Can'ları Bağlıyorlar İtleri Salıyorlar

Rahmi Yıldırım

3 Ocak 2024
Can'ları Bağlıyorlar İtleri Salıyorlar

''Mevcut Cumhurbaşkanı, Anayasa’nın yorum gerektirmeyecek açık hükmüne, yani bir kimsenin en fazla iki kere seçilebileceği hükmüne karşın üçüncü kez aday oldu; şaibeli seçimle tekrar seçildi. Milletvekili seçilen Can Atalay da, Anayasa’nın tartışma götürmez açıklıktaki hükümlerine karşın esir tutuluyor.''

Bilinen hikâyedir. Nasreddin Hoca bir köye gitmiş. Tam köye girerken köpekler karşılamış. Havlamaları pek dostça değil. Hoca korku içinde yerden taş alıp köpeklere atmak istemiş. Eğilmiş yere ama hangi taşa elini uzatsa yerinden kımıldatamamış. “Allah Allah” demiş Hoca, “Bu ne biçim memleket? Taşları bağlamışlar, itleri salmışlar!”

Gezi davası tutsağı Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ınki de o hesap. Can’ın serbest kalması gerekiyor ama serbest bırakmakla görevli kişi ve kurumlar Can’ları bağlamışlar...

Anımsanacağı üzere, Fetullahçı polisin fezlekesi ve Fetullahçı savcının iddianamesiyle açılan Gezi Davası 2015 yılında beraat kararıyla sonuçlandı, kesinleşti. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra dosya raftan indirildi; yeni bir delil olmadan aynı fezleke ve iddianameyle dava yeniden açıldı. İkinci Gezi Davası’na bakan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Şubat 2020’de beraat kararı verdi. Ancak beraat kararı veren mahkemenin heyeti değiştirildi. Beraat kararı istinaftan döndü, dosya bu kez İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verildi. Bu mahkemenin heyetinde daha önce AKP’den milletvekili aday adayı olan bir hâkim de yer aldı. Bu heyet, 26 Nisan 2022’de Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, aralarında Can Atalay’ın da olduğu diğer sanıklara 18’er yıl hapis cezası verdi ve tutuklanmalarını kararlaştırdı. O günden beri Can’lar bağlı!

Ceza hukukunun temel ilkeleri yok sayılarak verilen mahkûmiyet kararı temyiz aşamasında iken araya Mayıs 2023 seçimleri girdi; Can Atalay, Hatay halkının iradesiyle milletvekili seçildi. Yürürlükteki anayasaya ve kanunlara ve bu konuda daha önce benzer davalarda verilmiş Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları uyarınca Can Atalay’ın tahliye edilmesi gerekiyordu. Ancak Can Atalay tahliye edilmedi; üstelik, Yargıtay, Gezi Davası’ndaki hukuk dışı mahkûmiyeti, 28 Eylül 2023’te onadı ve milletvekilliğinin düşürülmesi için TBMM’ye tebliğ etti.

Buna karşın AYM, 25 Ekim 2023’te, beklenmedik ölçüde hukuka dayalı bir kararla, hak ihlaline hükmetti; Can Atalay’ın tahliye edilmesini ve TBMM’de görevine başlamasını istedi.

***

Anayasa’nın konuya ilişkin hükümleri yorum gerektirmeyecek ölçüde açık. Örneğin, 153’üncü maddeye göre “Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”

Madde 158’e göre de, “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.”

Hukuki çerçeve bu denli açıkken, yerel mahkeme ve Yargıtay, AYM kararına uymadı; dahası Yargıtay AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Bununla kalmadı Yargıtay, TBMM’ye de Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi talimatını verdi. Yürütmenin ve devletin başı da Yargıtay’ın bu kararına sahip çıktı.

Bu gelişmelerin ardından AYM, Can Atalay için yapılan ikinci başvuruyu daha güçlü gerekçelerle kabul ederek, tahliyesine karar verdi. Ancak, yerel mahkeme AYM kararını Yargıtay’a havale etti; ilkinde olduğu gibi Yargıtay’ın da AYM kararına uyması beklenmiyor.

