Kalender Çelebi'nin hurucu

Rıza AYDIN

21 Haziran 2016
Kalender Çelebi'nin hurucu

"Avın tarihini avcılar değil de, Aslanlar anlatmaya başlarsa, bu başka bir tarih olacaktır", okuyucu bu kitapta, aslanların ağzından kendi ülkelerine saldıranlara karşı nasıl direndiklerinin destansı tarihini okuyacak. Okuyunca da Anadolu’nun bir başka tarihinin daha olduğunu görüp anlayacak.

Osmanoğulları Devletinin 1522'de Dulkadiroğlu devletini ilhak edişinden 4 yıl sonra, bu topraklarda büyük bir direniş başlıyor. Bu direniş, yurtları işgal edilen Türkmenlerin işgalcilere karşı başkaldırısıdır; bunu kendi tabirleriyle söylersek, bu Türkmenlerin işgalcilere karşı huruç eyleyişidir.

Yurtları işgal edilen Türkmenlerin, işgalcilere karşı huruç edişinin önderi, Hacı Bektaş’ın evlatlarından, Şah-ı Kalender diye bilinen Kalender Çelebi'dir.

Alevilerin dilinde Çelebi demek, Hünkâr ile Kadıncık ananın sulbünden gelenler demektir. İşte, Çelebizadelerden Kalender Çelebi'nin öncülüğünde başlayan bu başkaldırının, -yani o günün tabiriylehaksıza karşı Huruç edişlerinin - destansı tarihini okuyacaksınız, bu kitapta.

Ne diyordu o Afrika Atasözü, "Avın tarihini avcılar değil de, Aslanlar anlatmaya başlarsa, bu başka bir tarih olacaktır", okuyucu bu kitapta, aslanların ağzından kendi ülkelerine saldıranlara karşı nasıl direndiklerinin destansı tarihi okuyacak. Okuyunca da Anadolu’nun bir başka tarihinin daha olduğunu görüp anlayacak.   

Bu açıdan, kitap, tarihsel öneme sahip bir adımdır. Bizler yazdıklarımızı okuyup, onlar üzerinde muhabbet ede ede kendi tarihimizi de oluşturacağız.

Burada bir düşüncemi de söyleyeyim, Mahir Çayan’ın çok yerinde bir ifadesiyle, sınıf mücadelesi teoride kelimeler üzerinden yürütülür. Bu yüzden, bir olguyu anlatırken seçeceğiniz sözcük çok önemlidir. Örneğin bu kitabın adına, her ne kadar “Şah Kalender İsyanı” denilmiş ise de, bu Osmanlı münevverlerinin zihniyetindeki resmi tarih üreticilerinin yansıtmaya çalıştığı türden bir isyan değildir; burada söz konusu olan, bir ülkenin işgali ile ilhakına, bir halkın ekmeği ile yaşam biçimine saldıranlara karşı, o halkın başkaldırısıdır. Burada söz konusu olan kurulu bir düzene isyan değil, Osmanoğulları Devletinin, Dulkadiroğlu Devletini ilhak edişine karşı bir başkaldırı, yanı huruç ediştir. Osmanoğulları devleti, 185 yıldır yaşayan Dulkadiroğlu Devletini (kuruluş tarihi: 1337, ilhak edildiği tarihi: 1522) ilhak edişinden dört yıl sonra, buna karşı bir direniş baş gösteriyor. Buna isyan yerine, direniş ya da kendi tabirleriyle huruç eylemek dense daha mı iyi olurdu diye düşündüm! Ama göçün yolda giderken düzeldiği gibi, kavramlarımızda yol içinde bizimle yolculuk ederken düzelecektir; bunun aksini düşünmek mümkün değildir.

Bu kitabı okurken, hem bizden gizlenen o tarihin ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz, hem de Osmanoğulları Hanedanlığının (Devletinin) neden Türkmenleri “Millet-isadıka'dan” saymadığını, Türkmenlerin de diğer milletler gibi, niye Osmanlıya sadık bir millet olmadığını göreceksiniz.

