Kayyımlar sadece demokrasiye değil, işçi sınıfına da doğrudan saldırı

9 Eylül 2019
Kayyımlar sadece demokrasiye değil, işçi sınıfına da doğrudan saldırı

Van Büyükşehir Belediyesi'ne atanan kayyımın eski Genel Sekreteri Mustafa Yalçın işine son verdiği 653 taşeron işçi için  "Ben işten uzaklaştırmaları yaparken çok büyük keyif aldım, zevk aldım" sözleri, kayyımların belediyelerde çalışan binlerce işçi ve memuru nasıl bir anlayışla işten attığını bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. 

Bugün İstanbul ve Ankara'da CHP'ye geçen byük şehir belediyerinde, seçimden hemen önce seçim rüşveti olarak alel acele işe alınanların bir kısmının, çalışmadan bamkamatikle maaş alanların işten çıkarılmasını işçi kıyımı diye propaganda eden Erdoğan ve partisi, 1. kayyım döneminde en büyük işçi kıyımını yaptılklarını unutuyor..

Kayıımların sadece kürt halkının iradesine, temsil hakkına,dolayısyla demeokrasiye değil, işçi sınıfına da bir saldırı olduğu gerçeği, sendikaların araştırmaları ile de ortaya çıkıyor. Sadece sendikalı işçi ve memurlar bazında üstelik..

Kürt kentlerindeki belediyelere atanan kayyımlar, KHK ile kendilerine verilen idare yetkiyle, polis ve jandarmanın hiçbir hukuki nitelik taşımayan istihbarı fişleme kayıtları üzerinden örgütle “iltisaklı” ve “İrtibatlı” oldukları iddiasıyla binlerce işçi ve memurun işine son verildi. Kıdem, ihbar tazminatı gibi sosyal haklarını alamayan işçilerin işten çıkış maddesi KHK’ye dayandırıldığı için işsizlik maaşı da alamadı. Haksız şekilde işlerinden çıkarılan işçilerin işlerine geri dönme umudu ise belediyelere kayyım atanmasıyla yerine hayal kırıklığına bıraktı.

DİSK Genel İş, KESK’e bağlı Tümbel-Sen ve Türk İş’e bağlı Belediye İş sendikalarının Mardin, Diyarbakır ve Van şubelerinin verilerine göre, kayyımlarının atandığı 2016 yılının Kasım ile 2019 yılının Mart ayları arasında en az 5 bin 327 sendikalı işçi ve memurun işine son verildi. Sendikalı olmayan işçi ve memurlar da hesaplandığında gerçek sayının daha fazla olduğu belirtiliyor. 

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine 2016 yılında atanan kayyımlar, 200 kadrolu işçi, 292 memur, 184 sözleşmeli memur KHK ile, belediye bünyesinde faaliyet şirket ve taşeron firmalarda çalışan en az 2 bin 200 taşeron işçi olmak üzere en az 2 bin 876 kişinin işine son verdi. Sadece beş işçi OHAL Komisyonu kararıyla geri dönebildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde 17 işçi ve 35 memur görevden uzaklaştırıldı. Kayyımın atandığı Mardin Büyükşehir ve ilçe belediyelerindeki 260 kadrolu işçi, 228 memur, 5 sözleşmeli memur KHK ile 410 taşeron işçi kayyım kararıyla olmak üzere en az 903 kişi işinden edildi. Van Büyükşehir ve ilçe belediyelerinde ise  104 kadrolu işçi, 460 memur KHK ile ihraç edilirken, 834 taşeron işçinin işine son verildi. 

Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine yeni atanan kayyımların ilk icraatları da işçi kıyımı oldu.  HDP’li belediye başkanlarının atadığı daire başkanlarının hepsi görevden alındı. Diyarbakır’da kayyım gelir gelmez 29 memur, bir daire başkanını görevden uzaklaştırarak ve sekiz işçinin iş akdine son verdi. Van’daki kayyım dokuz sözleşmeli memuru görevden uzaklaştırırken, Mardin’e atanan kayyım 150 işçinin işine son verdi. Kayyımların işten atma ve görevde uzaklaştırmanın gerekçesi ise “örgütle iltisaklı ve irtibatlı” olma iddiası. 

