibi kimi sosyalistlerin uyarısının ötesinde kitlesel bir farkındalık kazanmış görünüyor. 

Bizi kuşatan nesnel gerçekliğin ne olduğunu tanımlamak, eğer onunla uzlaşım içinde değilsek, eğer bu gerçeklik bizi çok yönlü ve çok katlı bir şekilde tahakküm altına almakta ve giderek yok etmekteyse, zorunludur.  Çünkü tanımlamak onu reddetmenin, giderek onu dönüştürmenin ilk uğrağıdır. Dolayısıyla, tanımlamak aslında diğer taraftan kendi konumumuzu saptamak, duruşumuzu belirsizliklerden arındırıp somut olarak ortaya koymaktır.

‘SOMUT DURUMUN SOMUT TAHLİLİ’

Lenin’in ünlü ifadesidir. Somut durum konjonktürel olana, somut tahlil ise konjonktürün teorisine işaret eder. Marksist devrimciler, belirli bir zaman-mekanda vuku bulan; mevcut bağlamı, faktör ve güç ilişkileri dengesini değiştiren bir toplumsal veya siyasal olayı önceki zaman-mekanlardan ayırt eden biricikliğinin altını çizmek için bu ifadeyi kullanırlar. Bu, konjonktür teorisi olarak da adlandırılır.

Örnek vermek gerekirse, Lenin, 1905’de kısaca İki Taktik olarak bildiğimiz Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği’ adlı kitabında baskıcı Çarlık rejimine (monarşiye) karşı  Cumhuriyet’i önermiştir. İttifakları da buna göre tanımlamıştır. 1917 Şubat devriminden sonra ise ortaya başka bir konjonktür çıkmış, bu konjonktürü analiz eden Lenin, öncekinden farklı devrimci önermeleri gündeme getirmiştir. Bu kez Nisan Tezleri’nde işçi sınıfının iktidarını “bütün iktidar Sovyetlere” sloganıyla ifadelendirmiştir..

**

Türkiye’de yeni konjonktür, birbirini tamamlayan iki aşamalı askeri ve sivil 15-20 Temmuz darbesiyle  başladı. Uzunca bir süredir toplumsal ve siyasal temeli inşa edilmeye çalışılan yeni rejim, bu darbeyle tamamlanma sürecine girdi. 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimlerinden sonra fiili bir gerçeklik olmanın ötesinde yasallık da kazandı.

Bu rejim faşizmdir. Faşist bir partinin veya koalisyonun iktidara yerleşmesi anlamında değil, devletin bütün aygıtlarının faşistleştirilmesi demektir bu. Devletin biçimi değişmiş, demokratik kurallardan kurtulmuş, açık bir diktatörlük halini almıştır.  Diktatörlüğün başı, önümüzdeki süreci belirleyecek tarzda kararname üstüne kararname çıkarmaktadır. Demokrasinin tasfiye edildiği, özgürlüklerin yok edildiği bugünkü durum mantıksal sonucuna varmak zorundadır.  Faşist cephe liderleri Erdoğan ve -derin devletin görünen devlete kayyım olarak atadığı- Bahçeli, bu doğrultuda ilerlemenin kendileri açısından kaçınılmaz olduğunun bilincindedirler. Beka söylemi bunun dile getirilişidir..

Nisan 2017’de Başkanlık sistemine ilişkin anayasa referandumu oylandı. İktidar ve müttefikleri kıl payı farkla kazandılar. 2018’de kabul edilen değişikliğe göre cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yapıldı. Cumhur İttifakı kazandı, ama hile hurdaya rağmen yine bıçak sırtında.

Şimdi geldik yerel seçimlere, diktatörlüğün inşasında 3. ve son etap. Bu seçimle birlikte rejim anayasal hüviyet kazandığı gibi merkezi ve yerel iktidarını pekiştirecek, böylece meşruiyetini yeniden-üretmiş olacaktır.  

Dikkat edilirse rejim, seçim gibi burjuva demokrasisinin bazı ilkelerini önemsediği veya savunduğu için değil, kendisini yerleştirmek için kullanmaktadır. Kendisine karşı güçlü bir toplumsal muhalefetin direncini sürdürüyor olması, rejimi buna mecbur bırakıyor. Öte yandan Suriye’de sürdürdükleri savaş ve işgal, bu direnci pasifize ve paralize etmek için kullanılmaktadır.

Eğer halk örgütlenmesine dayalı birleşik bir siyasal liderlik (cephe) kurulmaz ve bir direniş hareketi inşa edilmezse, muhalefetin fiziki tasfiyesi de er geç gündeme gelecektir. 

