Kıvılcımlı Üzerine

Selçuk Ş. POLAT

16 Mart 2020
Kıvılcımlı Üzerine

H. Kıvılcımlı, sosyalist geçmişimizin yüz akı, Şefik Hüsnü, Fuat Baraner, Mihri Belli gibi devrimci özellikleriyle her zaman bize örnek olmuştur. Fakat sosyalist hareketin teorik ve örgütsel sorunlarının çözümünde aynı başarıyı gösterememiştir.

Bu açıdan gerekli olan, onun teorik görüşlerinin genel bir eleştirisini içermiyor buradaki çalışmam. Buradaki yazımda sadece, AVRUPA’DA VE TÜRKİYE’DE DEMOKRATİK ULUS VE GEÇ KALMIŞ ULUSLAŞMA adlı kitabımın konusuna bağlı olarak ele aldığım Demokrasi,  Demokratik Devrim vb. konularında, Kıvılcımlı’nın DEVRİM ZORLAMASI DEMOKRATİK ZORTLAMA adlı kitabındaki görüşlerinin eleştirisi bulunmaktadır.*

Önce Üslup:

ÜSLUP 

Kıvılcımlı’nın üslubunu dört başlık altında ele alabiliriz.  

1- Eksantrik yani anlaşılmaz tanımlardan oluşmaktadır: Zortlama, bu maddecil krah,  hurufiyyunluk, atlayış konağı, "maşrık'ı âzam" kesilmemiştir, Endüstri şövalyeliği, ‘beş vakit namazında müttakî sosyalist’,  “…müshil gibi tesir eden ‘alman çorbası”, atlayış konağı vb. vb. gibi.

Bir örnek: “Şef kalitesinin taktik eksikliğine ideolojik silah yetmez’  ‘sınıf karakterinin ideolojik eksikliğini pratik silah kaldırmaz.” (YENİ SOSYALİSTLERİ ELEŞTİRİYE ALIŞTIRMALI adlı bölümden)

2- Kategorileştiştirme, küçümseme ve hiyerarşi:  Kıvılcımlı 1969-70 yılında sosyalist grupları aşağıdaki gibi kategorize etmiş.

“1- Eneski Sosyalistler: bunlardan adı kalanlar Dr. Şefik Hüsnü Değmer ile Dr. Hikmet Kıvılcımlı oldu. 2- Eski sosyalistler: bunlardan gene adı kalanlar şair Nâzım Hikmet Ran ile rahmetli Reşat Fuat Baraner oldu.” … “3- Yeni Sosyalistler: bunlardan Türkiye’de yaşayıp duyulanlar arasında Mihri Belli ile Mehmet Ali Aybar’lar anılabilir. 4- Enyeni sosyalistler: bunlardan en "serbest güreşen" lerden Vahap Erdoğdu ile Doğu Perinçek'ler anılabilir.” (Sf. 2-4)

Zaten yazar, şemalaştırma yaptığını YENİ SOSYALİSTLERİ ELEŞTİRİYE ALIŞTIRMALI başlıklı bölümde itiraf ediyor:

“elbet mekanik bir "kuşaklar çelişkisi" deyimi ile Türkiye sosyalizminin bütün problemlerini çerçevelemek istemedik. Maksadımız kuşaklar örneği ile sosyalizmin pratik ve teorik aksaklıklarını az çok toptan şemalaştırmaktır.(abç)”

3- Öfke ve komut:

Kıvılcımlı’nın öfkesini ve direktiflerini hemen hemen her satırında görebilirsiniz. Yukarıdaki anlaşılmaz ve sınıflandırma yapılan örnekler de gördüğümüz gibi aşağıdaki örnekte de söylenmek istenenler doğru bile olsa, üslubundaki her üç tarzı bir arada okuyabiliyoruz:

