Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya

Rahmi Yıldırım

4 Ekim 2016
Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya

AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği için zindanlara tıkılanlara, inancından ötürü dışlanan Alevilere, gayrimüslimlere, farklı cinsel kimlik sahiplerine, solculara sosyalistlere karşı yükseliyor.

Ergenekon diye kodlanan operasyon ve soruşturma, topluma derin acılar çektirmiş derin devlet örgütlenmesinin ve darbecilerin tasfiyesi olarak akıllarda yer ettiyse de aslında sermaye sınıfının iç savaş muharebelerinden biriydi. Sermayenin iç savaşı sürecinde derin devlet örgütlenmesi tasfiye edilmedi, devletin diğer birimleriyle birlikte yeniden yapılandırıldı.

Türkiye sermaye sınıfı durup dururken kendi içinde hesaplaşmaya tutuşmadı. Neo liberalizmin miladı sayılan 1980’e değin “İstanbul aslanı laik Atatürkçü” sermaye grupları silahlı-silahsız bürokrasiyle kol kola tek başına iktidarın keyfini yaşar ve hep iktidarda kalacakmışçasına rehavet içindeyken, Türkiye küreselleşmesinin en gözü kara aktörü “Anadolu kaplanı mütedeyyin İslamcı” sermaye grupları daha yoğun bir sömürü ve birikim gerçekleştirdi. Daha yoğun sömürü ve birikimin sonucu olarak önce 1990’larda yerel yönetimlerde iktidara geldi, 2002’de de merkezi hükümeti ele geçirdi. Birikim kanallarının İstanbul sırtlanlarından Anadolu çakallarına çevrilmesi, ikisi arasında iç savaşın tohumlarını yeşertti. Sermaye sınıfındaki yarılma ve iç savaş, devlete, siyasete, uluslararası ilişkilere ve kültürel düzleme de yansıdı.

***

Medya: Dördüncü kuvvet değil yardımcı kuvvet

Sermaye sınıfının “laik” ve “mütedeyyin” hizipleri arasındaki iç savaşın en önemli psikolojik harp mecralarından biri de medya oldu.

Malum, medya veya daha somut bir adlandırmayla kitle iletişim araçları, en genel anlamıyla temsil sistemidir. Medyadaki temsil, daha somut ifadeyle medyada dolaşıma sokulan mesajlar, yani haber ve bilgi metinleri, mülk sahibi sınıfın hegemonyasını yeniden üreten mesajlardır. Marks ve Engels’in deyişiyle, “Egemen sınıfın fikirleri her dönemde egemen fikirlerdir. Maddi gücü yöneten sınıf, aynı zamanda entelektüel gücü de yönet­ir. Zihinsel üretim araçlarından mahrum kalanların fikirleri, egemen sınıfın fikirlerinin etkisi altında kalırlar.”

Çağdaş iletişim kuramcılarından Noam Chomsky de, medyanın işlevini “propaganda modeli” ile açıklar. Chomsky’ye göre, “Totaliter bir devlet için sopa neyse, demokrasi için de propaganda odur.” Medya ve üniversiteler bağımsız olmayıp, şirketler dünyasına ve hükümete bağımlıdırlar. Medya içerikleri sahiplik yapısının, reklam verenlerin, siyasî ve askerî elitin süzgecinden geçerek kitleye ulaşır. Bu yüzden demokrasi se­yirliktir. Şirketler, akademi, siyaset ve medya dünyasının aktörleri, halkı “kamusal alanın dışında tutulması gereken, katılımcı değil izleyici olmakla yetinmesi gereken, olan biteni kavrayamayacak derecede aptal, cahil ve iş­güzar takımı” olarak görürler. Bu şaşkın sürüyü evcilleştirmek için rıza üre­tirler ve rıza üretimini “demokrasi sanatında devrim” olarak nitelendirirler.