Bu faşizm, hem yukarıdan inşa edilen hem de aşağıdan yükselen ve dolaysıyla bir kitle  temeline dayanan bir faşizmdir. Bu nedenle Nazi partisinin iktidara yerleşme ve devleti ele geçirip faşistleştirme tarz ve süreçleriyle de büyük ölçüde benzeşmektedir.

Mevcut faşizmi ideolojik ve örgütsel yapı, içsel bağlantılar, yerel ve uluslararası ittifaklar  açısından analiz etmek karşı-mücadele için önemlidir. Fakat burada bu konuya şimdilik girmiyorum. 

İKİLİ KRİZ: HEM İKTİDAR HEM MUHALEFET

Önemli nokta şudur.

Bugün muhalefet cephesinde kurulan ittifaklar (CHP-İYİ PARTİ) ve tabanda kısmi güç birliği (CHP-HDP, CHP-ÖDP) yerel seçimlerde başarı çıtasını yükseltme ihtimalini güçlendiriyor. Evet, toplam olarak muhalefetin başarı sağlaması olasıdır. Doğu illerinde yapılan anketler de HDP’nin önceki oranların daha da üstünde bir artış elde edeceğini gösteriyor. (Ancak not etmek gerekir ki bu, HDPyönetiminin başarısını değil, bu iktidar döneminde onca zulüm görmüş kürt halkının direncini ve şimdilik sessiz öfkesini ortaya koyduğunu gösterir)

İyi, güzel…

Fakat yerel yönetimlerle ilgili aday belirleme sürecinin anti-demokratikliği muhalefeti de kapsayan bir ortak payda. Halkın potansiyel gücünü mobilize edebilecek önseçim gibi yöntemler muhalif partilerin gündemine bile girmedi.  ‘Halk meclisleri ile yöneteceğim’ diyenler, ön-seçimle değil de atamayla aday oldukları gerçeği arasındaki çelişkiyi görmezden gelen faydacı bir anlayışı sergilemiş oldular. CHP’nin izlediği merkeziyetçi politika şimdiden ayağına dolanmış durumda. Başarılı belediye başkanlarını saf dışı bırakması, adı yolsuzlukla anılan başkanları yeniden aday göstermesi, hem tabanda hoşnutsuzluk yaratıyor hem de DSP’yi, iktidar blokunun kullandığı bir aparat haline getirdi. 

Genel olarak, ortada alternatif bir yerel yönetim politikasından, modelinden söz ettirecek bir işaret yok. Oysa İslamcı-Türkçü faşizmi bir siyasal ve toplumsal sistem olarak inşa etmekte olan diktatörlüğe karşı yerel yönetim politikaları toplumsal düzeyden bir karşı çıkış olabilirdi. Çünkü faşizmin bir kitle temeli varsa, bu temel öncelikle yerel yönetimlerle geliştirildi ve bunun üzerinden siyasal iktidar zapt edildi.

Öte yandan anketlerin ortaya koyduğu başka bir eğilim de var. Yurttaşlar hiç bir partinin liderini başarılı bulmuyor. Yani ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet tarafında bir siyasal önderlik krizinin varoluşu, bizim gibi kimi sosyalistlerin uyarısının ötesinde kitlesel bir farkındalık kazanmış görünüyor.

Bu nedenle, muhalefet partileri hanesine başarı gibi yansıyan şey, aslında halkın diktatörlüğe karşı sessiz direnişi, teslim olmayışıdır. Son iki seçimde de durum buydu. Mesela, Adalet yürüyüşü ve cumhurbaşkanlığı için yapılan mitinglerde toplanan milyonları böyle okumak gerekir. CHP tabanı parti yönetimini tutarlı bir önderlik yapısına ve sol bir mücadele çizgisine itmeye çalıştı..

Muhalefet, ne ana muhalefet olarak ne bütün olarak diktatörlüğü alaşağı edecek, bunun için halkı seferber edebilecek bir strateji geliştirmiyor. Mevcut sistemin koordinatları dahilinde hareket ediyor. Başta Erdoğan ve Bahçeli olmak üzere Cumhur ittifakının CHP’yi HDP ile örtük bir ilişkisi varmış gibi suçlaması, şimdi bunu Millet İttifakı bileşenlerine teşmil etmesi aslında ortada bir suç olduğundan değil, bir sınır çizme hamlesidir. CHP de buna riayet etmektedir. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına verdiği destekten bu yana durum budur. CHP yönetiminin, tabanın baskısına karşın başkanlık sisteminin yerleşmesinde toplumun gazını alan bir rol üstlenerek bunu ısrarla sürdürdüğünü görmemiz gerekir.

HDP ise bir taraftan sosyalist çevrelere yaslanırken öte yandan Millet İttifakına zımni destek sağlayarak politikasını faşist Cumhur İttifakının kaybettirme üzerine oturttu.

