Diren Sanat, Mutlu Yıllar Türkiye…

Gamze Şimsek

4 Ocak 2019
Diren Sanat, Mutlu Yıllar Türkiye…

Bu ülkede heykellere tecavüz girişiminde bulunuluyor mesela. Şaka değil bu. Türkiye’nin ilk balerini Meriç Sümen heykeline saldırıda bulunup tecavüz etmeye kalkmadılar mı? Hatırlarsınız, Bursa Cumhuriyet Caddesi’ndeki Kitap Okuyan Kız Heykeli “kızları ateizme özendirdiği” gerekçesiyle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanının emriyle kaldırıldı. 

2019 yılına nasıl bir siyasi iklim içerisinde giriyoruz konulu birçok yazı yazıldı. Ben de özellikle hâkim ideolojinin sanatı nasıl tahakküm altına aldığına dair bir yazı yazmayı planlarken sanat dünyasından bir dev çınarı uğurladık hafta sonu. Gülriz Sururi…

Geçen sene 2018 başında Münir Özkul’u uğurlamıştık, bu sene ise Gülriz Sururi ile vedalaştık. Çocukluğumuzun ve ilk gençlik yıllarımızın ışıklarını kaybediyoruz birer birer…

Dile kolay… Neredeyse bir asırlık hayat, ardında yazılmış bir dolu kitap ve sayısız tiyatro oyunu bırakmış olan bu değerli insan, sessiz sedasız ayrıldı aramızdan. Ardından tören yapılmasını istememiş Sururi.

İnsan bu hayata kendi isteği ile gelemiyor, ama en azından gidişini planlayabilmeli ve herkes inanç ve düşünceleri doğrultusunda göçebilmeli ebediyete. Fakat gel gör ki; Kötülük insanoğlunun damarlarından akan kan gibi… Sururi’nin ardından “ateşlerde yanmasını” dileyecek kadar insani vasıflarından sıyrılmış olanların yazdığı bir dolu benzer yorumları okuyunca sosyal medyada, dilimden dökülen sözcükler; biz hangi ara bu kadar kötü olabildik ki? oldu. Bir kişiyi sevmeyebilirsiniz… ki toplumun yüzde elli - elli diye ayrıştırıldığı bir iklimde sürdürüyorsanız yaşamınızı, toplum içinde kamplara ayrılmanız, kutuplaşmanız, takım tutar gibi lider tutmanız çok normal ama acıya sevinileceği hiç öğretilmedi ki bizlere…

Benim inandığım gibi inanmadın, benim gibi yaşamadın, benim oy verdiğim partiyi desteklemedin. Öyleyse canın cehenneme diyen kardeşim, senin de yeni yılın kutlu olsun. Herkes yaşadığı gibi ölür zaten, sen rahat ol, e mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Temmuz 2017 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Ensar Vakfı Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada , "Siyasi olarak iktidar olmak başka bir şeydir. Sosyal ve kültürel iktidar ise başka bir şeydir. Biz 14 yıldır kesintisiz iktidarız. Ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var" demişti.

Bu söylevin üzerinden tam 1,5 yıl geçti ve bu 1,5 yıl içerisinde sosyal ve kültürel anlamda iktidarı sağlayabilmek için özellikle sanat ve kültür alanında akıl sınırlarını zorlayan hamleler yapıldı. Sanat dünyasının iki duayeni Müjdat Gezen ve Metin Akpınar’a geçtiğimiz günlerde yapılanlar, hükümetin kültürel iktidarını sağlamlaştırmak adına yaptığı hamlelerin hiç hız kesmeden 2019 yılında da devam edeceğinin apaçık bir göstergesiydi aslında

Metin Akpınar Afrin operasyonu üzerine Birgün gazetesinden Alev Gürsoy Cimin’e 2018 Şubat ayında verdiği bir demeçte; “Ben bu rejim değişikliğinde ‘Hayır’dan yanayım. Öyle de oy kullandım zaten,” demişti.

