Delilsiz Hükümlerle Asılanlar

Rahmi Yıldırım

14 Aralık 2017
Delilsiz Hükümlerle Asılanlar

İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma sandığı İLKSAN’a müdür tayin edildi, sonra patron oldu, bir süre TBMM’nin kömür ihtiyacını karşıladı. Çiftçi, 1997 yılında Devlet Bahçeli’nin karşısında MHP genel başkan adayı idi.

Türkiye’de idam cezası bin ylın başında kaldırıldı ama ne ki, ne zaman burjuva siyaseti çıkmaza girse, siyaset bezirgânları ağız dalaşına girip birbirlerine idam ipi armağan ederler.

2010 Anayasa değişikliği referandumunu açış kampanyasında 12 Eylül faşistlerinin idam ettikleri Erdal Eren ile Mustafa Pehlivanoğlu’nun son mektuplarını kürsüden okurken hem ağlayan hem ağlatan Recep Tayyip Erdoğan her fırsatta idam için anayasa değişikliği çağrısında bulunuyor. Adı anılmaya değmez yardımcısı kürsüden ip atıyor. ‘Kim daha iyi asar’ polemiğinde siyasetçiler birbirlerine ip uzatırken, idamların geride bıraktığı acılar da tazeleniyor.

Teğmen Ömer Yazgan ve arkadaşlarını rüşvetçi hâkimin kararıyla asmışlardı.

Erdal Eren’i yaş küçüklüğünü dikkate almadan asan katiller Veysel’i delilsiz asmakla kalmayıp, cenazesini bile ailesinden sakladılar; hâlâ da saklıyorlar. 

* * *

Veysel Güney’in delilsiz idam edildiğini, hazırlık soruşturmasını yürüten 12 Eylül dönemi savcılarından Mete Göktürk söylüyor.

Mete Göktürk, sonradan “Türkiye’de yargı bağımsız değildir” dediği için yargılanıp beraat eden savcı. Emekli olunca anılarını topladığı kitabın kapağında “Adaleti Gördünüz mü?” diye soruyor. Arada, Veysel’in delilsiz asıldığını da anlatıyor.

Veysel Güney, 1980 yılının son günlerinde Gaziantep’te Dev-Yol’a karşı gerçekleştirilen operasyonda yakalanır. 

Hayri Argav’ın yazdığına[1] göre, operasyon kapsamında basılan evden Dev-Yol militanı Ali İhsan Özer ile operasyon timinden Üsteğmen Şahin Akkaya’nın cenazeleri çıkar. 

Şahin Akkaya, çevresinde sosyal demokrat olarak bilinen bir asker; Ali İhsan Özer ise Eczacılık Fakültesi’nde askeri öğrenciyken, sosyalist fikirleri nedeniyle okuldan ve ordudan çıkarılmış. Yaşam çizgileri Gaziantep’teki evde kesişir. Evin giriş tarafındaki odada kalan Ali İhsan Özer kurşun yağmuru altında ölür, Üsteğmen Şahin Akkaya da vurularak can verir. Arka odadaki Veysel Güney ise pencereden apartman boşluğuna atlar. Bir komşunun ihbar etmesi üzerine namlular apartman boşluğuna ölüm kusar. Veysel sırtından yaralı olarak yakalanır; öldürülmek üzere kentin dışına götürülür; operasyon timindeki bir kişinin karşı çıkması üzerine öldürülmez, işkenceyle sorgulanır. Genel operasyon kapsamında yakalanmasına karşın toplu davadan ayrılarak tek başına yargılanır ve iki ay süren yargılamada idama mahkum edilir. 10 Haziran 1981 günü Veysel, darağacında sehpayı kendisi tekmeler.

Savcı Mete Göktürk de anlatıyor ki, “İdam sehpasına çıkarken Che Guevara'nın ünlü 'Ölüm hoş geldi, safa geldi' dizelerini bağıra bağıra okuyordu. O ölüme giderken yanında avukatı dahil hiç kimse yoktu. Ona yabancı olmayan tek şey kendi sesiydi. Ayağının altındaki sandalyeyi, slogan atarak kendisi itti.”

