2019 yılının ilk beş ayında en az 26 çocuk işçi yaşamını yitirdi

11 Haziran 2019
2019 yılının ilk beş ayında en az 26 çocuk işçi yaşamını yitirdi

Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü öncesi açıklama yapan İSİG Meclisi 2019 yılının ilk 5 ayında 26 çocuk işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğinin bilgisini verdi.

Artan çocuk işçiliğine dikkat çeken çocuk iş cinayetlerine göz yumulduğunun altını çizdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü öncesi, çocuk işçi ölümleri ile ilgili yeni bir rapor yayınladı. Raporda çocuk işçilerin çalışma koşullarının daha da derinleştiğine dikkat çekildi. Raporda Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı olan 2018”de çocuk işçi sayısının arttığı ve Türkiye”de, en çok çocuk iş cinayetinin yaşandığı yıl olduğu belirtildi.

Raporda işsizlik, adaletsiz gelir dağılımın, ekonomik kriz, kayıt dışı ekonominin çocuk işçiliğin artmasına sebep olduğu ifade edilirken çocuk işçilerin yüzde 41,4”ü “hane halkı gelirine katkıda bulunmak”, yüzde 28,7”si “hane halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak” amacıyla çalışmak zorunda olduğu ve yarısının çalışmak zorunda olduğu için okula devam edemediğinin bilgisi verildi.

Çocuk işçiliğinde artış, çocuk emeğinin en kötü biçimlerinde yaşanıyor

TÜİK”in Türkiye”de ekonomik olarak faaliyet gösteren 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 44,7”si tarım, yüzde 24,3”ü sanayi ve yüzde 31”i hizmetler sektöründe çalıştığına dair 2012 yılı Çocuk İşgücü Anketi”nin sonuçları hatırlatılırken raporda "Türkiye”de çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri olan sokakta çalışma, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde çalışma, aile işleri dışında, ücret karşılığı gezici ve geçici tarım işlerinde çalışma aynı zamanda en yaygın alanlar.2016 TÜİK verilerine göre 5 çocuktan 4”ü kayıt dışı çalışıyor. Türkiye genelinde 6-17 yaş grubundaki çocukların haftalık ortalama fiili çalışma süresi 40 saati bulurken, bu süre 15-17 yaş grubundaki çocuklar için 45,8 saat. Okula devam etmeyen çocuklar içinse haftalık ortalama fiili çalışma süresi 54,3 saat ile Türkiye ortalamasının dahi üstünde" denildi.

Çocukların önemli bir kısmı tarımda çalışıyor

Çocuk işçilerin çok geniş bir kesimi hala çocuk emeğinin en kötü biçimlerinden olan tarım sektöründe çalıştığının ifade edildiği raporda şu şekilde sürdürüldü "Tarım sektöründeki çocukların hepsi kayıt dışı. Çocuk ve kadın emeği sömürüsü üzerine kurulu tarım istihdamı artışının yüzde 66”sının ve ücretsiz aile işçilerindeki artışın yüzde 90”ını 6-14 yaş arası çocuklar oluşturmaktadır. Sürekli adreslerinde kısa süreli kalan ve göçebe çalışma yaşamları olan mevsimlik tarım işçisi çocukların yarısından fazlası okula gidememekte ya da devam edememektedir. Gezici mevsimlik tarım işçiliği ise tarım
işçiliğinden de farklı olarak özellikle çocuk işçiler için pek çok risk barındırmaktadır.
Güneşe maruz kalma, böcek ısırması, tarım kimyasallarıyla temas etme, eğilerek çalışma, ağır yük taşıma gibi risklerin yanı sıra gezici mevsimlik tarım işçisi çocuklar naylon çadırlarda yaşama, yeterli beslenememe, temiz suya ulaşamama, okula gidememe... gibi pek çok riskle de karşı karşıyadır".