Uzun sözün kısası, Anayasa yürürlükte değil. Türkiye epeydir Anayasa ile değil, Reis’in kafasına estiğine ve keyfine göre yönetiliyor; yargı ve TBMM faaliyeti Reis’in çizdiği çerçevede kalıyor. Bu devlet biçimi siyaset biliminde polis devleti, sosyolojide otokrasi olarak adlandırılıyor. Devlet egemenliğinin gerçekleşme tarzı olarak da faşizm.

Polis devleti, iktidarın kendisini yürürlükteki kanunlar ve anayasa ile bağlı saymadığı devlet demek. Polis devletinde yasama, yürütme ve yargı erkleri otokrat reiste birleşir; devlet faaliyeti kanunlar ve anayasa yerine reisin keyfine göre yürütülür. Temel hak ve özgürlükler reisin izin verdiği ölçüde kullanılabilir.

Ülkemizde devlet, kâğıt üstündeki anayasada “demokratik laik sosyal hukuk devleti” olarak tanımlansa da, hiçbir zaman hukuk devleti olamadı. Her şeye karşın, askeri darbe dönemlerinde bile bugünkü ölçüde keyfilik yoktu; hukuk devleti olmasa da kanun devleti duyarlılığı gözetiliyordu. Irkçı dinci cehalet ve kötülük iktidarı döneminde, kanun devleti duyarlılığı da kalmadı.

Polis devletine gerilemenin tarihini saptamak gerekirse, “Allah’ın lütfu” sayılan 15 Temmuz darbe girişimi ertesinde olağanüstü halin ilan edildiği 20 Temmuz 2016 denilebilir. Mühürsüz oyların geçerli sayıldığı 2017 hileli referandumu ile de anayasal çerçeveye kavuştu. Ancak, ırkçı ümmetçi cehalet ve kötülük iktidarı kendi anayasasına bile uymuyor.

En başta, mevcut Cumhurbaşkanı, Anayasa’nın yorum gerektirmeyecek açık hükmüne, yani bir kimsenin en fazla iki kere seçilebileceği hükmüne karşın üçüncü kez aday oldu; şaibeli seçimle tekrar seçildi. Milletvekili seçilen Can Atalay da, Anayasa’nın tartışma götürmez açıklıktaki hükümlerine karşın esir tutuluyor.

***

Can Atalay, emek barış demokrasi güçlerinin ırkçı dinci otokrasiye karşı Gezi Direnişi’nin onurlu temsilcilerinden biridir. Bu yüzden ceza hukukunun tüm ilkeleri çiğnenerek hapsedildi. Ancak depremin en ağır mağduru Hatay halkı Can Atalay’ı bağrına bastı, milletvekili seçti. Buna karşılık, ırkçı dinci iktidar Can Atalay’ı yürürlükteki anayasayı çiğneyerek hapiste tutuyor. Başka pek çok kişiye olduğu gibi Can Atalay’a da düşman ceza hukuku uyguluyor.

Can Atalay, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Selçuk Kozağaçlı ve daha niceleri esir tutulurken, nice “kader mahkûmu” (!) katiller, tecavüzcüler, hırsızlar, IŞİD ve Hizbullah katilleri, mafya babaları salıveriliyorlar. Tahliye edilen mafya şefleri soluğu MHP genel merkezinde alıyorlar. Hukuku vicdandan adaletten bu denli uzaklaştırmak, İslamcı iktidara nasip oldu.

Hatay Milletvekili Can Atalay’ın yürürlükteki anayasa ve kanunlar yok sayılarak “esir” tutulması, yüz yılı geride bırakan cumhuriyetin polis devletine gerilediğinin tescilidir.

Gerek Can Atalay özelinde gerekse başka pek çok kişi ve olay vesilesiyle yürürlükteki kanunların ve Anayasa’nın çiğnenmesi, temel hak ve özgürlüklerin kullanılamaz hale getirilmesi, devlet faaliyetinin otokrat reisin keyfine göre yürütülmesi, en hafif ifadeyle darbedir.

Bu darbeye karşı meşru her zeminde direnmek, emek barış demokrasi güçlerinin ahlaki yükümlülüğüdür. Gezi Direnişi bugün de toplumsal ve siyasal muhalefetin esin kaynağıdır.