Diyarbakır’da görevden uzaklaştırılan memur ve işçilerin tamamı bir önceki kayyım Cumali Atilla döneminde aynı gerekçesiyle 12-17 aylık sürelerle açıkta kaldıktan sonra HDP’nin seçimleri kazanmasıyla geri döndükleri işlerinde sadece üç ay çalışabilmiş. Görüştüğümüz belediye emekçileri, haberde isim ve fotoğraflarının yer almasını istemiyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine atanan kayyımın jet hızıyla hakkında soruşturma idari soruşturma başlatarak, iş akdini askıya aldığı kadın işçi, yaklaşık 20 yıldır belediyede işçi olarak çalıştığını söylüyor. Önceki kayyım döneminde açığa alındığı  14 aylık sürede ne kendisinin ne de arkadaşlarının savunmasının alınmadığını vurguluyor. Açıkta kaldıkları süre boyunca memurlardan farklı olarak işçilerin maaş almadığını, SGK primlerinin yatırılmadığını, sosyal haklardan faydalanmadıklarını dile getiren Kadın İşçi, “İş akdimiz askıdan kaldırıldıktan sonra haksız şekilde açıkta kaldığımız sürede alamadığımız maaş ve ikramiyelerimiz ödenmedi, İş Kanunu’nda yer olmadığı gerekçesiyle bize yapılmadı” diyor. Belediyedeki işine döndükten sonra karşılaştığı tablonun üzücü olduğunu ifade eden kadın işçi, “İhraçlar, işten atılmalar nedeniyle birçok arkadaşımın büyük kısmının olmadığını gördüm. Bunların yerine belediyeye dışarıdan personel, asker ve polis eşleri getirilmişti” diye belirtiyor.

İş akitlerinin askıya alınmasının haksız fesih olduğu gerekçesiyle daha önce belediye aleyhine işe iade davası açtıklarını kaydeden kadın işçi şunları söylüyor:

“Belediye’nin mahkemeye gönderdiği belgelerde, hakkımızda idari veya disiplin soruşturması olduğuna dair bir belge gönderemedi. Sadece mahkeme, örgüt ile iltisaklı olabileceğimiz yönünde tek sayfalık yazı gönderdiler. İşe iade edildikten sonra belediyedeki soruşturma dosyamıza baktığımda hakkımda hiçbir şeyin olmadığını, bunun işçileri belediyeden ayıklama işlemi olduğunu gördük.”

Bu kez de somut olarak ne ile suçlandığını bilmediğinin altının çizen kadın işçi “Belediyenin Web sitesinde örgüt ile iltisakla olmakla suçlanıyoruz. İdari bir işlemle bize ‘terörist’ deniliyor. Varsa bir suçumuz, suç duyurusunda bulunsunlar. Bazen aklıma kendimi ihbar edeyim düşüncesi geliyor. Bir suçum varsa ortaya çıksın diye. TCK’de terör örgütü üyesi olmanın karşılığı 15 yıl hapis cezasıdır. Böyle bir suçlama ancak mahkeme kararıyla olur. İdari bir işlemle olmaz. İdari bir işlemle masumiyet karinemiz ayaklar altına alındı. Buna  itiraz edeceğiz” diye konuşuyor.

Açığa alınan bir erkek memur ise, KPSS puanıyla atandığı belediye sekiz yıldır çalıştığını söyleyerek, bir önceki kayyım döneminde 17 ay açıkta kaldıktan sonra geri döndüğü işinde sadece dört ay çalışabildiğini belirtiyor. Kayyımın gelir gelmez daha önce açığa alınan memurları tekrar açığa alınmasına, “Demek ki liste hazırmış sadece kayyımın gelmesine beklemişler” yorumunda bulunuyor.  

Memur,  “Daha önce açığa alındığımız dönemde OHAL olduğu için ihraç edilen birçok arkadaşımız gibi bizde KHK ile ihraç edilmeyi bekliyorduk. Ancak OHAL kalktığı için bizi KHK ile ihraç edemediler. Bu sefer bize ne yaparlar bilmiyoruz” diyor. Memur, açığa alındığına dair kararı, altı  polis arama noktasından geçtikten sonra gittiği belediyeden aldığına dikkat çekiyor. Memur, işten atılma, ihraç  edilme kaygısıyla çalışan kayyımın gitmesiyle birlikte rahatlayan belediyedeki çalışanların, kayyımın atanmasıyla tekrar eski psikolojiye döndüğüne dikkat çekiyor. 