Argav’ın Veysel’in arkadaşlarından naklettiğine göre, Üsteğmen Şahin Akkaya muhtemelen operasyon timinin rasgele ateşi sırasında kazaen vurulmuştur. 

Operasyon sonrasında soruşturmayı yürüten Savcı Mete Göktürk de diyor ki, “Güvenlik güçleri tarafından eve yapılan operasyonda, biraz aceleci davranılması nedeniyle çatışma çıkmıştı. Bir militan ölmüş, bir teğmen şehit düşmüştü. Çatışmanın yaşandığı apartmanın havalandırma boşluğundan kaçmaya çalışırken yakalanan ve görevlilerce feci şekilde dövülerek ağır şekilde yaralanan Veysel Güney'in hastanede ilk ifadesini ben aldım. Hazırlık soruşturmasını ben yaptım. Çatışmada, Güney'in silah kullandığına ilişkin bir kanıt elde edememiştik. Benim ilk tespitlerimle mahkeme kararında varılan sonuç örtüşmüyordu. O günlerde yaşanan ortamın olağandışılığı da göz önüne alındığında, yargılamanın tarafsız ve adil yapılmamış olacağına ilişkin kuşku duyuyordum.”

Yani sonuçta, yargılamanın tarafsız ve adil olup olmadığı bir yana, Veysel’i delilsiz astılar. Delilsiz asmakla kalmayıp, cenazesini ailesine vermediler, gömdükleri yeri bile söylemediler. 

Ailesi ve arkadaşları, mezarlıklarda Veysel’i aramayı sürdürüyorlar. 

Veysel’i delilsiz asmak, bir de cenazesini saklamak, en hafif deyişle faşist gaddarlığın ta kendisiydi. Delil bulup asmak da aynı kapıya çıkardı. Çünkü, işlenen suç ne olursa olsun, idam, suça verilen ceza değil, devlet eliyle tasarlanarak işlenen cinayettir. 

* * *

Erdal Eren’i de delilsiz astılar

Devir “our boys” devriydi; “Asmayıp da besleyelim mi?” gaddarlığıyla taammüden nice cinayetler işlendi, idama giden yolda nice zalimlikler sergilendi.

Erdal Eren de delilsiz asılanlardandı. Erdal Eren hakkındaki idam kararı, Askeri Yargıtay 3’üncü Dairesi tarafından, 12 Eylül darbesinden önce iki kez esastan bozuldu. Ne ki, darbeden sonra Askeri Yargıtay Daireler Kurulu idam kararını onadı ve Erdal Eren de delilsiz asıldı. Üstelik yaşı tutmuyordu. Darbeden önce idam kararını esastan bozan Askeri Yargıtay 3’üncü Dairesi’nin üyelerinden Ahmet Turan yıllar sonra, tıpkı Mete Göktürk gibi, delilsiz idamdan söz etmişti:

Erdal Eren’le ilgili idam kararında adli hata olduğu inancındayım. Dosyada eri Erdal Eren’in öldürdüğüne ilişkin yeterli delil yoktu. Biz Üçüncü Daire olarak idam kararını bu gerekçeyle bozduk. Yeterli delilin olmamasına rağmen, Başsavcılık itirazı, günün şartları gibi konulara girmek istemiyorum, çünkü politiktir.”[2] 

Rüşvetçi hâkimin kararıyla astılar

Asmayıp da besleyelim mi?” gaddarlığıyla niceleri kıstırıldıkları evlerde sağ yakalamak yerine delilsiz katledildi, niceleri göstermelik yargılamalarla delilsiz asıldı. 

Teğmen Ömer Yazgan ve arkadaşları Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan ve Ramazan Yukarıgöz ise rüşvetin gölgesinde asıldılar.

Kendisini zorunlu hissettiği bir tercihte bulunarak üniformasını bizzat çıkartıp sosyalist harekete katılan Teğmen Ömer Yazgan ve üç arkadaşı, 1981 yılı Ocak ayında Sakarya’nın Akyazı İlçesi’ndeki çatışmada yakalandıktan sonra anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs suçlamasıyla idam cezasına çarptırıldılar. 