Marksizm’in ve Chomsky’nin önermeleri, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının medyadaki temsiliyle de doğrulandı. Türkiye’de matbuat basın medya ontolojik olarak iktidarın ve egemen sınıfın eklentisiydi, kamunun değil devletin dördüncü gücüydü zaten. Fıtrata ilişkin bu hakikat, 1939 yılında toplanan Türk Basın Birliği kurultayında, dönemin İçişleri Bakanı tarafından “Dördüncü kuvvet değil yardımcı kuvvet” diye ifade edilmişti. Yardımcı kuvvet rolü, egemen medya tarafından hiçbir zaman reddedilmedi. Ontolojik hakikate uygun olarak, 2007 yılında başlayan operasyonlar ve yargılamaların medyadaki temsili de, Türkiye’nin ekonomisinde ve siyasetindeki saflaşmayla doğrudan ilişkili olarak gerçekleşti. Sermaye grupları ve siyasi temsilcileriyle simbiyotik ilişki, yani ortak yaşam ilişkisi içindeki egemen medya bu operasyon ve yargılamaların gözlemcisi değil tarafı oldu.

***

Ergenekon: Siyasal İslam’ın orduyu ele geçirme operasyonu

Kısaca anımsatmak gerekirse, “laik” ve “mütedeyyin” sermaye hiziplerinin iktidar kavgası, 2002’de merkezi hükümetin el değiştirmesinden sonra 2007 yılında Cumhurbaşkanı seçimiyle zirveye çıktı. Ergenekon operasyonunun başlamasından sadece bir buçuk ay önce “laik” sermayenin has müttefiki TSK’nin Genelkurmay Başkanı, 27 Nisan’da bir muhtıra yayımladı, “sözde” değil “özde” Atatürkçü bir cumhurbaşkanı seçilmesi isteğini ifade etti. Hemen ardından 3 Mayıs’ta İstanbul Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisinde Genelkurmay Başkanı ile Başbakan baş başa görüştüler, “mezara kadar saklanacak” sırlar, daha doğrusu dosyalar paylaştılar. 11 Haziran genel seçiminde “mütedeyyin” sermayenin siyasi temsilcisi AKP, oy oranını artırarak iktidarını korudu. 12 Haziran 2007’de İstanbul Ümraniye’de bir evde el bombaları, patlayıcı madde ve fünyelerin ele geçirilmesiyle Ergenekon operasyonu başladı. Ergenekon operasyonu, 2010 yılında başlayan Balyoz operasyonuyla devam etti. Ergenekon davasında emekli askerlerin yanı sıra siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler, kimi sivil örgüt yöneticileri de yargılanırken, Balyoz davasında 2003 yılında İstanbul 1’inci Ordu karargâhındaki seminere katılan  askerler yargılandı. Ergenekon ve Balyoz davalarına sokulamayan askerler için de casusluk davaları açıldı.

Ergenekon ve Balyoz operasyonları dar anlamıyla, TSK içindeki “Kemalist laik” Soğuk Savaş artığı kadroların tasfiyesi, geniş anlamıyla siyasal İslam’ın sivil bürokrasi ve yargıdan sonra orduyu da ele geçirme operasyonuydu. NATO’nun “en güçlü” sayılan ordularından TSK’deki bu tasfiye operasyonu, NATO’nun patronu Pentagon’un desteğiyle yürütüldü. Soğuk Savaş döneminde  “komünizmin iç işgaline karşı iç savaş ordusu” olarak yapılandırılan TSK’den artık “ülkesinin en iyi ihraç malı” olması, yani Batı kapitalizminin bölgesel savaşlarında rol alması isteniyordu. TSK’nin yeni konsepte isteksizliği 2003 yılında Irak işgal edilirken en belirgin şekliyle ortaya çıktı. İşgale bilfiil katılmaya isteksiz ordunun Irak’ın Süleymaniye kentindeki irtibat birliğinin başına çuval geçirilerek en ağır mesaj verildi. Bu ağır mesajı algılamayan ve Avrasya seçeneğinden söz etmeye başlayan Soğuk Savaş artıklarına yanıt, Fetullah Cemaati’nin koçbaşı olarak kullanıldığı Ergenekon ve Balyoz operasyonlarıyla verildi; TSK, “Atatürk ilke ve inkılaplarının bekçisi” kadrolardan arındırıldı.

