Post-modern darbeden postmodern faşizme

Mehmet Özgen

16 Nisan 2012
Post-modern darbeden postmodern faşizme

Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları ödünç aldığı liberallere de ihtiyacı kalmayacaktır!

Bir dedektif ne yapar? Küçük bulgulardan (soyut belirlenimlerden) gerçeğe, cinayetin nasıl işlendiğine(somut duruma) ve fail veya faillere gider. Bulgulardan ilişkilerin ipuçlarını elde eder ve onlardan ilişkilerin niteliğini tasarımlar. Bu tasarımla sorgulanacak kişiler, bulgularla en somut ilişki ya da bağıntı içinde olanlar üzerinden tespit edilir sorgulanır.

İster tekil bir vakayı veya örgütlü bir eylemi, ister darbe tezgahlayanları soruşturuyor olun, genel olarak hareket tarzı budur. Mantıksal terimlerle ifade edersek, bu bir tümevarım yöntemidir. Genel olarak hukuk da bu yöntemi izler.

Peki, Ergenekon soruşturma dalgaları bu mantık üzere mi gidiyor? Yoksa ortada bir tümdengelim yöntemi mi var? Soru şöyle de sorulabilir: Savcılar "derin" bir siyasi operasyonun sahnedeki aktörleri mi, yoksa siyasi cinayetlerin, darbe tezgahçılarının peşindeler mi gerçekten?

En başta soruşturmanın yürütülüş tarzı bunu yalanlıyor. Gizlilik ilkesi alenen çiğnenerek.. Yarın hangi dalga olacak, sıra kimlerde; yandaş medyanın köşe yazarlarından öğreniyoruz! Soruşturmadan sorumlu resmi odaklar, olacakları ve iddanemeleri önce yandaş medyaya servis ediyorlar. Yandaş medya, yani sözümona liberel demokratlar ve dinci basın hedef gösteriyor, hedef gösterilenler tutuklanıyor! Başbakan "ben bu davanın başsavcısıyım", "sabırlı olun, daha neler göreceğiz" diyebiliyor! Kendine bağlı yeni bir haber alma teşkilatı var ve soruşturmaya dayanak oluşturan deliller bu dairenin "teknik takip" ve "ortam dinlemesi"nden elde ediliyor!

DAVA NEYİN DAVASI

Ümraniye'de bulunan silahlar, Danıştay cinayeti, Cumhuriyet'e atılan bomba.. Soruşturma bunlarla başlamıştı.. AKP. ne Anayasa Mahkemesinde kapatma davası açılınca, "derin" bir içerik kazandı, "Ergenekon Terör örgütü" adıyla kapsama alanı genişledi..

Hala süren bir darbe tehditi mi varki iki yıldır tutuklamalar devam ediyor? Bunun bir cevabı yok. Uzun uzun iddianemeler yazılıyor. Öbür uçtan, darbeci emekli generaller tahliye oluyor. Belli ki, Büyükanıt-RTE arasındaki Dolmabahçe mutabakatı çerçevesinde 2004'teki darbe teşebbüslerinin faillerini yargı önüne çıkarma hedefinde olduğu izlenimi veren soruşturmalar yön değiştirmiş bulunuyor.

Kuşkusuz bu bir siyasi dava. Ama önemli olan ne tür bir siyasi dava olduğunu tespit etmek. Başbakanın başsavcı rölünü üstlenmesi ve diğer bir dizi gösterge, bu davanın rejim değişikliğini hedef alan bir stratejinin önemli bir parçası ya da onun taktik bir aşaması olduğu kanısını güçlendiriyor. Dalgalarının herbirinde iktidara muhalif, laik ve cumhuriyetçi kimlikleriyle toplumda yer etmiş akademisyenler, yazarlar ve gazeteciler tutuklanıyor. Siyasi cinayetlerden sorumlu İbrahim Şahin gibi Susurlukçu'larla, Veli Küçük gibi kontracılarla aynı sepete koyulmaları toplumsal itibarlarını yoketmeye ve böylece toplumu sindirmeye yönelik. Yerel seçim sonuçları cesaret verici düzeyde olursa, hiç kuşku duyulmasın ki, sıra başka taktik aşamalara da gelecektir..

