Erdoğan'ın arkasında 'eşşek' gibi saf tutmak

Rahmi Yıldırım

14 Haziran 2019
Erdoğan'ın arkasında 'eşşek' gibi saf tutmak

 Akit adında bir medya mecraı var. Medya ifadesi sözün gelişi. Akit, bilinen anlamda medya mecraı değil. Mütedeyyin, dindar kimlikle gazetecilik yapma iddiasına karşın Akit köktendinci siyasal İslam’a özgü ahlaksızlıkların ve pisliğin ortaya saçıldığı bir lağım çukuru. Yayına başladığı 1993 yılından bugüne (Bir ara Vakit adıyla da yayımlanmıştı) Akit’in hemen her sayısı ve ekrandaki yayını, kendisi gibi olmayan her şeye ve herkese düşmanlığın, kin ve nefretin, hatta cinayet övgüsünün ve kışkırtıcılığının bir örneği.

Gümüşhane Baro Başkanı Ali Günday, duruşmalara türbanıyla girmek isteyen avukatı baroya kaydettirmediği için Akit’in günler süren hedef göstermesinin ardından, 25 Temmuz 1995’te (Osmaniye’den kalkıp gelen) şeriatçı bir katil tarafından öldürüldü. (O yıllarda, resmi kamusal alanda türbanla görünmenin yasal bir dayanağı yoktu.)

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, 13 Mayıs 1999 tarihli Akit’in manşetinde “Halkı Köpeğe Benzetti” başlığıyla ve spotta “Zorba Kemalist Gemi Azıya Aldı” ifadesiyle hedef gösterildikten beş ay sonra bombalı suikastla katledildi.

Türban aleyhine karar veren Danıştay üyeleri de, 13 Şubat 2006 tarihli Vakit’in manşetten “İŞTE O ÜYELER” başlığıyla hedef göstermesinin ardından 17 Mayıs 2006’da silahlı saldırıya uğradılar ve yargıç Mustafa Yücel Özbilgin öldürüldü.

Akit öyle bir paçavra ki, 19 Temmuz 2014 tarihli nüshasındaki resimli bulmacada ‘resimdeki ünlü’ olarak Adolf Hitler’e yer vermiş ve şifreli sözcük olarak da ‘Seni Arıyoruz’ diye yazmıştı.

Akit, Türk medyasının yüz akı gazeteci Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca’ya açıkça sahip çıkan, sayfalarını açan bir paçavradır aynı zamanda. 

Sivas Madımak’ta öldürülen sanatçıların yazarların değil, katillerin savunucusudur Akit.

“KILIÇDAROĞLU İDAM EDİLSİN!”

Akit ve ardılı Akit TV bugün de hedef göstermeye devam ediyor. Akit TV’de 11 Şubat 2018 tarihinde yayımlanan “Gündem Manşeti” programında sunucu Yusuf Ozan Demir, Cumhuriyet gazetesi çalışanlarına “Kansız, namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz, kripto siyonist, vatanın başına bela, namus yoksunu, hain, dinsiz” diyerek hakaret etti; “Kellenin gitmesi lazım. Tek adam rejimi olsaydı, ah keşke olsa. Sizi iki dakikada kapatsa. Keşke bir de şeriat olsa. Keşke idam olsa sizi sallandırsa. Savaşta sizin gibileri katletmek mubahtır.” diyerek de hedef gösterdi.

Akit TV’nin başka bir muhabiri de, 19 Mart 2019 tarihli yayında, müzeye dönüştürülmüş Ulucanlar Cezaevi’ndeki darağacının altında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun idam edilmesi için çağrıda bulundu.

Akit ve Akit TV’nin kin ve nefret söylemli yayınları, cinayet çağrıları ciltler dolusu kitap oluşturur. Özetleyerek de olsa tümünü bir yazıda aktarmak olası değil. Rastlayabildiklerimi, Akit muhibbi eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hulusi Akar’ın mağdur sıfatıyla taraf olduğu (hakkımdaki) davanın duruşmasında aktarmaya çalışacağım.