Ama ne HDP de ne de sosyalist çevrelerde, faşist rejimi hedef alan bir stratejik yaklaşım içinde olunduğuna dair bir işaret yok ortada.

Yerel seçimin diğerlerinden farkı, bu seçimlerin ağır bir iktisadi kriz ortamından geçerken yapılıyor olması. 

Muhalefet umudunu, krizin halk kitleleri üzerindeki etkisinin iktidara olan desteğini zayıflatacağına bağlamış görünüyor. CHP’den HDP’ye, HDP’den sosyalist parti ve çevrelere manzara bu. CHP krizin Cumhur ittifakına oy veren tabanda çözülme yaratacağı inancında. HDP ise, seçim sonrasının daha sert olacağı sezgisi içinde savunma hattı için politik ‘yığınak’ yapma derdinde.

Seçime endeksli bir muhalefet anlayışı hakim. Faşizmin seçimle geriletilebileceği inancı genel olarak yaygın. En az iki aylık süre aday belirleme süreciyle geçti. Geriye kalan bir ayda halka hangi politika ve programlar anlatılacak, meçhul.

Mevcut sistemin çizdiği sınırlar içinde kalarak yürütülen bir seçim kampanyası 'Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi' ile inşa edilen baskıcı hegemonyayı daha da pekiştirecektir. Bu durumda  yukarıda değindiğim ‘bugünkü durumun mantıksal sonucuna varması’, bir köklü hesaplaşma anı’ndan geçmeksizin mümkün olabilecektir. Zira böyle bir muhalefet anlayışı, faşizme karşı mücadelede hala reformizmde ısrar, bir noktadan itibaren teslimiyete dönüşür.

Oysa seçim sonrasında, sonuçlara da bağlı olarak, halk kitleleri yeter artık (edi bese) diyebilir; bıkkınlık ve birikmiş öfke bu yöndeki eğilimleri beslemektedir. Ortaya bariz bir şekilde hileli sonuçlar çıkarsa, bu eğilimler, başlangıçta Gezi isyanını hatırlatsa bile, devrimci yönlendirmelerden o günkü konjonktüre kıyasla daha uzak kalabileceği için yine egemenlik sisteminin bu kez farklı fraksiyonlarının emellerine yedeklenen patlamalara yol açabilir. Bizim daha güçlü olduğumuz koşullarda bile bu oldu. 28 Şubat, aydınlık için beş dakika karanlık eylemlerini arkasına alabildi.

Mevcut partilerin bu güçlü olasılıkları öngörüp uygun bir strateji geliştirdiklerine dair işaretler yok. Bu nedenle siyasal önderlik krizinin çözümü, mevcut partilerin, örgütlerin bünyesinden değil, onların dışından gelecektir..

O halde Devrimci sosyalistler, alternatif örgütlenme ve mücadele için harekete geçmelidir.

YEREL SEÇİMLERİ KAZANABİLİRSİNİZ, ANCAK..

AKP ve Saray, bir yandan seçim sonrası için siyasi önlemleri planlamaya başlamış durumda. Erdoğan’ın rahat kararname çıkarabilmesi için anayasaya dayanmayan, başkanı sınırlama özelliği taşıyan tüm yasaların mülga edilmesi (kaldırılması) planlanıyor. Bu hayata geçerse Erdoğan’ın yetkileri daha da artacak. Kararnameleri doğrudan ferman düzeyine çıkacak. Parlamento tamamen devre dışı bırakılacak. Sonuçta diktatörlüğün önünde hiç bir engel kalmayacak. Seçim sonrasında da kayyım atama yetkisini dilediği gibi kullanacak.

Siz isterseniz o belediyeleri kazanmış olun. İtaat etmezseniz başınıza gelecek olan bu.

Yani seçimi kazanabilirsiniz. Bunu söylerken, muhalefetin toplam olarak, yüzde 48-49 almasını, -hile ve baskılara, devlet gücüne rağmen olacağı için- kazanım olarak görüyorum. Ama eğer bu kazanım diktatörlüğe karşı mücadelede siyasal inisiyatif elde etmeye dönüşmüyorsa bu seçimi kazanmamak belki de daha iyidir. Çünkü diktatörlük karşısında siyasal inisiyatif elde edememek demek, halkın ortaya koyduğu direniş ve tavrı siyasi önderlik olarak encamına erdirme yeteneğine sahip değilsiniz demektir. Bu halkın umudunu köreltmek, direniş ateşini söndürmek demektir.

