Köylüler kararlı : Canımızı koyduk bu yola

17 Haziran 2014
Köylüler kararlı : Canımızı koyduk bu yola

TAŞ OCAĞI DEĞİL "YAS OCAĞI" --"Kızım üzüntüden hastalandım ben. Köyün ortasına ocak mı yapılırmış? Her şeyimiz orada bizim. Vali bey geldi, kaymakam bey geldi onlar da kandırdılar bizi. Bizim zamanımız geçti ama çoluğumuz çocuğumuz var. Onlara bırakacağız biz bu köyü. Her türlü hastalığı yapar bu ocak. İstemiyoruz!"

"taş ocağının taş kalpli insanlarını değil, köyümüzün doğallığını istiyoruz!"

Dört arkadaş, 5 Haziran Perşembe günü Bolu'nun Mudurnu ilçesine bağlı Yeniceşıhlar köyünde açılacak olan taş ocağıyla ilgili, yerinde inceleme yapmak ve köy sakinlerinin fikirlerini almak için yola koyulduk. Şiddetli yağan yağmurun sebep olduğu selden dolayı, zor şartlar altında köye ulaştık.

Köyün girişinde bizi "Çevreyi hor gören, geleceği zor görür" gibi, köy halkının sitemlerini yansıtan pankart ve duvar yazıları karşıladı.
Buruk bir tebessümle bu yazılara selam verdik ve yolumuza devam ettik.

Kısa bir süre sonra ise, taş ocağının açılması planlanan alana ulaştık. Burada da eylemlerden kalma eşya ve pankartlar vardı. Alanı incelerken üç köy sakininin bulunduğumuz bölgeye doğru geldiğini fark ettik.
Hikaye burada başlıyor...

"Cennette Yaşıyoruz"
Yeniceşıhlar köyü sakinleri bir sabah uyandıklarında, "cennette yaşıyoruz" sözüyle tanımladıkları köylerine taş ocağı açılacağı duyumunu alıyor. Tabi ki hiç kimse yıllarca emek vererek, çocukları gibi yetiştirdikleri, yangın çıktığında ellerinde kovalarla koşturdukları bu ormanların sırf para uğruna -özellikle de çevrede taş ocağı yapımına uygun, tahrip olmuş bir alan varken- taş ocağı yapılacağına inanmıyor ancak içlerine kurt düşmüş bir kere...
Olayın aslını öğrenmek için il özel idaresine başvurduklarında acı bir şekilde, firmanın bundan dört ay öncesinde ruhsat almış olduğunu öğreniyorlar. Köy sakinleri, bunun üzerine hemen Sakarya Bölge İdare Mahkemesi'ne ruhsat iptal ve ardından yürütmeyi durdurma davası açıyorlar.

"ÇED Raporu alınmadı"
Köy sakinleri normalde taş ocağı açılması için Çevresel Etki Değerlendirme Raporunun gerekli olduğunu belirtirken, "köyümüzde açılması planlanan taş ocağı için 3.000 metrekareden küçük gerekçesiyle rapor alınmadı" dedi.

"CANIMIZI KOYDUK BU YOLA"
Köy sakinleri su kaynaklarının taş ocağı açılacak olan bölgenin çok yakınından geldiğini belirtirken,
"Bizim köyümüz cennet gibi. Her yer ağaç, orman. Su kaynağımız deseniz, zaten oradan geliyor. Tarlalarımız,ceviz ağaçlarımız, yaylalarımız hepsi orada. Hayvanlarımızı orada otlatıyoruz. Köyümüzde doğal yürüyüş parkurları var. Kaç köyde var bu zenginlik? Yarın bir gün okullar kapanacak; çocuklarımız, torunlarımız, gelinlerimiz gelecek. O zaman ne olacak? Çoluğumuz çocuğumuz toz toprak mı görecek? Bizim burada haftada bir gün pazar olur. Biz pazara gittik geldik yol yapmışlar ocak için. Daha ilk günden suyumuzu kestiler, yolumuzu bozup yol yaptılar ineklerimizin ayakları yara oldu. Hayvanlarımızı otlatmaya gidemiyoruz. Biz köy halkı olarak ocak açılmasına karşı değiliz, açılsın ama ağaç olmayan yerler varken bizim yüz yıllık ağaçlarımızın olduğu yere açılmasına razı değiliz. Köyümüzü kirletmelerine, ağaçlarımızı kesmelerine izin vermeyiz. Canımızı koyduk bu yola!" sözleriyle durumu anlattılar.

"ÜZÜNTÜDEN HASTALANDIM"

Köyün en yaşlı direnişçisi olan F.C ise tepkisini şu sözlerle anlattı:

"Kızım üzüntüden hastalandım ben. Köyün ortasına ocak mı yapılırmış? Her şeyimiz orada bizim. Vali bey geldi, kaymakam bey geldi onlar da kandırdılar bizi. Bizim zamanımız geçti ama çoluğumuz çocuğumuz var. Onlara bırakacağız biz bu köyü. Her türlü hastalığı yapar bu ocak. İstemiyoruz!"

Köyden ayrılmadan önce tüm baskılara, tüm zorluklara rağmen yeşili için, suyu için, köyü için direnen bu yüreği öpülesi insanların bizden de bir isteği oldu.
"Yavrum, herkes geldi buraya, herkes kandırıyor bizi. Bunca ağacı kesmek bu kadar mı kolay? Biri de çıkıp demiyor ki bu insanların hali nice olur? Siz olsun yardımcı olun, sesimizi duyurun. İnsanlar gelsin, çayımızı içsin, bu cennet köyümüzü görsün. Yüreğimiz yanıyor"

Köye girerken buruk bir tebessümle selamladığımız pankartları, bu kez yüreğimizde kocaman umutlarla selamlayarak ayrıldık köyden.
Bize düşen ise bu yanan yüreklere bir katre su dökmek, yaralarına bir nebze ilaç olmak.
Sizler de taş ocağı "yas ocağı" olmadan dur demek istiyorsanız:

www.change.org/tr/kampanyalar/abdullah-gul-ormanlar-yok-olmasin adresinden imza atabilir ya da bu acı durumu çevrenizdekilerle paylaşarak duyulmasını sağlayabilirsiniz.

(Cansu Ayça Yamen, Ceren Kaymaz, Nalan Kaymaz, Sena Akman)

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…