HULUSİ AKAR’IN Akit’e MUHABBETİ

İşte bu paçavranın 25 Ağustos 2003 tarihli sayısında, “Onbaşı bile olamayacak kimselerin general olduğu ülke” başlıklı bir yazı yayımlanmıştı. TSK’deki generallerin tümü bu yazı üzerine Akit gazetesinden davacı olmuştu. Hulusi Akar da tümgeneral rütbesiyle davacılar arasındaydı. Mahkeme o zamanın parasıyla 624 milyar lira tazminata hükmetti. Davacı generallerin birçoğu Ergenekon ve Balyoz davalarında hüküm giydiklerinde Akit personeli gazete sayfasında “Artık onbaşı bile değiller” diye dalga geçti (13 Ekim 2013).

Gel zaman git zaman paçavranın genel yayın yönetmeni Hasan Karakaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikram ettiği umre sırasında son nefesini verdi (31 Aralık 2015). Aşırı dozda viagra kullanımından kalp krizi geçirip geberdiği rivayet edildi. Derken, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, “en küfürbaz yazar” olarak Türk medya tarihine geçen Hasan Karakaya için taziye mesajı gönderdi, “Türk gazeteciliğinde yeri doldurulmayacak bir boşluk oluştuğu”nu belirterek, “Dik duruşundan asla taviz vermemiştir” diye iltifat etti. 

Akit yazarı Mehtap Yılmaz’ı da hastanede ziyaret ederek şeriatçı varakpareye muhabbetini tekrarladı. AKP Milletvekili Şamil Tayyar ise Mehtap Yılmaz’ı “kripto FETÖcü” ilan etti; Mehtap Yılmaz Akit’ten kovuldu.

“GENERALLER ERDOĞAN’IN ARKASINDA EŞŞEK GİBİ SAF TUTACAKLAR”

Hulusi Akar, TSK adına Akit’e iltifat etti muhabbet gösterdi de ne oldu? Örneğin, Hulusi Akar’ın da şikâyetçi olduğu “Onbaşı bile olamayacak kimselerin general olduğu ülke” yazısından dolayı Akit özür mü diledi? Ya da Akit, TSK’ye geleneksel kin ve nefretinden, ontolojik husumetinden vaz mı geçti? Ne gezer. Bunlar olmadığı gibi Hulusi Paşa’nın şahsında TSK’nin Tayyip Erdoğan’a biat etmesinin hatırına Akit ateşkes bile ilan etmedi. Ateşkes şöyle dursun, Akit’in haber müdürü Murat Alan, Akit TV’nin 1 Haziran 2019 tarihli yayınında, aynen şöyle konuştu:

Bugüne kadar bütün Müslümanları tutup kolundan içeri attınız bir tek FETÖ'yü içeri atmadınız. Sizin o Ergenekoncularınızın da Fethullahçılarınızın da hepsinin Silivri’de, Sincan’da burnundan getiriyoruz. O hizaya gelmeyen omzu çatal bıçak seti apoletli generalleriniz var ya, hepsi Erdoğan'ın arkasında saf tutuyor. Oynaya oynaya eşşek gibi saf tutacaklar. Bu ülkede demokrasi varsa bunu AKP iktidarı oturttu. Askeri Savunma Bakanı'nın arkasına koyuyorsa, sivillerin arkasında saf tutturuyorsa bunu AKP iktidarı oturttu.”

Siyasal İslam’ın sadece kendine demokrat sadece kendine Müslüman zihniyetinin ve sahte antimilitarizmin ifadesi bu sözler laik demokrat ve sol mahallede ciddiye alınmadı. Anlaşılır bir nedeni var. Sol mahallenin TSK’ye ontolojik mesafesi bir yana, Atatürkçü Kemalist mahallenin de TSK ile gönül bağı kopalı yıllar oldu. Dolayısıyla, “Erdoğan’ın arkasında eşşek gibi saf tutacaklar” sözlerine tepki, İslamcı iktidar sözcülerinin utanma belasına tepkileriyle sınırlı kaldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun “Bu ifadeleri kullanan kişinin Sayın Cumhurbaşkanımızın adını ağzına alarak bu sözleri sarf etmesi talihsizliktir. Türk Silahlı Kuvvetleri erinden generaline kadar her kademedeki mensubuyla demokratik hukuk sistemi içerisinde devletimizin ve milletimizin emrinde görev yapmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza yönelik bu tahripkâr ifadeleri en sert şekilde kınıyoruz.” dedi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da yazılı açıklama yaptı. Akar, “Anayasa çerçevesinde, yasalar ve Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda, daima demokrasiye bağlı, milletinin emrinde fedakârca görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin şerefli generallerine karşı yapılan bu hadsiz, yakışıksız ve yasal sınırları aşan açıklamayı şiddetle kınıyor, yasal süreçlerin takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine saygıyla arz ediyoruz.” dedi.

