Erdoğan’ın 'Kıdem Tazminatı Fonu' planına sendikaların yanıtı: Genel Grev!

18 Haziran 2020
Erdoğan’ın 'Kıdem Tazminatı Fonu' planına sendikaların yanıtı: Genel Grev!

İktidarın yakında Meclis gündemine getirmeye hazırlandığı İstihdam Kalkanı Yasa Değişiklikleri, işçi sendikalarını ayağa kaldırdı. İşverenler ise salgın nedeniyle ek ekonomik destekler beklerken işletmelere ilave ödeme ve maliyetler yüklenmek istenmesine tepkili.

İşsizliğin yüzde-23'lere dayandığı, Damat yönetimindeki ekonominin batmakta olduğu, buna karşın Suriye'de, Kuzey Irak'ta, Libya'da yayılma ve işgal politikalarının tam gaz ilerlediği, dolaysıyla savaş harcamalarının arttığı koşullarda, Saray oligarşisi, israfa son vermezken çalışanların haklarını gasp planları hazırlıyor..

Türkiye’de işçi statüsünde çalışanların işten çıkartılmaları halinde yaşam ve emeklilik güvencesi olarak nitelendirilen ve işverenlerce toptan ödenen Kıdem Tazminatı’nın Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) adıyla kurulacak yeni bir fona devredilmesini öngören düzenleme hazırlıkları Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmıştı. Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da söz konusu düzenleme paketiyle, salgın sürecinde uygulamaya konulan çalışanlara yönelik bazı desteklerin süresinin 3 ay daha uzatılacağını söyledi.

Ancak İstihdam Kalkanı Paketi’nde (İKP) Kıdem Tazminatı yerine TES fonu kurulmasının yanı sıra İSF’ye işveren katkısının yüzde 100 artırılmasını içeren hazırlıklar işçi ve işverenlerin farklı gerekçelerle tepkisine neden olan değişiklikler.

İlk kez 1936 yılında çıkartılan 3008 sayılı İş Kanunu ile yürürlüğe giren Kıdem Tazminatı zaman içerisinde çalışma yaşamında ağırlığı artan, işçiler için vazgeçilmez hale gelen bir kazanıma dönüşürken, işverenler tarafından da sürekli şekilde yük olarak nitelendirildi. 1971 yılında yeniden düzenlenen 1475 sayılı İş Yasası ile kıdem tazminatı güvence altına alınırken, farklı iktidarlar döneminde bu amaçla bir fon kurulması, yükün işverenden alınıp fona devredilmesi tartışmaları da yaşandı. 

12 Eylül 1980 askeri darbesi döneminde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) başta olmak üzere, Türk-İş dışındaki tüm işçi sendikaları kapatıldı. Generaller kıdem tazminatının yıllık tutarına başbakanlık müsteşarı maaşına endeksli olarak tavan getirdi. Çalışanın aylığı çok yüksek de olsa bu tavanın aşılamayacağı hükmü yanında askeri yönetim, toplu sözleşmelerde sendikaların talep edebileceği sosyal hakları kısıtladı ve ikramiye tutarını da yılda 4 maaş ile sınırlandırdı. Ancak darbe yönetimi bile işverenlerin tüm ısrarına rağmen, kıdem tazminatını kaldırma ya da bir fon kurarak buraya devretme yoluna gitmedi. 

2002 yılında IMF ile yapılan stand by anlaşmasının koşulları arasında yer alan Kıdem Tazminatı Fonu kurulması için hazırlanan yasa değişikliği de üçlü koalisyon hükümetinin yıkılması ve erken seçime gidilmesi nedeniyle hayata geçemedi. 

1980’deki askeri yönetimden bu yana ilk kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları sonrasında kıdem tazminatına “dokunulması” yönünde kapsamlı bir hazırlık ve yasa değişikliği gündeme gelmiş durumda.

İktidarın yasa değişikliğinde, tazminatların oluşturulacak TES fonunda birikmesi öngörülüyor. İşçiler adına çalıştıkları her yıl için ayrılacak birer brüt maaş tutarındaki paralar işverenlerce kurulacak TES Fonu’na yatırılacak. Ancak işçiler işten çıkarılsalar da 60 yaşından önce tazminat ya da toplu ödeme alamayacak. 60 yaşında emekli olduklarında ise adlarına birikecek toplam tutarın sadece yüzde 25’ini toptan alabilecek. Kalan tutar 2. Emekli maaşı şeklinde ödenecek.

Bunun yanı sıra çalışanın 60 yaşından önce evlilik, konut alımı vb. nedenlerle ihtiyacı halinde biriken paranın yalnızca yüzde 10’u kadar toplu ödeme yapılabilecek. 

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk hazırlıklarla ilgili olarak Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türk-İş ve Hak-İş Başkanlarıyla 10 Haziran’da bir araya gelerek bilgi verdi. Türkiye’nin en büyük ikinci işçi konfederasyonu olan DİSK, toplantıya çağrılmadı. Toplantıda işçi ve işveren kuruluşlarının getirilmek istenen düzenlemelere karşı çıktıkları işveren örgütlerinin “gerek zamanlama ve gerekse salgının ağır ekonomik hasarından ötürü düzenlemeleri yanlış bulduğu” kaydedildi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2022’den itibaren başlayacağını açıkladığı TES’e işçi konfederasyonlarından sert tepkiler geldi.

