'Ya Bir Olacağız, Ya da Bir Bir Yok Olacağız'

6 Ocak 2019
'Ya Bir Olacağız, Ya da Bir Bir Yok Olacağız'

''Diyarbakır Dicle Amed platformu çıktı sahneye, İki kişiydiler. Kapatılan kadın merkezlerinin yerinde şimdi nasıl toplu nikâh törenlerinin kıyıldığını, ya da açılan kurslarda kadınlara, nasıl daha iyi anne olunur? temalı derslerin verildiğini anlattılar..

PoliTez / Gamze Şimşek -- Kadınlar Birlikte Güçlü’ nün çağrısı ile Beşiktaş Fulya Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen Türkiye Kadın Buluşmasındayım. Salon hınca hınç dolu, oturacak yer bulmakta zorluk çekiyor kadınlar. Türkiye’nin dört bir yanından gelmişler. Ankara, Artvin, Balıkesir, Ayvalık, Batman, Bursa, Diyarbakır, Erzincan, Hatay, Karadeniz Ereğlisi, Kocaeli, Mardin, Mersin, Trabzon, Samsun, Urfa, Van, Kayseri, Antalya, İzmir ve sayamadığım diğer illerden 800’e yakın kadın mücadele ruhu ile akın akın çıkıp gelmişler.

Peki, ne istiyor bu kadınlar? Neden kilometrelerce yolu tepip buralara gelmişler?

Kadına yönelik her geçen gün artan şiddet ve taciz olayları dinsin diye gelmişler. Ataerkinin görmezden geldiği, ücretsiz emek mağdurlarının sesi olmak için gelmişler. Eşit işe eşit ücret, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine hayır demek için gelmişler. Nafaka hakkımıza göz dikenlere gözünüze dursun demek, hukuksuzca işten atılmalara dur demek için, farklılıklarımıza rağmen bir arada olmak zorundayız demek için akın akın çıkıp gelmişler. En önemlisi, biz kadınlar toplumun yarısıyız, isteseniz de istemeseniz de sesimizi duyurmak için buradayız demek için gelmişler.

Bu platformdan ne bekliyoruz?

Yaklaşık 40 ilden gelen kadınlar bu platformdan ne bekliyoruz sorusuna cevap bulmak için uzun süreli toplantılar sonucu metinlerini oluşturmuşlar, nasıl bir yol izlemeliyiz sorusuna her birinin ayrı ayrı önerileri var elbet. Bu sorulara cevap bulmak ve ortak bir yol haritası çizebilmek için 5 Ocakta toplantı sonrası yapılan atölye çalışmalarında şekillenen fikirler 6 Ocak tarihinde de devam edecek olan toplantıda sonuç bildirgeleri olarak okunacak ve gelecek hafta içinde de basın ile sonuçlar paylaşılacak.

20 İlden il kadın platformları adına seçilen sözcüler 5 dakika olarak kendilerine ayrılan sürelerde konuşma metinlerini okudular. Fakat her ilde verilen farklı mücadelelerin 5 dakikaya sığdırılması tabi ki de kolay olmayınca sık sık moderatörlerin müdahalelerine maruz kaldı konuşmacılar.

Konuşmacıların çoğu sözlerine Figen Yüksekdağ ve Leyla Güven’e selam ve sevgilerini yollayarak başladılar.

OHAL’i en çok hisseden kentlerden biri olan Ankara, “ufacık bir kımıldamamızda dahi baskılarla karşılaşıyoruz ama buna rağmen mücadelemize devam ediyoruz” derken, Artvin Hopalı Kadınlar Platformu, Karadenizlinin kendine has şivesi ile “kadınların ülkeleri, kimlikleri, sınırları yoktur. Hepimizin sorunları aynıdır” dedi. Batman Kadın Platformu KHK’larla kapatılan kadın kurumlarına değinirken, artan çocuk istismarlarını anlatarak “sessiz sedasız katledilen kadınların çığlığını haykırdık “dedi. Didim Kadın Platformu “ havamızı, suyumuzu kirletmeyin. Bizim başka isteğimiz yoktur “ diyerek jeotermallere karşı direnen Kızılca köylü kadınların mesajlarını iletti ve çalıştıkları konserve fabrikasında eldiven tedariki sağlamayan işveren yüzünden elleri parçalanan kadınların nasıl sesleri olduklarını bir de…