Suçun ve cezanın şahsiliği ilkesine karşın, Gölcük Donanma ve Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi, olay yerinde kimin hangi fiili işlediğini tefrik etmeye gerek duymadan topyekûn idama kalem kırdı. 

Kararı veren yargıçlardan Askeri Hâkim Yüzbaşı Eyüp Menteş, başka bir davada idam cezası vermemek için sanık yakınlarından rüşvet almak suçundan hüküm giydi. Yargıcın hüküm giymesi, Ömer Yazgan ve arkadaşlarının davasının da yeniden görülmesini gerektiriyordu. Buna ilişkin başvuru yıldırım telgrafla 27 Ocak 1983 günü Askeri Yargıtay’a iletildi. Yıldırım telgraf, Milli Savunma Bakanlığı koridorlarında kayıplara karıştı. Ertesi gün toplanan Milli Güvenlik Konseyi, idamın infazını kararlaştırdı. Ömer Yazgan, Erdoğan Yazgan, Ramazan Yukarıgöz ve Mehmet Kambur, rüşvetin gölgesi düşen darağacında sehpayı kendileri tekmelediler. 28 Ocak, Ömer’in doğum günüydü aynı zamanda.

Teğmen Ömer Yazgan, 1982 Aralık ayında işkenceci zebanilerin “Ordu içindeki arkadaşların hakkında ifade ver, idam cezanı bozduralım” teklifini hakaret saymıştı. Bu kirli pazarlığın ardından sadece bir ay sonra doğum gününde astılar Ömer’i. Bütün devrimciler gibi Ömer de yiğitçe karşıladı ölümü. İdamından 10 dakika önce kelepçeli elleriyle yazdığı mektup 24 yıl sonra ailesine verildi. Ömer ailesine veda mesajında, “Halkımızın yazgısı bu değil. Çok evladını kaybetti. Ama bir gün kazanmayı da öğrenecek. Halkımızın mücadelesi haklıdır, meşrudur. Meşru olmayan, bu zorbaca düzeni sürdürmekten yana olan katillerdir.” diyordu.

Ömer’in mektubu tam 24 yıl sonra ailesine ulaşabildi.

* * *

Onca delile karşın asmadılar

Rüşvetin gölgesinde astılar, delilsiz astılar, İbrahim Çiftçi’yi ise onca delile karşın asmadılar. 

İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Çiftçi’nin avukatı yargılama boyunca müvekkilinin “normal” vatandaş olmadığını dile getirdi ve Milli Savunma Bakanlığı’ndaki dosyaların celbini istedi. Yedi yıl süren yargılamada Ankara Sıkıyönetim 1 No’lu Askeri Mahkemesi, dört kez oybirliği ile ölüm cezasına hükmetti. Askeri Yargıtay her seferinde “eksik soruşturma”dan kararları bozdu. Dördüncü idam kararı Askeri Yargıtay Daireler Kurulu tarafından bu kez “esas”tan bozulunca,  mahkeme, “Sanık İbrahim Çiftçi’nin... Doğan Öz’ü taammüden öldürdüğü mahkememizce sabit görülmüş, ancak Askeri Yargıtay Daireler Kurulu kararları mahkememizi bağlayıcı nitelikte bulunduğundan, sanık İbrahim Çiftçi hakkındaki 7/8 lik oyçokluğuna dayanan bozma ilamına uyularak sırf bu hukuki zorunluluk nedeniyle sanık İbrahim Çiftçi’nin beraatine...” karar vermek zorunda kaldı. 

Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma sandığı İLKSAN’a müdür tayin edildi, sonra patron oldu, bir süre TBMM’nin kömür ihtiyacını karşıladı. Çiftçi, 1997 yılında Devlet Bahçeli’nin karşısında MHP genel başkan adayı idi.

* * *

Neden astılar?

Önceden en inceden inceye tasarlanan cinayet idamdır. Hiçbir caninin eylemi, ne kadar ince hesapla hazırlanmış olursa olsun, bununla kıyaslanamaz. Çünkü, kıyaslanabilmesi için kurbanına kendisini öldüreceği günü önceden haber vermiş ve o andan itibaren kurbanını aylarca kendi merhametine terk etmiş bir caniye ölüm cezasının uygulanması gerekirdi. Böylesi bir canavara özel yaşamda rastlanmaz.” (Albert Camus)

Özel yaşamda rastlanmayacak “canavar” kamusal alanda çok sık görüldü. “Asmayıp da besleyelim mi?” canavarlığıyla nice cinayetler işlendi, nice gaddarlıklar sergilendi. 