“Strateji çizmek: a) Aklına esenin işi değildir. Partice çizilir. b) Soyut Kavram, Slogan atmak değildir. Somut Pratik Program ister. c) "Formül ezberciliği" devrimci güçsüzlüğün belgesidir. Kırk yıl sonra Türkiye'de ne yapılıyor? "Gelin kapı arkasında baltayı buluyor"olsa hiç kınamayacağız. Hiç kimsenin görmediği ve bilmediği bir Strateji baltası keşif ve icat edildiği kendine göre velvelelice ortaya atılıyor.”( STRATEJİDEN VE TAKTİKTEN SÖZ ETMENİN YOLU adlı bölümden)

4- Teorik eksiklikten doğan genel tanımlarla eleştiri:

Kıvılcımlı karşı çıktığı görüşleri somut örnekler ve teorik analizler yaparak kritik etme ve bizlere bu konuda aydınlatıcı olma yerine, bu çalışmasında genel doğruları tekrarlamaya yer vererek tartışmanın geliştirici silahından bizi mahrum bırakıyor:

“Karagöz gibi "yıktın, viran ettin perdeyi... " ABA'cılar Türkiye Halkını ve İşçi Sınıfını bu mavallarla oyalayıp politika moralinde sıfıra indiriyorlardı. Proletaryanın bilinçli elemanlarını" ve Devrimci Gençliği TİP'ten soğutarak, Karayüzlü Komandolara elsiz, ayaksız, "kafadan gayrımüsellâh" bırakıyorlardı”("TEPEDEN İNME" ALERJİSİ: ÇOK YÖNLÜ MÜCADELEDEN KAÇMADIR adlı bölümden)

“Türkiye solunda, bir yılı aşkın zamandır, birbirine paralel iki olay suyun yüzüne çıktı: 1- TİP içinde patlama, ABA'cıların Tekerlenmesi. 2- TİP dışında Millî Demokratik Devrim "Stratejisi" yahut Tekerlemesi. Sonra bu iki olay birbirine girdi.”   (Aynı bölümden)

Kıvılcımın tartışma üslubunun ana karakterleri bunlar.

Şimdi de Kıvılcımlı’nın görüşlerine bakalım.

TEORİK İÇERİK

Yazarımız,  bir tespit yapıyor:

“Türkiye ekonomi ve politikası 1925'ten beri şirketlerin (finans-kapitalin-abç) tekeline teslim edildi. Kırk bin traktör, yüz bin oto, benzin istasyonları türkiye'nin amerikan mandalığına geçiş merasimi oldu.” (FİNANS KAPİTAL DEREBEYLİĞİ Bölümünden)

Türkiye ekonomisinde 1925 den bu yana finans kapitalin hâkim olduğunu söylemek ve bu konuda bize hiçbir argüman sunmamak sanırım oldukça vahim bir hata. Lenin’in bu konudaki tespitine sanırım hepimiz katılıyoruzdur:

“gerçekte, sanayi sermayesi haline dönüşen bu banka sermayesine –yani nakdi sermayeye-‘mali sermaye’,( “finance capital”) diyorum. Kısacası ‘mali sermaye’ , bankaların çekip çevirdiği, sanayicilerin kullandığı bir sermaye oluyor”( V.İ.Lenin, Emperyalizm Kapitalizmin En yüksek Aşaması, sol yayınları, sf. 57)

Pekâlâ, 1925 lerden itibaren, hatta 1950’lere kadar “bankaların çekip çevirdiği, sanayicilerin kullandığı bir sermaye” den bahsedebilir miyiz? Sanayileşme açısından 1925’ler Türkiye’sine baktığımızda sanayinin esas olarak İstanbul ve İzmir’de yoğunlaştığını ve bunların da genel olarak dış sermayelere bağlı işletmeler olduğunu ve devlete ait bankaları dikkate almadığımızda ilk banka kuruluşunun 1948 yılında Sabancılara ait AKBANK olduğunu görüyoruz. Devamında palazlanan Koç grubunun 1986’da Amerikan express company girişimi takip ediyor. Dolayısıyla ülkemizde 1940-1950 yılı öncesi finans kapital oluşumu yani ‘bankaların çekip çevirdiği, sanayicilerin kullandığı bir sermaye’ sınıfı yoktur.