Sonra Diyarbakır Dicle Amed platformu çıktı sahneye, İki kişiydiler. Kapatılan kadın merkezlerinin yerinde şimdi nasıl toplu nikâh törenlerinin kıyıldığını, ya da açılan kurslarda kadınlara, nasıl daha iyi anne olunur? temalı derslerin verildiğini vurgularken, bir diğeri ise yerel kıyafetleri içinde özgürlük timsali bir kuşmuşçasına süzülerek geldi kondu sanki sahneye ve dedi ki; “Ya bir oluruz, Ya da bir bir yok oluruz”…

Sonrasında Jin, Jiyan, Azadi sloganı ile alkış ve zılgıttan yıkılan salon.

Erzincan kadın platformu “sokak eylemi yaptığımız için terörist ilan ediliyoruz”, derken yaptıkları mahalle ve köy çalışmalarını anlatarak “uzun zamanda bu maya tutar “dedi.

Hatay Kadın platformu kendi dilinde selamladı bizleri önce, sonra Suriye savaşının etkileriyle bölgede oluşan çetelerin kadınların yaşamlarını nasıl tehdit ettiklerini, erken yaşta zorla evlendirilen kadınları, karılarını, “Suriyeli kadın alır, sana gününü gösteririm diyerek tehdit eden” kocaları anlattılar.

Kocaeli Kadın Platformu, Cumartesi Anneleri'nin 719. Haftası nedeniyle kürsüden tüm annelere selam yollarken, kadın cinayetlerinin davalarının nasıl takipçisi olduklarından haberdar etti bizi.

Mardin Şahmeran Kadın Platformu da, bizleri kendi dilinde selamlayarak başladı konuşmasına, OHAL sürecinde kadın kurumlarının, kayyumlar eliyle nasıl kapatıldıklarını, kadınların bekçiler yoluyla sokaklardan alıkonulmalarını ve polislerin ellerindeki silahları kadınların yaşamlarına nasıl bir müdahale aracı olarak kullandıklarını anlattılar.

Anlatılan senin hikâyendi, benim hikâyemdi…

25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü’nde program yapmaları yasaklanan fakat basın açıklaması yapmalarına izin verilen ama akabinde basın açıklaması yaptıkları için haklarında soruşturma açılan ise Mardinli Kadınlardı. O Mardinli kadınlar ki, “kadın özgür olmadan, toplum özgür olmaz” diyerek ayrıldılar sahneden.

Trabzon Demokratik Kadın Platformu, takvimsel eylemler dışında da bir arada olmanın önemini anlatarak, milliyetçilik, ırkçılık ve erkek egemenliğinin had safhada olduğu kentlerinde, kadınların erkek çoğunluğun mesken tuttuğu kahveyi nasıl kendi mekânları haline dönüştürdüklerini anlattığında, salondaki coşkulu alkışlar Trabzon kadınlarının azimli mücadelelerine saygının sesiydi. “Tüm baskılara rağmen Trabzon’da Baro başkanı bir kadın, Tabip Odası başkanı kadın ve CHP il başkanı kadın diyen platform sözcüsü,”Trabzon kadın aklı ile yönetiliyor, Türkiye de kadın aklı ile yönetilecek” diyerek sözlerini noktaladı.

Urfa Kadın Platformu, rutin toplantılarını yapmadan önce kimlik kontrolüne maruz kaldıklarını buna rağmen hiçbir baskının seslerini kesemeyeceklerini anlatırken OHAL’in kaldırılmasına rağmen, devam etmekte olan OHAL koşullarında verdikleri mücadelenin ne kadar kıymetli olduklarını da bize göstermiş oluyordu aslında.

Aslında daha yazılacak ve aktarılacak o kadar detay var ki… Söz alan her kadın, dertlerinin ve mücadelelerinin ortak olduğu salondaki diğer kız kardeşlerine seslenirken sanki içlerini döküyor, dertleşiyor, dertleşip söyleştikçe ise kendilerini daha güçlü hissediyorlardı. Belki de hak mücadelesine olan inanç böyle sihirli ve kucaklayıcı bir şeydi.