Kimilerinin idam hükmü mahkeme kararı olmadan sorgu merkezlerinde infaz edildi. Sorgu merkezlerinden sağ çıkanlardan kimilerini delilsiz astılar, rüşvetçi hâkimin kararıyla astılar, asmaya götürürken bile işkence ettiler; savcının katilini ise onca delile karşın asmadılar.

Doğru olan, asmayıp, işlenen suç ne olursa olsun beslemekti. İkinci Dünya Savaşı’nın baş suçlularından Rudolf Hess, cezaevinde intihar edene kadar 42 yıl Alman devletince beslendi, “Niye asmayıp besliyoruz?” diye sorulmadı.

Ama İkinci Dünya Savaşı’ndan 40 yıl sonra bile Türkiye’de delilli-delilsiz astılar. Çünkü, devir “our boys” devriydi. 

ABD yöneticileri 12 Eylül darbecisi generallere ‘our boys’ diyorlardı. Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü CIA’nın Türkiye İstasyon Şefi Paul Henze, darbeyi dönemin ABD Başkanı Carter’a “Our boys did it!” (Bizim çocuklar başardı!) diyerek haber vermişti. 

Türkiye’deki sermaye düzenini koruma görevinde nöbet sırası ‘bizim çocuklar’ daydı. Ekmeğini yedikleri halkın değil, sermayenin ve ABD’nin ‘çocukları’ idiler. “Sosyal uyanışın ekonomik gelişmeyi aşmasını” önlemek, aştıysa bastırmakla görevliydiler. 

Our boys’un başarması gerekiyordu. Netekim başardılar! 

Darbe öncesinde ulusal gelirin dağılımı yüzde 31 tarım, yüzde 33 ücret ve maaşlar, yüzde 36 kâr-faiz-rant şeklindeydi. ‘Our boys’ devrinde  kâr-faiz-rant geliri yüzde 70’e yükseldi, ücret ve maaşların payı yüzde 14’e geriledi.  Kâr-faiz-rant sahiplerinin sözcüsü Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Halit Narin, ‘our boys’a şükranını, “20 yıldır işçiler güldü biz ağladıkşimdi gülme sırası bizde” sözleriyle dile getirdi.

Gülen, rahatlayan sadece Türkiye’nin sermayedarları olmadı, emperyalist sermayedarlar da rahatladı. ABD Başkanı Carter da, sonraki bir tarihte Türkiye’yi ziyaretinde darbecilere şükranını, “12 Eylül harekâtından önce Türkiye’nin durumu savunma açısından tehlike arz ediyordu. Afganistan’ın işgal edilmesi ve İran’daki monarşinin devrilmesinden sonra Türkiye’deki bu istikrar harekâtı içimizi ferahlatmıştır.” sözleriyle dile getirdi.[3]

Amaç, sermaye devletine karşı boynu kıldan ince, ekmek, özgürlük ve bağımsızlık talep etmeyen bir halk yaratmaktı. Başarmanın biricik yöntemi, toplumu terörize etmekti.

Parlamentoyu, sendikaları, dernekleri kapatarak, 650 bin kişiyi işkenceden geçirerek, 171 kişiyi işkenceli sorgularda öldürerek, 7 bin kişi hakkında idam cezası isteyerek, 50 kişiyi delilli-delilsiz asarak, 30 bin kamu görevlisini işten atarak, 14 bin kişiyi vatandaşlıktan atarak, film ve kitapları yakarak, medyayı sermayenin tam denetimine ve mülkiyetine sokarak başardılar; yerli-yabancı sermayenin şükranını sonuna kadar hak ettiler.

Türkiye, militarist faşizmin ve ‘our boys’un giydirdiği Türk-İslam sentezinin deli gömleğiyle uygarlık yarışında geriledikçe geriledi. 1963 yılında İspanya Franco faşizminin pençesindeyken, kişi başına düşen ulusal gelir 300 dolar idi; aynı yıl Türkiye’de de kişi başına ulusal gelir 300 dolar idi.