Bu operasyonlar sırasında, sermaye sınıfının “Atatürkçü laik” ve “İslamcı mütedeyyin” olarak yarılmasına paralel olarak siyasi yapı da saflaştı, kutuplaştı. Siyasal İslam’ın partisi AKP, Fetullah Gülen Cemaati’yle ittifak halinde, iktidarın tüm olanaklarıyla operasyonları sahiplendi; dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan kendisini “Ergenekon’un savcısı” ilan etti. Siyasi rakibi CHP doğallıkla Ergenekon operasyonlarının karşısında mevzilendi, o tarihteki lideri Deniz Baykal kendisini “Ergenekon’un avukatı” ilan etti. Baykal’dan sonraki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu da “Gösterin bu Ergenekon örgütünü, gidip üye olacağım” söylemiyle misyonu sürdürdü.

***

Yandaş Medya veya Ergenekon Medyası

Egemen medya da benzer şekilde saflaştı. Yukarıda da vurguladığımız gibi, sermaye grupları ve siyasi temsilcileriyle ortak yaşam ilişkisi içindeki egemen medya, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarını, liberal kuramın mirası “kamu gözcüsü” olarak değil, doğrudan “taraf” olarak temsil etti. Böyle davranırken de hukuki ve ahlaki hiçbir kaygı gözetmedi, adeta “siyasi çıkar varsa gerisi teferruattır” oportünizmiyle hareket etti.

Kısaca ayrıntılandırmak gerekirse, Ergenekon sürecinde AKP iktidarı tarafından beslenen SABAH grubu, Yeni Şafak, el değiştirdikten sonra AKŞAM ve Star grupları, FG Cemaati’nin yayın organları ZAMAN ve Bugün, ağız birliği içinde operasyonları sahiplendiler. Genel bir ifadeyle YANDAŞ MEDYA olarak adlandırılan bu grupların haber ve yorumlarında darbecilerden hesap sorulduğu, askeri vesayetin sona ermekte olduğu propagandası yapıldı. Psikolojik harp ve propaganda icabı, AKP’nin ve muhafazakâr kesimin hazzetmediği her olayın altında Ergenekon arandı. Öyle ki PKK, DHKP/C, İBDA/C eylemleri ve Sivas Katliamı bile Ergenekon’a mal edildi. Ergenekon öyle sinsi bir örgüt idi ki, bir kimse bilmeden de bu örgütün üyesi olabilirdi!..

Yayın hayatına 2007 yılında atılan, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar yönetimindeki Taraf gazetesi bu süreçte, Yandaş Medya saflarında özel bir misyon üstlendi. Operasyona ilişkin manipülatif belge ve sahte oldukları sonraları ortaya çıkan deliller genellikle önce Taraf gazetesine sızdırıldı. Ardından yandaş medyanın sayfalarında ekranlarında değerlendirildi.

Operasyonları sahiplenen Yandaş Medya karşısında Ergenekon sanıklarını sahiplenen grupların başında medyanın amiral gemisi Hürriyet vardı. Yanı sıra, askerlere yakınlığıyla bilinen Milliyet, imtiyaz sahibi ve Ankara temsilcisi tutuklanan Cumhuriyet, Posta ve Sözcü gazeteleri de Ergenekon sanıklarının safında mevzilendiler. Bu gruplar da genel bir ifadeyle ERGENEKON MEDYASI olarak adlandırıldı. (O tarihlerde Hürriyet, Milliyet ve Posta ile aynı sahiplik yapısı içindeki Radikal gazetesi orta yolcu bir tutum izledi. Sahip değiştirdikten sonra Milliyet de benzer orta yolcu tutum izlemeye başladı.) Bu grupların yayınlarında özel olarak soruşturmalardaki hukuksuzluk vurgulandı. Ergenekon sanıkları için gösterilen hassasiyetin Hrant Dink ve benzeri cinayetler için gösterilmemesi dikkat çekiciydi.

(Geçerken belirtelim, Yandaş Medya ve Ergenekon Medyası ifadeleri, tarafların birbirlerine yakıştırdıkları adlandırmalardır.)

