Saray bekçisi Bahçeli faşist zihniyeti açık etti: Sandıktan çıktı diye kabul edemeyiz

21 Nisan 2019
Saray bekçisi Bahçeli faşist zihniyeti açık etti: Sandıktan çıktı diye kabul edemeyiz

İslamcı-Türkçü Faşist Cumhur ittifakının küçük müttefiki MHP başkanı Devlet Bahçeli, 'Mesele az yedim, çok yedim meselesi değildir' diyerek yolsuzluk ve emekçilerin geçim sorunlarının önemsiz olduğunu, asıl meselenin beka sorunu olduğunu vurguladı. Bahçeli’nin sözleri, Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’in emperyalist savaş yıllarında dile getirilen açlık sorununa karşı söylediği sözleri hatırlattı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisi ile Antalya’da seçimi değerlendirdi. İki günlük değerlendirmenin ardından açıklama yapan Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

“Cumhur İttifakı ayakta kalamazsa Türkiye’nin boğazına sarılacaklar”

Eğer Cumhur İttifakı ayakta kalamazsa, bundan sonra yerel yönetimler kanalıyla palazlanan PKK’lılar, FETÖ’cüler, geziciler, çukurcular, Sorosçular, teslimiyetçiler daha da güçlenerek Türkiye’nin boğazına sarılacaklardır. Hesap kirlidir. Hesap karanlıktır. Hesap vandaldır. Bunu görmek, bunu bilmek lazımdır.

İstanbul’daki seçimlere şaibe karıştırılması uzun vadeli pis bir senaryonun ilk etabıdır. Sandığa gölge düşürülmesi, Büyükçekmece ve Maltepe’de yaşanan sahtekarlıklar şiddetli bir dalganın ilk habercileridir. Gelişmelere milli beka zaviyesinden bakmak çok mühimdir.

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın sürekli mazbata vurgusu yapması, seçimin ertesinde Anıtkabir ziyareti, her gün televizyonlardan dedikodu yayması üzerinde özenle çalışılmış sinsi bir hazırlığın eseridir.

“YSK, İstanbul’da vebale ortak olamaz”

Bu nedenle YSK İstanbul’daki sandık yolsuzluklarına bigane kalamaz, vebale ortak olamaz, Türkiye’nin kaderiyle oynayamaz.

Olağanüstü itiraza konu olan, üç valiz dolusu belgeyle tevsik edilmiş iddiaların tam ve eksiksiz incelenip adalet ve hakkaniyete uygun şekilde sonuçlandırılması YSK’nın tarihi görevidir.Bizim merakımız YSK’nın bu kadar ağır bir yükün altından nasıl kalkacağıdır? YSK herhangi bir şekilde meşru ve hukuki bir destek alacak mıdır?

İçişleri ve Adalet Bakanlıklarıyla birlikte MİT ve emniyet birimleri lazım gelen bilgileri paylaşıp olağanüstü itiraz sürecinin sağlıklı ve vicdanen isabetli bir netice vermesine katkı sunacaklar mıdır?

Varsayalım ki, FETÖ’cüler tespit edildi.

Buna rağmen YSK seçim yenileme kararı almazsa, 15 Temmuz’da şehit düşen 251 vatan evladının yüzüne Mahkemeyi Kübra’da nasıl bakılacaktır?

2 bin 193 gazinin hakkını hukukunu kim koruyacaktır? Hatta 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün isim değişikliği gündeme getirilecek midir?

“İstanbul’da seçim tekrarı beka meselesidir”

YSK’nın 7 asil 4 yedek üyesi zillete göz yumamaz. İstanbul’da seçim tekrarı beka meselesidir. Ne İstanbul ne de Türkiye sokakta bulunmuştur.Nice bedeller ödeyerek devletimizi kurduk.

Nice badirelerden geçerek vatanımızı kurtardık. Nitekim Türkiye düşmanlarına çalınmış oylarla hiçbir vatan köşesini veremeyiz, vermemeliyiz.

Büyükşehir Belediyelerin imkanlarıyla şöhret, makam ve para sahibi olmak için kollarını sıvayanlara sessiz kalmak, tepkisiz durmak, hukuk ihlallerine, adalet ihmallerine kulak tıkamak biliniz ki, Türkiye’yi ateşe atmak demektir.

Goebbels’in izinde: Mesele az yedim, çok yedim meselesi değildir”

Mesele şu kadar belediye senin, bu kadar belediye benim meselesi değildir. Mesele az yedim, çok kazandım meselesi hiç değildir.

Türkiye’yi dört bir koldan kıstırmak, sonrasında yıkmak, bu olmuyorsa tamamen bağımlı ve sömürge artığı bir ülke haline getirmek için çok şer ve melanet bir cephe oluşturulmuştur.

Bahçeli’nin bu sözleri, Hitler faşizmi döneminde propaganda bakanı olan Joseph Goebbels’in, savaş nedeniyle açlık sorunu yaşayan Almanyalıların tepkilerine verdiği yanıtı hatırlattı. Goebbels, emperyalist savaş yıllarında yaşanan açlık sorununa karşı “Alman çocukların tereyağına ihtiyacı yok ama Alman toplarının makine yağına ihtiyacı var. Çocuğu için tereyağı istemek vatan hainliğidir” sözlerini dile getirmişti.

