Eski AKP'li vekil Selçuk Özdağ'dan AKP'lilere Davutoğlu tepkisi

27 Nisan 2019
Eski AKP'li vekil Selçuk Özdağ'dan AKP'lilere Davutoğlu tepkisi

Ankara kulislerinde gündem AKP muhaliflerinin kuracağı belirtilen yeni parti. İddialara göre, parti Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Abdullah Gül liderliğinde  kuruluyor.

AKP'nin içindeki muhaliflerin partiyi ne zaman kuracakları henüz netlik kazanmamışken, yeni parti ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan da sert tepki geldi.

Kızılcahaham'da konuşan Erdoğan "Tabii şunu da söylemem lazım, ne yazık ki biz dışarıyla bir mücadele verirken ama içimizde de bize yanlış yapanların da olduğunu burada ifade etmeden geçemeyeceğim. Tabii bu yeni bir şey değil. Bu ilk insanla başlayan bir süreç. Hamille Kabil arasındaki o süreç hâlâ devam ediyor. Kıyamete kadar da devam ediyor. Maalesef içimizde belli seviyelere gelenlerin yaptığı çalışmalar yenilir yutulur cinsten değil. Bilesiniz ki, bu teşkilat sadece Ankara’da kabuğuna çekilmiş bir teşkilat değildir. Hangi ilde neler oluyor, ilçelerde neler oluyor bunların hepsi bize geliyor. Nerede neler olduğunu, döndüğünü bunların hepsini biliyoruz. Gün ola harman ola, zamanı geldiğinde tabii ki bizler bu teşkilatın geleceği için de bunların hesabını sormasını biliriz. Bunları sırtımızda taşıyacak değiliz. Bu parti bir davadır. Bu davaya gönül verenler sır küpü içinde kendilerini tutmaları gerekir. Tutmuyorlarsa kendileri bilir. Bizi diğerlerinden ayıran da budur" diye konuşmuştu. 

AKP'nin içinden doğacak yeni parti kuruluşunda yer alacak kimi isimler de ortaya çıktı. Bunlardan biri de Selçuk Özdağ. 

En Politik sitesinde bugün yayımlanan "Eleştiri Düşmanlık Değildir" başlıklı yazısında Özdağ, eski Başbakan Davutoğul'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP'ye yönelik eleştirilere gelen tepkilere yanıt verdi.  

Özdağ, Davutoğlu, "Kibirli olun, çalın, liyakate önem vermeyin, adaleti bırakın, zulüm edin mi demeliydi?" diye sordu. 

Yazıdan bir bölüm şöyle: 

"Foyası meydana çıkmaktan korkanlar her zamanki nobran, kaba, çıkarcı üslupları ile saldırmaya başladılar. Davutoğlu'nun tespitlerini tartmak ve değerlendirmek yerine onu suçlayan, itibarsızlaştıran bir üslubu tercih ettiler. Bu şu anlama geliyor, hiç biriniz konuşmayın, eleştirmeyin, yol göstermeyin bırakın bu şekilde devam etsin.

Bu aşağılayıcı, vefa ve hukuk tanımayan üsluptan sonra  insanlar hakkı, hakikati söylemeye cesaret edebilirler mi?

Her şeyden önce şunu bilmek lazım, hakkın ve milletin hatırı herkesin hatırından yüksektir. Söz konusu Allah'ın rızası ve milletimizin menfaatleri olursa kimsenin sözüne bakılmaz, doğru neyse o yapılır.  Her şey iyi ve güzelse bu kriz niye?  İnsanlar niye bu kadar hallerinden şikayet ediyorlar. Halkın halini görmeyen zamanı gelir vatandaş tarafından da görmezden gelinir. Şu seçimde alınan sonuç bunun ilk işaretleri değil mi?

Öyle bir noktadayız ki susmak ihanettir. Konuşmak en azından yarın biz görevimizi yaptık rahatlık ve huzurunu verir.Söz zamanında söylenirse değerlidir, işte bu an o andır. Sözün söylenmesi, uyarıların yapılması gerektiği an.

Olaylara dost- düşman zaviyesinden bakanlar her pozitif eleştiriyi hainlik veya vefasızlık olarak görebilirler. Bu doğru bir yaklaşım değil, gerçek dostluk sonu ne olursa olsun hakikati söylemektir.Bugün kızgınlıkla karşılanan yarın zamanı geldiğinde takdir ve tahsinle karşılanır. Davutoğlu'na saldıranlar arasında AK partiye hizmet ve entelektüel kalite ve kalibre bakımından Davutoğlu ile yarışabilecek tek bir kişi çıkar mı? Dedikodu ve küfür yazarlığının ötesine geçmiş kaç kişi var? Bugüne kadar AK partiye faydalı olacak ne yaptılar?  Bir kişiyi parlatmak için geriye kalan herkese hakaret etmek, aşağılamak mı gerekir? İnsan kendi meziyet ve yetenekleri ile büyür, başkalarının  pohpohlamaları ile değil.

Davutoğlu,

CB sistemini gözden geçirin,

 Bu ittifak bize yaramadı bir defa daha düşünün,

Yargı bağımsızlığını, kuvvetler ayrılığını sağlayın,

Adil olun, partiyi çıkarcılara teslim etmeyin,

Çoluk çocuğunuzun hırslarını dizginleyin,

Doymayı bilin,

Devlette liyakati esas alın,

Meclisi güçlendirin,

 Vefalı ve ahlaklı olun,

İstişareyi terketmeyin,

Kucaklayıcı, bütünleştirici bir dil kullanın,

Kibri bırakın, mütevazı olun, diyor.

Bunların hangisi yanlış. Kibirli olun, çalın, liyakate önem vermeyin, adaleti bırakın, zulüm edin mi demeliydi?

Sorun, birbirimizi dinlememek ve her eleştiriyi düşmanlık gibi görmektedir. Hayır, ne düşmanız ne de kimsenin kötülüğünü istiyoruz. Ülkemizin daha iyi yönetilmesini, partimizin hatalarını görmesini, insanlarımızın mutlu ve huzurlu olmasını istiyoruz, bunun neresi yanlış?"

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…