Franco 1975 yılında ölünce İspanya sırtındaki deli gömleğini yırtıp attı; Türkiye sırtındaki deli gömleğinin patlayan dikişlerini 1980 yılında tamir etti.

Bugün İspanya’da kişi başına ulusal gelir 35 bin dolar, Türkiye’de 10 bin dolar kadar.

Türkiye hâlâ sırtında deli gömleğiyle dolaşıyor.

----------------------------------------------------- 

[1] Hayri Argav, O Şafağın Atlıları, Belge Yayınları, İstanbul 1997.

[2] Aktaran Argav, age.

[3] Cumhuriyet, 21 Temmuz 1985

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Oyum Tayyip'e!
    Oyum Tayyip'e!
    20 Haziran 2018
    Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermek düşüncesindeyim. “Neden? Yeni mi aklın başına geldi?” diye sorarsanız. Evet! Çok şükür, nihayet aklım başıma geldi, Tayyip’e oy vermek istiyorum! Her…
  2. Seçimler, Sosyalistler ve HDP
    24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir. Belirtmeye gerek yok,…
  3. Vicdan yoksulu siyaset ve yargı
    Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti. Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü eleştirirken,“Türk…
  4. Türklük Sözleşmesinin güncel krizi
     Barış Akademisyenleri Bildirisi’ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye’nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık’, ‘Osmanlılık Sözleşmesi’, ‘Müslümanlık’, ‘Müslümanlık…
  5. Kürt rüyası
    Kürt rüyası
    19 Mart 2018
    Kelt Rüyası’nı okurken bir an, Kürt coğrafyasında 90 yıldır terennüm edilen bir ağıtın dizeleri aklıma geldi: “Süngü uçlarında donakalmış, bebelerin son bakışları.” Yanı sıra, 30 yıl önce Halepçe katliamında elma kokulu bebeğine…
  6. Şehidimiz fakirdendi..
    Şehidimiz fakirdendi..
    14 Şubat 2018
    Savaş, mülk sahiplerinin hırsızlık ve talanla biriktirdikleri mülklerini korumak ve arttırmak için birbirlerinin gırtlağına sarılmaları ve bu uğurda mülksüzleri birbirlerini öldürmeye göndermelerinin ekonomisi ve siyasetidir. Saldırı karşısında evini, köyünü, kentini,…
  7. Afrin Afrin
    Afrin Afrin
    5 Şubat 2018
    “Yerli ve milli” savaş teknolojisi “akıllı mühimmatlar”, “terörist” ile sivil halkı kılı kırk yararcasına ayırt edecek derecede gelişmiş olmalı! Harekâtta yüzlerce sivilin katledildiğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörist” diye…
  8. Diyanet'in çocuk gelinleri ve dinden özgürleşmek
    Diyanet’e göre, bulûğ, kişinin yetişkin insan statüsü kazanmasıdır; kızın adet görmesi, gebe kalabilme, erkeğin de baba olabilme çağına ulaşması demektir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar…
  9. İç Savaş fermanına karşı direnme hakkı
    İç savaş söylemi iktidar partisinin örgütüne öyle sinmiş ki, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde bir yerel parti yöneticisi örgütüne “referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!” diye talimat vermişti.…
  10. Tayyip Erdoğan'ın Filistin şovu
    Erdoğan ve İslam coğrafyasındaki yol arkadaşları şov yapmanın ötesinde kararlı şekilde Filistin’e sahip çıkmazlar. Kendi halklarına kötü örnek olmasın diye seküler Filistin hareketlerini zayıflatmak için Filistin’de İslamcı hareketleri teşvik ettiler. Bunun…
  11. Hızlandırılmış zabit eğitimi reformu
    Gurur duydum, bir teğmenin bu kadar kısa sürede yetişmesini sağlayan eğitim inkılabını başarmış olmamızdan. En kalbi duygularla alkışladım Başkomutanımızı, bu mucizevi reformu hayata geçirmesinden dolayı. Kim bilir Amerikalısı Fransız’ı Rus’u…
  12. Fahişeler ve gazeteciler
    Fahişeler ve gazeteciler
    29 Kasım 2017
    Fahişelik denilince tarihteki ilk meslek olduğu söylenir ve akla hep belirli bir cinsiyet gelir. İnsan türünün sınıflara ayrışmasından bu yana baskı altında olan kadının cinsiyetinden üretilmiş bu kavram hiç de…
  13. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  14. Devrimlerin Devrimi
    Devrimlerin Devrimi
    9 Kasım 2017
    İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma…
