Bir Doktorun İsyanı: Lütfen artık bir silkinin, kendinize gelin!!

31 Ağustos 2020
Bir Doktorun İsyanı: Lütfen artık bir silkinin, kendinize gelin!!

Haziran ile birlikte turizm sezonunu en az kayıpla kapatmak ve ekonomiyi canlandırmak isteyen iktidarın, salgın tedbirlerini gevşetmesinin sonuçları artık gizlenemez boyutlara ulaştı. Açıklanan günlük vaka sayısının 1000’in, yaşamını yitirenlerin ise 20’nin altına indiği günler geride kaldı. 30 Ağustos tarihli Sağlık Bakanlığı açıklamasında vaka sayısının 1482, ölümlerin ise 42‘ye ulaştığı görüldü. Ancak bu sayıların da gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu Tabip Odaları tarafından sıklıkla dile getiriliyor.

Yaz sezonunun sona ermesi ile birlikte başlamış olan yoğun yer değiştirmeler ve okulların açılması ile birlikte hastalığın yayılma hızının artacağına ilişkin endişeler de arttı. Ancak saray iktidarının, salgına karşı tedbir almak bir yana, salgını, siyasi amaçları için bir silah olarak kullanmakta ısrarcı olduğu; Kaz Dağları’nda çadır nöbetini engellerken, basın açıklamalarına müdahale ederken ve nihayet 30 Ağustos kutlamalarındaki yasakçı tutumuyla sıklıkla deşifre olmaya devam ediyor. Bu arada Ayasofya açılışı, Malazgirt kutlamaları gibi on binlerce kişinin yan yana geldiği kendi organizasyonlarının toplum sağlığı açısından yol açtığı riskleri ise umursamıyor, görmezden geliyor.

İlk günden bu yana hastalıkla ölümüne mücadele eden sağlık çalışanları, harcadıkları bunca emek ve yitirdikleri arkadaşlarının acısıyla iktidarın bu umursamaz tavrına isyan ediyorlar.

Adana'da anestezi hekimi ve Adana Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi  Dr. Figen Demir Kardeş, 4 Ağustos 2020 tarihinde facebook hesabından paylaştığı aşağıdaki yazısında bu isyanı dile getirirken, yurttaşların kendilerini korumaları için adeta yalvarıyor. Aradan geçen bir aya yakın süreye rağmen güncelliğini ve önemini koruyan Dr. Figen Demir Kardeş’in yazısı şöyle;

Böyle bir paylaşım yapmak istemezdim ama sanırım tam zamanı... 

Gidiyormuş gibi algılanan corona gümbür gümbür geliyor... Dikkatinizi koruyun. İşin kötüsü, hastalığınızda naz yapabileceğiniz, bir yudum su verecek, eşiniz, çocuğunuz yanınızda olamayacak.

DAHA NASIL ANLATILIR, BİLEMEDİM??

Gözlerinizi kapatın, ağır bir hastalık ânınızı düşünün, hani tüm kaslarınızın ağrıyıp, kemiklerinizin sızladığı bir hastalığınızı.

İnsanın saçının ucu ağrır mı, saçlarınızın ucu bile sanki ağrıyor; saçlı derinizin, başınızın ağrısından bahsetmiyorum bile!!

Sırtınıza onlarca kiloluk yük binmiş gibi, elinizi kaldırıp bir bardağa uzanmak ne kadar zor olabilir ki ama olmuyor işte çok zor, hiçbir şey için enerjiniz yok!

Adım atacak hâliniz yokken karın ağrısıyla tuvalete taşınmak, boğazınızdan su dahil bir lokma zor geçerken, ishalle devamlı kayıp ve halsizliğinizin gün geçtikçe artışı. Hayatınızda hiç bu kadar yalnız hissetmediniz, gördüğünüz sadece doktorlar, hemşireler...

Size verilen ilaçların yan etkilerini söylemiyorum bile. Ve en önemli şey, lütfen şimdi ağzınızı burnunuzu kapayıp nefesinizi tutun, kaç dakika böyle kalabildiniz 1, 1.5, 2 dakika, o kadar mı demeyin o kadar kısacık bir süre...

Nefes açlığınız gitgide artıyor, aldığınız nefesi dokulara taşımak için kalbiniz iki katı hızda çarpıyor ama nafile yetmiyor, doktorlar size nefes olmak için ağzınızdan bir tüpü soluk borunuza yerleştirdi.

Hani son aylarda haber bültenlerinde sıkça duyduğunuz olay var ya o gerçekleşti: 'entübe oldunuz', artık akciğerlerinizin işlev görür hâle gelmesi için insan gücüne mekanik cihazların gücü de eklendi, ama yok, olmuyor; bu virüs pıhtılaşma sisteminiz dahil tüm sistemlerinizi öyle programlı ve sinsice ele geçiriyor ki ne akciğeriniz ne kalbiniz artık mücadele edemiyor.

Sonsuzluğa göç ederken geride gözyaşları içinde eşiniz, dostunuz, anneniz, babanız belki de küçücük yavrularınız kalıyor, haber bültenlerindeki vefat sayısını yükseltmek dışında artık bu dünyada başka bir hesabınız, geçireceğiniz tek bir dakikanız dâhi kalmadı!

'Akşam akşam moralinizi bozmak istemezdim' diyemeyeceğim, evet lütfen artık moraliniz bozulsun!

Şu düşünün diye size çizdiğim senaryo her gün yüzlerce, binlerce kişinin hayatının trajik senaryosu.

Lütfen artık bir silkinin, kendinize gelin!!  

Siz tatil yapıyorsunuz, cafelerde barlarda üst üste tepinip açılışlarda binlerceniz nâralar atarak yerlerde yuvarlanıyor ve virüsü yayıyorsunuz ya; sizin yüzünüzden bugün 3 meslektaşım daha hakkın rahmetine kavuştu.

Onlarca doktor, sağlık çalışanı ölüyorken vicdanınız sızlasın desem, vicdanınız yok, endişe duyun, biraz üzülün desem çoğunuzda yürek bile yok, ben onu anladım.

Daha bu tatilcilerin yurdun her yanındaki evlerine dönüşü var, okulların açılışı, havaların soğuyup enfektivite artışı var...

Pek çok ilde yoğun bakım yatağı şu an yok, kalmadı, büyük illerde valilik hastanelere haber gönderiyor, yoğun bakımlarınızda gelecek hasta piki için yer ayırın, elektif vakaları almayın diye.

Lütfen günlük vaka sayılarını, artış hızları ve vefat sayılarını 'Türk Tabipler Birliği'nin sayfası veya bulunduğunuz illerin Tabip Odaları'nın sayfalarından' takip edin.

Bunları söyleyen odaları, hekimleri, 'halkı galeyana getirmekten' susturuyorlar. Ben bir anestezi hekimi ve Adana Tabip Odası yönetim kurulu üyesi olarak halkımı hastalığa karşı korunmaları, kurallara uymaları, pandeminin ciddiyeti hakkında bilgilenmeleri için uğraşıyorum, bu galeyana getirmekse varsın öyle desinler!

Tüm ülke bu savaşı yenebilmek, daha çok canlar vermemek için bunları söylemek zorundayım, çünkü ben ülkemi, insanları, ömrümü verdiğim mesleğimi çok seviyorum.

Daha nasıl anlatabilirim ki, nasıl? Olayın ciddiyetini anlamanız, kurallara uymanız için illâ ki yakınlarınızdan birileri mi ölmeli, ölen binlerce kişi size yetmez mi ??

Dr. Figen Demir Kardeş

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…