İl platform temsilcilerinin konuşmaları tamamlanınca salondan söz almak isteyenlere söz verildi. Fakat 4-5 kadın sözünü söyledikten sonra hala söz bekleyen 50 kadın olmasına rağmen diğer kadınlara söz hakkı, zamanın kısıtlı olması ve atölye çalışmalarına yeterli zaman kalmayacağı endişesi ile verilememiş oldu. Eee, dertler ortak, mücadele yaman ve söylenecek çok söz olunca zaman denilen mefhum ne eylesin…

Salondan söz alan kadınlardan biri Antalya’dan geldiğini belirterek “çocukların, bebeklerin kanser olduklarını öğrenmek çok zor, hep gıdalardaki zehirli tohumlar yüzünden. Ben buna dayanamıyorum çünkü Öykü Arin benim arkadaşım ve o, henüz 3,5 yaşında” derken sesindeki titreme tüm salondaki kadınların boğazına bir yumru düğümlemiştir diye düşünüyorum. İnsanlığın cinsiyeti yoktur aslında ve fırsatını bulduğu ilk ortamda belli eder kendini. Daha önceleri Selahattin Demirtaş’ın da acilen ilik nakline ihtiyacı olan lösemi hastası Öykü Arin için donör olun çağrısını bu vesileyle biz de anımsatmış olalım.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Diran Dirayet Taşdemir, Filiz Kerestecioğlu, Hüda Kaya da Türkiye Kadın Buluşması'nın katılımcıları arasındaydılar. Söz alan Filiz Kerestecioğlu; 8 Mart için yapılabilecek olası bir etkinlik önerisinden bahsederek, partilerden bağımsız olarak kadınların seçimlerde kimlere oy vermeyeceklerine dair pusulalar hazırlanabileceği önerisini getirerek, İstanbul Sözleşmesinin uygulanması için yerellerde takip ve izleme komiteleri oluşturulması gerektiğini savundu. Filiz Kerestecioğlu sözlerini, açlık grevindeki Leyla Güven’in daha fazla zarar almadan kurtulmasını dileyerek ve tüm kadınları selamlayarak tamamladı.

Kadın neredeyse direniş de oradadır” diyen KESK’li kadınlar, iş ve sosyal yaşamında emek ve beden olarak dışlanan kadınların özgürleşmesini savunarak toplumsal cinsiyete karşı ve cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele eden TMMOB’lu Kadınlar, neoliberal muhafazakar politikalar ile cinsel sağlık ve kürtaj hakları ellerinde alınan kadınlar için mücadele eden Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlık Kolu ve diğerleri… O salonda olan ya da olmayan tüm kadınlar için toplu fotoğraf çekimi sırasında hep bir ağızdan atılan sloganlar, toplantıyı da özetliyordu sanırım; 'dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa’ ve 'kadınlar birlikte güçlü' .

Toplantı sonrasında deneyim ve mücadele örneklerimizle birlikte maruz kaldığımız tehdit ve baskı ortamında nasıl bir yol izlemeliyiz ve nasıl hareket etmeliyiz sorularına yanıt aramak ve ortak hareket planını oluşturmak için atölye çalışmaları yapıldı.

Bu çalışmaların sonuçları 6 Ocak'ta da devam edecek toplantıda açıklanarak, ilerleyen günlerde basın açıklaması ile kamuoyuna bildirilmiş olacak.

1828 yılında ekmek fiyatlarının zamlanmasına tepki gösteren İzmirli kadınlar, 3 gün boyunca sokakları işgal ettiklerinde gerçekleştirilen protesto sonunda zamlar geri alınmıştı. Türkiye tarihindeki ilk kadın eylemidir bu.

1987 yılındaki “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmemek gerekir!" diyenlere karşı Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşünü düzenleyenler, vapurlarda ve parklarda mor iğneler dağıtıp, kendilerini taciz edenlere mor düdüklerini çalanlar, “Bedenimiz bizimdir” kampanyaları düzenleyenler, şu anki kazanımlarımızın mimarlarıdırlar. Bugün Fulya Sanat Merkezi’nde toplanmış olan Türkiyeli kadınlar da yarınlarda kazanılacak hakların savunucuları ve kazanılmış haklarımızın da koruyucularıdırlar.

Yaşasın Kadın Dayanışması

 

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…