Covid-19 Pandemisinin Çocuklara Yıkıcı Etkileri

20 Mayıs 2020
Covid-19 Pandemisinin Çocuklara Yıkıcı Etkileri

Unesco’nun raporuna göre, 1.5 milyardan fazla çocuk okula gitmiyor. Salgın kaynaklı iş kayıplarının ve ekonomik güvencesizliğin çocuk işçi sayısını, cinsel istismarı, ergenlikte hamilelik riskini ve zorla evlendirilen çocuk oranını artıracağı düşünülüyor.

İnsan Hakları İzleme Derneği, Covid-19’un çocuklara etkisine dair bir rapor yayımladı. Rapora göre, her ne kadar hastalığın kendisi çocukları çok ağır etkilemese de salgına bağlı sağlık krizinin toplumsal etkileri çocuklar açısından oldukça yıkıcı.

Dünyada öğrencilerin %91’inden fazlası şu anda okula gitmiyor. Kriz, ülkelerin acil duruma, çocuklar için internete erişim ve eğitim materyalleri açısından çok farklı düzeylerde hazır olduklarını gösteriyor. Online eğitim platformlarına odaklanılsa da devlet okullarının çoğu bunları kullanabilecek durumda değil veya online eğitim verecek teknolojiye veya ekipmana sahip değil. Dünyanın yarısının ise internet erişimi yok.

Unesco’nun raporuna göre, 1.5 milyardan fazla çocuk okula gitmiyor. Salgın kaynaklı iş kayıplarının ve ekonomik güvencesizliğin çocuk işçi sayısını, cinsel istismarı, ergenlikte hamilelik riskini ve zorla evlendirilen çocuk oranını artıracağı düşünülüyor. Bilhassa karantina ve tecrit altındaki ailelerin yaşadığı stres ise ev içi şiddeti artırıyor. Covid-19’a bağlı ölümler arttıkça pek çok çocuğun yetim veya öksüz kalacağı, dolayısıyla istismara daha açık hale geleceği düşünülüyor.

İnsan Hakları İzleme Derneği çocuk hakları biriminin başkanı Jo Becker, “COVID-19 krizinin çocuklar açısından ortaya attığı riskler muazzam boyutlarda” diyor. “Hükümetlerin pandemi esnasında çocukları korumak için acilen bir adım atması gerekiyor.”

Pek çok çocuk için Covid-19 krizi eğitim haklarının kısıtlanması veya askıya alınması anlamına geliyor. Dünyada öğrencilerin %91’inden fazlası şu anda okula gitmiyor. Kriz, ülkelerin acil duruma, çocuklar için internete erişim ve eğitim materyalleri açısından çok farklı düzeylerde hazır olduklarını gösteriyor. Online eğitim platformlarına odaklanılsa da devlet okullarının çoğu bunları kullanabilecek durumda değil veya online eğitim verecek teknolojiye veya ekipmana sahip değil. Dünyanın yarısının ise internet erişimi yok.

Bunların yanı sıra, Covid-19 kriziyle bağlantılı stres -iş kaybı, tecrit, izolasyon ve sağlık ve maddi duruma ilişkin kaygılar- ev içi şiddet riskini artırıyor. Birleşmiş Milletler genel sekreteri, Covid-19’a bağlı ev içi şiddet oranlarının küresel olarak “korkunç düzeyde” arttığını belirtti.

Ayrıca ıslahevlerinde milyonlarca çocuk mahkum var. Bu tesislerde ve yetimhanelerde çocuklar genelde diğer çocuklarla yakın ortamlarda kalıyor, su ve temizliğe erişimleri de kısıtlı. Bu da Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklar açısından riskli bir ortam oluşturuyor.

Uzmanlar, Covid-19’a bağlı ölüm oranlarının 10 ila 40 milyona yükselebileceğini belirtiyor. Bu durumda pek çok çocuk, ebeveynlerini veya bakımlarını sağlayan kişileri kaybedecek. Bu öksüz veya yetim kalan çocuklar çocuk ticareti ve diğer istismarlar karşısında daha büyük risk altında olacak. Böyle durumlarda yaşça daha büyük olan çocukların kardeşlerine bakmak için okulu bıraktığı da yaygın olarak görülür.

Covid-19’un sebebiyet verdiği ekonomik gerilemenin ve küresel iş kaybının çocuk işçi ve çocukların zorla evlendirilmesini artırması da muhtemel. Küresel olarak 152 milyon çocuk Covid-19 krizinden önce halihazırda çalışıyordu. Araştırmalar, çocuk işçi sayısında görülen artışların ailelerin yaşadığı hastalık, engel veya iş kaybı gibi mali krizlerle bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Covid-19 krizi, aynı zamanda, online çocuk istismarını da artırıyor. Europol, yasa koyucuların “çocuk istismarı içeren materyallere erişim sağlamak isteyenlerin online etkinliklerini artırdığını” raporladığını belirtti. Çocuklar da okullar kapandığından bilgisayar başında daha çok zaman geçiriyor. Tecrit dolayısıyla yaşadıkları kaygı ve yalnızlık da onları online istismarcılar karşısında daha hassas bir durumda bırakıyor.

Ayrıca ıslahevlerinde milyonlarca çocuk mahkum var. Bu tesislerde ve yetimhanelerde çocuklar genelde diğer çocuklarla sosyal mesafenin korunmadığı ortamlarda kalıyor, su ve temizliğe erişimleri de kısıtlı. Bu da Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklar açısından riskli bir ortam oluşturuyor. Bu tesislerde sağlık hizmetlerine erişim de oldukça kısıtlı.

Buna benzer şekilde milyonlarda göçmen, sığınmacı veya kendi ülkelerinde yer değiştirmek durumunda kalan çocuk, aşırı kalabalık kamplarda ve benzer mekanlarda kalıyor. Buralarda hastalık karşısında gereken önlemleri almak neredeyse imkansız.

Covid-19 küresel olarak ülkelerin sağlık sistemlerini zorladığından pek çok çocuk aşı olamıyor ve diğer temel bakım hizmetlerini alamıyor. Batı Afrika’da 2014-2015 Ebola krizinde yine bu sebepten genel sağlık hizmetlerine erişim kısıtlandığından, sıtma, HIV/AIDS, tüberküloza bağlı ölümler çocuklarda da artış göstermişti.

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…