***

Medyalar arası psikolojik harp ve propaganda

Bu süreçte medya öylesine saflaştı ki, gün geldi birbirlerini düşman kabul etmeye başladılar. Taraflar birbirlerini, hukuk ve medya etiğini bir kenara iterek en acımasız şekilde suçladılar, teşhir ettiler. Manşetler mitralyöz gibi, ekranlar (Necmettin Erbakan’ın ruhunu şad edercesine) hava kuvvetleri gibi kullanıldı. Yandaş Medyada sık sık Ergenekon’un medya ayağına operasyonlar yapılması önerildi, (ihbarcı bir tutumla) tutuklanacak gazetecilerden söz edildi, isim listeleri yayımlandı. İktidar bu önerilere ve isim listelerine sessiz kalmadı. Doğan Medya Grubu mali kıskaç altına alındı, nihayet gazeteciler tutuklandı. Sadece Cumhuriyet’in imtiyaz sahibi İlhan Selçuk ve Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay değil, Ergenekon’u deşifre eden kitaplara imza atmış Ahmet Şık ve Nedim Şener, ODA Tv yöneticisi Soner Yalçın ve arkadaşları da tutuklandılar. Dönemin Başbakanı Erdoğan, “Kitap bombadan daha etkili bir silahtır” diyerek tutuklamaları savundu.

Döneme, operasyonlara ve davalara ilişkin manşetler programlar kitaplara, master ve doktora araştırmalarına konu olması gereken zenginliktedir. Dolayısıyla, üç beş örnekle de olsa üzerinde durulması kısacık bir anımsatma yazısının hacmini aşar. Her şeye karşın, medyatik yargılama ve infazın iki başlığı bu satırların yazarı için unutulmayacak önemdedir.

Soner Yalçın, Ahmet Şık, Nedim Şener ve Yalçın Küçük’ün de aralarında oldukları 10 gazeteci yazarın gözaltına alındıkları günlerdi. Değil yargılama, haklarında henüz iddianame bile yoktu. Ama Ahmet Altan ve Yasemin Çongar yönetimindeki Taraf gazetesi hükmünü çoktan vermişti. Operasyon başsavcısının söyledikleri, hüküm için yeterliydi. Gazetenin manşetinde “Gazetecilikten tutuklanmadılar” başlığı altındaki metinde hüküm verilmekle kalınmamış, infaza da başlanmıştı (Taraf, 7 Mart 2011).

Hukuk ve meslek ahlakına ilişkin kaygılar bir kenara bırakıldığında, ahlaki düşüş başladığında bir yerlere takılıp durması zordur! Fikir ve haber namusu entelektüelliğin başlıca göstergesi sayılsa da ahlaken düşmenin dibi yoktu. Aynı günlerde Yandaş Medyanın lokomotifi, FG Cemaati’nin sözcüsü Zaman’ın birinci sayfasındaki metnin başlığında, “Medyada gözaltı tartışması: Yargı sürecini beklemeden zanlıları suçsuz ilan etmek doğru değil” cümlesi vardı (Zaman, 5 Mart 2011).

***

Ergenekon’dan 15 Temmuz’a

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Ergenekon operasyonu ve davası, Pentagon’un da desteğiyle siyasal İslam’ın sivil bürokrasi ve yargıdan sonra orduyu da ele geçirme dönüştürme operasyonuydu. Tasfiye operasyonu başarıya ulaştıktan sonra rakip kalmayınca, İslamcı ortaklar birbirlerine düştüler. Birbirlerini yokladıkları öncü muharebelerin ardından hırsızlık yolsuzluk dosyalarının ortalığa saçıldığı 17/25 Aralık 2013 ertesinde topyekûn boğazlaşmaya başladılar. Bu vesileyle görüldü ki, meğer sırt sırta verdikleri dönemde bile birbirleri hakkında cephane biriktirmişler. Görüldü ki, dini duyguları istismar etmeye dayalı İslamcı siyaset de o denli ikiyüzlü, oportünist, entrikacı, hilekâr, ilkesiz ve sermaye birikimcisidir. Daha acısı, hukuk hiç umurunda değildir.