Bakınız, Yavuz Sultan Selim ile Kanuni döneminde Divan Kâtipliği yapan, Celalzade Mustafa Çelebi, “Tabakâtü’l Memâlik ve Deracâtü’l – Mesalik” adlı kitabında, Osmanlının 1526 yılında Macaristan’ın işgalini sağlayan Budapeşte’nin alınmasını şöyle anlatıyor: “ Bu büyük zafer, dünya kurulalı hiçbir padişaha kısmet olmamıştır. Avrupa’nın en tanınmış devletlerinin muazzam askerleri ile desteklenen ve son sistem silahlar ile teçhiz edilen iki yüz bin kişilik bir orduyu, iki – üç saat içinde bu derece perişan etmek, dünya tarihinde görülmüş değildir. Buna rağmen Türklerin (Siz Osmanlı okuyun) bütün zayiatı, yüz elli kadar şehitten ibarettir.” [1]

Celalzade Mustafa Çelebi, aynı yıl baş gösteren Türkmenlerin başkaldırısında, Osmanlı ordusunun kayıplarını ise şöyle anlatıyor: “Karaman vilayetinde beylerbeyi Hürrem Paşa, Türkmenlerin isyan ettiklerini, vilayetine bağlı olan beylere haber verdi.” … “Asiler, Hürrem Paşanın harekete geçtiğini duydular ve Kayseri’nin kuzeyinde Kurşunlubeli dedikleri yere gidip onunla karşılaştılar. Zilkade’nin yirminci günü ve daha doğrusu Padişahın Mohaç Ovası’nda gayet büyük bir savaşa giriştiği gün, asilerle Hürrem Paşa’nın askerleri dehşetli şekilde birbirlerine saldırdılar. Asiler bu savaşta, Karaman beylerinden İçel sancağı beyi Bostancı oğlu Ali ile Kayseri Hâkimi Behram Bey’i öldürdüler ve Hürrem Paşa’yı da yaralayıp Karamanlı askerlerin bir kısmını esir ettiler.

Sözün kısası, birçok alet edevât, erzak ve mühimmat elde ettiler. Sayıları üç bin beş yüzden fazla olan bu topluluk ortalığa hâkim oldular. Savaşta canlarını kurtaran üstsubay ve askerler, kendilerini Kayseri’ye zor atabildi. … Asilerin en dişlileri, Kadiroğullarından Zünnûn Baba ve Süklen boyu reisi Musa idi. … Türkmenler, İskender Bey’e karşı çıkınca, İskender sahte ricat ederek pusu tarafına çekildi. Ne fayda ki pusuda bulunanlar, İskender Bey’in bu aldatıcı çekilişinden maksadın ne olduğunu anlamayarak hemen pusudan kalkıp kaçtılar. Asi Türkmenler, bunların takibine koyuldular veİskender Bey’in kuvvetleri üzerine saldırarak dört yüz eri şehit ettiler.”

“Bu isyanlara Anadolu tarafında sık sık rastlanmakta idi. Bu isyanları çıkaranların amaçları, memleketin bir parçasını ele geçirmek ve orada bağımsızlık ilan edip saltanat sürmekti.[2]

Bu bilgiler, bu isyanların en büyüğü olan Kalender Çelebinin hurucundan önceki isyanlar. Burada Osmanlının kayıpları rakam olarak verildiği için Macaristan’ın işgalindeki kayıplarla bir kıyaslama yapılabilsin diye bu bölümleri aktardım. Türkmenler hiçbir dönem, Osmanlının sadık kulları olmayı kabul etmedikleri için, Osmanlı Hanedanlığı da hiçbir zaman Türkmenleri “Millet-i Sadık’a dan” saymıyor. Kitap, Anadolu’nun gerçek tarihini, farklı bir pencereden bakarak bizlere gösteriyor.      

Bu açıdan kitap tarihsel bir öneme sahiptir, hassasiyetle incelenmelidir.   

Ali Haydar Avcı'yı bu soylu direnişi yazıp bizlere sunduğu için kutluyorum.

Aşk ile

--------------------------

[1] Celalzade Mustafa Çelebi Tabakâtü’l Mem’lik ve Derecâtü’l – Mesalik, (Muhteşem Çağ adlı yeni baskısı) saffa, 121

[2] Celalzade Mustafa Çelebi Tabakâtü’l Mem’lik ve Derecâtü’l – Mesalik, (Muhteşem Çağ adlı yeni baskısı) saffa, 129- 130 – 132 .