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay “Ölsem de, tek başıma kalsam da kıdem hakkını vermem. Bu konudaki hiçbir teklifi imzalamam” dedi. Türk-İş ayrıca geçmiş dönemlerde de farklı iktidarların Kıdem Tazminatı’nı çeşitli yöntemlerle kaldırma ya da fon girişimlerine karşı çıktıklarını anımsatarak, konfederasyonun son üç genel kurulda “Kıdem Tazminatı’na dokunulması halinde genel greve gidilmesi yönünde oy birliği ile bağlayıcı karar” aldığını, bu konuda geri adım atmayacaklarını açıkladı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da kıdem tazminatının işçilerin alın teri, emeği ve iş güvencesi olduğunu, ortadan kaldırılması halinde işverenlerin çok daha rahatlıkla işçi çıkartacaklarını belirterek iktidarın bu hakkı ortadan kaldırmayı “aklından bile geçirmemesi” uyarısında bulundu. 

Çerkezoğlu; “Şu ana kadar resmi olarak bir açıklama, bizimle herhangi bir müzakere söz konusu değil ancak hükümet bunu gündeme getirirse bizim duruşumuz net. Kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir. Tüm gücümüzle tüm işçi arkadaşlarımıza, hakkımıza sahip çıkacağız” dedi.

Muhalefet ise iktidarın kıdem tazminatı yerine TES hazırlığını yeni kaynak yaratma amaçlı görüyor. CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, MYK’ya sunduğu raporda, iktidarın yeni bir bütçe dışı-denetimsiz fon oluşturup kıdem tazminatı ödemelerini buraya aktararak, dilediği gibi harcayabileceği dev bir kaynak daha yaratmayı hedeflediğini öne sürdü. Çalışanların 60 yaşına kadar burada biriken paralarını alamayacağını vurgulayan Toprak, “Türkiye Varlık Fonu’ndan yapılan ödemelerin denetimsizliği ve keyfiliği, İşsizlik Sigortası Fonu’nun (İSF) yıllarca amaç dışı kullanımlarının örnekleri ortada” görüşünü dile getirdi. 

İktidarın çalışanlara ikinci emekli emekli maaşı vaadiyle işçi ve işverenlerden kesilecek paraları kullanmak istediğini ifade eden Toprak, raporunda şu değerlendirmeye yer verdi:

“Cumhurbaşkanı hayata geçirilecek karma modelle, işçilerin kazanılmış haklarının korunacağını söylerken TES ile emekli olanların ikinci bir maaş almasının sağlanacağını ifade ediyor. Halen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) mevcut ve buraya katılanlara devlette zaten katkı veriyor. Geçmişte Süper Emeklilik, Çalışanlara Zorunlu Tasarruf Hesabı, Çalışanları Konut Edindirme Hesabı, MEYAK, ÖYAK, İYAK, İLKSAN vb. adlarla yapılan düzenlemelerle, çalışanlardan, memur ve işçilerden, öğretmenlerden toplanan milyarlar heba edildi, buharlaştı. 

Bu ödemelerin toplandığı, hesapların açıldığı Emlakbank batırılıp, Ziraat Bankası’na devredildi. Süper Emeklilik için milyonlarca çalışanın kıyıda köşedeki birikimleri, tasarrufları ‘iki misli süper emekli maaşı’ vaadiyle ellerinden alınıp mağdur edildiler. Yıllarca diğer emeklilerden de düşük maaşlara mahkûm oldular. Şimdi de iktidar TES modeliyle bir başka Süper Emeklilik hayalini pazarlayarak işçi ve işverenlerden para toplamayı, Kıdem Tazminatlarını fon üzerinden kendi kontrolündeki bir kasaya akıtmayı öngörüyor.  

Kıdem Tazminatı çalışanlar açısından hem bir gelecek güvencesi hem de işverenlerin ödeme yükümlülüğü nedeniyle işten çıkartmayı zorlaştırıcı bir etken olarak bir anlamda iş güvencesi unsuru. Kıdem Tazminatı’nı TES’e aktarmak suretiyle paralel bir emeklilik sistemi ve fon oluşturmak, çalışanları işveren karşısında tamamıyla güvencesiz bırakacaktır. Ayrıca 60 yaşına kadar birikimlerini kullanamama, işten çıkarılsa bile TES’de biriken parasını 60 yaşından önce alamama, çalışan aleyhine bir düzenlemedir. 60 yaşını doldurduktan sonra da birikimlerin sadece yüzde 25’inin toptan ödenmesi, kalan tutarın aylık maaşa dönüştürülmesi, çalışanın yıllarca maaşından kesilen kendi birikimi ve tasarrufu üzerinde söz sahibi olmasını engelleyici, adil olmayan bir uygulamadır.”

Erdoğan Toprak, düzenlemenin şimdi gündeme getirilmesinin arkasındaki amacın, sıkışan ekonomik tablo ve kaynak sıkıntısını, çalışanların ve işverenlerin üzerinden aşma arayışı olduğunu savunuyor.

Diğer yandan işverenler ise halen çalışanlar işten ayrıldığı ya da emekli olduğunda yaptıkları toplu ödeme yerine şimdi her ay işçi başına brüt maaşı üzerinden yüzde 8,33 oranında TES’e para yatırma zorunluluğu getirilmesinin, işletmelere mevcut zorlu salgın koşullarında ilave bir istihdam maliyeti yükleyeceğini, bunun işten çıkartmaları hızlandıracağını savunuyorlar. Ayrıca yapılmak istenen değişiklikler arasında İSF’ye işveren katkısının da halen uygulanan işçi başına yüzde 2’den 4’e çıkarılmasını içeren düzenlemeye de işverenler tepkili. Bu adımın işverenler üzerindeki istihdam yükünden kaynaklı giderleri artıracağı, kaçak ve kayıt dışı istihdamı daha da yaygınlaştıracağı dile getiriliyor.

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…