Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı

Mehmet Özgen

13 Mayıs 2019
Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı

Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak inşa edilmelidir.  Evet, Emek ve Kadın Cephesi. Çünkü hem emekçi kadınlar, hem toplumun farklı kesimlerindeki kadınlar topyekün köleleştirilmek isteniyor. Kadınların köleleştiği bir toplum, köle bir toplumdur.

Cumhur ittifakı artık bir cürüm ittifakı olarak adlandırılmayı hak ediyor.  31 mart seçimleri sonrasında HDP’nin kazanan adaylarına KHK gerekçesiyle mazbatalarının verilmemesi gibi YSK’ya aldırılan kararlar, CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu taammüden öldürmeye teşebbüs, İstanbul belediye başkanlığına seçilen Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını geri alıp seçimlerin iptal ettirilmesi, son zamanların suç çetelesinin başında yer alıyor.

Bütün bunlar, sadece demokrasinin son kırıntılarını da ortadan kaldırmak değil, aynı zamanda o kırıntıların varlığının sebebi olan muhalefetin de tasfiyesi anlamına geliyor.

MUAVİYE / EMEVİ GELENEĞİNİN SON TEMESİLCİLERİ

Tarihte bir çok siyasi kadro dayandıkları sınıf ve zümrelerin egemenliklerini tesis etmek ve devlet aracılığı ile sürdürmek için, bizzat kendilerinin de yapıcısı oldukları siyasi, hukuki ve etik kuralları kısmen veya büyük ölçüde yıkarken bile işi kitabına uydurmaya çalışmışlardır. 

Hukuk ve kural-dışılığın yönetim ve diktatör için kural haline geldiği faşizmlerin bile en rezil, en alçak, en namussuzunu ayırd edip derecelendirmek mümkündür. 

Fakat rezillikte, namussuzlukta, ahlaksızlıkta, haydutlukta Türkiye’nin başına çöreklenmiş, sadece yönetimini değil, bütün kurumlarını ele geçirmiş çete kadar tavan yapan bir kadro örneği çok nadirdir.

Mevcut durum, mafyalaşmış siyasetin haydutluğudur. Daha doğrusu, gangesterle diktatörler arasındaki karakter ortaklığına vurgu yapan Brecht’in dediği gibi, ’Aslında bunlar büyük politik suçlular değil, büyük suçlu politikacılardır.’’(Gangasterler ve diktatörler arasındaki ruh ikizliğine vurgu yapan 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’ adlı yazımdan okuyabilirsiniz) (1)

Hz. Ali'nin halifeliğini tanımayan Ebu-Sufyan’ın oğlu Şam valisi Muaviye'nin bile aklına hilenin böylesi gelmemişti..

Muaviye, Sıffın Savaşında yenilmek üzere iken, karşı tarafı durduracak, inanç-istismarına dayalı bir hileye başvurmuştu. Askerlerin mızrakları ucuna Kur'an yaprakları taktırdı, Ali'nin ordusunu böyle durdurdu.. Bu durum, savaşın sonucunu tayin edecek bir heyet oluşturulmasına (Hakem Olayına), yani kazanılmakta olan bir savaşın kaybedilmesine yol açmış ve nihayetinde Emevi hanedanlığının yolunu döşemiştir.

Ancak siyaset mafyasının İmamoğlu'nun İBB mazbatasını geri almak, yani halkın iradesini gaspetmek için başvurduğu ahlaksızlık dercesine, Allah'ı ve dini ezilenlere karşı hem sopa hem de kalkan olarak kullanan, bunun için, Muaviye gibi türlü hilelere başvurmuş egemenler bile erişememiştir.