İ. Şahin'in evinde çıkan krokinin ardından heryerde toprak altından cephanelikler ortaya çıkarılıyor. Silahları oraya kim koymuş, ne için koymuş bunun üzerine odaklanan bir soruşturma yok. Ama medyada bu konuda fallar açılabiliyor.

Toplum, CİA'nın hem seneryosunu yazıp, hem de süflor olduğu bir tür "Görevimiz Tehlike" filmi izliyor sanki. Burada ulusalcı yazar, gazeteci ve akademisyenler terörist olarak niteleniyorlar, ABD'nin 11 Eylül'le yürürlüğe soktuğu rejimin terörist tanımına uygun olarak. Soruşturmanın arkası burdan da görülebilir..

Öte yandan 1990'lı yıllarda işlenen ve faillerinin dinci örgütlenmeler olduğu yargılama süreçlerinde de ortaya çıkan Uğur Mumcu, Bahriye Uçok, Kışlalı ve Muammer Aksoy gibi aydınların asıl katillerinin adresi de Ergenekon örgütü gösteriliyor, F tipi denilen medyada.. Bir başka deyişle dinci illegal örgütler aklanmaya çalışılıyor.. MLKP ve Dev-Sol ise, Ergenekon iddianamesine sokuluyor. Daha da ilginci, Youtube'da tedavüle konan videolarda, Uğur Mumcu'yu Ergenekoncu İlhan Selçuk'un öldürttüğü, Alevilere yönelik işlenen cinayet ve katliamların da bu örgütçe işlenip dinci-şeriatçı öngütlerin üstüne atıldığı teması işleniyor.

HEDEF REJİM DEĞİŞİKLİĞİ

Belli ki Ergenokon bahane. Peki, onunla yapılmak istenen nedir?

Bal gibi rejim değişikliğidir. Dava, bir korkutma, sindirme ve pasifikasyon aracı. İktidar blokunun yeniden mevzilendirilmesi ile devletin yeniden biçimlenmesi gündemdedir. Yaptıkları budur. İktidar ve rejim değişikliği uluslararası sınıf ittifaklarıyla yapılır. AKP'nin temsil ettiği sınıflar bloku bu ittifakları sağlamış durumda; ABD, AB ve Arap sermayesi.

Dava dışardan Türk Gladio'sunun tasfiyesi gibi görülüyor/ gösteriliyor ve destek buluyor. İçerde ise ahmak liberaller ve onları izleyen bazı solcular tarafından Cumhriyet tarihinin en büyük demokratikleşme girişimi olarak selamlanıyor. Yunan cuntasının lideri Papadopuos'un nasıl yargılanıp hapse tıkıldığını, Şili diktatörü Pinoshet'e İspanyol savcının nasıl dava açtığını ballandıra ballandıra hatırlatıyorlarda, 12 Eylül faşist cuntasının lideri K. Evren'in adeta yaptıklarının ödülü olarak Marmaris'teki villasında ikamet ediyor olmasını hatırlıyamıyorlar! 12 Eylül'ü yapanları yargılamak, yargılamayı engelleyen maddeleri kaldırmak ne iktidarın aklına geliyor, ne de "demokratlar"ın! Sanki 12 Eylül yargılanmadan, devlet içindeki çeteler, kontralar açığa çıkarılabilir ve gerçek bir demokratikleşme olabilirmiş gibi.