İslamcı siyasetin doğası gereği hukuku hiç umursamadığı Ergenekon sürecinde en çıplak haliyle görüldü. Operasyon ve dava, İslamcı ortaklar tarafından hukuk cellatlarına ihale edildi. Sadece darbe dönemlerinde rastlanabilecek hoyratlıkla sabahın köründe insanların evleri basıldı, sahte deliller üretildi, derin devletle yan yana getirilemeyecek muhalifler de suçlandı. Fırsat bu fırsat, ordu içindeki alevi kökenli askerler de operasyona kurban edildi, birçoğu intiharı tercih etti. Sorgulamalarda ve yargılamalarda ülkenin kanlı geçmişi, faili meçhul cinayetler ve katliamlar hiç sorgulanmadı. Bu hakikate karşın Yandaş Medya, yargılamaları “Ülkenin bağırsaklarının temizlenmesi” olarak propaganda etti. Nihayet İslamcı iktidar ortakları birbirlerinin gırtlağına sarıldıklarında, yeni ittifaklar gündeme geldi. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın kararlarıyla Ergenekon ve Balyoz davaları düşürüldü. Peşinden, FG Cemaati’nin sivil kadrolarının tasfiyesine başlandı.

Polis ve sivil bürokrasideki Cemaat kadroları tasfiye edilirken Cemaat medyası nasıl da ağlamaklıydı. Operasyon haberleri ve köşe yazıları çok ama çok dokunaklıydı: Hırsızları yakalayınca böyle oldu. Rezalar dışarıda yakalayan polisler içerde. Haram lokma yemediler, kanunsuz iş yapmadılar, algı operasyonuna maruz kaldılar. Türkiye evrensel hukuktan uzaklaşıyor. Gözaltındaki polislere insanlık dışı muamele ediliyor. Oruçlu polislerin sorgusu sırasında lahmacun ziyafeti çekiliyor. Mahkeme kararı olmadan insanlar suçlu ilan ediliyor...

Bu satırların yazarı bu dokunaklı haber ve yorumları her okuyuşunda biraz önce aktardığı manşetleri anımsadı. En güçlü en şaşmaz en gerçekçi yargıç hayatın ironisinin ne denli çarpıcı öğretici olduğunu düşündü...

Hayat devam etti. Cemaat, gırtlağına yapışan Reis’e karşı can havliyle askeri darbe girişiminde bulundu. Ancak, AK/Saray ve Reis’e karşı onca nefrete karşın, toplumda darbe isteği ve beklentisi olmadığından, kırk yıldır “altın nesil” yetiştiren Cemaat “altın vuruş” yapmakla kaldı. Devletten ayıklandığı gibi, şirketlerini, okullarını ve medyasını da yitirdi.

Şimdi artık yeni bir ittifak var. AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, eski ve yeni işsizlere, katliama dönüşen kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği için zindanlara tıkılanlara, inancından ötürü dışlanan Alevilere gayrimüslimlere, farklı cinsel kimlik sahiplerine, solculara sosyalistlere karşı yükseliyor.

Ve elbette güncel yakın tehdit olarak artık her taşın altında FETÖ aranıyor. Öyle ki, adı lazım olmayan Başbakan Yardımcısı’nın deyişiyle “yolda arabanın lastiği patlasa, FETÖ’den biliniyor”.

Etme bulma dünyası işte. En güçlü en şaşmaz en gerçekçi yargıç hayatın ironisi ne denli çarpıcı ve öğretici değil mi?

FETÖ’nün bir dönem en dokunulmaz sanılan kişileri ve makam sahiplerini titreten savcıları yargıçları firarda. Firara fırsat bulamayıp yakalanan mensuplarının nasıl yargılanacaklarını bilen bilir. Bu ülkenin dürüst namuslu demokrat solcu sosyalist insanları on yıllarca boşuna dil dökmediler, hukuk herkese lazımdır diye...

Evet evet! Hukuk herkese lazımdır. Gün gelir Başkan’a, Reis’e, Başbakan’a, muktediri muhalifi her siyasetçiye, yandaşı liberali medya esnafına da lazım olur!

