İstanbul'u şiirlerinde harmanlayan şair: Küçük İskender

Halil İbrahim Özcan

6 Temmuz 2019
İstanbul'u şiirlerinde harmanlayan şair: Küçük İskender

Yalnızca şiirde değil düzyazısında da ilerdeki yıllarda dönülüp yeniden okunacak kitaplar bıraktı geriye. Çalışkanlığının yanı sıra zengin kıldığı yaşantısında yoksulluğun dibi onu gelip bulduğunda da o gülümsemesini ve hayatın karşısında direnmesini bilenlerdendi. 

Sevgili Küçük İskender (Derman İskender Döver) de yazdıklarıyla ölümsüzlük şerbetini içti bizleri ardında bırakarak. Hayatı istediği biçimde derinden yaşayanlardan biriydi.

Onu hırçınlıklarıyla tanıyanlardan değildim ben. Elbette yapardı öyle şeyler. Kısacık hayatına emsalsiz şiirleriyle bezeyip dik yaşadı. Şiir dünyamızı zenginleştirdi. Özgündü. Benim tanıdığım İskender Türk şiirinde kendine özgü bir yol açıp bunun kalıcı olmasını yine kendisi yaratanlardan biriydi. Derin ve kendine has bir şiir ırmağı yarattı zengin renkleriyle.

Yalnızca şiirde değil düzyazısında da ilerdeki yıllarda dönülüp yeniden okunacak kitaplar bıraktı geriye. Çalışkanlığının yanı sıra zengin kıldığı yaşantısında yoksulluğun dibi onu gelip bulduğunda da o gülümsemesini ve hayatın karşısında direnmesini bilenlerdendi. Herkes onu “ne zaman intihar edecek “ diye beklerken o durmadan yazardı. Birlikte dertleştiğimiz geceleri tükettiğimiz Beyoğlu’nda onun içtenliğini ve cömertliğini yaşayanlardandım bende.

Onu ilk kez1991 yılında (benim de cezaevinden şartlı tahliye ile çıktığım zamanlardı) İzmir’de bir etkinlikte görüp tanımıştım yüz yüze. Oysa onun şiirlerini “Adam Sanat” dergisinde okur sever ve imzasını bilirdim. Etkinlikteki diğer arkadaşların çoğunu tanıyordum ama o ilgilenmişti benimle ve bir kâğıda İstanbul’a gelirsem onu bulacağı adresi yazmıştı. Adres Beyoğlu’nda bir kafenindi. Ben de o zamanlar hayata tutunmaya çalışıyordum. Gelip İstanbul’da bulmuştum onu.

İskender bence İstanbul’u harmanlayan biriydi. Bunu şiirlerinde de yazdı. İstanbul’u arka sokaklarıyla bana öğreten kişilerin başında o gelir. Köprüaltına da o götürmüş sonra oranın da müdavimleri arasında olmuştum son yıllarında. Beyoğlu şiir akşamlarını unutulmaz hatıralarla dolduran yine oydu. Orhon Murat ödül törenleri sonrasındaki yaşanılan geceler. .Dersaadet’li gecelerin ardından güneşin üstümüze doğduğu sahillerde oturmak. Hele hala Beyoğlu’ndan başlayarak boğazın kıyısından Hisara’a birlikte yürümüştük. Hisar o zaman entelektüellerin buluşma yeriydi. Köprünün altında toplaşan insanlar, şiirden sinemadan söz eder dünya hallerini konuşurlardı. İstanbul onda kendi sözcükleriyle yeniden hayat bulmuştu.

Zor yaşadı, özel yaşantısını kendilerine “dert” sayanlar onu yok saymaya, daraltılmış marjinal alana itmek isteyenler günü geldiğinde yanında yer almaya başladılar. Hele hele son yıllarda İskender kendi içinde de kalbini iyilikle dolu olduğunu ufaktan göstermeye başlamıştı.

En son Bursa Nilüfer Belediyesinin Barış Şiirleri etkinliğinde birlikteydik. Hep sinemadan konuşuyordu. Sinemayı çok severdi Ağır romandaki rolü unutulmazdı. Sette hazırlanırken ve çekimlerde de bulunmuştum sevgili Metin Kaçan ile birlikte. Metin’in Tilkisini daha bir şuh ve hayatın içinden kılmıştı oyunculuğuyla. Bir filimde de birlikte oynayacaktım ama nedense olmamıştı.

Güle güle sevgili kardeşim güle güle. Huzur içinde uyu. Seni her daim anacak ve yaşatacağız bilesin bunu.

**

De Gülüm

De gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim
İstanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın! 
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatin!  

de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven! 
güven bana gülüm! 
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!  

göreceksin gülüm! Bekle! 
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
iste o vakit bana-doğrudur! -
sair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak! 
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler! 

inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize! 
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin! 
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak! 

Bir Martıyı Ağlattın Sen

bir martıyı ağlattın iste
bir çocuk garanti intihar eder artık
kütür kütür küfrediyor gece imanıma
bir yaprak kırılıp suya düşüyor
su yaralanıyor su kanıyor şelale! 

ah nasıl titredim tensiz
bir piyanist büküldü sanki
kesişen ayrışık doğrular gibi
çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
öyle düzgün suna bir el yazısı
yüzün yüzüme aksedince
yüzün ayna alnımda
yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı! 

bitmemiş bir ömrün yalanısın
sen: kabuslarımın tabiri
çocukluğumun arta kalanısın! 
öldüreceğim kendimi dudaklarınla
dudakların etle, şehvetle seferber
sen! bana inen son kutsal kitap
son fakir yatır
son aciz peygamber! 

bir martıyı ağlattın iste
bir çocuk garanti intihar eder artık

 

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…