Erdoğan-Bahçeli ikilisi Muaviye çizgisini fersah fersah aşmış bulunuyorlar. Geldikleri yer, ahlaksızlığı ve namertliği millilik diye yutturmaya çalıştıkları bir yerdir. Ancak bu yerin tarihin kenefine çok uzak olmadığı da bilinmelidir. Cürüm ittifakının gideceği başka yer de yoktur. Erdoğan’ın yenilmezlik imajını yerle bir eden, kimyasını bozan Büyükşehirlerin, özellikle İstanbul’un kaybedilmesinden sonra görünen köy budur. 

SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ GASPI

Bu seçim süreci temsili demokrasinin evrensel normu olan genel oy ilkesinin açıkça, bilerek YSK eliyle ilga edilmesinin örnekleri ile doludur.

YSK, seçimi, üstelik bazlarını yüzde-70 oy oranıyla kazanan HDP'l adaylara, KHK ile ihraç edilmelerini gerekçe göstererek mazbatalarını vermedi; Anayasaya, kendi karar ve içtihatlarına aykırı olarak ikinci gelen AKP’li adaylara verdi. Sadece seçilmiş belediye başkanları değil, belediye meclis üyeleri de aynı hukuksuzluğa ve adaletszliğe maruz kaldı..

Adeta adaylara tuzak kuruldu. Çünkü seçilen adayların, seçilme yeterliliklerine sahip olduklarını aynı YSK onaylamıştı. Ayrıca, herkes biliyor ki, darbecilere karşı çıkartılmış KHK'lar FETÖ’cülerden çok demokrat ve ilerici insanlara karşı kullanıldı. Bunlar arasında İbrahim Kaboğlu gibi milletvekili seçilen akademisyenler de var. Bu insanların kamu hizmetinden çıkarılması bir makeme kararına dayanmıyor. Çünkü ortada işlenmiş suç yok. Sadece iktidarın siyasi tercihi var.

Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğulları ’’Olağanüstü hal KHK’sı, daha sonra yasalaşsa bile, bu KHK ile yapılan kamu görevinden çıkarma işlemi gerekçe gösterilip, temel bir hak olan seçilme hakkı veya kamu hizmetine girme hakkı asla ve asla kısıtlanamaz.. Aksine bir yorum Anayasa’ya aykırıdır.’’(2) diyor.

Bu, sadece Anayas ihlali değil, milli irade dedikleri Halk iradesinin YSK eliyle gasp edilmesidir. Genel Oy ve seçme/ seçilme ilkesinin tahrip edilmesidir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri de 'bunu not ettik' dedi.. Çünkü bu, burjuva demokrasisin evrensel ilkesidir. 19 Y.yılda, özellikle İngiliz İşçi sınıfının mücadelesi ile burjuva demokrasisine içerilen temel bir haktır.

Açıktır ki, mili irade kavramı belirli bir zümreyi, Saray oligarşisini işaret etmekte ve AKP-MHP ittifakını destekleyenler milletin kendisi yerine konmaktadır. Millet dedikleri, sırtlarına oturdukça ‘götünün kılları’ olarak görmeye başladıkları, İslamcı-Türkçü ideolojinin normlarına göre, yani itaat ve biat kültürüne göre biçimlendirilmiş güruhlardır. Bunun dışında kalan, muhalif kesimler yani toplumun en az diğer yarısı, şu veya bu şekilde teslim alınması ve bilahare tasfiye edilmesi gerekenler (burjuva ve sosyalist cumhuriyetçiler) veyahut kısmen islah edilmek istenenlerdir.  

İKİ YILDA GELİNEN NOKTA: CENAZEYE SALDIRIDAN CENAZEDE LİNÇE

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan linç eylemi son yılların genel siyasal süreci içinde ve demokrasi mücadelesi açısından en önemli gelişmelerden biridir. Ve bir daha düşünmemiz için önemli bir uyarıdır.

Bazı siyasal olaylar vardır ki çapı küçük olsa dahi niteliği açısından toplumun ruhi şekillenmesinde önemli rol oynar. 2017 Eylül’ünde Aysel Tuğluk’un annesinin mezarına yapılan saldırı böyle bir olaydı.