 NOT: Çağdaş Gazeteciler Dernegi Bursa Şubesi'nin yayın organı Çağdaş'ın Eylül 2016 tarihli 17'nci sayısında yayımlanmıştır

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Beyaz Saray'da Görücüye Çıkan Sarışın Güzel Kadın
    Amerikalıla bile, Sarışın Güzel Kadın’ın Saksafoncu Clinton’ı etkileme olasılığından korkuyordu. --Daha önce uzun yıllar Amerika’da yaşayan Çiller, Başbakan sıfatıyla yapacağı ilk ABD ziyaretine büyük önem veriyordu..Ziyaret öncesinde medya camiasında Çiller’in…
  2. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı-2
    “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikil anlaşmalarla açılıp Amerika’ya uzanan dikenli aşk yollarında nice siyasal liderler ve İslamcı inanç önderlerinin gelip geçtiğinden söz ediyorduk. Önceki yazıda Adnan Menderes ve Fatin…
  3. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı
    Menderes, Bayar ve Zorlu’nun Amerikan uşaklığını vatanseverlik olarak propaganda ettikleri yıllar, kapitalist blok ile sosyalist blok arasında Soğuk Savaş yıllarıydı. İki blok arasındaki Psikolojik Savaş’ın en çetin ideolojik muharebesi dini inanç cephesinde…
  4. Maganda politik
    Maganda politik
    20 Eylül 2018
    Bir dünya şampiyonluğu haberiydi. Haber, gazete sayfalarında “Türkiye maganda liginde şampiyon”, “Türkiye 'dünya maganda ligi'nde zirvede” başlıklarıyla yankılanmıştı (4 Ocak 2006 tarihli gazeteler). Habere göre, ABD’de kurulu Ateşli Silahlardan Korunma Merkezi Ajansı bir…
  5. Oyum Tayyip'e!
    Oyum Tayyip'e!
    20 Haziran 2018
    Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermek düşüncesindeyim. “Neden? Yeni mi aklın başına geldi?” diye sorarsanız. Evet! Çok şükür, nihayet aklım başıma geldi, Tayyip’e oy vermek istiyorum! Her…
  6. Seçimler, Sosyalistler ve HDP
    24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir. Belirtmeye gerek yok,…
  7. Vicdan yoksulu siyaset ve yargı
    Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti. Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü eleştirirken,“Türk…
  8. Türklük Sözleşmesinin güncel krizi
     Barış Akademisyenleri Bildirisi’ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye’nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık’, ‘Osmanlılık Sözleşmesi’, ‘Müslümanlık’, ‘Müslümanlık…
  9. Kürt rüyası
    Kürt rüyası
    19 Mart 2018
    Kelt Rüyası’nı okurken bir an, Kürt coğrafyasında 90 yıldır terennüm edilen bir ağıtın dizeleri aklıma geldi: “Süngü uçlarında donakalmış, bebelerin son bakışları.” Yanı sıra, 30 yıl önce Halepçe katliamında elma kokulu bebeğine…
  10. Şehidimiz fakirdendi..
    Şehidimiz fakirdendi..
    14 Şubat 2018
    Savaş, mülk sahiplerinin hırsızlık ve talanla biriktirdikleri mülklerini korumak ve arttırmak için birbirlerinin gırtlağına sarılmaları ve bu uğurda mülksüzleri birbirlerini öldürmeye göndermelerinin ekonomisi ve siyasetidir. Saldırı karşısında evini, köyünü, kentini,…
  11. Afrin Afrin
    Afrin Afrin
    5 Şubat 2018
    “Yerli ve milli” savaş teknolojisi “akıllı mühimmatlar”, “terörist” ile sivil halkı kılı kırk yararcasına ayırt edecek derecede gelişmiş olmalı! Harekâtta yüzlerce sivilin katledildiğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörist” diye…
  12. Diyanet'in çocuk gelinleri ve dinden özgürleşmek
    Diyanet’e göre, bulûğ, kişinin yetişkin insan statüsü kazanmasıdır; kızın adet görmesi, gebe kalabilme, erkeğin de baba olabilme çağına ulaşması demektir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar…
  13. İç Savaş fermanına karşı direnme hakkı
    İç savaş söylemi iktidar partisinin örgütüne öyle sinmiş ki, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde bir yerel parti yöneticisi örgütüne “referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!” diye talimat vermişti.…
  14. Tayyip Erdoğan'ın Filistin şovu
    Erdoğan ve İslam coğrafyasındaki yol arkadaşları şov yapmanın ötesinde kararlı şekilde Filistin’e sahip çıkmazlar. Kendi halklarına kötü örnek olmasın diye seküler Filistin hareketlerini zayıflatmak için Filistin’de İslamcı hareketleri teşvik ettiler. Bunun…