  15. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  16. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  17. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  18. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  19. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  20. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  21. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  22. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  23. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  24. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  25. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  26. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  27. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  28. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  29. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  30.    Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?
    Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Referandum tarihi…
  31. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  32. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  33. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  34. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  35. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  36. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  37. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  38. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  39. Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya
    AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği…
  40. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  41. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  42. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  43. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  44. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  45. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  46. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  47. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  48. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  49. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  50. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  51. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  52. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  53. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  54. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  55. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  56. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  57. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  58. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  59. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  60. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…
  61. Çetin Altan nasıl biriydi?
    Çetin Altan, 12 Mart 1971 darbesi döneminde hapse atılınca uyandırmayı bırakıp kendisi “uyandı”. Kendisi uyandıktan sonra ilk olarak halkı defterinden sildi; neo-liberalizm devrinde ise işçi sınıfını da tarihin mezarlığına gömdü…
  62. Müslümanlar hangi partiye oy vermeli?
    “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Kadınlar, 58)Sandık başına gittiğinizde, emaneti ehline verebilecek misiniz, insanlar arasında adaletle hükmedecek bir hükümeti iş başına…
  63. Davutoğlu ile IŞİD arasındaki derece farkı
    Başbakan Ahmet Davutoğlu katliamın IŞİD tarafından gerçekleştirildiğini açık açık söylemekte zorlanıyor. Herhalde bilinçaltında, çok değil bir yıl önceye kadar IŞİD’i ‘terör örgütü’ olarak değil, öfke birikiminin eseri “tehdit” diye tanımlayarak…
  64. Öldürmeyi iyi biliyor.. Sesi de çok yüksek çıkıyor..
    “Sesin çok yüksek çıkıyor. Suçluluk psikolojisinin gereğidir. Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum” diyerek İsrail liderini azarlayınca, idrak yoksulu kölelerince bir kere daha tanrı…
  65. Ne mutlu Şeytan taşlama şehitlerine!
    Türkiye Cumhurreisi Recep Tayyip Beyefendi, Suudi Arabistan’ın Hac hizmetinde başarılı olduğunu ifade ederek, “Hac organizasyonunda sıkıntı olduğu gibi yaklaşımları, saldırgan davranışları doğru bulmuyorum.. Dünyanın her yerindeki organizasyonlarda böyle şeyler oluyor.”…
  66. Haydi Bismillah!
    Haydi Bismillah!
    1 Ekim 2015