Sonuçta bu bilgiler ışığında; 1925 yılı ve sonrasında mali oligarşiden yani Finans-Kapital’den bahsetmek tamamen ezbercilikten başka bir şey değil.

Şimdi de, son yüzyıldır sosyalist hareketin başına musallat olan keskinlik, hızlılık ve demokratik değerlerin küçümsenmesi kuramı:

TEORİYİ HERKES Mİ, PARTİ Mİ YAPAR? Bölümünde Kıvılcımlı şöyle demiş:

“nitekim en devce ‘devrim çizisi’ni çizmiş bulunan büyük usta devrimciler de, çizilerini parti yörüngesine oturtmakla somutlaştırmış ve gerçekleştirmiştirlerTeorik yaratışta, hiçbir proleterin ciddiye alamadığı küçükburjuva "egalitarizmine" (sözde eşitçilliğe) ve burjuva demokrasisine metelik vermemiştirler (abç).”

Buradaki önemli cümle ‘… hiçbir proleterin… burjuva demokrasisine metelik vermemiştirler’ tespitidir. Bu tespit ne yazık ki Lenin sonrası dönemin temel yanılgısı ve hastalığıdır. Eğer toplum burjuva demokrasi sürecini tam anlamıyla yaşayamamış yani feodalizmin ekonomik (alt yapı) ve ideoloji k(üst yapı) ortamını soluyorsa, dikta yönetimi onun için doğal ve kaçınılmaz olandır. Dolayısıyla toplumların demokrasi sürecini yaşamaları hayati bir önem göstermektedir. İşte bunun için Marx, devrimi İngiltere’de bekliyor, işte bunun için Lenin, demokrasi mücadelesi yürütülmeden sosyalizmin kurulamayacağını haykırıyor.

Sorun ise; Burjuvazinin devrimci özelliklerini koruduğu bir dönemde geliştirdiği değerleri yani akılcılık, deney, test, inceleme, kültürel birikim, özgürlük, kardeşlik, eşitlik, seküler yaşam, insan hakları, evrensellik vb. zenginlikleri, burjuvazinin yine tarihsel olarak gericileştiği dönemde terk ettiği ve bu değerlerin içini boşalttığı bir aşamada, proletaryanın bu değerleri savunup koruyup ve geliştirmesi gerektiği gerçeğidir. İşte bu gerçeği görmezden gelenler son yüz yıldır komünizmi temsil etmekte ve yönlendirmektedirler.

Onun içindir ki sert bakışlar, sekter davranışlar, ahkâm kesmeler, yanılmazlık ve burundan kıl aldırmamazlıklar, tek adam yönetimleri ve diktalar, onun içindir ki proletaryanın iktidarının çatır çatır yıkılışı, siyasi kabızlık ve çözümsüzlükler, ilişkilerde iniş çıkışlar, yalpalamalar, örgütsel birliklerin kurulamaması, devrimci lafazanlıklar. Onun içindir ki gericiler ve emperyalist faşistler bizleri yönetmektedir. Bu gerçekler sanırım sayfalarca sürer. İşte burjuva demokrasinin yani demokrasi mücadelesinin yani kitlelerin acil ve hemen çözüm bekleyen sorunlarının önemini kavramayan Kıvılcımlı, proletarya “burjuva demokrasisine metelik vermemiştir” tespitini yaparak bu kervana katılıyor. Onun içindir ki Kıvılcımlı tüm devrimci özelliklerine rağmen, hotzotcu, emredici, incitici, yanılmazcı, anlaşılmaz, eksantrik ve tekçi bir tarzı ile bize kötü bir örnek oluşturuyor.

