Kılıçdaroğlu: ‘Tezkereye oy verenler çocuklarını göndersin cepheye'

9 Ekim 2012
Kılıçdaroğlu: ‘Tezkereye oy verenler çocuklarını göndersin cepheye'

Suriye'nin silahlı muhalif güçleri Türkiye'de barındırılıyor. Bu Anayasa'ya göre Yüce Divan'lık bir suç. Bir ülkenin özgürleşmesini istemek ayrı, taraflardan birinin eline silah tutuşturup 'git kardeşini öldür' demek ayrı. Bana ne Esad Aleviymiş, Sünniymiş. Halkına zulmeden adamın inancı mı olur? Zalim zalimdir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CNN Türk'te Tarafsız Bölge programında Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtladı

CHP lideri Kılıçdaroğlu, dün akşam CNN Türk televizyonunda yayınlanan "Tarafsız Bölge" programına katılarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:

- YÜCE DİVANLIK SUÇ

Suriye'nin silahlı muhalif güçleri Türkiye'de barındırılıyor. Bu Anayasa'ya göre Yüce Divan'lık bir suç. Bir ülkenin özgürleşmesini istemek ayrı, taraflardan birinin eline silah tutuşturup 'git kardeşini öldür' demek ayrı.

‘Tezkereye oy verenler çocuklarını göndersin'

Kılıçdaroğlu, AK Parti ve MHP'nin oylarıyla kabul edilen tezkereyi eleştirerek "Halk savaş istemiyor. Kim savaş istiyor? Savaş istiyorsa AKP oy verdi, MHP oy verdi, milletvekilleri çocuklarını göndersinler cepheye" dedi.

- AKÇAKALE PROVOKASYON OLABİLİR

Akçakale'ye top mermisinin atılmasının, Türkiye'yi savaşın içine katmak isteyen başka güçlerin provokasyonu olabileceği ihtimali de bulunuyor.

- MİSİLLEME YAPILABİLİR

(‘Misillemeyi doğru buldunuz mu?' sorusu üzerine) Misilleme yapılabilir. Bir top mermisi atılmışsa misilleme yapabilirsiniz. Uluslararası kuralların ihlali anlamına gelmez.

- ERDOĞAN ORTADOĞU'YA BATININ DİLİYLE SESLENİYOR

(Hükümete yabancı ülkelere asker gönderme yetkisi veren tezkereye ret oyu vermelerinin hatırlatılması üzerine) Hükümet Suriye politikasını belirlerken muhalefetin uyarılarına kapılarını kapattı. Sizin, tek başınıza 'ben yaparım' diye ortaya çıkmanız kadar yanlış bir şey yok. Esad'ı savunmak aklımızın ucundan geçmedi. Hükümetin isteği rejimin değişmesi değil, Esad'ı göndermek, CHP'nin isteği akan kanın durması.. Türkiye tarihinde hiç bir Başbakan Ortadoğu'ya Batının diliyle seslenmemiştir.

- KANIN İKİ SORUMLUSU ESAD VE ERDOĞAN

Suriye'de akan kanın iki sorumlusu vardır. Biri Esad, öbürü Erdoğan. Kimse kusura bakmasın. Esad orantısız güç kullanıyor, halkını katlediyor. Suriye'de muhaliflerin eline silahı verip, 'sen de git onları öldür' diyen de Erdoğan... Sorumluluğu ağırdır, birinci sorumlu Esad, ikinci sorumlu Erdoğan'dır.

"Biri onları katlediyor. Biri de onlara silah verip ‘gidin katledin' diyor. Erdoğan çıksın ‘benim izlediğim politikayı Fransa, İngiltere, NATO destekliyor' desin. Kim destekliyor: Suudi Arabistan, Katar destekliyor. Mısır Cumhurbaşkanı bana ‘biz CHP gibi düşünüyoruz' dedi. Yani dışarıdan müdahaleye karşılar. Amerika desteklemiyor Türkiye'yi. Beyzbol sopasıyla gösterdiler zaten.