Hey gidi günler hey! Çok değil on yıl öncesine kadar kim derdi ki, gün gelecek; yakın tarihte dört darbe yapmış, hükümetler düşürüp Başbakan asmış, TBMM kapatmış bir kurumun generallerine birileri “eşşek” diyecek ve yer yerinden oynamayacak. Anımsanması bile üzücü, 1966 yılında gazeteci İlhami Soysal, Genelkurmay Başkanı Cemal Tural’ı eleştirdi diye kontrgerilla elemanlarınca öldüresiye dövülmüş, öldü sanılarak Eskişehir yoluna bitişik bir tarlaya atılmıştı…

Ne mutlu ki o günler geride kaldı. Türkiye’de burjuvazinin ve nurjuvazinin güçlenmesine koşut olarak TSK siyaset mimarisinde irtifa kaybetti, bir süredir daha rahat eleştiriliyor. Yine de herkes Akit mensupları kadar pervasızca konuşma rahatlığına sahip değil. Eşşek demek eleştiri değil ama Akit haber müdürü değil de örneğin bir Cumhuriyet veya BirGün yazarı (hatta sıradan bir blog yazarı olarak ben) “Eşşek gibi saf duracaklar” deseydi neler olurdu neler. Yazılı açıklamayla kalınmaz, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, iktidarın tüm ileri gelenleri günlerce gazete sayfalarında ve ekranlarda demediklerini bırakmazlardı. Linç etmekle kalmazlar, Sincan’a veya Silivri’ye tıkarlardı. Eşşek yerine koyan şeriatçı yobaz olunca, yazılı açıklamayla kınanacağı günleri de görecekmişiz meğer. Gel de imrenme demokrasinin böylesine!

Dediğim gibi kınama açıklamaları biraz da utanma belasına yapıldı. Zira, TSK siyaset mimarisinde irtifa kaybetmekle kalmadı mutasyona da uğradı. Ekonomide, iç siyasette, dış politikada, hayatın her alanında karşılığını bulan çok yönlü dönüşümde TSK sözde laikliğin, Atatürk ilke ve inkılaplarının koruyucusu olmaktan çıktı, İslamcı ordu olma yolunda çok mesafe kaydetti. Batı emperyalizminin oyun alanında gerçekleşen bu dönüşümde kaydedilen mesafe Yavuz Selim Demirağ ve Emekli Albay Mustafa Önsel’in kitaplarında ayrıntısıyla anlatılıyor. Okurken dehşete kapılmamak mümkün değil. Askeri okullardan başlayarak kışlalara nasıl olup da dinci yobazların doldurulduğu ve etkili makamlara getirildiği, Türkiye’nin nasıl olup da 15 Temmuz felaketine sürüklendiği daha iyi kavranıyor. Bizim dönemimizde, yani 1970’li yıllarda Harp Okulu’nda sağ-sol, kutuplaşması vardı. Bu dönemde Harp Okulu’nda cuma namazını hangi tarikatın imamı kıldıracak kavgası yaşandığına ilişkin haberler okunuyor. Anlaşılan Akit yazarı bu dönüşümü henüz fark etmemiş, ontolojik husumetin dürtüsüyle “eşşek” yerine koymuş. Affedilir bir aymazlık değil.

TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAYAN Akit

Akit temsilcileri kendilerine çok yakışan haltın yediği herzenin tepkiyle karşılanması üzerine her defasında olduğu gibi kıvırma yoluna saptılar; “Bu sözler cezaevlerindeki Ergenekonculara, Fethullahçılara, GATA’ya başbakanın eşini sokmayan generallere yönelik” diye savunmaya çalıştılar kendilerini. Tartışma konusu herzenin sahibi personel de “Mevcut silahlı kuvvetler ve komuta kademesine yönelik bir söylem değil. Tanrı değil, ‘Allah’ımıza hamd olsun’ diyen bir TSK ile onun vatanperver subayları ile hiçbir sorunumuz olamaz!” diye açıklama yaptı. (Bu personelin Tanrı ile nasıl bir husumeti varsa!)