  15. Delilsiz Hükümlerle Asılanlar
    İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma…
  16. Hızlandırılmış zabit eğitimi reformu
    Gurur duydum, bir teğmenin bu kadar kısa sürede yetişmesini sağlayan eğitim inkılabını başarmış olmamızdan. En kalbi duygularla alkışladım Başkomutanımızı, bu mucizevi reformu hayata geçirmesinden dolayı. Kim bilir Amerikalısı Fransız’ı Rus’u…
  17. Fahişeler ve gazeteciler
    Fahişeler ve gazeteciler
    29 Kasım 2017
    Fahişelik denilince tarihteki ilk meslek olduğu söylenir ve akla hep belirli bir cinsiyet gelir. İnsan türünün sınıflara ayrışmasından bu yana baskı altında olan kadının cinsiyetinden üretilmiş bu kavram hiç de…
  18. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  19. Devrimlerin Devrimi
    Devrimlerin Devrimi
    9 Kasım 2017
    İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma…
  20. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  21. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  22. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  23. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  24. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  25. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  26. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  27. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  28. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  29. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  30. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  31. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  32. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  33. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  34. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  35.    Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?
    Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Referandum tarihi…
  36. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  37. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  38. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  39. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  40. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  41. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  42. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  43. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  44. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  45. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  46. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  47. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  48. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  49. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  50. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  51. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  52. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  53. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  54. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  55. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  56. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  57. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  58. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  59. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  60. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  61. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  62. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  63. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  64. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…
  65. Çetin Altan nasıl biriydi?
    Çetin Altan, 12 Mart 1971 darbesi döneminde hapse atılınca uyandırmayı bırakıp kendisi “uyandı”. Kendisi uyandıktan sonra ilk olarak halkı defterinden sildi; neo-liberalizm devrinde ise işçi sınıfını da tarihin mezarlığına gömdü…
  66. Müslümanlar hangi partiye oy vermeli?
    “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Kadınlar, 58)Sandık başına gittiğinizde, emaneti ehline verebilecek misiniz, insanlar arasında adaletle hükmedecek bir hükümeti iş başına…
