İstanbul Sözleşmesi AKP’de ve Erdoğan ailesinde çatlak yarattı

3 Ağustos 2020
İstanbul Sözleşmesi AKP’de ve Erdoğan ailesinde çatlak yarattı

Bir süredir AKP’nin hedefinde olan kadına yönelik şiddetle mücadelenin önemli belgelerinden olan İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin yaşanan tartışmalar devam ediyor. Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın yönetim kurulunda olduğu KADEM’den “İstanbul Sözleşmesi kaldırılmasın” yönünde net tavır gelirken, AKP’li bir kadın vekilden daha sözleşmeyi destekleyen bir açıklama geldi.

Hükümetten bazı isimlerin son zamanlarda İstanbul Sözleşmesi’ni hedef alan açıklamalar yapması ve AKP’li Numan Kurtulmuş’un "Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır” yönündeki ifadelerinin ardından AKP içinde İstanbul Sözleşmesi çatlağı yaşanıyor. Kurtulmuş’a ilk tepki ise kendi partisinden AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’den geldi. Zengin, "Türkiye’de bir grup bütün kötülüklerin anası olarak İstanbul Sözleşmesini görüyor." diyerek isim vermeden Kurtulmuş’u eleştirmişti.

Erdoğan ailesinde İstanbul Sözleşmesi çatlağı

Sümeyye Erdoğan'ın yönetiminde olduğu KADEM İstanbul Sözleşmesini amasız fakatsız desteklerken  Bilal Erdoğan'ın yönetiminde olduğu TÜGVA ise çekiliyoruz diyerek geri adım attı.  İstanbul Sözleşmesi'nde rahatsız edici bazı konular olduğunun ifade edildiği Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) açıklamasında, "İstanbul Sözleşmesi'ni tek cümleyle özetlemek gerekirse: Bir taraftan kadına karşı şiddetin engellenmesi istenirken, diğer taraftan kadın ve erkek dışındaki cinsel yönelimlere atıfta bulunulmuş oluyor." denildi.

TÜGVA'nın söz konusu açıklamasında İstanbul Sözleşmesi'nden çekilerek toplumsal sorunu çözecek yeni çalışmaların yapılması gerektiği kaydedildi. TÜGVA'nın İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin yapmış olduğu açıklamanın bir bölümü şu şekilde:

"Kadının korunması için hazırlanmış fakat bu noktada etkili olmadığı açıkça görülen bir sözleşmede ısrar etmenin topluma hiçbir katkısı olmayacaktır. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilerek toplumsal sorunu çözecek yeni çalışmalar yapılmalıdır. Bu konuda atılacak adımları destekleyeceğimizi, toplumun değer yargılarını göz önünde bulunduran düzenlemelerin yanında olacağımızı ifade etmek isteriz." 

'İstanbul Sözleşmesi'ni çöpe atmalı!'

Öte yandan, iktidara yakın Yenişafak gazetesinin yazarı Yusuf Kaplan, AKP Genel Başkanı ve CB Tayyip Erdoğan'a İstanbul Sözleşmesi konusunda uyarılarda bulundu. Erdoğan'ın bu sözleşmeyi derhal çöpe atması gerektiğini savunan Kaplan şunları yazdı:

Şunu bilelim: Bu toplumu, son iki asır o büyük yok oluş mevsiminde aile ayakta tuttu. Aileyi de güçlü, sarsılmaz akîde. Akîde çökerse, aile çöker. Aile çökerse toplum ayakta duramaz. Toplum çökerse ülke silinir gider tarihten -Allah muhafaza! Bir yanlışlık var, bir yerde büyük bir yanlışlık yapılıyor: Aile çöküyor! Uygulanan politikalar çok yanlış bu konuda. Müslüman, muhafazakâr bir partinin iktidarında ailenin çökmesi olacak iş değil, bunun vebali var! Bu ülke kadına cinayeti önleyecek yasa yapmaktan âciz mi, yapmayın Allah aşkına! Erdoğan, İstanbul Sözleşmesi’ni çöpe atmalı, bizim insanı yücelten asil medeniyet değerlerimize dayalı, dünyaya da model olabilecek kadına cinayeti, şiddeti önleyecek örnek bir yasa yapılması talimatı vermeli! Eğer İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırıp çöpe atmazsa, sonunu hazırlamış olur iktidar!"

AKP’li kadın vekil Kalsın: İstanbul Sözleşmesi'nin toplumu bozduğunu söylemek akla ziyan bir tutum

KADEM’in ardından AKP İstanbul Milletvekili Canan Kalsın da "Amacı şiddet uygulananı şiddetten korumak olan bir sözleşmenin toplumu bozduğunu söylemek akla ziyan bir tutum ve düşüncedir" açıklamasında bulundu.

“İstanbul Sözleşmesi’nden çıkalım diye yüksek sesle bağıranlar, öldürülen kadınlar, çocuklar için ne yapmayı düşünüyor?” diye soran Kalsın, şu ifadeleri kullandı:

“Şiddet bütün dünyayı saran ve sarsan bir hastalığa dönüşmüşken ‘aileye polis gelirse o aile artık aile olur mu?’ diyenler, kol kırılır yen içinde kalır diye mi düşünüyor? 28 Şubat döneminde sınıflarından çıkarılan, okuması engellenen, mesleğini yıllarca yapamayan gözü yaşlı kadınların sorunlarını çözen iktidara, sözleşmenin bahane edilerek saldırı kiti haline dönüştürülmesini nasıl izah edeceğiz?" 

Canan Kalsın, İstanbul Sözleşmesi’nin yüzde 100 yerli bir sözleşme olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"İstanbul Sözleşmesi ile Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’ndan önceki kanun, fail fiili işleyene kadar önleyici ve koruyucu bir tedbir içermiyordu. Yararlanmak için yaralanmanız, zarar görmeniz ya da ne yazık ki ölmeniz gerekiyordu. Bu sözleşme yüzde 100 Türk bir sözleşmedir. Amacı kuvvetliye karşı kuvvetsizi korumaktır.”

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…