O zaman HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı iken tutuklanan Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesinin defin işleminden sonra Ankara İncek Mezarlığı’nda ırkçı bir saldırı düzenlendi. İnsani ve dini değerlerden zerrece nasibini almamış bir barbarlar güruhu, ‘‘Buraya Kürdü, Aleviyi, Ermeniyi gömdürtmeyiz! Gömerseniz de çıkartır parçalarız!’ diye bağırıp mezarlığa saldırdı. Cenaze defnedildiği mezardan çıkarılarak tekrar morga, oradan da memleketi Dersim’e götürüldü. Cenazeye katılan parti yöneticileri, vekiller, aile çevresi linç edilmekle yüz yüze gelmişlerdi. Polisler yine seyirciydi. İçişleri bakanı da yine SS idi!

Böyle bir saldırı aslında toplumun ortak değerlerini tahrip etmeye yönelik bir saldırıdır. Kültürel, etnik ve inançsal farklılıkları uzlaşmaz çelişkiye dönüştürmek faşist ideolojinin işidir. Böylece farklı toplulukları teslim alıp köleleştirerek tek millet-tek din içinde eritip yönetmeyi hedefler. 

Yine bir cenaze söz konusudur ve o cenazeye katılan bir siyasi lider katledilmek istenmiştir. Zaten miting meydanlarında bu liderin Alevi kimliği ‘Kılıçdaroğlu sen alevi olabilirsin’ diyerek sunni toplumun bilinçaltına yerleştirilmişti. Dolayısıyla, toplumsal değerler açısından bakıldığında aynı niteliktedir.

Siyasal açıdan ise önemli bir dönüm noktasına geldiğimize işaret ediyor. Çünkü Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırıyı açıkça tasvip etmemişlerdi. Ama Kılıçdaroğlu’na linç girişimini Cumhurbaşkanı olacak zat dahi savundu.

İki yılda gelinen yer burası. Artık vahşeti ve barbarlığı mücadele yöntemi olarak yürüten El Kaide, IŞİD ve türevi cihadçi örgütlerin ideolojik çizgisini içselleştiren bir siyasi anlayışla karşı karşıya olduğumuzu bilelim. Devlet Bahçeli’nin ‘yüzde-9 oy almışsın, ne işin vardı orada’ demesi bu içselleştirmenin işaretidir. Bu ittifakın, Suriye savaşında cihadçı örgütlerin, özellikle IŞİD’in vahşetine arka çıktığını, 1200 insanın katledildiği Guta katliamını gerçekleştiren El Nusra’ya sarin gazı sağlayanın da bunlar olduğunu biliyoruz. Bir kaç yıl önce yapılan anketlerde, Türkiye’de nüfusun yüzde-8’i IŞİD’i ve eylemlerini desteklediği saptanmıştı. Bu insanlar IŞİD’in Suriye’de yenilmesi ile yok olup gitmediler, her yerdeler. Ve işte Çubukta kendilerini gösterdiler. 

Daha da vahimi Cumhurbaşkanlığı yetkilisinin bir IŞİD'li gibi konuşmasıdır, linç girişimini anayasal bir hak olarak tanımlamıştır. HDP ile CHP’nin seçimde gizli işbirliği yaptığını, böylece Kılıçdaroğlu’nun saldırıya zemin hazırladığını, vatandaşın buna tepkisinin normal olduğunu savunan CB İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “CHP genel başkanını seçim döneminde kullandığı dil ve kurduğu ittifaklar sebebiyle protesto eden vatandaşlarımıza terörist muamelesi yapılmasını asla kabul edemeyiz. ‘Ben neden milletimin gönlünden bu kadar uzak düştüm’ diye sormak yerine, halka parmak sallaması üzücüdür. Hiçbirimiz bir siyasetçinin böyle bir duruma düştüğünü görmek istemezdik. Protesto etmek anayasa ile güvence altına alınmıştır”(3) diyerek Kılıçdaroğlu’na, Meclis başkan vekiline saldırıyı, Madımaktaki gibi, ‘yakın’ diye bağırmayı haklı bir protesto olarak gösterdi.