  67. Davutoğlu ile IŞİD arasındaki derece farkı
    Başbakan Ahmet Davutoğlu katliamın IŞİD tarafından gerçekleştirildiğini açık açık söylemekte zorlanıyor. Herhalde bilinçaltında, çok değil bir yıl önceye kadar IŞİD’i ‘terör örgütü’ olarak değil, öfke birikiminin eseri “tehdit” diye tanımlayarak…
  68. Öldürmeyi iyi biliyor.. Sesi de çok yüksek çıkıyor..
    “Sesin çok yüksek çıkıyor. Suçluluk psikolojisinin gereğidir. Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum” diyerek İsrail liderini azarlayınca, idrak yoksulu kölelerince bir kere daha tanrı…
  69. Ne mutlu Şeytan taşlama şehitlerine!
    Türkiye Cumhurreisi Recep Tayyip Beyefendi, Suudi Arabistan’ın Hac hizmetinde başarılı olduğunu ifade ederek, “Hac organizasyonunda sıkıntı olduğu gibi yaklaşımları, saldırgan davranışları doğru bulmuyorum.. Dünyanın her yerindeki organizasyonlarda böyle şeyler oluyor.”…
  70. Haydi Bismillah!
    Haydi Bismillah!
    1 Ekim 2015
    İbnü’l Sallama’nın diyeceği odur ki, mesele şeytanî düzenin ak bekçilerinin bismillah çekip çekememeleri değil, bismillah çektiklerinde peşlerine düşen, bir daha bir daha düşmeye hazır, mabat kılı olmayı onur sayacak kertede…
  71. 'İntihar celladı'nı durduralım!
    Saray zorbası siyaset kovasını “şehit” ve “ölü ele geçirilen” kanıyla doldururken, suç ortağı siyaset aktörlerinin ve kanaat önderlerinin gündelik dili hızla şiddet diline evriliyor. Milliyetçi faşistler Türk/Kürt savaşından, ümmetçi faşistler…
  72. Yurtta din istismarı Cihanda din istismarı
     İbnü’l Sallama Hükümran Efendi’ye VEKÂLETEN, Ya eyyühellezine âmenû, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi, Endonezya ziyareti sırasında Müslüman kisvesi altında nefret uyandıranlara karşı mü’minleri uyarmış. Kimi Müslümanların sırf mezhep farklılığından dolayı…
  73. 'Türkiye PKK'ye silah temin etmeli!'
    (Önerinin sahibi ve anlamı için yazının tamamı okunmalıdır.) --İlerde savaş suçuyla sanık sandalyesine oturtulması muhtemel “sivil” cunta, iktidarı tümüyle yitirmemek için Türkiye’yi düşük yoğunluklu iç savaşa götürüyor, her milliyet ve…
  74. Halklara açılan savaşa hayır!
    Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran’da seçim sandığında suya gömülen Şam’da zafer namazı ve başkanlık projesini Suriye bataklığında canlandırma -olabilirse Kasım 2015 tekrar seçiminde ete kemiğe büründürme- hayali bir haftada ülkeyi ne…
  75. 'Satılmış Gazeteciler'
    'Satılmış Gazeteciler'
    18 Temmuz 2015
    Kitabın Önsöz’ünden: “bir ajanlar ordusu Alman medyasında para kazanmaktadır. Onların bir görevi de siyasetteki ve medyadaki elitlerin Rusya ile düşünsel blok oluşturmalarına engel olmak ve Amerikan yanlısı rotayı muhafaza etmektir..…
  76. Sultan Tayyip düşerken içeride ve dışarıda savaşa hayır
    Tarihsel deneyimlerin ışığında Erdoğan da biliyor ki, diktatörler yitirmek üzere oldukları iktidarlarını sürdürmek için dış maceraya girişirler. Erdoğan da bu bilinçle, ipleri elinden kaçırmamak için becerebilirse orduyu Suriye’ye sokmaya çalışıyor..…
  77. Barzani devletine evet de Rojava Kantonuna mı Hayır?
    RTE seçimde suya gömülen başkanlık hayalini Suriye bataklığında canlandırmak için gözünü karartmış görünüyor. Bunun için de iğrenç bir demagojiyi seslendiriyor, Suriye’nin kuzeyinde devlet oluşumuna bedeli ne olursa olsun göz yummayacaklarını…
  78. Demirel'i  Nasıl bilirdim?
    Demirel'i Nasıl bilirdim?
    19 Haziran 2015
    'ÇORUMU BIRAKIN, FATSAYA BAKIN' --Gazeteciler katledilirken Demirel “Onlar gazeteci kılığına girmiş militanlar, birbirlerini öldürüyorlar” diyordu ki, bugün hapse attırdığı gazeteciler için “Onlar gazetecilik faaliyetinden tutuklanmadılar” diye takla atan muktedir ilhamını…
  79. Sermaye hükümet, Erdoğan çıkış yolu arıyor
    HDP’ye giden muhafazakâr Kürt seçmenleri geri döndürmek için HDP’yi ve PKK’yi terör ortamına çekmek. Son aylarda ve haftalarda Hizbullah ve HÜDAPAR merkezli provokasyonların dindar Kürtleri AKP’ye geri döndürme amaçlı olduğu…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…