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Osmanlı Türk'ü niye sevmezdi?
    Osmanlı aristokrasisi ile Osmanlı münevveri Türkü sevmezdi, onların dilinde Türk bir küçümseme sözüydü. Hatta Osmanlı münevveri Türkçeyi de küçümsediği için, Türk sözünü Arap aksanıyla ifade ederek "TERK" derdi, "Terk" sözünün…
  2. Erdoğan rejiminin tek dayanağı, korku siyaseti
    Machiavelli, hükümdarım diyor, eğer halk sizden uzaklaşacak olursa onları ezin, gözlerinin yaşına bakmayın, onları sürüm sürüm sürüdürün. Halk hükümdarı sevmezse, başına türlü uhubetlerin geleceğini çok iyi bilmelidir, o zaman halk sizi…
  3. Anayasa değişikliği ve kıçına kazık çakılan adam hikayesi
    Kendini aydın, halktan yana gören birinin, apaçık görülen bu tehlikeyi (diktatörlüğü) önemsizleştirmesi, mesela boykot sözünü ağzına alması AKP diktatörlüğüne destek olması demektir; bunun başka bir adı, lami cimi  olmaz. Bu işin şakası bile…
  4. Başkanlık rejimi savaş ve felaket demektir
    Şimdi düşünün, AKP'nin istediği başkanlık rejimi Türkiye'de oluşursa eğer, ne olacak? Meclis'in böyle bir yetkisi olamayacağı için, ABD şuraya asker gönder derse, bay başkan da gecikmeden bu isteğin gereğini yapacak.…
  5. Devletin Alevisi olmak ya da olmamak, asıl sorun bu
    ''Dergâhlar ile tekkeleri kapatan 677 sayılı yasada, Alevilerin hem tariksel olarak hem de toplumsal olarak dini önderleri olan Çelebilik, Dedelik, Dervişlik, Babalık gibi unvanları büyücülük, falcılık gibi şeylerle özdeş görüp yasaklamasa Aleviler…
  6. Laiklik sürecinin gelişimi
    Devletle birleşen din (Hıristiyanlık) özgür aklı dışlayıp, her şeyi kelamda aramaya başladı. Kutsal kitaba uymayan, onun dışında kalan her şey, örneğin eski kültürün tümü dışlanır oldu. Özgür aklın, bilimin, araştırmaları,…
  7. Marksizm ve devlet üzerine
    ''Toplumun azınlığını oluşturan egemen sınıfın, toplumun çoğunluğunu oluşturan sınıflar üzerindeki tahakkümünü sağlama aracı olarak muazzam bir şekilde örgütlenmiş yapılar toplamı olan devlet, emekçi sınıfların işine yaramaz, bu yüzden biz bu…
  8. İslamda Termidor
    İslamda Termidor
    24 Şubat 2016
    ''İslam’ın gelişiminde de, özellikle Hudeybiye antlaşmasıyla başlayan süreçte, o güne kadar İslam’ın gelişmesinin karşısında duran, “Beni Ümeyye soyu” ya da “Emevi oğulları” adıyla simgeleşen kesimlerin, İslam’a geçtik görüntüsü altında, iktidarı ele geçirip,…
  9. 'İnsan politik bir hayvandır'
    Köleci toplum içinde, şekil şimal olarak birbirlerine benzeyen, “köle” ile, “insan” denilen özgür yurttaşları birbirinden ayırmak için, bu toplumda yaşayan Aristo, “İnsan politik bir hayvandır” demiştir. Aristo bu meşhur sözünü,…
  10. AKP'nin Alevi hareketini bölmek için yeni hamlesi: İrfan evleri
    AKP, Alevilerin tarihsel süreç içinde yarattığı, demokratik Alevi örgütlülüğü ile bunun bir üst boyutu olan Cem evlerini toplumun gözünde itibarsızlaştırıp, bunların yerine kendisinin kurduğu “irfan evleri” adlı kurumları geçirmek istiyor. AKP…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…