“Sokakta çalışan çocuklar şiddet ve tacize maruz kalabiliyor”

Hizmetler sektöründe çalışan çocuklar genel olarak ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık, araba camı silme, atık toplama gibi işlerde çalıştığının belirtildiği raporda "Bu işler genel olarak kalabalık şehir merkezlerinde ve tehlikeli ortamlardadır. Dengeli ve yeterli beslenmeyen, bir kısmı ise geceyi sokakta veya çöplüklerde geçiren çocukların çalışmaları haftanın 7 günü ve günlük 14 saate varan çalışma saati bulabilmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, kurşun ve cıva gibi maddelerin etkilerine maruz kalma ve parazit kapma, fiziksel şiddet ve cinsel taciz sokakta çalışan çocukların en sık maruz
kaldığı risklerdir. Sanayide çalışan çocuklar ise uzun çalışma süreleri, tozlar, boya, vernik gibi kimyasallar, ağır yük taşıma, gürültülü ortamda çalışma, uzun süreli ayakta çalışma, tehlikeli donanım gibi birçok riske maruz kalmaktadırlar" denildi.

Mülteci/göçmen çocuklar karın tokluğuna çalıştırılıyor

Türkiye”de bulunan yaklaşık 4 milyon göçmen/mültecinin nüfusunun yarısı çocuk olduğunun hatırlatıldığı raporda "Özellikle Suriyeli sığınmacı çocuklar, emek piyasasında daha kötü koşullarda ve düşük ücretlerle çalışmakta ve ayrımcılığa uğramaktadırlar.
Özellikle küçük işletmelerde, ucuza ve uzun sürelerle çalışabilecek ve ücret pazarlığına girmeyecek, temel işçi haklarını aramayacak, her türlü çalışma koşulunu kabul edecek mülteci çocukları karın tokluğuna çalıştırmaktadır. Suriyeli çocuk işçiler, yoğun olarak tekstil sektörü olmak üzere hizmet, sanayi, tarım, mevsimlik tarım işçiliği, inşaat işçiliği, çobanlık, garsonluk, tezgâhtarlık gibi alanlarda çoğunlukla da kaçak olarak çalışmaktadır.
Suriyeli mültecilerin Türkiye”ye gelmesiyle birlikte hem çocuk işçilerin sayısında artış olduğu hem çalışma koşullarının her açıdan daha da kötüleştiğini söylemek mümkündür.
Mülteci çocuklar hem daha kötü koşullarda ve daha tehlikeli işlerde çalışmakta, hem de ayrımcılığa, saldırıya maruz kalmaktadır" ifadelerine yer verildi.

Stajyer-çırak adıyla, vasıfsız ve ucuz işgücü oluşturuluyor

Çocuk işçiliğin “çıraklık”, “mesleki eğitim” ve “stajyerlik” adı altında çocuk işçiliğin yasallaştırıldığının belirtildiği raporda "Çırak ve stajyer çocuklar, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinden uzak, sosyal güvenlik korumasından uzak bir biçimde çoğu zaman yetişkinlerle aynı iş yaptırılarak çalışmaya mecbur bırakılmaktadır. Alana ilişkin yasal düzenlemelerin ve politikaların tümü, çıraklık ve stajyerliğin artmasına neden olmuş, sermayenin ucuz ve vasıfsız işgücü ihtiyacını karşılamak üzere politikalar izlenmiştir.
Bugün sayısı 1,5 milyona yaklaşan stajyer-kursiyer-çırak sömürüsü ve 4+4+4 eğitim sisteminin çocukları işçileştirme üzerine kurulu politikası bunun bir göstergesidir. 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmasını yasakken, 2015 yılında 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış çocukların bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılmalarına izin verilmiş, böylece çocuk işçi sömürüsünün derinleşmesi için yasal bir adım daha atılmıştır. 9-14 yaş arası çocukların aday çırak, 14 yaşından sonraki
çocukların da çırak statüsünde kabul edilmesiyle “mesleki eğitim” aldığı öne sürülen çıraklar ile gerçek çocuk işçilik istatistikleri gizlenmektedir" denildi.