Kılıçdaroğlu’na saldıran kişiyi savunan 800 kişilik avukat ordusu ortaya çıktı. Saray medyası onu kahraman ilan etti, Bahçeli’nin ‘’sert’’ vatandaşları onun elini öptü. Devlet erkanının, 'Mesajınızı verdiniz, tamam’ diyen savunma bakanının, emniyet genel müdürünün gözleri önünde ülkenin ana muhalefet liderine saldıranlar serbest bırakıldı; bulunduğu evi kuşatanlar, yakın diye bağıranlar hakkında ise bir soruşturma dahi açılmadı.

Bu, muhalefetin psikolojik üstünlük elde etmiş olmasına veya inisiyatif geliştirebilecek bir pozisyon kazanmış olmasına indirilen bir darbedir. Ana muhalefet liderinin gerekirse bizzat millet tarafından cezalandırılabileceğini ortaya koydular. 

Dolayısıyla tüm muhalif kesimlere yönelik bir tehdittir bu.  Durum bu kadar net.

Bahçeli ve Erdoğan’ın savunduğu işte budur, bu barbarlığın azmettiricisidirler..

ELLERİNDEKİ GÜÇLE KORKUTAN KORKAKLAR: BÜYÜK SUÇLARI YSK ELİYLE İŞLİYORLAR

Türkiyenin her türlü ahlak-dışılığı kendisine rehber edinmiş bir çete tarafından yönetildiği, YSK’nın İstanbul Belediye başkanı seçilen İmamoğlu’na verdiği mazbatayı geri alıp seçimleri iptal etmesiyle bir kere daha bütün çıplakalığı ile ortaya çıktı.

Bu çete, kendisine biat etmeyenleri FETÖ’cü, yani bir başka çete üyesi olma suçlamasıyla tehdit ederek yol alıyor. İstanbul seçimlerinde ‘’FETÖ izi var’’ propagandası yaparken, 41 sandık görevlisi hakkında FETÖ soruşturması açarak YSK üyelerine de aba altından sopa gösterdi.

Böyle olduğu YSK kararının hiç bir hukuksal dayanağının olmamasından bellidir. Tam usulsüzlük itirazına gösterdikleri gerekçe bazı yerlerde sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmayışı. Ancak bu itiraza göre alınan iptal kararı, akılla alay etmek açısından siyasi tarihe geçecek eşsiz bir karar. Çünkü sandık kurulunun bu dağılım şekli, 2017 nisan referandumunda, 2018 cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinde, sadece İstanbul’da değil her yerde vardı. Usülsüzlükse, atamaları yapan YSK’nın bizzat kendisi sorumlu bundan.

YSK’nın usulsüzlüğü bununla da bitmiyor. Usülsüzlüklere ilişkin şikayetler için verdiği son tarih 2 Mart’dı. Nitekim bu tarihi geçen şikayetleri reddetmişti. Buna rağmen seçimin akabinde AKP’nin yaptığı tam usulsüzlük itirazını kabul etti. Bunu bile bile yapan YSK, zarfa koyulan 4 oy tercihinden sadece birini şaibeli saydı! Yani zarfa koyulan 3 oy (ilçe belediye başkanı, belediye meclis üyesi, muhtar) için şaibe söz konusu değil! Şaibe sadece İstanbul belediye başkanı için geçerli! Bütün İstanbul’da 19 bin usulsuz sandık görevlisi varmış, ama İstanbul’un bütün ilçelerinde seçim yenilenmiyor. Yani YSK demiş oluyor ki, senin 3 tercihin makbul, ama 4.cüsünü doğru bulmuyoruz! 