İçerde esir tutulanlara selam olsun!

Gezi direnişinde katledilen gençlerin anılarına saygıyla!

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Vatan Haini Bile Sayılmamıştık
    Kaç haftadır çeşitli tarihsel kişiler üzerinden vatana ihanet tartışması yapılıyor ya. Tam 40 yıl önce vatana ihanetle suçlanmıştık. Hatta, vatan haini bile sayılmamıştık. Devir 12 Eylül faşizmi devriydi. Solcu yani…
  2. Askeri Faşizmden Dİnci Faşizme Cezaevleri
    ''Cezaevlerinde dünden bugüne, askeri faşizmden İslamcı faşizme, özde değişiklik yok. Hukuku vicdandan adaletten insandan bu denli uzaklaştırmak, İslamcı iktidara nasip oldu. Bir kere daha anlaşıldı ki, cehalet ve kötülük iktidarı,…
  3. 'Müslümanların Ahlakla İmtihanı'
    Prof. Dr. Hüseyin Çelik, İslam coğrafyasında ahlakın zerresinin kalmadığını, İslami Hayat Endeksi’ne göre dünyanın en iyi ülkelerinin Yeni Zelanda, İzlanda, Hollanda, Finlandiya, İsveç, Norveç, Kanada gibi ülkeler olduğunu; Türkiye’nin 100’üncü sırada…
  4. Müslümanların Ahlakla Bitmeyen İmtihanı
    AKP iktidarı döneminde memleket tarihte hiç olmadığı kadar Müslümanlaştı ama hayatın hemen her alanında o ölçüde yozlaştı çürüdü, yarım yamalak da olsa var olan aklını ahlakını yitirdi. Gün geçmiyor ki…
  5. Gazze İçin Timsah Gözyaşları
    ''Her şeye karşın İsrail destekçisi Batı ülkelerinde halklar İsrail’in gaddarlığını, hükümetlerinin İsrail’e desteğini protesto ediyorlar. Yahudi sermayeli şirketlerde işçiler greve gidiyor. Protesto gösterileri çoğu kez polis tarafından dağıtılıyor; “liberal demokrasi”…
  6. Kutlanacak Cumhuriyet Kaldımıki?
    Cumhuriyet, egemenliğin cumhura yani halka ait olduğu devlet biçimi demek. Böyle bir devlette halk, egemenliğini ya doğrudan ya da seçtiği temsilciler aracılığıyla kullanır. Bu yönetim tarzı demokrasi olarak adlandırılır. Yani…
  7. Firanvunlardan Netanyahu'ya ve Erdoğan'a
    ''Akıl ve tarih, ırkçı dinci ümmetçi milliyetçi politikaların ve politikacıların halklar arasında düşmanlık ve vahşet dışında bir sonuç üretmediğini, bu politikacıların pençesine düşen halkların gün yüzü görmediklerini, başka ulusları ezen…
  8. Dİnci Faşizmin Kabusu Gezi Direnişi
    Hapishaneden dışarıya adımını atmak, yani tahliye olmak, bir insanın yaşayabileceği en derin sevinç ve mutluluklardan biridir. Ancak yaşayanlar bilir. Ne var ki siyasi mahpuslar, bu sevinci doyasıya yaşayamazlar, mutlulukları yarım…
  9. Ordu gözbebeğimizdir!
    Ordu gözbebeğimizdir!
    28 Eylül 2023
    CHF ALLAHKULU’NU KURTLARIN ÖNÜNE ATTI: “Ordu milletimizin gözbebeğidir. Allahkulu Sezgin Bey’in sözleri şahsi görüşüdür, fırkamızı bağlamaz. Gözbebeğimiz şanlı ordumuzu töhmet altında bırakan ifadeleri kabul edilemez. Bu konu yetkili organlarımızda görüşülecektir.” Tayyiban…
  10. İslam Temizlik Diniyse Neden Ortalığı..?
     Söz temizliğe gelince, bizden temizi yoktur. İslam temizlik dinidir, Peygamber’in deyişiyle “Temizlik imanın yarısıdır, cennete ancak temiz olanlar girecektir.” Rivayet odur ki, Peygamber’in nasihatine uygun olarak atalarımız hamamda yıkanırdı, misvak kullanırdı,…