    İbnü’l Sallama’nın diyeceği odur ki, mesele şeytanî düzenin ak bekçilerinin bismillah çekip çekememeleri değil, bismillah çektiklerinde peşlerine düşen, bir daha bir daha düşmeye hazır, mabat kılı olmayı onur sayacak kertede…
  67. 'İntihar celladı'nı durduralım!
    Saray zorbası siyaset kovasını “şehit” ve “ölü ele geçirilen” kanıyla doldururken, suç ortağı siyaset aktörlerinin ve kanaat önderlerinin gündelik dili hızla şiddet diline evriliyor. Milliyetçi faşistler Türk/Kürt savaşından, ümmetçi faşistler…
  68. Yurtta din istismarı Cihanda din istismarı
     İbnü’l Sallama Hükümran Efendi’ye VEKÂLETEN, Ya eyyühellezine âmenû, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi, Endonezya ziyareti sırasında Müslüman kisvesi altında nefret uyandıranlara karşı mü’minleri uyarmış. Kimi Müslümanların sırf mezhep farklılığından dolayı…
  69. 'Türkiye PKK'ye silah temin etmeli!'
    (Önerinin sahibi ve anlamı için yazının tamamı okunmalıdır.) --İlerde savaş suçuyla sanık sandalyesine oturtulması muhtemel “sivil” cunta, iktidarı tümüyle yitirmemek için Türkiye’yi düşük yoğunluklu iç savaşa götürüyor, her milliyet ve…
  70. Halklara açılan savaşa hayır!
    Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran’da seçim sandığında suya gömülen Şam’da zafer namazı ve başkanlık projesini Suriye bataklığında canlandırma -olabilirse Kasım 2015 tekrar seçiminde ete kemiğe büründürme- hayali bir haftada ülkeyi ne…
  71. 'Satılmış Gazeteciler'
    'Satılmış Gazeteciler'
    18 Temmuz 2015
    Kitabın Önsöz’ünden: “bir ajanlar ordusu Alman medyasında para kazanmaktadır. Onların bir görevi de siyasetteki ve medyadaki elitlerin Rusya ile düşünsel blok oluşturmalarına engel olmak ve Amerikan yanlısı rotayı muhafaza etmektir..…
  72. Sultan Tayyip düşerken içeride ve dışarıda savaşa hayır
    Tarihsel deneyimlerin ışığında Erdoğan da biliyor ki, diktatörler yitirmek üzere oldukları iktidarlarını sürdürmek için dış maceraya girişirler. Erdoğan da bu bilinçle, ipleri elinden kaçırmamak için becerebilirse orduyu Suriye’ye sokmaya çalışıyor..…
  73. Barzani devletine evet de Rojava Kantonuna mı Hayır?
    RTE seçimde suya gömülen başkanlık hayalini Suriye bataklığında canlandırmak için gözünü karartmış görünüyor. Bunun için de iğrenç bir demagojiyi seslendiriyor, Suriye’nin kuzeyinde devlet oluşumuna bedeli ne olursa olsun göz yummayacaklarını…
  74. Demirel'i  Nasıl bilirdim?
    Demirel'i Nasıl bilirdim?
    19 Haziran 2015
    'ÇORUMU BIRAKIN, FATSAYA BAKIN' --Gazeteciler katledilirken Demirel “Onlar gazeteci kılığına girmiş militanlar, birbirlerini öldürüyorlar” diyordu ki, bugün hapse attırdığı gazeteciler için “Onlar gazetecilik faaliyetinden tutuklanmadılar” diye takla atan muktedir ilhamını…
  75. Sermaye hükümet, Erdoğan çıkış yolu arıyor
    HDP’ye giden muhafazakâr Kürt seçmenleri geri döndürmek için HDP’yi ve PKK’yi terör ortamına çekmek. Son aylarda ve haftalarda Hizbullah ve HÜDAPAR merkezli provokasyonların dindar Kürtleri AKP’ye geri döndürme amaçlı olduğu…
  76. Ahmet Kenan Erdoğan'dan Recep Tayyip Evren'e
    'Emniyet’in köpeği varsa Genelkurmay’ın da madalyalı katırı var' --Fetih Mitingi’nde “Şimdi bazı aydınlar çıkmış. Bunlar aydın değil, bunlar karanlık” diye öyle bir celallendi ki, Ahmet Kenan duysa alnından öperdi vallahi. Netekim…
  77. HDP Allerjisi mi Kürtlere antipati mi
    Efendim HDP samimi değil, barajı geçerse AKP ile pazarlık edecek, koalisyon hükümeti kuracak. İyi de HDP baraja takılırsa AKP tek başına (belki de Anayasa’yı değiştirecek çoğunlukla) yeniden iktidar olacak. HDP…
  78. 12 Eylül'ü 'kimin çocukları' yaptı?
    1971 darbesini yapan Genelkurmay Başkanı “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı” diye alarm vermiştii, 1980 darbesini yapan Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ise “Şef garson benden fazla maaş alıyor” diye yakındı.. Başlıktaki…
  79. Faşiste faşist denir..
    Faşiste faşist denir..
    4 Mayıs 2015
    Avukat Umut Kılıç, hâkimlik sınavında “Faşist Erdoğan’ın adamlarısınız” deyince tutuklandı. --“Faşist Erdoğan” hitabının siyasal eleştiri amaçlı olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre suç oluşturmadığı…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…