İşte bu seçme ve seçilme hakkının gaspıdır.

Belli ki, Cürüm İttifakının hile zekası tükenmiş, çareyi yankesicinin zekasında, Galata köprüsünü, Dolmabahçe ve İzmir saat kulelerini satan Sülün Osman yönteminde bulmuş, YSK üyelerine uygulatmıştır. Yani halkı enayi yerine koydular. Bunun başka bir anlamı yoktur.

Açıkça çıkıp ‘bizim başkanlık sistemimiz aslında bir sultanlıktır, demokrasiyle, seçimle alakası yoktur.Ecdadımız saltanatla nasıl yönettiyse öyle yöneteceğiz’ diyemiyorlar. Halkın gücünden korktukları için ‘millet’ dediklerini kendi inşa ettikleri dinle aldatıyor; hile ile, üçkağıtçılıkla şekillendirdikleri darbelerle amaçlarına yürüyorlar. Bu yüzden yasaları çiğneme suçunu bizzat yargı mensuplarına işletiyorlar.

Bunlar ellerindeki güçle korkutan korkaklardır. 

BOYKOT MU SEÇİM Mİ?

23 haziran seçimleri işte bu genel ahval içinde olacak..

Öyle görünüyor ki İstanbul, büyük bir hesaplaşmaya, bir kavgaya sahne olacak.

Boykot mu seçim mi sorusuna CHP yönetimi seçim dedi. İmamoğlu, YSK'nın iptal kararından sonra yaptığı kararlılık-cesaret ve umut yüklü konuşmasında bu mesajı vermişti zaten..

Boykot olmayacağı kesin. HDP de bu eğilim içinde görünüyor. 

Ancak bu yönde bazı vekillerin, kimi sosyalistlerin açıklamaları var..

Duruma baktığımızda boykot için uygun koşullar var gerçektende.. Fakat ben şunu soramadan edemiyorum:

Başından beri seçimlerin yenilenmesi için Cumhur ittifakı bastırdı, türlü taktikler denedi. KHK'lılarla ilgili kararı bilinen YSK'nın böyle bir karar alması zaten güçlü bir ihtimaldi.. 

Bu ihtimal hiç konuşuldu mu? Gerçekleşmesi halinde ne yapılacağı, hangi taktiklerin nasıl bir örgütlenme ile gündeme getirilmesi gerektiği üzerine bir laf edildiğini ne gördüm ne de işittim.

Bu şu bakımdan çok önemli.. Bugün gündeme getirilecek boykot taktiğinin arkasında ortaklaşma ve güçlü bir yığınak yoksa, itici güç olma özelliği taşıyan devrimci bir hareket, ya da sosyalistlerin belirginleşmiş demokratik cumhuriyet hedefli bir strateji ve programları yoksa, şu ana kadar elde edlilen kazanımların, mevzilerin bir çırpıda kaybetmekle sonuçlanması kaçınılmazdır. Üstelik bu, savaş hazırlıklarını yapmış faşist ittifakın kendi belirlediği alanda savaşı kabullenmek demektir. İşte bu da, halkın güvenini, umutlarını tamamiyle tüketen bir risk almak anlamına gelir.

Bir hareketin kendisi bu riski almaya hazır değilse başkalarına da önermemelidir.

İkinci olarak, seçimler 23 haziranda, yani 40 gün sonra. Eğer YSK’da bu kararı alanlar Cürüm ittifakının uzantısı bir çete ise, muhalefetin sine-i millete dönme tartışması yapabileceğini öngörerek bu süreyi belirledikleri kuvvetle muhtemeldir. Parlamentonun zaten işlevini yitirdiği ve şimdi de seçme-seçilme hakkının gasp edilme suçunun müteselsil olarak işlendiği bu koşullarda, boykotun HDP’de ve CHP’de gündeme geleceğini kestirmek zor değildir. Böyle bir tartışma, çeşitli ilişki biçimleriyle (ittifak, fiili güçbirliği, dayanışma ile) vücut bulan muhalefet blokunun İYİ Parti cenahından parçalanması için kullanılabilirdi. Zaten Erdoğan’ın gündeme getirdiği Türkiye ittifakı asıl olarak buna matuftu.. 