Memur, işe döndükten sonra  “Havuz medyası”nın kendileri hakkında “teröristler işe alındı” şeklinde asılsız haberler yaparak hedef gösterdiğini anımsatarak şöyle devam ediyor:

“Bir örgüte üye olmuş olsaydık bugün burada nasıl çalışabilir miydik? Bugüne kadar hakkımda açılmış bir dava ve soruşturma yok. Biz hırsızlık yapmamışız, suç işlememişiz, kimsenin parasını alıp götürüp bir çarçur da etmemişiz. Yıllardır alın teri ve emeğiyle çalıştık. Alnımız açık ve dik. Bu siyaseten bize verilmiş bir cezadır. Açığa alınmamız nedenin Kürt kimliğimiz olduğunu düşünüyorum.  Bu kararın başka türlü bir açıklaması yok. Pes etmeyeceğiz. Geri döneceğimize inanıyoruz.”

İlk açığa alındığı dönemde  yeni aldığı evin kredi taksitini ödediğini, aynı durumda olan birçok arkadaşının olduğunu söylüyor. Açıkta kaldığı dönemde iş bulamadığı için evde çocuğuna baktığını büyüttüğünü söyleyen memur gülerek “Bu kez de yeni doğan ikinci çocuğuma ben bakacağım gibi görünüyor” diyor.  

Diyarbakır’daki belediye bünyesindeki şirket ve özel firmalarda çalışan taşeron işçilerin büyük çoğunluğunun üye olduğu DİSK’e bağlı Genel İş Diyarbakır 2 Nolu Şubesi’nin, işçi kıyımlarından önce 4 bin 200 olan üye sayısı ihraçlardan sonra 2 bine kadar düşmüş. 

Şube Başkanı Hasan Hayri Eroğlu, 2016 yılında atanın kayyımın Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ndeki bin 300 taşeron işçinin işine son verdiğini, Kayapınar Belediyesi kayyımın 900 işçi ve memurun çalıştığı belediyede 800 kişinin işine son verdiğine dikkat çekiyor. Eroğlu, Diyarbakır’daki belediyelerde kayyımların işten attığı  sözleşmeli, kadrolu ve taşeron işçi sayısının toplam 2 bin 800 civarında olduğu bilgisini veriyor. Kayyımların işten çıkarma gerekçesinin “soyut” olduğunu ve “hukuki” bir yönünün bulunmadığını vurgulayan Eroğlu, “ Burada, ne olduğu belli olmayan ‘iltisak’ meselesi kayyımlara işten çıkarmalar için gerekçe oldu. Herkese  ‘iltisak’ etiketini yapıştırdılar. İşten çıkarılan 2200 işçinin hukuki durumuna baktığımızda davası olanların sayısı  100’ü bile geçmiyor. Kaldı ki hukuki sorunu ya da suçu varsa mahkemeler kararını verir” diyor. 

Eroğlu, “Belediyelerde, kendi yandaşlarını yer açmak için arkadaşlarımıza kıyıp işlerinden ettiler. Kayyımların belediyelere daire başkanı, müdür diye kendi yeğenini, kardeşini, çocuğunu ve damadını işe aldı. 20’ye yakın akrabasını işe alan müdürleri biliyoruz. Bu açık yapıldı gizli değil. Bu bütün belediyelerde oldu” diyor. İşçilerin tek geçim kaynağı olan işlerinden atılması nedeniyle birçok dram yaşandığını ifade eden  Eroğlu, “Bu süreçte birçok dram yaşandı. İşsiz kalan evine ekmek götüremedikleri için psikolojisi alt üst olan birçok işçi var. Cinayet işleyen, intihar edenler işçi arkadaşlarımız oldu” diyor.  Eroğlu, son olarak yasal engel nedeniyle işten atılan işçilere maddi yardımda bulunamadıklarını, sadece hukuki yardımda bulunduklarını söylüyor. 