Diyebilirsiniz ki, böyle olacağı ne malum. Peki, şu ana kadar muhalefetin diktatörlüğe karşı politik bir stratejiye, düzen değişikliği talebine, demokratik cumhuriyet hedefine işaret eden söylemlere sahip olduğu yolunda bir işaret var mı? HDP ve sosyalistler, demokratik cumhuriyet talebini ileri sürmekten vazgeçmiş görünüyor.  Yerel yönetim politikalarınız bu talep ve hedeflere bağlı değilse onların halk kitleleri için mükemmel olması, kayyım atama gibi bir demokles kılıcı karşısında ne işe yarar? Erdoğan seçim meydanlarında Kayyım tehditini tekrarlarken yerelden merkeze doğru direnişi yükseltiriz diyemiyorsanız?

Sonuç olarak seçimlerle faşizmi geriletme içeriği ile yüklü politikalar tükenmiştir. Toplumsal çözülme ve kültürel çürümenin, değer erozyonunun, tepeden aşağıya toplumun tüm temel kurumlarını sarmalına aldığı, kadın ve çocuklara yönelik taciz-tecavüz-istismar olaylarının rejim tarafından vaka-i adiyeden sayıldığı, hatta teşvik edildiği günümüzde kitle seferberliğine dayalı halkçı-devrimci bir stratejik çizgi kaçınılmazdır.  

SOSYALİSTLERE NOT

Bana göre, faşizmin bir devlet biçimi halini almasında Marksist hareketin krizinin de oldukça önemli rolü ve payı var. Zira bu kriz hali ya da devrimci bir alternatifin yokluğu, karşı tarafa sunulmuş bir imkandır. Bu nedenle bu krizin ne olduğunu, neden kangrene dönüştüğünü kavramamız zorunludur. Çünkü bu kangren, reformizmi besliyor. Böyle bir yapıyla faşizme karşı tutarlı mücadele verilemez.

Çarlık rejiminin (otarşinin) haber alma örgütü Okhrana’nın yanı sıra Kara Yüzler gibi bir terör örgütünün de halka, işçilere, devrimcilere saldırtıldığı Stolypin gericiliği döneminde, Lenin Materyalizm ve Ampiryokritisizm gibi felsefi-teorik bir eseri neden yazmayı görev bildi?

Sosyalistler bir yandan mücadele ederken, bir yandan da bunu düşünmelidir.

Peki mevcut yapının karakteri nedir? Bana göre bu yapı, devrim ufkunu kaybetmiş bir kültürel elitler toplamıdır. Siyaseti etki-tepki mekaniği üzerinden kurmaktadır. Dolayısıyla fiilen parlamentarizmin sınırlarını aşamamaktadır. Kendi içinde demokrat değil ama demokratizmle aklı kısırlaşmıştır. Kendini-AYNEN-yeniden bile var edemiyor. Değil ki, genişleterek, kendini aşarak, devrimcileşerek var etsin.

Bu yapı, işçi sınıfının politik birliği açısından da gerici bir rol oynamaktadır. Emek cephesinin faşizme karşı mücadelede tayin edici bir rolü olduğunu biraz sınıf mücadelesi tarihi okuyanlar anlar. Bu cephenin hangi siyasi eğilime sahip olursa olsun, Sovyet tarzı bir politik birlik üzerinde yükseleceğini de. 

Bu yapıyı dönüştürmek, yani devrimcilik ve reformculuk ekseninde mücadele kaçınılmazdır. Kararlılık, mücadele ruhu bu iç mücadeleden ivme kazanacaktır. Biz dönüşmeye başladığımızda, bizim saflarımızda çakacak şimşekler, muhalefetin tümünü aydınlatacak, karşı tarafa yıldırım olarak düşecektir.

Tarihte hep böyle oldu.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Cumhuriyeti mi, tasfiyesini mi kutluyorsunuz!
    Zira Cumhuriyetin ilkeleri, başta laik sistem, onun birincil uygulama alanı eğitimin akla ve bilime dayalı temelleri yok edilmiş durumda. Devlet aygıtları islamileştirilmiş, cumhuriyet ordusu, Son Suriye harekatının da gösterdiği gibi,…
  2. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  3. Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı
    Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak…
  4. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  5. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  6. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  7. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  8. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  9. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  10. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  11. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  12. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  13. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  14. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  15. 14 Haziran 2016
  16. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  17. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  18. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  19. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  20. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  21. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  22. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  23. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  24. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  25. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  26. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  27. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  28. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  29. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  30. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  31. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  32. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  33. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  34. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  35. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  36. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  37. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  38. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  39. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  40. 25 Haziran 2013
  41. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  42. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  43. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  44. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  45. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  46. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  47. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  48. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  49. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  50. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  51. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  52. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  53. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  54. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  55. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  56. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  57. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  58. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  59. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  60. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  61. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  62. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  63. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…