*Bu konuda ki daha geniş bir değerlendirmeyi AVRUPA’DA VE TÜRKİYE’DE DEMOKRATİK ULUS VE GEÇ KALMIŞ ULUSLAŞMA adlı kitabımda bulabilirsiniz.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Günümüzdeki kültürel doku
    Aslında bu konu bana göre, günlük yaşamımızdaki farkında olmadan üstümüze yapışan feodal alışkanlıkların neler olduğunu konu edindiği için daha da önemlidir. Önemini öne çıkartan bir diğer konu da, vereceğim örnekler…
  2. Faşizmin yeni tarifi
    Faşizmin yeni tarifi
    2 Mart 2020
    Faşizmi tanımlayabilmek için aydınlanma süreçleriNi ele almamız gerekiyor. Aydınlanma sürecini doğal seyri içinde yaşamamış tipik dört ülkeye(Almanya-İtalya-İspanya-Portekiz) baktığımızda görüyoruz ki; kapitalist devletin yönetim biçimi özünde diktatörlük olmasına rağmen, bu biçimiyle…
  3. 2.ci 'Allahın büyük lütfu' yaklaşıyor mu?
    RAND RTE’yi uyarmış: ordu içinde orta kademelerde bir potansiyel var aman dikkat et diye! Zaten Erdoğan da bu uyarıyı almış ki gerekli çalışmalara çoktan başlamış bile .. Orduyu önce Kürtlerle…
  4. Yüzbaşı İlyas Aydın: Devrimin iyileşmeyen yarası
    Bu yazıda, eti budu belli ve bir türlü belini doğrultamayan Türkiye devrimci hareketinden sadece İlyas Aydın örneğini vererek sol içi şiddetin saflarımızda açtığı yarayı sergilemeye çalışacağım.  Yüzbaşı İlyas Aydın, 1970’lerde…
  5. Ülkemizin sosyo-ekonomik, siyasi yapısı-1
    Bir yanda sosyal bir inancı savunan Alevi kesimlerle, onların kafasını kesmeyi arzu eden İslamcı teröristler aynı apartmanlarda ikamet ediyorlar. Ülkedeki bölünmüşlük sadece ilerici-gerici ekseninde seyretmiyor. İkinci büyük bölünmüş etnisite üzerinden…
  6. Aydınların Sefaleti
    Aydınların Sefaleti
    22 Ekim 2019
    İştirakçi Hilmi’nin liderliğini yaptığı ve uğruna öldürüldüğü mücadelesine 100 yıl sonra dönüp baktığımızda acı bir gerçekle karşılaşıyoruz. Dönemi belirleyen iki hâkim sınıf partisinden biri olan Hürriyet ve İhtilaf Fırkası (H.İ.F.)…
  7. Kitleleri birleştiren iki güç: Demirtaş ve İmamoğlu
    Diktatörlüğe karşı olan bizler, bu iki liderin eksiklik ve kurumsal pozisyonlarını abartmadan, onların aidiyetlerini, ‘aşil topuklarını’ bilerek, İmamoğlu’nun ısrarlı ve ahkâm kesmeyen tavrını ve Demirtaş’ın seçimlerde izlediği ‘büyük tehlike için…
  8. Erdoğan nereye koşuyor?
    Erdoğan nereye koşuyor?
    24 Temmuz 2019
    Bu soruya doğru cevabı verebilirsek sanırım iktidarın geleceğini de az çok tahmin edebileceğiz. Erdoğan iktidarı, ekonomik kriziyle, siyasi alandaki terör severliğiyle, ideolojik düzeyde ortaçağ zihniyetiyle ve de örgütsel olarak her…
  9. Devrimci hareketin can alıcı sorunu
    Temel Demirer, son seçimde, boş oy atan Sibel Özbudun ve kendisinin tutumlarını açıklayan yazılarına yaptığım eleştiriye öfkeyle cevap vermiş. Öfke duygu demektir. Tartışmalarda bilgi ve mantık yerine duygular geçiyorsa, o…