Oysa edilen sözün hedefi çok net. Cezaevindeki generaller isteseler de Erdoğan’ın ardında saf tutamazlar. TSK’nin geçirdiği mutasyonun farkında olmayan Akit personeli, cezaevindekilere değil, bilinçaltında süren ontolojik husumetin dürtmesiyle görev başındaki generallere yönelik böyle bir halt telaffuz etti; karşılığında mahkeme yolu gösterildi. Din kardeşleri arasında aile içi iletişim kazası olarak da görülebilir! Mahkemede kardeşçe nasıl bir çözüm bulurlar, kendileri bilir.

İHBARCI Akit

Aile içi iletişim kazası olsa da, benzer her olayda olduğu gibi Akit personeli kazanın faturasını başkalarına çıkarma yoluna saptı. Faturayı benim adresime de göndermişler.

Fatura, Akit’in sürmanşetinde “ASIL ORDU DÜŞMANLARI BUNLAR” başlığıyla kayda geçirilmiş (8 Haziran 2019). Ordu düşmanı olarak Muharrem İnce, Canan Kaftancıoğlu, Sera Kadıgil, Bekir Coşkun ve Rahmi Yıldırım’ın isimleri sıralanmış; her birinin değişik tarihlerdeki söz ve eylemleri anımsatılmış.

Bana çıkartılan faturada “SoL Dergisi yazarı Rahmi Yıldırım da “Atatürk ilke inkılaplarının yılmaz savunucusu paşalar, aslında sermaye düzeninin koruyucusu, sıradan neferleri, aktörleri ve figüranlarıdır’ ifadelerini kullanmıştı.” diye yazılmış.

Yani Akit personeli “Benim eşşek dediğime bakmayın, asıl buna bakın” demeye getiriyor.

Acı acı gülümsemekten başka bir şey gelmedi elimden. Siyasal İslam’ın dinci yobazlığın fıtratındaki karakter düşüklüğüne ve ahlaksızlığına dair o kadar çok cümle kurdum ki…

SERMAYENİN PAŞALARI

Doğru, ben o sözleri aynen söyledim. Tam ondört yıl önce 2005 yılının Ocak ayındaydı. Rüşvet iddialarına adları karışan generallerle ilgili “İşini bilen paşalar” ve “İş bilenin kılıç kuşananın” başlıklı iki yazı yazdım. İkinci yazıyı şu paragrafla bitirdim:

Maaşıyla yetinip üniformanın onurunu herşeyin üstünde tutanları tenzih ederek, şimdilik şu kadarını söyleyeyim; ‘Atatürk ilke ve inkılaplarının yılmaz savunucusu’ paşalar, bir tarihten beri, (diyelim, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’nin İsmet Paşa tarafından emperyalist limanlara yanaştırılmasından beri), aslında sermaye düzeninin koruyucusu, sıradan neferleri, aktörleri ve figüranlarıdırlar. Bu yüzden, sermaye düzeninin aktif birer aktörü, figüranı ve koruyucusu olarak nasıl davranmaları gerekiyorsa öyle davranıyorlar. Ve söylemeye hatırlatmaya dilim varmıyor, ABD yöneticileri kendilerine ‘our boys’ diyorlar.”

Bu yazılar üzerine dönemin Genkur Başkanları Hilmi Özkök ve İlker Başbuğ, “‘Atatürk ilke ve inkılaplarının yılmaz savunucusu’ paşalar, bir tarihten beri, (diyelim, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’nin İsmet Paşa tarafından emperyalist limanlara yanaştırılmasından beri), aslında sermaye düzeninin koruyucusu, sıradan neferleri, aktörleri ve figüranlarıdırlar.” ifadesine dava açtılar.