Yarısı sıkıyönetimlerle geçen 70'li yıllarda özellikle Milliyetçi Cephe iktidarları için parlamenter faşizm terimini kullanırdık. Bu terim, seçimle parlamentoda çoğunluğu sağlayan sağ iktidarların faşizan uygulamalarıni ifade ediyordu.. Terimi esinlendiren bir dönem de vardı, DP iktidarı dönemi. DP muhalefette demokrasi savunucusuyken, iktidarı döneminde parlamento çoğunluğuna dayalı bir diktatörlük kurdu. "Filipin Tipi Demokrasi" de derilen ve yeni-sömürgeci dönemin karakteristiği olan bu rejim, parlamenter demokrasinin salt seçime dayalı bir versiyonuydu. DP iktidarı egemen blok içinde güç kaybetmekte olan pre-kapitalist yapıların ve işbirlikçi burjuvazinin iktidarı olarak Soğuk Savaş politikalarının en hızlı uygulayıcısı oldu. Ülkede tam bir Mc Charty dönemi yaşandı. Dönemin sonuna doğru bu iktidar, muhalefeti susturmak ve sindirmek için vatan cepheleri kurmaya, mesliste tahkikat komisyonları ile muhalefet partilerini sorgulamaya kadar işi vardırmıştı.

AKP iktidarı da benzer bir yol izlemekte. Hatta daha da ötesi. Tarihsel koşullar farklı olsa da hatırlamakta yarar var. Reichstag'ı (Alman parlamento binası) kunduklama işi bizzat hükümeti kurmaya atanan Nazi partisinin tezgahıydı. Göbels'in propaganda makinesi tarafından komünistlerin üstüne atılan bu yangın, Hitlerin muhalifleri ve basını susturmak için parlamentodan bir Yetki Yasası çıkarmasına yaradı. 161 komünist milletvekilini tutuklatarak diktörlüğünün yolunu açmıştı bu yasayla. Bu, faşizmin parlamenter yoldan gelişine olduğu kadar, diktatörlüklerin inşasında provokasyonların rolüne de ışık tutan çarpıcı bir örnektir.

İslami hareketin nasıl yükseldiği ve hangi dönemeçlerden geçtiğini anımsıyalım.. 1994 yerel seçimlerini kazandıktan sonra "kanlı mı kansız mı" sorusunu gündeme getirmişlerdi.. 1995'te birinci parti ve ardından Refahyol'un büyük ortağı oldular. Erbakan , Susurluk çetesi ortaya çıktığında, çete için "faso-fiso" dedi! Postmodern darbe olarak siyasi tarihe geçen 28 Şubat süreci ile iktidardan uzaklaştırıldılar. Ama 28 Şubat onları kaleyi içten fethetme stratejisine yöneltti ki bu, Fetullahçıların uzun zamandan beri özellikle ordu, emniyet ve diğer kurumlarda izleye geldikleri bir straejiydi ve iktidarın emperyalizmle işbirliği içinde alınabileceğini öngörüyordu. Böylece, Erbakanın "milli görüş" gömleği çıkartılıp Fetullah Hocaefendinin Amerikancı gömleği giyildi, cemati de ahtopot gibi her alana el attı. 2002 deki seçimler böyle alındı. 2007'ye gelindiğinde, kurucu ideolojinin askeri ve siyasal temsilcileri ile uzlaşmayı reddedip Cumhurbaşkanlığı seçimini krize dönüştürdüler. CHP'nin tavrı ile bütünleşen 27 Nisan e-muhtırası, "demokrasi bizim için bir araçtır" diyenlere (RTE ve AKP'ye) darbeye karşı demokrasiyi savunan bir konum kazandırmış oldu.. Böylece %47 ile yeniden seçimleri aldılar.

Sonuçta ideolojik-kültürel ve politik hegemonya sağlandıktan sonra sıra buna uygun devlet biçiminin dönüştürülmesine gelmiştir.. Demokratik ve laik yaşam biçiminin yabancılaştırılması ya da "ötekileştirilmesi" olgusunu toplumun dikkatine sunan Binnaz Toprak'ın araştırması bu çerçevede okunmalıdır. Araştırmanın islami çevrelerde ve onların işbirlikçisi liberal "aydınlar"da tepki alması bu yüzden. Bu araştırma mikro düzeyde islami baskının egemen hale geldiğini göstermektedir. Uzun yıllardır Anadoluda gericilik belediyeler eliyle geliştirilip örgütlenmekte ve kültürel alanı istila etmekte zaten. Aşağıda iş genel olarak bitmiş sıra yukarıya gelmiştir.