  10. İmamoğlu'nun cesareti nereden geliyor?
    Niye seçime girip yasal gözükecek hileler ve atraksiyonlarla uğraşıyor ki? Kayyum atasın olsun bitsin! Demek ki bu oyunda karşılıklı güçler devrede. İşte bütün bunlar diktatörlüğümüzün Madein-NATO olduğunu gösteriyor. 23 Haziran,…
  11. CHP:  umut mu yoksa çaresizlik mi?
    CHP ve sağ tabanının gözünü açacak olan ise, ekonomik ve siyasi kriz anıdır. Özellikle Erdoğan’ın iktidarı kaybetme korkusuyla CHP’ye yönelmesi örneğin CHP’li belediyelere Kayyum ataması vb. adımları bu kitleyi devrimci…
  12. Erdoğan'ın (ve AKP'nin) krılma noktaları ve HDP
    AKP’ye diş bileyen kendi seçmenini tüm anti-Kürtçü politikalarına rağmen Millet İttifakını desteklemeye yönlendiren HDP’nin bu hamlesi, sosyalist hareketlerin çok ötesinde bir gelişmişliğe işaret ediyor. Bu bölümde esas olarak AKP yani…
  13. Bidon Kafalılar ve Chape varya Chape
    Yukardaki başlık; ezilen, horlanan ve sömürülen kitlelerin bir araya gelmemesi için yürütülen kampanyanın şifresi. “Bidon kafalılar, cahiller, göbeğini kaşıyanlar, her yeri pisletenler” vb. ajitasyonlarla halkın bir kesimi aşağılanmakta ve bu…
  14. Allahsız Müslümanlar ve İslamcı Laikler -1
    Gelinen noktada toplum giderek diyalektik ikili bir kamplaşmaya doğru akmaktadır. Bir yanda milliyetçi-ulusalcı-İslamcılar diğer yanda kadınlar, emekçiler, Aleviler, Kürtler, aydınlar, ötekileştirilenler ve demokratlar. Ülkemizdeki toplumsal ırmak ne yazık ki yüz yıldır…
  15. Devrimci ve Sosyalist kamuoyuna
    68'liler Birliği Vakfı başkanının açıklamasına cevap: Devrimcilik ülkemizde ezilen halkların yanında olmak demektir; onların haklı ve meşru isteklerini desteklemek, acılarına ortak olmak ve onlara yapılan zulüm ve katliamlara karşı durmak…
  16. Normal ve anormal insan profili
    Diktatörlerin ilk işi, yargıyı yani az-çok çalışan vicdanı söküp atmaktır. Onun yerine kendi hastalıklı, monolitik beyninin ürettiği her kararı aynen onaylayan bir vicdan mekanizmasını yani vicdansızlığı ikame ederler.  İnsanda, davranışlarını,…
  17. Ya biat ya mevt ya da ortak hareket!
    İslami kurallar acımasız ve kesindir: ya biat ya da mevt.. İşte o noktaya hızla yaklaşıyoruz! Tehlike içinde olanlar: emekçiler, çalışanlar, seküler, laik ve modern yaşamdan yana olanlar, Kürtler, Aleviler, aydınlar ve diğerleri.…
  18. R.T. Erdoğan'ın 12 Eylül'lünün sonu mu?
    Erdoğan sınıf tahlilinden uzak, çıkarlarının ona verdiği içgüdüsel pragmatizimle, İsrail'le Ortadoğu'da işbirliğine girerek ABD’yi yumuşatmayı, Bharara’ya baskı yapmasını, Rusya'dan özür dileyerek hem ekonomik iyileşmeyi hem de Suriye politikasını ABD çizgisine…
  19. Türkiye'de sağ partilerin paradigması ve AKP'nin geleceği
