Devletten kaptığı ucuz krediyle dövize koşan AKP’liler kim?

19 Nisan 2019
Devletten kaptığı ucuz krediyle dövize koşan AKP’liler kim?

AKP iktidarı 2017 Nisan’ındaki ilk paketin ardından, 18 Ocak 2019’da KGF kredilerini kullanarak ekonomiyi canlandırma amaçlı ikinci bir paketi yürürlüğe koydu. KOBİ’ler ve daha büyük firmaları kapsayan kredilerin faizi ise yüzde 18.48 olarak belirlendi. Bu oran, o dönemki şartlarda piyasada verilen kredilerin ortalamasına göre yıllık bazda yedi puan daha ucuz bir kaynaktı..

Herhangi bir ülkede bankada döviz hesabı açmak isteyen yatırımcı için ilk temel kural yerli para birimini dövizle değiştirip bankaya yatırmaktır. Bu gerçeği kendimize uyarlarsak, döviz hesabı açmak için önce TL verip döviz almamız gerekir.

Bir çelik kadar somut mantık taşıyan bu kural çerçevesinde incelediğimizde, Türkiye’de yerleşik yatırımcının Ocak ortasından bu yana alıp bankalara koyduğu yaklaşık 20 milyar dolarlık dövizle ilgili ilginç ve şüphe çeken bilgiler ortaya çıkıyor.

Merkez Bankası verilerinden yapılan bir araştırma, döviz hesaplarında ortaya çıkan hızlı artışın temel kaynağının, devletin seçim öncesi ekonomi canlansın diye Hazine garantisiyle dağıttığı, piyasa şartlarına göre ucuz olan krediler olduğunu gösteriyor. Elbette bu bir skandal ve ortaya çıkan bağlar bizi kredilerin kimlere ve niçin dağıtıldığını sorgulamaya itiyor.

Konuyu daha iyi anlatabilmek için ocak ayına dönelim. 10 Ocak 2019’da Bakan Berat Albayrak tarafından açıklanan ‘KOBİ değer’ paketi, Türkiye’de Hazine teminatıyla verilen kredileri ilişkin önemli bir başlangıç olarak karşımıza çıkıyor.

AKP iktidarı 2017 Nisan’ındaki ilk paketin ardından, 18 Ocak 2019’da KGF kredilerini kullanarak ekonomiyi canlandırma amaçlı ikinci bir paketi yürürlüğe koydu. Ve daha sonraki açıklamalar da eklendiğinde, bu ikinci kredi patlamasının doğrudan KGF ile ilişkili boyutu en azından 45 milyar TL olarak belirtildi.

KOBİ’ler ve daha büyük firmaları kapsayan kredilerin faizi ise yüzde 18.48 olarak belirlendi. Bu oran, o dönemki şartlarda piyasada verilen kredilerin ortalamasına göre yıllık bazda yedi puan daha ucuz bir kaynaktı.

Ekonomiyi canlandırmak için verilen krediler ilk etapta kamu bankaları öncülüğünde dağıtılırken, özel ve yabancı sermayeli bankaları da daha sonra KGF aracılığıyla kredi dağıtan kuruluşlar arasında yerlerini aldı.

AKP’nin seçim öncesi önemli oy artırma silahlarından biri olan bu kredilerin dağıtımı başlarken, bankacılık sektörünün bir başka bilanço kaleminde eş zamanlı değişimler ortaya çıktı. Döviz mevduatlarında engellenemeyen artış...

Birkaç rakam verelim. BDDK’ya bankacılık sistemi tarafından 11 Ocak-29 Ocak arasında verilen TL kredi stoku 74 milyar TL arttı. Merkez Bankası’nın ilk çeyrek ortalama dolar kurunun 5.36 TL olduğu düşünüldüğünde bu tutar 13.8 milyar dolarlık dövize karşılık geliyor. Aynı dönemde yurtiçi tasarruf sahiplerinin bankalarda tuttuğu döviz miktarı ise 20.2 milyar dolar yükseldi.