Yani yazıların tamamını değil, cümlenin bile tamamını değil, cümlenin bir bölümünü şikâyet ettiler; meşhur 301’inci maddeden yargılandım. Duruşmalarda sosyalist devrimci asker ve gazeteci kimliğimle sözlerimin arkasında durdum; TSK’nin geçirdiği dönüşümü vurgulayarak, Cumhuriyet Ordusu / NATO OrdusuCumhuriyet Paşaları / NATO PaşalarıHolding Paşaları kavramları etrafında daha ağır eleştirilerde bulundum. Mahkeme berat kararı verdi. 301 davalarındaki ilk berat kararıydı. Mahkemedeki savunmaSERMAYENİN PAŞALARI adıyla 318 sayfalık kitaba dönüştü.

O yıllarda Hrant Dink, Orhan Pamuk ve Elif Şafak da 301’den yargılanıyorlar, Batı’dan sert eleştiriler geliyordu. Dönemin Başbakanı Erdoğan, ekranlarda adımı zikrederek hakkımdaki berat kararıyla eleştirileri göğüslemeye çalışıyordu. Demem o ki, “Ey paşalar, benim eşşek dediğime bakmayın, asıl buna bakın” demeye getiren ahlak yoksunu Akit personeli hedef gösterdiğiyle, ihbar ettiğiyle kalır. Bu ihbarından namertliğinden kendi haltını hafifletecek, beni okka altına sokacak hukuki bir sonuç çıkmaz.

Bu vesileyle anımsatayım, sadece Hilmi Özkök ve İlker Başbuğ’un şikâyetiyle yargılanmadım. 12 Eylül faşizmi döneminde darbeci Genelkurmay ve Devlet Başkanı Kenan Evren, kalbi emekçiyle birlikte solda atan biz genç askerleri işkencecilere teslim etti; “Onlara hain demeyi bile az bulurum” diyerek hedef gösterdi. Sıkıyönetim mahkemesindeki duruşmalarda, işkencenin aşağılamanın onura saldırının simgesi olarak zorla giydirilmiş tektip elbiseleri yırtıp attık. Sıkıyönetim mahkemesi bizleri mahkûm edemedi. Berat ettiğimiz gibi, haksız tutuklamaya tazminat davaları da lehimize sonuçlandı.

Ettiği sözün arkasında duramayan, korkak, namert ve muhbir Akit personeline bir de güncel bilgi vereyim. Yine yargılanacağım. Hakkımdaki davanın bu defaki tarafı, “mağdur” sıfatıyla Hulusi Akar. Yani, eski Genelkurmay Başkanı, halen Milli Savunma Bakanı E. Org. Hulusi Akar. “Genelkurmay Başkanı İçin Çok Üzülüyorum” başlıklı yazımda Hulusi Akar’a hakaret etmekle suçlanıyorum. İki yıl dört aya kadar hapsim isteniyor.

Ne tesadüf! Aynı Hulusi Akar, “O hizaya gelmeyen omzu çatal bıçak seti apoletli generallerin hepsi Erdoğan'ın arkasında saf tutuyor. Oynaya oynaya eşşek gibi saf tutacaklar.” diyen Akit personeli için de suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusu sonuçlanır da son soruşturma açılırsa ilginç bir dava olacağı kuşkusuz. Bakalım, “Onbaşı bile olamayacak kimselerin general olduğu ülke” yazısına tam kadro dava açıldığı gibi bu defa da generallerin tümü davacı olacaklar mı?

Bakalım AK-it yazarı da tükürdüğünü yalamak, kıvırmak ve ihbar edip hedef göstermekten vazgeçip sözünün arkasında duracak mı?