Irakta milyonlarca Müslüman öldü, kadınlara tecavüz edildi, Uluslararası sularda İsrail 9 vatandaşımızı katletti, AKP neredeydi? Silah veren Recep Tayyip Erdoğan'dır ‘git kardeşini öldür' diyen Recep Tayyip Erdoğan'dır. Biz kavga edeni ayırırız. Bizim geleneklerimizde yoktur böyle birşey. Erdoğan silahları verdi. Askerleri eğitti ‘git orada kardeşlerini öldür' dedi. O kadar derin fay hatları açıldı ki aramızda Esad gitse bile bunların kapanması bu çok zaman alacak. Esad ile Tayyip Erdoğan arasında fark var mı? Biri kanla muhalefeti bastırıyor diğeri cezaevlerine atıyor. Tayyip Erdoğan önce dönüp bu ülkeyi ne hale getirdiğine bakmalıdır.

- MEZHEP EKSENLİ DIŞ POLİTİKA

Bugüne kadar hiçbir siyasi lider olaylara inanç penceresinden bakmadı. Türkiye'nin tarihinde ilk kez mezhep eksenli bir dış politika izleniyor.İlk kez Tayyip Erdoğan bunu yaptı. Kendi halkını ayrıştırmak hainliktir, alçaklıktır. Kendi çıkarı için bu ülkenin altına dinamit koyuyor. Bana ne Esad Aleviymiş, Sünniymiş. Halkına zulmeden adamın inancı mı olur? Zalim zalimdir. İlk kez mezhep eksenli bir dış politikayla karşı karşıyayız. Katilin Alevisi, Sünnisi olmaz. Katil katildir. O tezkereyi çıkaranlar önce kendi çocuklarını savaşa yollasınlar, fakir fukaranın çocuklarını değil.

- TESKEREYE OY VEREN MİLLETVEKİLLERİ ÇOCUKLARINI GÖNDERSİN CEPHEYE

Halk savaş istemiyor. Kim savaş istiyor bu ülkede? Savaş istiyorsa AKP oy verdi, MHP oy verdi, milletvekilleri çocuklarını göndersinler cepheye. Bu ülkenin fakir, fukara çocukları gidecek oraya, şehit olacaklar, beyler burada oturacak, ahkam kesecekler. Niye biz savaşıyoruz? Ne işimiz var Suriye'de? Ne işimiz var bizim kavgada?

- TSK SAVAŞA HAZIR DEĞİL MİYDİ?

Tezkere çıkarmak demek, savaşa girmek demektir. 'Her an ben savaşa girebilirim' demektir. TSK savaşa hazır değil miydi? Tezkere çıkınca mı savaşa hazır oldu? Bir ülkenin ordusu varsa, dinamikse her zaman savaşa hazırdır. Caydırıcılık tezkerede değil, caydırıcılık sizin silahlı gücünüzde, ekonomik gücünüzdedir. Tezkere çıkardınız ne oldu, bakanlar koro halinde, 'Tezkere çıkardık ama savaş istemiyoruz' dediler.

-BİR BAKAN (Egemen Bağış) "bizim askeri gücümüz Suriye'yi birkaç saat içinde yok edebilecek güçtedir" nasıl der?

(‘Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nu yetersiz mi buluyorsunuz' sorusu üzerine) Yetersiz dersem kendisini övmüş olacağım. Böyle bir Dışişleri Bakanı asla olamaz. Ben 'çapsız' demiştim. Dünyayı anlayacak, yorumlayacak çapta değil. Derhal istifa etmesi lazım. Batı artık ‘bu nasıl bir Dışişleri Bakanı' diye soruyor.

Bunca sorun varken kalkmışız Suriye'ye savaş ilan edeceğiz. Egemen Bağış ‘Suriye'yi birkaç saatte yok ederiz' diyor. Bu sözüm ona aklı başında bir bakan. Üstelik Avrupa Birliği Bakanı. Bir bakan, nasıl kalkıp da 'bizim askeri gücümüz Suriye'yi birkaç saat içinde yok edebilecek güçtedir' sözünü, niçin kullanır? Tezkereyi ben mi getirdim, onlar getirdiler. Niye geldi? 'Suriye'yle savaşmak için hukuki altyapının tümünü oluşturalım' diye. Uçak düştüğü zaman tezkere mi geldi? Gelmedi. Orada insanlarımız ölmedi mi? O zaman niye bu lafı etmedi? Tezkere çıktıktan sonra niye söylüyor? Bir bakan bunu söyler mi?

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…