“İBB Başkanı’nın verileri araştırması iyi niyetli bulunamaz”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, koltuğuna oturur oturmaz belediyenin ve bağlı kuruluşlarının elektronik veri tabanı ve altyapılarında inceleme ve araştırma yaptırmaya kalkışması iyi niyetli ve safiyane bir idari tasarruf olarak görülemez.

“Bu telaş niyedir, bu acelecilik neye yorulmalıdır?”

Zannedersiniz, her şey bitmiş, geriye kala kala veri tabanını incelemek kalmıştır. Bu telaş niyedir, bu acelecilik neye yorulmalıdır?

Bir nevi kozmik oda operasyonunu andıran bu girişimin İstanbul 4.İdare Mahkemesi tarafından durdurulması isabetli olsa da, zorlama ve dayatmalar anlaşılan son bulmayacaktır.

“Veri tabanının kimlerin eline geçeceği meçhuldür”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanının kimlerin eline geçeceği meçhuldür. Patlıcan meraklısı olanların musakkayı küçümsemeleri meselenin bir diğer tuhaf ve tutarsız yanıdır.

“İstanbul’da bir şeyler olmuş, olmaya da devam etmektedir”

İstanbul’da bir şeyler olmuş, olmaya da devam etmektedir. Bu gelişmeler karşısında Türkiye ittifakından bahsetmek kafamızdaki soru işaretlerini çoğaltmıştır. Ülke bazlı, coğrafya tabanlı siyasi bir ittifak olmaz, olamaz. 82 milyon Türk vatandaşının inancı birdir, irfanı birdir, acısı birdir, ahlakı birdir, anısı birdir, adı birdir.

Bizim ittifakımız cumhurladır. Bizim ittifakımız vatan ve millet sevgisinde erimiş AK Partili kardeşlerimledir. Milli beka mücadelesinde siyasi görüş ayrılıklarımızı elbette kenara itmeliyiz. Biteviye söylediğimiz de budur.

“Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye ittifakıyla neyi kastettiğini bilemeyiz”

Cumhur İttifakı siyasi kaygı ve gayelerle kurulmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye ittifakıyla neyi kastettiğini elbette bilemeyiz.

Ancak konunun başta gazeteler ve televizyonlar olmak üzere, her zeminde, özellikle zillet ittifakı tarafından istismar edildiğini de görüyor ve çok yakından takip ediyoruz.

Bizim bildiğimiz Cumhur İttifakı’dır. Bizim inandığımız milli birlik ve beraberliktir. Bizim amacımız milli bekayı sonsuza kadar yaşatmaktır. Öncelikli gündemimiz Cumhur İttifakı’na yönelik sabotajlara asla fırsat vermemektir.

Birer birer gün yüzüne çıkan sabotajcıların aradıkları imkanı fikri veya siyasi muhtevada sunmamak ikinci gündem konumuz olmalıdır.

Ekonomideki yapısal sorunlara odaklanmak asıldır. Milli güvenliğimizi yakından etkileyen çetrefilleşmiş sorunlara kafa yormak esastır.

Buna diyecek bir şeyimiz yoktur. Seçim tartışmaları artık hukukun konusudur. Ama görüşlerimizi paylaşmak en doğal hakkımızdır.

Yanlışa yanlış demek ahlak ve adamlığımızın alametifarikasıdır. Haine hain demek cesaretimizin nam ve şerefidir.

Haksızlığa direnmek görevimiz, haysiyetsiz akınlara göğsümüzü germek mayamızın ve meşrebimizin soylu gereğidir.

Uluslararası ilişkilerimiz milli kazanımlara, tarihi çıkar ve egemenlik haklarımıza uygun olmalıdır. Terörle mücadele tavizsiz sürdürülmelidir.

Bölgesel ve küresel çemberi yarmak için kenetlenmeliyiz, kucaklaşmalıyız, bir ve beraber olmalıyız.

“İnancım odur ki, Cumhur İttifakı varsa, umutlar bitmemiştir”

Cumhur İttifakı varsa, çare mutlaka yeşerecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, alnımız açık, yüzümüz pak, mazimiz tertemiz, sözümüz senettir.

Hepiniz çoluk çocuğunuzun rızkından keserek siyaset yapıyorsunuz. Kimseden sakladığımız, kapatacağımız ahlaksızlıklarımız da yoktur. Nasıl görünüyorsak öyle oluruz, ne biliyorsak onu söyleriz.

Biz 50 yıl önce yola, Hakka sığınarak çıktık. Çok şükür ki, namusumuzla, şerefimizle bugünlere geldik.

Biz 50 yıldır meydanlardayız. Varsın medya göstermesin. 50 yıldır salonlardayız. Varsın bilen bilsin, bilmeyen düz gitsin.

şte Cumhur İttifakı 2023 Lider Ülke Türkiye’yi inşa etmek için seferde.

Ancak hedefimiz belki de hayat boyu sürecek bir mücadele ile irademizi geliştirmek ve noksanlarımızı tamamlamak olmalıdır.

Bizleri yolumuzdan alıkoyacak, şahsiyetimizi kırılmaya uğratacak engelleri bertaraf etmek mecburiyetindeyiz. Başka yol ve çare de kalmamıştır. 31 Mart seçimlerindeki başarınızdan dolayı hepinizi bir kez daha ayrı ayrı tebrik ediyorum.

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…