Dünyanın en uzun süreli sokağa çıkma yasağı 5’nci yılında!

1 Aralık 2019
Dünyanın en uzun süreli sokağa çıkma yasağı 5’nci yılında!

Doğu ve Güneydoğu’nun bazı kentlerinde başlayan “hendek” olaylarından sonra alınan geçici sokağa çıkma yasakları pek çok yerde kaldırıldı, ancak Diyarbakır’ın merkez ilçesi Sur'da 4 mahalle bundan muaf tutuldu. 

“Hendek” olaylarının ilk başladığı yerlerden biri Diyarbakır’ın Silvan İlçesi’ydi.

Kasım 2015’te Silvan’ın Tekel, Mescit ve Konak mahallelerinde başlayan olaylar kısa sürede merkez Sur ilçesine, oradan da Mardin’in Nusaybin, Şırnak’ın Cizre, Hakkari’nin Yüksekova ilçelerine taşındı.

Olaylar nedeniyle çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve on binlerce kişi yaşanan yıkım nedeniyle göç etmek zorunda kaldı.

Yapılan hasar tespiti sonrası tehlikeli ev ve işyerleri yıkıldı ve yerlerine Toplu Konut İdaresi’nce yeni binalar inşa edildi.

Nusaybin, Cizre, Silvan ve Yüksekova’daki mağdur hak sahiplerine evlerin teslimatı yapılırken, Sur’daki yasak kalkmadığı gibi konutların teslimatı da henüz yapılmadı.

Altı mahallede 2 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen yasak Hasırlı, Cemal Yılmaz, Savaş ve Fatihpaşa mahallelerinde devam ediyor.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre, 2015 yılında başlayan yasak dünyanın en uzun süreli sokağa çıkma yasağı olarak ifade ediliyor.

TMMOB: Sur’da 3 bin 569 yapı yıkıldı

Türk Mühedis ve Mimar Odaları birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu’nun hazırladığı rapora göre, uydu görüntüleri baz alınarak yapılan tespitte Sur’daki altı mahallede 75,3 hektarlık alanın 46,3 hektarlık bölümü yıkıldı.

Rapora göre, Cevapaşa, Savaş, Hasırlı, Cemal Yılmaz, Fatihpaşa ve Dabanoğlu mahallerinde aralarında tescilli 87 yapı ve tescile değer 247 yapının da olduğu 3 bin 569 yapı yıkıldı.

Rapora göre her altı mahallede toplam 22 bin 323 kişi Sur’dan göç etti.

Independent Türkçe, Sur’daki durumu kentteki Sivil Toplum Kuruluşu temsilcilerine sordu.

“Sur’da yapılan ucube yapılar ödeneksizlikten nedeniyle durdu”

Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi Başkanı Şerefhan Aydın, Sur'daki yasaklı mahallelerin durumunu yerinde tespit etmek için Koruma Kurulu’na ve Valiliğe yaptıkları başvuruların “güvenlik” ve “arama tarama faaliyetleri devam ediyor” gerekçesiyle reddedildiğini belirtti.

Aydın, şu açıklamalarda bulundu:

Orada olup bitenin kamuoyundan gizlendiğini biliyoruz. İnsanların mülkleri onların iradesi dışında yıktırıldı. Bunun teşhir olmaması kaygısıyla girişlere izin verilmiyor. 

Yıkım bittikten sonra yapılan ve adına ‘Diyarbakır Evleri’ denen ucube yapılar, tarihi Sur ilçemizin mimari dokusuna aykırıdır. 

Gidip görmedik, ama bize fotoğraflar geldi. Ayrıca uydu görüntülerden yıkımın boyutunu öğrendik.

Aydın, 6 mahallenin neredeyse tamamının, onarımla kurtarılabilecekken için yıkım yoluna gidildiğini belirterek, “İşin kolayını seçtiler. Şu an inşaat yapımı bütçe yetersizliği nedeniyle tıkanmış durumda. Mimari olarak yapılan evlerin hiçbir değeri yok. Sur’un değeriyle hiçbir ilgisi olmayan ucube yapılar olarak nitelendiriyoruz” dedi.