Bunun üzerine Cirin’in, “Korkmuyor musunuz bunları söylerken?” Sorusuna;

“Korku bulaşıcıdır. Bulaşmaması için tedbirli olmak gerekir. İnsanlar nasıl özgür beyanlarını verip geleceklerini tayin edebiliyorlarsa, kanaatlerini söylerken de özgür olmalıdır. Bedel ödenecek ise, ne yapalım 77 yaşından sonra hapishaneye de gireriz.” demişti Akpınar hapishaneye girmedi belki ama ülkenin cumhurbaşkanı tarafından hedef gösterilerek hapishaneye girmekten daha da kötü bir duruma getirildi.

Diğer taraftan Müjdat Gezen “ haddini bil” dedi bizlere her gün had bildirmeye kalkanlara. İşte her daim özgürlük timsali olan eleştirel ve bağımsız sanatın sanatçıları böyledirler. Herkesin dilsiz kesildiği günlerde aralarından biri çıkar ve karanlığı yırtarcasına tüm baskılara inat, ben senden korkmuyorum derler.

Aslına bakarsanız sevilsin sevilmesin, Müjdat Gezen ve Metin Akpınar tüm kesimler tarafından tanınırlıkları yüksek oldukları için olay bu kadar popüler hale gelerek tepki topladı.

Peki ya bilmediklerimiz… Ya Duymadıklarımız…

Bu ülkede heykellere tecavüz girişiminde bulunuluyor mesela. Şaka değil bu. Türkiye’nin ilk balerini Meriç Sümen heykeline saldırıda bulunup tecavüz etmeye kalkmadılar mı? Müdahale edilince de heykele saldırıp parçalamadılar mı? Zaten bu hükümetin şu heykellerle alıp veremediğinin ne olduğunu bir türlü almayacak benim aklım. Hatırlarsınız, Bursa Cumhuriyet Caddesi’ndeki Kitap Okuyan Kız Heykeli “kızları ateizme özendirdiği” gerekçesiyle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanının emriyle kaldırıldı. Ülkenin her yeri imam hatip okullarıyla örülmüşken, taştan bir heykel mi özendirecek çocukları ateizme? Hoş, taş heykelden korkanlar Türkiye’de ve dünyada 2008’den bu yana gösterilere çıkan sokak sanatçısı Erdal Çoban’a İzmir Alaçatı’da canlı heykel performansı sergilediği için “çevreye zarar verme’ nedeniyle para cezası da kesmediler mi zaten.

Tiyatro oyunları sakıncalı içerik bulundurmaktan ötürü ardı sıra yasaklanıyor, Sakıncalı içerikten kasıt ise genel olarak milli değerlere uyulmaması. Mesela sahnede kadın ve erkekler birbirlerine temas etmesinler ya da oyunda haç kullanılmasın, it oğlu it yerine aptal kelimesi kullanılsın gibi mantık çerçevesinde açıklanamayacak gerekçeler. Bu milli değerler kavramının içeriği de ülkenin politik gündemi ile paralel olarak verilen kararlar çerçevesinde şekilleniyor. Örneğin Akhisar’da Çevreci Afacanlar isimli çocuk oyununun “savaş karşıtlığı gibi söylemlerin çocuklara sunulmasının sakıncalı olduğu”na karar verilmesi gibi. Ya da Sadece Diktatör oyununun toplumsal huzur ve güven ortamını bozabileceği söylemi altında bazı kişi ve kurumları rahatsız etmesi gibi.

Kısaca; hâkim ideolojiye ters düşecek bir fikri ya da olayı savunuyorsanız devlet sanatçısı dahi olsanız bunu sergilemeye hakkınız yok, nokta…

Diğer yandan muhbirlik kurumları ziyadesiyle iyi işlemekte ya da iyi organize edilmekte. Zuhal Olcay’ın program yaptığı bir barda sarf ettiği cümlelerin Cumhurbaşkanı’na hakaret olduğunu iddia eden vatandaşlar hayırlı ve vatansever olanlar.. ama tutuklu bulunduğu cezaevinde havalandırmada suya koyduğu maydanoz fidesi ”burada çiçek yetiştirmek yasak” denilerek elinden alınanlarsa kötü çocuklar…

İyi çocuklara müjdeler (!) olsun ki, Milli değerlere uygun olmayan sanat eserleri ve sanatçılar için, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Farkındayız adı altında ihbar hattı da kuruldu en sonunda. Sadece bu kadar olsa keşke; ortaokul ve liselerde çocuklara, izledikleri içeriklerde dini değerlere aykırılık, Türk kültürüne uygunsuzluk gibi içerikleri aratacak ve sansürü öğretecekler bu Farkındayız projesi altında.

