İslamcı iktidar işte bunlarla kötülüğü toplumsallaştırıyor

25 Eylül 2019
İslamcı iktidar işte bunlarla kötülüğü toplumsallaştırıyor

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi eski dekanı Yeni Şafak yazarı Ergün Yıldırım, bugünkü yazısında Neslican Tay'ın ölümüne değinerek "Yok olmaya doğru akan bedenini sosyal medyada yeniden ikame ederek kurtarmaya çalıştı" ifadelerini kullandı. Yıldırım ayrıca, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan'ın tepki çeken paylaşımına da sahip çıktı.

Yeni Şafak gazetesi yazarı Ergün Yıldırım, kansere karşı mücadelesiyle tanınan ve hayatını kaybeden Neslican Tay'ın ölümüne değindiği yazısında, Tay için "Yok olmaya doğru akan bedenini sosyal medyada yeniden ikame ederek kurtarmaya çalıştı" dedi.

Yıldırım ayrıca, Tay'ın ölümünün ardından sosyal medyada ""Neslican kızımız çok çile çekti ama ümidini kaybetmedi. Ölümle yüzleşebilseydi, ölüm bilincine sahip olsaydı, seküler dünyanın dünyasallaşma rüzgarına kapılmasaydı, dinlerin hayata anlam katma ve teselli gücünden faydalanabilseydi hastalığı düşman gibi görmezdi" diyen Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan'la ilgili olarak ise "Çok önemli bir konuyu, en hassas noktada tartışma cesaretini gösterdi" ifadelerini kullandı. 

Yıldırım ayrıca, temel sorunun 'ölümle kurulan klasik müslümanlık ilişkisinin tersyüz olması' olduğunu öne sürdü.

Yıldırım'ın yazısının ilgili bölümü şu şekilde:

Neslican Tay, hayatının baharında dünyadan göçtü. Dört kez kansere yakalandı. Bu hastalığa karşı direndi. Güler yüzüyle ve iddialı giyimiyle sosyal medyada gündem oldu. Şimdi üzerinde tartışmalar yapılıyor. Aslında tartışılan Neslican Tay değil. (Elbette ölüm acısının tazeliği karşısında insanın söz söyleme kudretine de sahip olması epey zor). Fakat Neslican Tay, bir sosyal olguya dönüştü.

Yok olmaya doğru akan bedenini sosyal medyada yeniden ikame ederek kurtarmaya çalıştı. Türkiye’de ölümün değişen kültürünü temsil ettiği için tartışılıyor. Aslında toplum ölüm ile kurulan ilişkinin değişimini tartışıyor. Mesele, ahlaki olmaktan ve ölüye saygı duyup duymamanın çok ötesinde. Bir psikiyatri profesörü olan Nevzat Tarhan, hastanın ölümle kurduğu ilişkinin yeni tarzına dikkat çekti. Çok önemli bir konuyu, en hassas noktada tartışma cesaretini gösterdi. Belki hastanın ölümünden sonra tartışsaydı ahlaki açıdan daha iyi olurdu. Ancak bu kadar farklılık üretebilir miydi? Hiç sanmıyorum. Çünkü insanların hızlı inanıp ve hızlı unuttuğu bir dönemden geçiyoruz.

Neslican Tay, ölümüyle yok olmadı! Ürettiği sosyal varlığıyla arkasından bize bir tartışma bıraktı. Bu tartışma artık onun şahsi özelliklerini de aşan bir vaziyet aldı. Temel sorun, ölümle kurduğumuz klasik Müslümanlık ilişkisinin tersyüz olması ve bunun yerine seküler bir ilişki tarzının gelmesidir. Bu ilişki insanlarımızı ölüme karşı daha dayanıklı mı yapacak, yoksa tamamen farklı bir duruma mı savuracak? Yıllar önce “Ölüm Sosyolojisi” diye bir makale okumuştum. Hocam Ümit Meriç vermişti okumam için. Hâlâ aklımda kalan bir tarafı var bu makalenin. Hastanelerde ölümü bekleyen kişiler üzerine yapılmıştı. Araştırmacı, hastaların ölümden aşırı biçimde korktuklarını ve bunu aşabilmek için de ölüm kelimesinden ve çağrışımlarından arındırılmış bir ortam üretildiğini söylüyordu. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda seküler kesimlerin “her benlik ölümü tadacaktır” yazısından rahatsızlık duymaları da onların derin seküler bilincini anlatıyor.

'Seküler dünyanın rüzgarına kapılmak' he mi? Makam odanızdaki dev televizyon hangi dünyanın?

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da, Neslican ile ilgili sosyal medya hesabından tepki çeken bir paylaşımda bulunmuştu.

 

Neslican, kansere karşı verdiği mücadeleyle Türkiye’nin bir süredir sağlığını yakından takip ettiği bir isimdi. Acı haberin ardından Türkiye yasa boğuldu. Birçok tanınan isim de taziye mesajlarını paylaştı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise, Neslican ile ilgili sosyal medya hesabından tepki çeken bir paylaşımda bulundu.

Tarhan, Neslican’ın seküler dünyanın rüzgarına kapıldığını, ancak ölümle yüzleşebilmesi gerektiğini savunurken, Neslican’ın dinlerin teselli gücünden faydalansaydı, kanseri düşman gibi görmeyeceğini ileri sürdü.

Neslican’ın ölümünde bile laiklik düşmanlığı yapan Tarhan, “#neslicantay kızımız çok çile çekti ama ümidini kaybetmedi, Ölümle yüzleşebilseydi #ölümbilincine sahip olsaydı, seküler dünyanın dünyasallaşma rüzgarına kapılmasaydı dinlerin #hayataanlamkatma ve #teselligücü nden faydalanabilseydi hastalığı düşman gibi görmezdi diye düşündüm” diye yazdı.

Oda Tv’nin haberine göre; Radyo programcısı Zeki Kayahan Coşkun, “Seküler dünyanın rüzgarına kapılmak he mi? Makam odanızdaki dev televizyon hangi dünyanın? Ya deri koltuklar? Pahalı halı döşeme? Kahve fincanlarınız niye ucuzundan değil? Masanızın üstündeki abartılı aydınlatma hangi dünyadan?Atla mı geliyorsunuz okula, lüks makam aracıyla mı?” derken, Gazeteci Ünsal Ünlü ise, “Hayatım boyunca duyduğum en saçma yorum! Dindar olunca kanser daha mı az etkiliyor? Misal “Dindarlar arasında kanserden ölüm azlığı” gibi bir istatistik var mı? Sizin başında olduğunuz üniversitenin öğrencileri adına da, o üniversiteye çocuğunu yollayan insanlar adına da üzüldüm” diyerek rektöre tepki gösterdi.

Prof. Dr. Cem Say da, söz konusu paylaşıma, “Hastalık düşmandır, bilimin görevi onu yok etmektir, ama kime ne anlatıyorum” diye yazdı.

Eski FETÖ'cü

Nevzat Tarhan, 2012 yılında FETÖ’nün Ergenekon kumpası davasında tanık olarak dinlenmişti. “Ergenekon Örgütü”nün varlığını uzun süre savunan Tarhan, FETÖ’nün düzenlediği Türkçe Olimpiyatları’na da destek vermişti. YAŞ kararlarıyla ve genellikle irticai nedenlerle ordudan ilişiği kesilenlerin kurduğu bir dernek olan ASDER’in başkanlığını da yapmıştı.

Nevzat Tarhan “Solculuğun ve eşcinselliğin bir hastalık” olduğu tezini savunmasıyla da çok tartışılmıştı.

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…