TEHDİT ALGILAMASI

Sol Kemalistlerin ve "sosyal-demokrasi"nin, ulusalcılık şiarıyla büsbütün devlet koruyuculuğuna çekilmesi, modern burjuva cumhuriyetin ve onun dayandığı rasyonellerin tehdit altında olması ile açıklanabilir. Yani devletin muhaliflerini pasifize etme-yoketme stratejesi izleyen Kontr-gerillacılarla bu kesimleri aynı çizgide buluşturan bu tehdittir. Tehditi berhava etmekte ordu müdahalesini de bir seçenek olarak görmeleri, Ergenekon soruşturmasını açtıranların işini kolaylaştırdı, çeteci ve kontracılarla onları aynı çerçeve içine sokabiliyorlar. Bu bir dönüm noktasıdır da. Postmodernizmin politikaya yön verdiği bir dönemde Kemalist ideolojinin sol yorumuyla da ideolojik bir çimento olma vasfını tümüyle yitirdiğini göstermektedir. Hem Kürt sorunu, hemde İslami hareket bağlamında kendini yeniden-üretemez katılıkta oluşu tasfiyesinin koşullarını oluşturdu.

Diğer bir kolaylaştırıcı unsur, demokrasi mi cumhuriyet mi ikileminin dayatılmasıdır. Bir tarafın cumhuriyetin bekası için gerekirse demokrasiden feragat edilebilir eğiliminde olması islamcı hareketin ve iktidarının işini kolaylaştırmıştır. Onlar da demokrasiyi cumhuriyete karşı çıkarmışlardır. Hem bu cumhuriyet "jakoben bir cumhuriyet"ti.. Liberaller öteden beri bu eleştiriyi dile getiriyorlardı.. İktidar çevrelerinin bu eleştirileri sahiplenmeleri onların desteğini de sağlamış oluyordu. En son sıra sosyalist solun pasifize edilmesine gelmişti. Bu da Ergenokon örgütünün aslında kontr-gerilla olduğu izlenimi yaratılmasıyla sağlanıyor. Bu ülkede solcular 30 yıl boyunca kontr-gerillanın hedefi oldular ya. İlk kez bunun üstüne giden bir iktidar var ortada şimdi. Liberal solcular bu yemi yutmuş görünüyor. Öyle ki, demokratlıklarını bile unutmuşlar. Tutuklanan insanların fikirlerine ya da ideolojik çizgilerine bakıp hüküm veriyorlar.. "Kemalistse suçludur, mutlaka bulaşıktır o işlere". 12 Mart ve 12 Eylül'lerin mantığı gibi.."ilerici ve komünistse suçludur". Bu Mc Charty'cilik ne yazık ki sosyalist sola da sirayet etmiş bulunuyor. Kemalistlerle mi ilişkili, ergenekoncudur!