    Eğer ekonomik istikrar bozulur veya Ergenekon ittifakı parçalanırsa bu güçler hiç tereddüt etmeden yeni bir sağ partiye doluşmakta tereddüt etmeyeceklerdir. Demek ki aşağıdan yukarı kitlelerin Erdoğan iktidarını alaşağı edeceği bir…
  20. Enseyi karartmak yok!
    Enseyi karartmak yok!
    5 Kasım 2015
    AKP ve Erdoğan’ın sonu, İslami cumhuriyet yolunda ki telaşlı ve yanlış adımları ile kendi içlerinde ki kurtçuklar ve ekonomik kriz vasıtasıyla olacaktır. Ama bu sonu hızlandıracak, dolayısıyla, bizim ihtiyacımız olan ise,…
  21. AKP'nin düşüş eğrisi
    Anketlerde AKP’ye oy vereceklerin oranı %40 civarında gösteriliyor. Fakat aynı halk, Başkanlık sistemini, Suriye politikasını ve diğer hükümet icraatlarını %70 civarında bir oy oranıyla kabul etmiyor. Bu da onun bir…
  22.  Acıları Bal eyleyemeyen HDP'li bazı solcular
    RTE’nin anti-Kürt hamlesi, PKK’nın silahlı mücadelesinden daha çok Hükümete bakan verme vb. taktiklerle boşa çıkartılabilirdi. RTE ve AKP’ye göre HDP=PKK veya 'terörist' değil mi? 1 Kasım erken seçim Hükümetinde HDP’lilerin…
  23. 'Barış süreci' şimdi başlıyor
    Barış Blok çalışması, benzer terkibiyle ülkenin her yerinde toplanmalı ve ortak hareket imkânına kavuşmalıdır. --SAVAŞA KARŞI BARIŞ, ÖLÜME KARŞI YAŞAM başlığı altında yapılan toplantıya CHP, HDP milletvekilleri, SDP, SYKP, Halkevleri; KESK,…
  24. Var olan Sol’un iktidar olma potansiyeli ve şansı
    Türkiye de Marksist sol, esas olarak kendi geçmişiyle ve mirasıyla ilgilenmeyerek sırasıyla Sovyetler Birliği, Çin, Arnavutluk, Latin Amerika vb. kendi dışındaki güçlere yaslanarak güç olmaya çalıştı.. Nihat Ekinci’nin Diyarbakır Grup'da…
  25. Umuttan gerçeğe..
    Umuttan gerçeğe..
    7 Mayıs 2015
    1960'lı yılların başından itibaren Avrupa merkezli başlayıp tüm dünyayı kısa zamanda saracak olan anti-kapitalist içerikli etkin bir muhalefet, özellikle gençler arasında egemen olmaya başladı. İki kutuplu dünyada sosyalist deneyimlerin bir…
  26. Görünen köy: 2015 Genel Seçimi
    AKP, ekonomik veya anti-demokratik-anti-seküler bir krizle birlikte tümden buhar olacaktır. Fakat her koşul da iktidarı bırakmayacaktır. Bu nedenle iç savaşa hazırlandığını görmemiz gerekir. HDP barajı aşmakiçin Selahatin Demirtaş'ın yolunu izlemek…
  27. Sevgili Niyazi abi..
    Sevgili Niyazi abi..
    15 Ekim 2014
    "Zaman, kimlerin ölümsüzleştiğini, kimlerin daha nefes alırken havyar yiyip viski yudumlarken ölü bulunduğunu elbette çok yakında saptayacaktır" --Niyazi Ağırnaslı Selam olsun sana ve torunun Suphi gibi insanlığın koruyucularına! Senin nezdinde…
  28. 2014 Seçimlerinde rakamlar konuşuyor
    Sonuç, CHP lideri ve kurmaylarının seçimler ve ittifak stratejisindeki öngörüsüzlüklerinin bir ifadesidir. -AKP'ye daha önce akmış olan seküler yaşamdan yana olan oylar geri dönmektedir. 1-ERDOĞAN VE EKİBİ BÜYÜKŞEHİRLER VE KÜRT…
  29. Sosyal demokrasinin ayak sesleri...