Aslında daha yazılacak, anlatacak o kadar şey var ki… Sabahattin Ali’nin orman hikayesindeki gibi ellerinde baltalarla girdiler sanat dünyasına. Her gün başka bir dalı buduyorlar, kaybettiklerimiz o kadar çok ki…

İstanbul Üniversitesi Bale Ana Sanat dalında bulunan Pantomim Bölümü kayıt almayacak artık mesela, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bulunan cam ve müzik bölümleri de önümüzdeki birkaç sene içinde öğrenci almayacak. 6. Uluslararası Bale yarışması ve festivali finansal destek sağlanamadığı gerekçesiyle iptal edildi. Bir zamanlar hayata açılan penceremiz olan TRT radyolarında çalışan emekçiler bir bir zorla emekliliğe sevk edilirken, TRT kadrolarına karayollarından, devlet su işlerinden sanatla alakası olmayan liyakat usulüne dayanmayan atamalar yapılıyor.

Sahi Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi gibi sanat kurumlarını hatırlayanınız var mı aranızda? Rahat olun, artık hatırlamanıza gerek de yok. AKM’nin yıkımına başlandığı yıl olan 2018 yılında her iki kurum da bir gecede yeni “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine Uyum” adı altında çıkarılan CB Kararnameleri ile lağvedildi çünkü.

Ödenek yardımı yapılmayan tiyatrolar, yasaklanan televizyon programları, oyunlar, sansürlenen yayınlar, tu kaka ilan edilen oyuncular, şarkıcılar, karikatüristler, yazarlar… Kitap ve e-yayınlara getirilen vergiler, parçalanan heykeller, restorasyon adı altında tahrip edilen tarihi yapılar, yasaklanan festivaller, tiyatro oyunlarında sahneye çıkartılmayan kadın oyuncular…

Diren sanat…

Mutlu Yıllar Türkiye…

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Tüm çocuklar için biraz umut ve Rabia Naz için de Adalet.
    Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıydı. 23 Nisan, neşe doluyor insan diye başlamak isterdim ama sokaklarda ayakkabı boyayan küçücük çocukların boyalı elleri geliyor aklıma, okul sıralarında olmaları gerekirken…
  2. Mağduriyet soslu bir masal: Nafaka
    Siz bugün nafaka konusunda mağduriyetleri gidermek adına düzenleme yapacağız derseniz. O zaman hangi mağduriyet diye sormamız gerekir. Bu kadınlar neden boşanıyorlar bir kere ona bakmak lazım. Bir Varmış, bir yokmuş……
  3. Karma eğitim karmaşası
    Karma eğitim karmaşası
    15 Eylül 2018
    Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan…
  4. Adnan hoca basın özgürlüğüne bir darbe daha indirmenin kılıfı oldu
    Hükümet televizyon kanalları üzerinde kurduğu kuşatmayı internet üzerinden yapılacak olan yayınlara da uygulayacak. Halkın muhalif yayınlara ulaşması engellenecek. Bir zamanlar Altın Nesil yetiştirme çabaları vardı, şimdi de Bilal Erdoğan’ın deyimiyle ‘Erdoğan…
  5.  'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar
    Kadına yönelik şiddet ve cinsel istismarın artışında “Eyy” ve “Ulan”la başlayan cümlelerin yarattığı iklimin bir ilintisi olabilir mi? Her güne aklımızın sınırlarını zorlayan yeni bir haberle uyanıyoruz. Yürek kaldırmıyor artık. İki…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…