***

Yazıyı noktalarken düşünmeden edemedim. Biz sosyalistlerin devlete ve orduya ilişkin görüşümüz bellidir: Mülk sahibi egemen sınıfın baskı, zor, hegemonya ve sömürü aygıtı. Bu görüşümüzü hep sosyoloji ve siyaset biliminin terimleriyle ifade ettik, özellikle hayvanları araçsallaştırıp hakaret etmedik. 15 Temmuz’da derdest edilen paşalara denildiği gibi dere geçilirken değiştirilmeyen at demekten veya Akit personelinin yaptığı gibi eşşek yerine koymaktan imtina ettik. Buna karşılık devlet ve ordu, biz sosyalistleri işkencelerden geçirdi, hapislerde çürüttü, yargılı yargısız infazlarda katletti; bizlere yaşam hakkı tanımazken, sola bariyer olsun diye siyasal İslam’a yol verdi, kol kanat gerdi. Siyasal İslam’a yol verdi kol kanat gerdi de ne oldu? Zaten darbelerle yaralı ülke 15 Temmuz felaketine sürüklendi, o felaket “Allah’ın lütfu” sayılıp başka bir felaketle ikame edildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin AK Silahlı Kuvvetler’e evrilmesi ve Tayyip Erdoğan’ın şahsında cisimleşen “sivil” otoritenin emrine girmesiyle ülke demokratikleşmedi. “Kolla gözet yetimi” diye başlayan bir halk deyişi vardır. Akit personelinin “eşşek” yerine koyması biraz da bu halk deyişini anımsatıyor. Yine de “müstehaklar” demek gelmez içimizden; “maaşıyla yetinen ve üniformanın onurunu her şeyin üstünde tutan cumhuriyet ve demokrasi askerlerini” tenzih ederiz.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. 'Mehmetçik' gazeteciden 'Mümin' gazeteciye SETA andıcının analizi
    Biz gazetecilerin başında yeterince bela var. Kölece çalışma koşulları, sosyal güvence yokluğu, sendikasızlık, işsizlik, sansür, patron baskısı, iktidar zulmü, hapislik, örgütlü mücadele eksikliği… Ahlak coğrafyasındaki negatif koordinatıyla SETA (Siyaset Ekonomi…
  2. Kanlı Pazar'ın provokatörü Mehmet Şevket Eygi'nin ardından
    Kanlı Pazar’ın provokatörü Mehmet Şevki Eygi (MŞE) 86 yaşında toprağa girdi. Tabutunu AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da omuzlamış. Erdoğan mesajında Eygi’ye “Ülkemizin yetiştirdiği en önemli mütefekkir ve münevverlerden…
  3. Deniz Gezmiş terörist miydi?
    Balıkesir adliyesinde çok ilginç bir dava görülüyor. Davanın konusu Deniz Gezmiş’i övmek. Sanık sandalyesinde 26’ncı dönem CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm var. Tek sayfalık iddianameye göre Mehmet, partisinin Balıkesir Altıeylül…
  4. Esra ile Berat'ın düğünü
    Yunan filozofu Sokrates ve karısı Ksantippe bir türlü geçinemezlermiş. Tarihçiler geçimsizlikte asıl kabahatlinin Ksantippe olduğunu söylüyorlar. Ansiklopedilerde Ksantippe maddesinin karşısında aynen, “Sokrates’in şirretliği ve hırçınlığıyla ünlü karısı” diye yazıyor.  Karı…
  5. Elitist faşizmden lümpen faşizme
    ''Sağlıklı toplum, bayrağı bayrak yapmak için kan değil, alın teri dökmenin daha akıl kârı olduğunu bilir…'' Bir 23 Nisan Çocuk Bayramı daha geride kaldı.  Çocukların sevinci, neşesi okul bahçeleri ve…
  6. Beka meselesi değil, Kürt meselesi
      Tam 62 yıl önceydi; yani 1957 yılıydı. İktidarda Demokrat Parti DP, muhalefette CHP vardı. Ekonomik ve siyasi kriz baş göstermiş, DP erken seçim kararı almıştı. DP liderleri Celal Bayar…
  7. Yeni Zelanda katliamı da mı Allah'ın lütfu?
    Sahi Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Suudi Arabistan ile birlikte İslam Ordusu’nun kurucuları arasındadır değil mi? Son yirmi yılda Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de İslam coğrafyasını çiğneyen Haçlı çizmelerinin ortağı,…
  8. Bangır bangır ezan terörizmi
    Kimse ezana saygısızlık etmemişken “ezanı ıslıkladılar” diye iftira atmak, “Ezana saygı göstermeyenlere milletimiz sandıkta gereken cevabı verecek” söylemiyle insanları ezan üzerinden ayrıştırmak ve cepheleştirmek de ilkelliktir, densizliktir, barbarlıktır!!! HAVALAR düzeldi…
  9. Tunç Soyer'in babası zalim, ya Erdoğan'ın ataları?
    ''Recep Tayyip babasını üzdüğü zaman inanılmaz bir şey yapardı, Reis Kaptan’ın ayakkabılarını öperdi. Bunu gören Reis Kaptan sakinleşir, gözlerinden yaşlar süzülür, bütün çocuklar da babalarıyla birlikte ağlardı.” Kim ne derse…
  10. Ekonomi Tıkırında!
    Ekonomi Tıkırında!
    21 Şubat 2019
    Kişisel görüşüm, AKP hükümetinin dramatik bir oy kaybına uğramayacağı yönünde. Öyle bir seçmen kitlesi ki, ekonomik krizden ve hayat pahalılığından bile iktidarı değil muhalefeti sorumlu tutmaktadır. Döviz kurları düşüşte, faiz oranları…