HARAMİLERİN SALTANATININ DAYANAĞI İSTANBUL RANTI

Devlet Bahçeli karar öncesinde İstanbulda karargah kuracağını, başta İstanbul’da en büyük hemşehri profiline sahip illerin yöneticileri olmak üzere bütün Türkiye teşkilatlarını İstanbul için sefer edeceklerini, bütün vekillerin sahada olacağını açıkladı. (4)  Erdoğan da seçime kadar 39 ilçede miting yapacakmış. 

Maltepe’de oylar yeniden sayılırken, MHP'lilerin seçim kurulunu bastığı ve hakimleri tehdit ettiği dikkate alındığında, İstanbul’un faşist bir harekatla yüz yüze geleceği bellidir.

31 marttaki yenilgilerini İstanbul seçimini bir referanduma dönüştürerek aşmaya çalışacakları apaçık bir durum. Bir Alman Türkiye uzmanı 'Erdoğan ikinci bir yenilgi almamak için herşeyi yapmaya hazır' diyor ki, doğrudur.

Bu hazırlıkların neler olabileceğine dair işaretler de kendini gösteriyor. Son günlerde şehit cenazeleri artmaya başladı.. 

Bu da gösteriyor ki seçim ortamında 7 haziran seçimleri sonrasında olduğu gibikanlı bir terör politikası gündeme sokulabilir, daha baskıcı bir konjonktüre sürüklenebilir ülke. O durumda zaten şimdi boykot taktiğinden umulanın daha fazlasını gündeme sokmak gerekecektir. 

Bu kararlılıklarını ekonomik kriz karşısıdaki tutumlarından da anlamak mümkündür.

İptalden önce ekonomistler seçimin yenilenmesinin, zaten mevcut olan ekonomideki krizi daha da derinleştireceği uyarısını yapıyorlardı.  İptalden sonra girilen yeni konjonktür döviz fiyatlarını artırdı, dolar 6.20’nin üstüne çıktı.

Mustafa Sönmez şöyle diyor:

“Seçimin ertelenmesinden dolayı bir türbülans başladı ve bu sürecin hem enflasyonu artırıcı etkisi olacak hem de küçülmeyi daha da derinleştirecek ve işsizliği artıracak” (5)

Erdoğan ve hükümeti bunun elbetteki farkında. Ama ‘ekonomi, işsizlik, yoksullaşma umrumda’ değil diyor. Bizim için önemli olan her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak. İktidarda kalmanın en büyük koşulu da İstanbul’daki rant. Bu ranttan dinci vakıflara, parti örgütlenmesinin finasmanına ayrılan pay. Bunlar olmazsa AKP biter.. Bu nedenle ne pahasına olursa olsun İstanbul..

Tabii ki bu aynı zamanda köşeye sıkışma halidir. Seçimleri ertelemenin ekonomiye maliyetini göze aldılar. İktidarın temel dayanağının İstanbul rantı olduğunu da açık ettiler. Ve ne pahasına olursa olsun kazanmaya kilitlenmek zorundadırlar. Böyle olduğu için 23 haziran seçiminin iptali de surpriz olmayacaktır. Şimdiden kaybetme ihtimaline göre de hesaplarını yaptıkları düşünülmelidir. İstanbul İl Seçim kurulu başkanının istifa ettirilmesi bu hesapların yapıldığının bir göstergesidir.