  11. Barış da Düşman Ceza Hukukunun Kurbanı
    ''Barış Pehlivan son yazısında, “Siyah kölelerin yargılandığı bir düzen bu. Beyaz olsaydım, zengin olsaydım, dalkavuk olsaydım içeride olmazdım” demiş.'' Okur yazar herkes Barış Pehlivan’ı bilir herhalde. Şahsen tanışmak kısmet olmadı; ben…
  12. İslami Magandalık
    İslami Magandalık
    15 Ağustos 2023
    ''Nazım’dan bu yana değişen sadece lümpenleşme ve magandalaşmanın İslam ile ambalajlanması oldu. İslami lümpenleşmenin ve magandalaşmanın en acı sonucu kadınlara, çocuklara ve doğaya yönelik saldırganlıktır ki, ne yazılsa eksik kalır'' “Türkiye…
  13. Maganda Politik
    Maganda Politik
    7 Ağustos 2023
    ''Zaten doğru düzgün bir feodalizm yaşamadığımız gibi hızlandırılmış alaturka-arabesk lümpen (ve dahi artık abdestli) kapitalizmle birlikte kültürel doku çürüdü; kitabına uygun bir burjuva-proleter ayrışması olmadı; değer yargıları alt üst oldu; magandalık…
  14. Mizah Bahçelerindeki Sararmanın Hüznü
     Mizah, alışılmış sıradan hayata ve olağan düşünceye kurulan tuzaklarla gülümsetmek, gülümsetirken düşündürmek demek. Tuzağın temel malzemesi zıtlıklardır, talihsiz rastlantılardır. Ancak, herkesin gözü önünde cereyan eden bir zıtlığı kopyalayıp temsil etmek…
  15. Halkçı Hayal Kırıklığı
    ''CHP yanlısı medyada da durum farklı değil. Kılıçdaroğlu’nun başını istemeyen kanal ya da köşe yazarı yok gibi. CHP genel başkanlığından istifa etmedi diye neler neler demiyorlar Bay Kemal için. “Haysiyetsiz”,…
  16. Şu Zalim Zamcının Ettiği İşler
    ''Vergiyi ve fiyatları tayin eden Allah olunca, imanı kuvvetli emekçiye şükretmekten başka bir şey kalmıyor. Oysa, imanı kuvvetli emekçi, merkezin solunda sayılan Ecevit’i bir kalemde silip atmıştı. Hatta Demirel bile,…
  17. Tayyip NATO'yu Dİze Getirdi!
    ''1950’lerde Başbakan Adnan Menderes’in Amerika gezisini izleyen Anadolu Ajansı Genel Müdürü’nün haberi(!)  “dalkavukluk başyapıtı” olarak basın tarihine geçmiştir. Genel Müdür’ün yazdığına göre Menderes Amerikalıları öyle etkilemişti ki, “Amerikalılar 'Allahım, bize neden böyle…
  18. Osmanlı Nasıl Savaşıyordu, Rus Nasıl Savaşıyor?
    ''Wagner, ezici çoğunlukla, savaşmak üzere cezaevlerinden salıverilen mahkumlardan oluşuyor. Kurucusu Yevgeniy Prigojin Sovyet döneminde gasp ve hırsızlık suçundan 10 yıl hapis yatmış. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra sosisli sandviç satışıyla yola…
  19. Merdan'a Namerdan Hukuk
    Merdan'a Namerdan Hukuk
    4 Temmuz 2023
    ''Merdan Yanardağ, düşman ceza hukukunun son kurbanı olarak tutsak edildi. Tutuklamanın resmi gerekçesi “terör örgütü propagandası yapmak” diye açıklansa da biliniyor ki Merdan, Cumhur İttifakı iktidarının Abdullah Öcalan ile yeniden…

ANALİZ

ANALİZFaşizm ve İç Savaş

Faşizm ve İç SavaşErdoğan- Bahçeli ikilisinin ya da Cumhur ittifakının ülkede iç savaşı da göze…