BATI'NIN KAPISINDA İSLAMIN BEKÇİSİ OLMAK

BOP'nin başarısının Türkiye'deki devletin tarihinden gelen özerk eğilimlerinden arındırılması ve onun "ılımlı" islam kalıbına sokulmasıyla mümkün olabileceğini söylemek abartı olmaz. "Eşbaşkanlık" böbürlenmesinin ardında, ABD'nin "Büyük Ortadoğu"sundan Necip Fazıl'ın "Büyük Doğu"suna ulaşma emellerinin saklı olduğunu söylemek de. Ortadoğunun temel meselelerinden biri Kürt sorunudur. Bu çözülecektir.. ABD planına uygun bir çözüme karşı çıkanlar pasifize edilmektedir. Bunlar kimlerdir, mısak-ı millicilerdir, yani ordu içinde ve dışındaki Kemalistler. Peki yalnızca kemalizm meselesi midir bu? Madalyonun öbür yüzü laikliğin tasfiye edilmesidir. Tasfiye edilmeli ki, özgürlüğün koşullarından ve tüm solun kültürel temellerinden biri ortadan kalkmış olsun; İslami devlet ve toplum yapısı realize olabilsin. Böylece Batı'nın kapısında, islami dünyanın bekçisi konumuna gelebilsin Türkiye. Emperyalizmin Türkiye'ye biçtiği "model"-rol budur.

Ne yazık ki, liberalizmle malül bir çok solcu bunu göremiyor. Buradan bir demokrasi çıkar mı beklentisi içinde, dolayısıyla, sınıfın "modern" fraksiyonuna karşı, aynı sınıfın yükselen fraksiyonunun egemenliğini savunma pozusyonuna düşüyor. Oysa, yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları ödünç aldığı liberallere de ihtiyacı kalmayacaktır!

SEÇİM SONRASI

Bu yazı seçim öncesi yazıldı. Seçim sonuçları AKP"nin %8 oy kaybetiğini ortaya koydu. Bu sonuç nasıl okunmalıdır? Gidişata dur demek midir bu? Herkes kendi durduğu yerden belirli sonuçlar çıkarıyor.

Ama sanırım, Seçim sonuçlarına bir de konsolidasyon açısından bakmak gerekir. AKP %34 ile iktidar olmuştu. Sonra %46.5 aldı. Yerel seçimlerde ise %38. Bu %4'lük bir kitleyi konsolide ettiği ve hatta kendi ideolojik çizgisi ile eklemlediği anlamına gelmiyor mu? Ayrıca kaybedilen oyun büyük bölümü nereye gitti? Saadet Partisine değil mi?

Bu neyi gösterir? AKP'nin İslamcı ideolojiyle bağdaştırılmayan liberal politikilarına gösterilen tepkinin yine islamcı partide ifade bulmasını. Bu açıdan ivmenin kırıldığını söylemek zor.

Obama'nın ziyareti ise, ABD.nin temel politikalarında bir değişiklik olmadığını ortaya koydu.. Sıcak mesajlarıyla AKP iktidarıyla bir sorunu olmadığı izlenimini verdi Obama. O kadar ki, New York Post gazetesi, 8 Nisan tarihli bir yorumunda, "başkanın, Ankara'ının önünde diz çökerek, NATO zirvesinde neo-taliban öfke saçan, Mustafa Kemal'in cami ve devleti ayırma mirasından dönen, yavaş yavaş ilerleyen islami darbeye karşı muhalefet eden orta sınıfların şaşkınlığı içinde islami hükümete" onay vermekle eleştiriyor. Yani ABD yönetimi nezdinde BOP bağlamında Ilımlı İslam devleti hedefi hayatiyetinden bir şey kaybetmiş değil.

CHP, AKP'ye karşı stratejisini değiştirmiş olmasına karşın fazla başarılı olamadı. Laiklik ekseninden koparak, yoksulluk-yolsuzluk ekseninde bir politika yürütmesi, oylarını görece artırmasına rağmen bir sıçrama getirmedi. Ancak İstanbul'da Kılıçdaroğlu'nun sergilediği yaklaşım önemli bir oy sıçraması yarattı. Eğer CHP, bunu değişim yönünde bir enerjiye dönüştürüp sosyal-demokrat politikaları gündeme getirebilirse AKP karşısında alternatif olabilir.

Tarih her zaman tersini göstermiştir ama Türkiye koşullarında belki bu vesileyle sosyalist solu da değişim rüzgarları sarabilir! Çünkü, onca lafa karşın, 3. kutup yolunda kaydadeğer bir adım atılmadı.