“5 yıldır bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız”

Sur’daki sokağa çıkma yasağının 2015’te Türkiye’nin literatürüne girdiğini hatırlatan Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Cihan Aydın, şu ifadeleri kullandı:

Sokağa çıkma yasağı Olağanüstü Hal dönemlerinde çok sık tanık olduğumuz bir uygulamaydı, ancak bu kez çok farklı bir formatta, şehir merkezinde, mahalle girişlerini tutmalar, bazen ilçenin tamamı, girişler-çıkışlar yasaklandı. Fiili bir uygulamaya dönüştü.

Bu yasak 5 yıldır hukuksuz bir şekilde devam ediyor. Temel hukuksuzluklar, mülk meseleleri bu topluma bir hukuki kılıf içerisinde sunulmaya çalışılıyor. Sokağa çıkma yasağını da bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

Av. Aydın, "Nasıl ki kayyum meselesi, temel hak ve özgürlüklere, seçme ve seçilme hakkına engel teşkil ediyorsa, bu sokağa çıkma meselesi de hukuksal bir kılıfa büründürülmeye çalışılsa da 5 yıldır bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız” dedi. 

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Cihan Aydın.JPG
Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Cihan Aydın / Fotoğraf: Independent Türkçe


Sokağa çıkma yasağının süresinin bu kadar uzun olacağının, başlangıçta hiç kimsenin tarafından tahmin edilmemesini bir eksiklik olarak değerlendiren Aydın, "Maalesef toplumsal olarak ya da hukuk örgütleri olarak temel eksikliklerimizden biriydi. Biz de bu konuda yetersiz kaldık” dedi.

“Sokağa çıkma yasağı derhal kaldırılmalı”

“Sur’da yaşanılanların insan hakları, demokrasi ve hukuk açısından izah edilebilecek bir durumu yok” diyen İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdullah Zeytun ise Independent Türkçe'ye şu açıklamalarda bulundu:

5 yıl boyunca kişileri yerinden yurdundan eden bir sokağa çıkma yasağı uygulamasının, mülkiyet hakkı açısından, kişi güvenliği hakkı açısından da tümüyle ihlal söz konusu.

Hukuk mekanizmalarının işletilemediği, hukukun güvenlik bürokrasisine tercih edildiği bir durum söz konusu.

Kişileri oradan kamu idaresinin almış olduğu karar doğrultusunda çıkardılar. Ve aradan 5 yıl geçti.

Üstelik hiçbir çatışma ve güvenlik sorunu bulunmazken orada yaşayan insanlar evlerine geri dönemediler. Sokaklarına, evlerine, tarihi miraslarına kavuşamadılar.


Av. Zeytun, bölgedeki yerleşim yerlerinin neredeyse tamamının yıkılmasının ardından mahallede yaşayan insanların ilçe dışına gönderildiğini hatırlatarak, “Kişilerin hiçbir hakkı korunmadı” dedi. 

Yıkılan mahallerden göç ederek ilçe dışına gönderilen insanların hak talepleri için kendilerine başvurduğunu ifade eden Av. Zeytun, “İnsanlar, evlerinin yıkıldığını, göç ettirildiklerini, bu yetmezmiş gibi kamu idaresince yapılan evlerin yüksek fiyattan kendilerine satılarak ikinci kez mağdur edilmek istendiğini söylüyorlar” şeklinde konuştu.

Av. Zeytun sözlerini şöyle tamamladı:

Orada yaşayan insanların büyük bir kısmı 1990 yıllarda köy yakmalardan kaynaklı göç ettirilen insanlar. İkinci kez mağdur edilmek isteniyorlar. Açıkça her türlü maddi ve manevi saldırı söz konusu.

Talebimiz bir an önce yasağın derhal kaldırılması, insanların yeniden doğup büyüdükleri bölgeye gitmesinin sağlanması, yapılan yeni yapıların ücretsiz olarak mağdurlara tahsis edilmesi ve buna sebebiyet veren kişi ve kurumların yargılanmasıdır.

Kaynak: İndependenttürkçe

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…