    31 Mayıs Cumartesi saat 14.00 de Mersin Sanayi ve Ticaret Odası büyük salonunda KÜLTÜRLER ARASI DİYALOG ve BARIŞ İÇİNDE YAŞAMA "Farklı ama Eşit" başlığı altında bir panel düzenlendi. Paneli Başkan Ahmet…
  30. Post-devrim durumu ve seçimler
    Eğer yolunuzu kesen iki kişiden biri cüzdanınızı diğeri ise canınızı almak isterse elbette ki canınızı değil cüzdanınızı verirsiniz. Bu uzlaşma tarzını kitleler kendi anlayışına göre uygulayıp cebi delik perişanlar olarak…
  31. Algı yönetme sanatı ve yerel seçim tahmini*
    Kapitalist-emperyalist sistemde, ekonomiyi takip eden fakat dönüp tekrardan ekonomiyi ve sosyal hayatı düzenleyen politikada da gizlilik esasdı. İşte bu nedenlerle Cinayet, katliam, yasadışı elde edilen kar, devleti hortumlama, suiistimal vb.…
  32. Dev-Genç saymanı Ahmet Bozkurt'u uğurlarken..
    '69 sonundaki en büyük gelişme, 6. Filonun İzmir'e gelmesi ile başladı. Bunun üzerine Dev-Genç, militanlarının büyük bir kısmını İzmir'e yönlendirdi. Ankara'dan İzmir'e 6. filoyu protesto için giden militanların mola sırasında…
  33. Ülkede devrim değil, darbe durumu var
    Bugün ülkemize baktığımızda devrim koşullarının olmadığını, aksine darbe koşullarının hızla olgunlaştığını görüyoruz. Bana göre darbe durumu şöyle bir şey: YÖNETENLERİN ESKİSİ GİBİ YÖNETEMEDİKLERİ, YÖNETİLENLERİN DE BUGÜNKÜ GİBİ YAŞAMAK İSTEMEMELERİ HALİ.…
  34. Yerel seçimler öncesi HDP'ye çağrı
    İstanbul kent yönetimini almak hayal değildir. 28 yıl önce düşündüğüm projelerden biri şöyleydi: Önemli bir kentte yerel yönetimi alarak buradaki uygulama ve tarzımızla belki de dünyaya bile örnek olacak bir…
  35. Demokrasi paketi, Ergenekon ve tribün
    Demokratlaşma vb. paketler ile Ergenekon vb. operasyonların ortak özelliği, öze dokunmamaları yani kenardan dolaşıp puan alma stratejisini uyguluyor olmalarıdır. Örneğin: Ergenekon davasında yargılananların hiçbirisi yaptıkları veya organize edip sorumluluk taşıdıkları…
  36. Rojeveye Ağıtı ve Destanı
    Çoğunlukla aynı milliyetten hakların yaşadığı bir coğrafyanın belli bir bölgesi özel bir isimle adlandırılmaya başlanmışsa orada 'farklı şeyler' yaşanıyor demektir. Suriye'nin kuzeyi, Batı Kürdistan deği, ama Rojava.. Dünyanın gözlerini kapadığı…
  37. Düşük Yoğunluklu Barış*
    Devletin barış yapabilmesi, bunu kalıcı ve demokratik kılabilmesi için Milli Siyaset Belgesi'ni kaldırması ve bu Anayasaya bağlı olarak kurulmuş tüm legal ve yarı legal örgütlenmeleri fesih etmesi gerekir. Bu açıdan…
  38. Türk Gladyosu Barış Masasına oturmak istiyor
    Paris'te 3 devrimci kadının öldürülmesi, Sinop, Samsun ve Hatay illerinde Ergenekon Milis Güçlerinin hareketliliği, bize iki noktanın altını çiziyor: Birincisi, Türk Gladyosunun Bölge Başkanlığının olduğu 3 il gerçeğini ve İkincisi…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…