Çocuk işçiliği denetlenmiyor

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2010”dan bu yana geçen 9 yılda ancak 416 işyerinde çocuk işçi ihlali tespit ettiğinin bilgisinin verildiği raporda "Türkiye”de çocuk
işçiliğin bu denli yaygınlaşması ve geldiği boyutun önemli nedenlerinden biri de devletin bu alana ilişkin diğer politikaları ile birlikte denetimsizlik ve cezasızlık politikasıdır.
etmiştir. Türkiye”de çocuk işçilik en çok, 50 ve daha az işçi çalıştıran tarım ve orman işlerinin yapıldığı yerlerde, ev hizmetlerinde ve 3 kişinin çalıştığı işyerlerindedir. Oysa,
bu alanların tümü İş Kanunu”nun kapsamı dışında, dolayısıyla denetlemenin de dışındadır. Bu durum çocuk işçiliğinin temelini oluşturan yerlerin denetim dışı
bırakılarak “çocuk emeğinin daha fazla sömürüsüne göz yumma” politikasıdır. Çocuk işçilik yasaklansın. Çocuk işçilerin ölümlerinden sorumlu olan herkes yargılansın. Adalet
istiyoruz" ifadelerine yer verildi.

Rapordan başlıklar

• İSİG Meclisi olarak elimizdeki bilgileri göre; 2013 yılında 59 çocuk, 2014 yılında 54 çocuk, 2015 yılında 63 çocuk, 2016 yılında 56 çocuk, 2017 yılında 60 çocuk, 2018
yılında 67 çocuk ve 2019 yılının ilk 5 ayında ise en az 26 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi...
• Çocuk iş cinayetlerinin en fazla yaşandığı iller Şanlıurfa, İstanbul, Gaziantep, Antalya ve Adana”dır. Bu şehirlerde çocuk nüfusu, tarım işçiliği ve mülteci nüfusu yüksektir.
• Yaşamını yitiren 26 çocuk işçinin 4”ü mülteci/göçmen çocuklardır. Mülteci çocukların ölüm oranının tüm göçmen işçilerin ölüm oranından çok daha fazla olması hem mülteci
çocuk işçiliğin yoğunluğunu hem de mülteci çocukların çalışma koşulları bakımından çok daha tehlikeli işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını göstermektedir.
• Yaşamını yitiren 26 çocuğun 4”ü kız çocuğudur. Kız çocukları, tarım sektöründe ve özellikle de ücretsiz aile işçiliğinde sömürülmektedir.
• Ücretsiz aile işçiliğinin ve küçük yaşta çalışmanın yaygın olduğu tarım sektöründe ölümlerin 8-10 yaşlarına düştüğü görülüyor. İş cinayetinde ölen çocukların yarısı tarım
işçisi çocuklardır. Yaşamını yitiren çocukların yüzde 43”ü sanayide, yüzde 7”si ise hizmetler sektöründe çalışmaktadır.
• Çocuk işçiler en çok zehirlenerek/boğularak, trafik/servis kazalarında, düşerek ve ezilerek yaşamlarını yitirmiştir. Boğulma sonucu ölen çocuk işçilerin tümü, temiz su ya
da serinlemek için sulama kanallarında boğulan tarım işçisi çocuklardır.
• İş cinayetinde yaşamını yitiren çocukların 9”u 14 yaş ve altındadır. 14 ve altı yasal olarak çalışması tamamen yasak olan bir yaştır. Çalışması “yasal” olan 15 yaşın
üstündeki çocukların çoğu ise kimya, metal gibi yasak olan ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır.

2019 yılının ilk beş ayında yaşamını yitiren çocuk işçilerin isimleri:

Arda Kaan Keskin, İsa Boğa, Ali Soyer, Ferhat Arslan, Burak Türker, Nurullah Karakuş, Emrullah Alptekin, Yakup Çetin, Diyar Bilen, Tevfik Fukra Erikli, Ahmed El Ahmed,
Asiye Torun, Ahmet D., Nergiz Kinno, Göksal Çolak, Ömer Demet, Gökhan Özkan, Berivan Karakeçili, Ahmet Çiftçi, Abdul Şükür Türkmen, Hakan Güneş, Yakup Yıldız,
Muhammed Emin, Zinnur Tomay, İbrahim Halil Oruç, Ramazan Uysal...

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…