Sonuç olarak, Türkiyenin önünden postmodern faşizm tehlikesi kalkmış değildir. İslami ideoloji ile 20 yıldır yoğrulan bir kitle temeli var. Evet, yavaş yavaş ilerlemektedir. Ama önemli mevziler elde etmiştir. Seçim sonrasında geçici bir duraksama olabilir. AB'ye aday bir ülkede bu olmaz diyenler arasında AB.ci olmayan sosyalistlerin de olduğunu biliyorum. Ama bu, demokratik özgürlükleri, AB.ciler gibi, AB güvencesine bağlamaktan başka bir anlama gelir mi? Bu noktada, ülkenin bu noktaya gelmesinde sosyalist solun da önemli bir payı olduğunu kaydetmek gerekiyor. Her seçim sonrasında bir başarı elde edemedik ama, gelecek için önemli birikimler sağladık, türünden analizler sorunun üstünden atlamaktır. Başkalarına iğneyi batırırken çuvaldızı kendimize batırmaktan neden kaçınıyoruz hala? Sosyalistler, -koşullar bunca elverişliyken- niye bir alternatif oluşturamıyorlar? Bunun cevabını vermekle yükümlüyüz.

SONUÇ VE 12.DALGA!

Sanırım, Ergenekonun 12. dalgası meseleyi ikna edici bir şekilde ortaya koyuyor olmalıdır . Aralarında kimler var? Cumhuriyet mitinglerinde konuşurulmayan 65 bin öğrenciye burs veren ÇYDD'nin kanser tedavisi gören başkanı Türkan Saylan! "Baba beni Okula Gönder" kampanyasını yürüten ve Milliyet Gazetesi İcra Kurulu üyesi Tijen Mergen, rektörler.. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin şubelerinde aramalar ve gözaltılar!

Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkan vekili Bülent Orakoğlu'un bir cümlesi durumu özetliyor: "Bu 70 yıllık tarihin temizlenmesidir" Mesele özetle budur. Demek ki, diyen "Asrın davası" nitelemesini boşuna yapmamış.

Peki bu mesele karşısında tavır almak, "despotik kemalist cumhuriyeti savunmaya kalkmak" mı olur? Bazı arkadaşlar (..) ulusalcıları eleştirirken böyle diyor ve ekliyor: "sosyalist bir cumhuriyet için mücadele, bir solcu ve sosyalist için, kemalist cumhuriyeti savunmaktan daha anlamlı değil midir?" Kuşkusuz öyledir, bunu tartışmak bile abes. Ama "onlar birbirini yesinler, bize ne" anlayışı sosyalist cumhuriyet için mücadele anlayışıyla bağdaşmaz. Bu yaklaşım "ılımlı" islam devleti hedefini küçümsemek anlamına gelir. Ortada, bir tarafın hegemonyasını kaybetme refleksi ile varolduğu, diğer tarafın rovanşist bir mantıkla sürdürdüğü bir sınıf mücadelesi var. Ve bu mücadelede, Marksizmin kaynaklarını ve işçi sınıfının kültürel kazanımlarını da içeren çağdaş ve ilerici ve bilimsel olan ne varsa onun tasfiyesi, post-modern faşizmle ikame edilmesi ve nihayet islamcı bir toplum yaratma sözkonusudur.

KIZILCIK-MAYIS 2009

 

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  2. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  3. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  4. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  5. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  6. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  7. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  8. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  9. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  10. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  11. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  12. 14 Haziran 2016
  13. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  14. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  15. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  16. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  17. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  18. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  19. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  20. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  21. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  22. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  23. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  24. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  25. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  26. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  27. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  28. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  29. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  30. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  31. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  32. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  33. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  34. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  35. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  36. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  37. 25 Haziran 2013
  38. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  39. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  40. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  41. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  42. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  43. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  44. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  45. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  46. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  47. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  48. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  49. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  50. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  51. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  52. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  53. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  54. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  55. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  56. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  57. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  58. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  59. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…