  11. Cumhuriyet ordusu'ndan NATO ordusuna
    1950-1987 arasında ABD Türk subaylarının Amerika’da eğitim ve talimleri için toplam 133 milyon dolar harcadı. ilk 16 kişilik kafilede, Daniş Karabelen ve Alparslan Türkeş de vardı. 1952’de NATO’ya katıldıktan sonra Tuğg.…
  12. Türk sağının ve İslam'ın Maduro aşkı
    Meğer, Türk sağcıları ve İslamcıları da Latin Amerika’ya ne kadar ilgiliymişler ne kadar da antiemperyalistmişler! Trump sanki Türkiye’yi hedef almış; ABD’ye ve Trump’a veryansın edip Maduro’ya sahip çıkıyorlar! Öyle ki,…
  13. 12 Eylül darbesini kimin çocukları yaptı?
    Amerika’ya aşk bahsinde askerler sivillerden geri kalmadılar; hatta askerlerin Amerika aşkı sivillerin Amerika aşkından daha derindi, daha tutkuluydu denilebilir. Örneğin Kenan Evren.. “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikili anlaşmalarla açılıp Amerika’ya…
  14. Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş başkanı Erdoğan
    Önceki yazılarda Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu’nun, Necip Fazıl ve Said-i Nursi’nin, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Tansu Çiller’in Amerika’ya aşklarından dem vurmuştuk. Sıra geldi Recep Tayyip Erdoğan’a. “Milli…
  15. Beyaz Saray'da Görücüye Çıkan Sarışın Güzel Kadın
    Amerikalıla bile, Sarışın Güzel Kadın’ın Saksafoncu Clinton’ı etkileme olasılığından korkuyordu. --Daha önce uzun yıllar Amerika’da yaşayan Çiller, Başbakan sıfatıyla yapacağı ilk ABD ziyaretine büyük önem veriyordu..Ziyaret öncesinde medya camiasında Çiller’in…
  16. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı-2
    “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikil anlaşmalarla açılıp Amerika’ya uzanan dikenli aşk yollarında nice siyasal liderler ve İslamcı inanç önderlerinin gelip geçtiğinden söz ediyorduk. Önceki yazıda Adnan Menderes ve Fatin…
  17. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı
    Menderes, Bayar ve Zorlu’nun Amerikan uşaklığını vatanseverlik olarak propaganda ettikleri yıllar, kapitalist blok ile sosyalist blok arasında Soğuk Savaş yıllarıydı. İki blok arasındaki Psikolojik Savaş’ın en çetin ideolojik muharebesi dini inanç cephesinde…
  18. Maganda politik
    Maganda politik
    20 Eylül 2018
    Bir dünya şampiyonluğu haberiydi. Haber, gazete sayfalarında “Türkiye maganda liginde şampiyon”, “Türkiye 'dünya maganda ligi'nde zirvede” başlıklarıyla yankılanmıştı (4 Ocak 2006 tarihli gazeteler). Habere göre, ABD’de kurulu Ateşli Silahlardan Korunma Merkezi Ajansı bir…
  19. Oyum Tayyip'e!
    Oyum Tayyip'e!
    20 Haziran 2018
    Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermek düşüncesindeyim. “Neden? Yeni mi aklın başına geldi?” diye sorarsanız. Evet! Çok şükür, nihayet aklım başıma geldi, Tayyip’e oy vermek istiyorum! Her…
  20. Seçimler, Sosyalistler ve HDP
    24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir. Belirtmeye gerek yok,…
  21. Vicdan yoksulu siyaset ve yargı
    Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti. Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü eleştirirken,“Türk…
  22. Türklük Sözleşmesinin güncel krizi
     Barış Akademisyenleri Bildirisi’ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye’nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık’, ‘Osmanlılık Sözleşmesi’, ‘Müslümanlık’, ‘Müslümanlık…
  23. Kürt rüyası
    Kürt rüyası
    19 Mart 2018
    Kelt Rüyası’nı okurken bir an, Kürt coğrafyasında 90 yıldır terennüm edilen bir ağıtın dizeleri aklıma geldi: “Süngü uçlarında donakalmış, bebelerin son bakışları.” Yanı sıra, 30 yıl önce Halepçe katliamında elma kokulu bebeğine…
  24. Şehidimiz fakirdendi..
    Şehidimiz fakirdendi..
    14 Şubat 2018
    Savaş, mülk sahiplerinin hırsızlık ve talanla biriktirdikleri mülklerini korumak ve arttırmak için birbirlerinin gırtlağına sarılmaları ve bu uğurda mülksüzleri birbirlerini öldürmeye göndermelerinin ekonomisi ve siyasetidir. Saldırı karşısında evini, köyünü, kentini,…
  25. Afrin Afrin
    Afrin Afrin
    5 Şubat 2018
    “Yerli ve milli” savaş teknolojisi “akıllı mühimmatlar”, “terörist” ile sivil halkı kılı kırk yararcasına ayırt edecek derecede gelişmiş olmalı! Harekâtta yüzlerce sivilin katledildiğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörist” diye…
  26. Diyanet'in çocuk gelinleri ve dinden özgürleşmek