Kadrolu işçilerin örgütlü DİSK Genel İş Sendikası Diyarbakır 1 Nolu Şube’nin  Mali Sekreteri Mehmet Latif Mikailoğulları ise, 2004 yılından beri kadrolu işçi olarak çalıştığı Bağlar Belediyesi’nden 2017 yılında KHK ile ihraç edilmiş. Mikailoğulları, Diyarbakır’da belediyelerde çalışan DİSK üyesi 128 kadrolu işçinin KHK ile ihraç edildiği bilgisini veriyor. Mikailoğulları, KHK ile ihraç edilen işçilerin yüzde 70’inin Refah ve Anavatan partileri döneminde işe alındıklarına dikkat çekiyor. İhraç edilen üyelerinin büyük kısmının icralık olduğunu söyleyen Mikailoğulları şöyle devam ediyor:

 İhraç edilen üyelerimizin yarısı ev kredilerini ödeyemedikleri için bankalar evlerine el koydu. Diyarbakır’da bankaların icradan sattığı evlerin büyük kısmı ihraç edilen kamu çalışanlarına ait.”

KESK’e bağlı Tümbel-Sen Sendikası, Diyarbakır’da belediyelerde çalışan memurların en çok üye olduğu sendika. Sendikanın Eş Başkanları Yasemin Noyan ve Bakin Öndeş de KHK ile  Yenişehir Belediyesi’nden ihraç edilmiş. Noyan, kayyımlar döneminde Diyarbakır’daki belediyelerden 292’si memur, 184’ü sözleşmeli olmak üzere 476 kamu emekçisi üyelerinin işlerine son verildiği, 35 kamu emekçisinin işe açığa alındığını söylüyor. OHAL Komisyonunun,  2018 yılında hakkında açılan davayı, 2016 yılında ihraç edildiği KHK kararının gerekçesi yapılarak başvurusunu reddettiğine dikkat çekiyor. 

Noyan, KHK’li olduğu için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın  2 bin 300 yıl boyunca devlete ait kurumlar ve şirketlerde çalışmayacağına dair kararı olduğunu, aynı durumda birçok arkadaşının belirtiyor. OHAL Komisyonu’nun ihraç edilen üyeleri hakkında şu ana kadar işe iade kararı vermediğine dikkat çekiyor. Siyasi iktidarın belediyelere atadığı kayyımların personel politikalarını görmezden geldiğine dikkat çeken Noyan, “Kayyımların yaptıkları hiçbir işlemin yasal olup olmadığına bakılmıyor. Ancak HDP’nin seçilmiş belediye eş başkanlarını personel politikasını terörize ederek, belediyelerde çalışan emekçilere terör yaftası yapıştırılarak kayyımın atanma gerekçesi yapılıyor” diyor. Kayyımın açığa aldığı 29 memurun tamamının  Tümbel Sen üyesi olduğunu kaydeden  Noyan,  “Bunu siyaseten yapıyorlar hiçbir arkadaşımızın davası yok, cevap veremeyeceği hiçbir şeyi yoktur. Arkadaşlarımızın neden bu kadar hızlı bir şekilde görevden aldıklarını merak ediyoruz” diyerek, karara karşı mahkemeye başvuracaklarını belirtiyor. 

DİSK Genel İş Bölge avukatlarından Mervan Eren Gül, kayyımların işten attığı işçilerin davalarına bakıyor. İstihbarı bilgi ve güvenlik soruşturmasında elde edilen bilgiler sonucunda belediyelerdeki taşeron işçilerin işlerine son belirten Gül, “İstihbarı bilgilerin hukuki hiçbir geçerliliği olmadığına dair birçok mahkeme kararı var. İşten çıkarması gerekçesi yapılan iltisak ve irtibat kavramları ucu açık çok keyfi yorumlanan bir şey.  İşçilerin neye göre, nasıl örgüt ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun bir gerekçesi yok. Cadde ve sokakları temizlemekle görevli olan temizlik görevlisinin devletin güvenliğine yönelik nasıl bir sakıncası olabilir” diye soruyor.

Gül, belediyelere hükümlü statüsünde işe alınan işçilerin “adli sicil kaydı vardır” işten atıldığına dikkat çekiyor.  Gül, Kayyımların KHK’ye dayanarak işten attığı taşeron işçiler için açtıkları işe iade davalarının hepsinin reddedildiğine vurguluyor. Diyarbakır’daki iş mahkemelerinin işten atılan işçilerin açtığı davalara yetişemediğini söyleyen Gül, “Davalar çok olunca yargılamadan da bir şey beklememek gerekiyor. Mahkeme, ‘aynı mesele aynı şey zaten benim kararım belli’ diyor.  Artık bu davalarda, bir muhakeme bir yargılama kalmadı” ifadesini kullanıyor.

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…