Elbette dağıtılan kredi miktarı döviz hesaplarındaki tüm artışı açıklamaya yetmiyor. Ancak bunun da nedeni var. Söz konusu dönemde TL mevduatlarda 34 milyar TL’lik yani 6.3 milyar dolarlık azalış oldu. Bankacılar TL mevduatındaki bu azalışın mevduat ve bonodaki düşük faiz getirisi nedeniyle TL’den, döviz mevduatına geçen paralardan kaynaklandığını belirtiyor.

Merkez Bankası verilerinden yapılan hesaplama ise TL kredilerdeki toplam 74 milyar TL’lik artışın 55 milyarının kamu mevduat bankalarından geldiğini gösteriyor.

Dolayısıyla yukarıdaki veriler bize Türkiye’de Merkez Bankası döviz rezervlerinin hızla azalması (ki artık uluslararası bir tartışma konusu) sonucuna ve tasarruf mevduatında dolarizasyon oranının yüzde 54’e çıkmasına neden olan değişimin ana motorunun kamunun uyguladığı kredi politikası olduğunu ispatlıyor.

Öte yandan devletten kredi çekenin parayı dövize yatırıp ekonomik harcamalarda kullanmadığının göstergeleri reel sektördeki gelişmelerden zaten anlaşılabiliyor. Son açıklanan verilere göre kredi patlamasının yaşandığı şubat ayında Perakende Satış Hacmi geçen yılın aynı ayına göre reel bazda yüzde 4.9 azaldı. Aynı dönemde sanayi üretimi ise yüzde 5.1 geriledi.

Mart’a ilişkin ana öncü gösterge konumundaki yurtiçi mal ve hizmetlerden, yani harcamalardan alınan vergi gelirleri ise yüzde 15.5 gibi şok bir şekilde gerildi. Yani dağıtılan krediler piyasaya çıkmadığı için ana hedef olan ekonomik canlanma konusunda olumlu etki yaratmadı.

Gelelim anında dövize dönen ve ülke ekonomisini sarsan bir kur krizine yol açan bu kredilerin kimlere verildiğine. Bunlar doğal olarak bankacılık sırrı ve bunu net olarak bilmemize imkân yok.

Ancak bankacılık sırrı olması kamu tarafından aktarılan bu ucuz kredileri hiç takip edemeyeceğimiz anlamına da gelmiyor.

Birinci olarak şunu biliyoruz:

Söz konusu krediler verilirken firma başına limit miktarı KOBİ’ler için 12 milyon TL’den, 25 milyon TL’ye çıkartıldı. Ek olarak KOBİ ölçeğinden büyük firmalar için de limit tutarı 50 milyon liradan 200 milyon TL’ye yükseltildi.

Bu limit artırımları aynı zamanda sayısal olarak daha az firmanın kredi aldığı anlamına geliyor. Kredinin büyük kısmını veren kamu bankalarının müşteriler arasında ‘seçici!’ davrandığı anlamını da taşıyor.

Bilinen bir başka gerçek de uluslararası alanda yapılmış önemli bir bilimsel çalışma. Dünyanın en önemli ekonomi üniversitelerinden London School of Economics’ten (LSE) Ekonomist Dr. Orkun Saka ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBRD) baş ekonomistlerinden Çağatay Bircan’ın ‘Kredi döngüleri ve ekonomik sonuçları: Politik konumun sonuçları’ adlı araştırması.

Araştırmaya göre Türkiye’de kamu bankaları, yerel seçimler öncesinde rekabetin yüksek olduğu seçim bölgelerinde iktidar partisinden belediye başkanının olduğu şehirlerde kredi musluklarını açarken, tam tersi muhalefetten bir belediye başkanının olduğu kritik şehirlerde kredi musluklarını kısıyor.

Her iki ipucunun bileşimi bizi anında dövize dönüp ekonomiyi sarsan döviz mevduatı artışına yol açan kredilerin iktidara yakın ve az sayıdaki firmaya verildiği kuşkusuna götürüyor.

O zaman geriye şu sorular kalıyor?

Devletten yedi puan düşük faizle kredi alıp ortalama 5.36 TL kurla dolar alıp seçim öncesi bankaya yatıran firmalar ya da sahipleri kimler?

- Ekonomiyi canlandırmak için verilen krediler günü gününe dövize dönerken, ‘milli ekonomiye destek’ nutuklarıyla paketler açıklayan Türk ekonomi yönetimi ne yapıyordu?

Can Teoman / Ahval

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…