    Diyanet’e göre, bulûğ, kişinin yetişkin insan statüsü kazanmasıdır; kızın adet görmesi, gebe kalabilme, erkeğin de baba olabilme çağına ulaşması demektir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar…
  27. İç Savaş fermanına karşı direnme hakkı
    İç savaş söylemi iktidar partisinin örgütüne öyle sinmiş ki, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde bir yerel parti yöneticisi örgütüne “referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!” diye talimat vermişti.…
  28. Tayyip Erdoğan'ın Filistin şovu
    Erdoğan ve İslam coğrafyasındaki yol arkadaşları şov yapmanın ötesinde kararlı şekilde Filistin’e sahip çıkmazlar. Kendi halklarına kötü örnek olmasın diye seküler Filistin hareketlerini zayıflatmak için Filistin’de İslamcı hareketleri teşvik ettiler. Bunun…
  29. Delilsiz Hükümlerle Asılanlar
    İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma…
  30. Hızlandırılmış zabit eğitimi reformu
    Gurur duydum, bir teğmenin bu kadar kısa sürede yetişmesini sağlayan eğitim inkılabını başarmış olmamızdan. En kalbi duygularla alkışladım Başkomutanımızı, bu mucizevi reformu hayata geçirmesinden dolayı. Kim bilir Amerikalısı Fransız’ı Rus’u…
  31. Fahişeler ve gazeteciler
    Fahişeler ve gazeteciler
    29 Kasım 2017
    Fahişelik denilince tarihteki ilk meslek olduğu söylenir ve akla hep belirli bir cinsiyet gelir. İnsan türünün sınıflara ayrışmasından bu yana baskı altında olan kadının cinsiyetinden üretilmiş bu kavram hiç de…
  32. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  33. Devrimlerin Devrimi
    Devrimlerin Devrimi
    9 Kasım 2017
    İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma…
  34. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  35. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  36. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  37. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  38. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  39. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  40. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  41. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  42. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  43. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  44. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  45. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  46. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  47. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  48. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  49.    Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?
    Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Referandum tarihi…
  50. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  51. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  52. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  53. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  54. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  55. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  56. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  57. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  58. Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya
    AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği…
  59. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  60. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  61. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  62. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  63. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  64. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  65. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  66. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  67. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  68. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  69. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  70. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  71. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  72. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  73. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  74. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  75. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  76. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  77. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  78. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  79. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…