Seçimle gelen bu iktidarın seçimle gideceğini kimse beklemesin. Bunu daha önce de ifade edenlerdenim. Ama artık İstanbul yenilgisi ile durum daha da netleşmiş olmalıdır. Seçimin sonucu ne olursa olsun, haramilerin saltanatını yıkmak üzere, kitlelerin devrimci bir mücadeleye hazırlanması kaçınılmazdır. 

DEMOKRASİYİ SAVUNMA KONSEYLERİ / EMEK VE KADIN CEPHESİ

Mesele bunu görüp halkın seferberliğini esas alan örgütlenmelere bu seçim sürecinde girebilmektir. Buna demokratik savunma komite ve konseylerinden başlanabilir. Bir çok toplum kesiminde geçmişe oranla korkunun aşıldığı, insanların muhalif tavrını ortaya koymaktan çekinmediği, sonuçta psikolojik üstünlüğün tekrar demokrasi blokuna geçtiği bu süreçte, sandıkları korumak adına demokrasiyi savunma komite ve konseyleri Demokratik Cumhuriyete giden sürecin taşıyıcı gücü olabilir. 

’Herşey’’, adım adım dönüşümün eşiğine gelen toplumda, örgütlü halkın gücüyle demokratik bir cumhuriyet kurarak ‘’çok güzel olacak’’. Muhalefet bloku, artık sadece seçim kazanmak için değil, esas olarak diktatörlüğü yıkmak için bir mücadele çizgisi geliştirmelidir. Çözülme halindeki toplumun sağlığı, doğa ile uyum içinde yaşanabilir bir düzenin kurulabilmesi için politik devrim şarttır.

Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin / cephenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak inşa edilmelidir. Evet, Emek ve Kadın Cephesi. Bu, tehlikenin farkındalığı için yerinde bir adlandırma olacaktır. Çünkü hem emekçi kadınlar, hem toplumun farklı kesimlerindeki kadınlar topyekün köleleştirilmek isteniyor. Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin, çocuk istismarı ve tacizlerinin görünmeyen yüzü, nafakanın kaldırılmak istenmesinin asıl nedeni budur.

Kadınların köleleştiği bir toplum, köle bir toplumdur. Yarısı köleleştirilmiş bir toplumun öteki yarısı ne özgür, ne de insan kalabilir. 

————————————————

1. https://www.politez.com/detail/-/6040/arturo-uinin-onlenebilir-tirmanisi

2. https://www.abcgazetesi.com/ohal-khklari-ve-secilme-hakki-8690

3. http://www.furkanhaber.net/cumhurbaskanligi-ulkemizde-protesto-hakki-anayasal-koruma-altindadir/27452/

4. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/05/09/istanbulu-yonetmek-cumhur-ittifakinin-hakkidir/

5. http://www.yurtgazetesi.com.tr/politika/yurt-ozel-mustafa-sonmez-akp-istanbul-ugruna-ekonomik-maliyeti-bile

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Cumhuriyeti mi, tasfiyesini mi kutluyorsunuz!
    Zira Cumhuriyetin ilkeleri, başta laik sistem, onun birincil uygulama alanı eğitimin akla ve bilime dayalı temelleri yok edilmiş durumda. Devlet aygıtları islamileştirilmiş, cumhuriyet ordusu, Son Suriye harekatının da gösterdiği gibi,…
  2. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  3. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  4. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  5. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  6. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  7. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  8. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  9. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  10. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  11. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  12. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  13. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  14. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  15. 14 Haziran 2016
  16. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  17. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  18. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  19. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  20. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  21. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  22. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  23. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  24. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  25. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  26. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  27. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  28. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  29. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  30. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  31. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  32. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  33. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  34. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  35. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  36. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  37. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  38. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  39. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  40. 25 Haziran 2013
  41. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  42. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  43. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  44. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  45. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  46. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  47. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  48. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  49. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  50. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  51. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  52. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  53. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  54. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  55. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  56. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  57. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  58. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  59. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  60. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  61. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  62. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  63. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…