Ergenlerde akıl sağlığı son beş yıldır kötüleşiyor, fail belli

Jean Twenge

21 Ocak 2019
Ergenlerde akıl sağlığı son beş yıldır kötüleşiyor, fail belli

2010 ve 2015 arasındaki beş yılda, ABD’de kendini işe yaramaz ve keyifsiz hisseden – klasik depresyon semptomları – ergenlerin sayısı yüzde 33 artış gösterdi. Ergenlerde intihar girişimleri yüzde 23 arttı. Daha da kaygı vericisi ise, 13 ila 18 yaş arası gençlerde intihar edenlerin sayısı yüzde 31 arttı.

Clinical Psychological Science (Klinik Psikoloji Bilimi) dergisinde yayınlanan yeni bir makalede meslektaşlarım, ergenlerde görülen depresyon, intihar girişimi ve intihar sayısındaki artışın genel olduğunu, yani ayrımsız tüm ırklardan ve etnisitelerden, ülkenin her bölgesinden gelen ergenleri kapsadığını buldular. Analizimiz, iKuşağı olarak adlandıracağım kuşağın – 1995’ten sonra doğanlar – akıl sağlığı sorunları yaşamasının, onlardan önceki milenyum kuşağından daha olası olduğunu gösteriyor.

Ne oldu da bu kadar çok ergen, bu kadar kısa bir zamanda kendini bunalımda hissetmeye, intihar girişiminde bulunmaya ve intihar etmeye başladı? Ergenler üzerinde yapılmış birçok büyük çalışmayı inceledikten sonra, ergenler açısından tüm olasılıkların tek bir şeye gelip dayandığını gördüm: akıllı telefonların aniden yaygınlaşması.

Tüm ipuçları ekrana işaret ediyor

2010 ve 2015 arası yıllar istikrarlı bir ekonomik büyüme ve işsizlik düşüşüne şahitlik ettiği için, ekonomik sıkıntıların bir faktör olması ihtimal dışı. Gelir eşitsizliği bir sorundu elbette (ve hala öyle) ama 2010’larla birlikte aniden ortaya çıkmış değil. Zengin ile yoksul arasındaki bu uçurum onlarca yıldır artıyordu. Aynı ergenlerin 2010 ile 2015 arasında ev ödevine harcadığı zamanın pek değişmediğini gördük ve ders baskısını muhtemel sebeplerden eledik.

Ama Pew Research Center’a göre, akıllı telefon sahipliği 2012’de yüzde 50 eşiğini aştı – tam da ergen depresyonunun ve intiharının artmaya başladığı dönem. 2015 itibariyle, ergenlerin yüzde 73’ünün akıllı telefona erişimi vardı.

Akıllı telefon kullanımı ve depresyon eşgüdümlü artmış olmakla kalmıyor, internette geçirilen zaman da iki farklı veri kümesi boyunca akıl sağlığı sorunlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Her gün internette en az beş saat geçiren ergenlerin, daha az zaman geçirenlere nazaran, en az bir intihar risk faktörüne (depresyon, intihar düşüncesi, intihar planı yapma veya intihar girişimi) yüzde 71 daha fazla sahip olduğunu bulduk. Genel olarak, intihar risk faktörü günde iki saat veya üzeri internet ile birlikte ciddi şekilde artıyor.

Elbette ekran karşısında geçirilen zamanın depresyona sebep olması yerine, depresyonun internette geçirilen zamanı arttırıyor olması da mümkün. Ama üç diğer çalışma bu ihtimali zayıflatıyor (en azından sosyal medya kullanımı açısından).

İnsanların zaman içinde gözlemlendiği iki çalışmada, sosyal medyada daha fazla zaman geçirmenin mutsuzluğu arttırdığı ama mutsuzluğun daha fazla sosyal medya kullanımına yol açmadığı görüldü. Üçüncü bir rastgele katılımcılı çalışmada, Facebook’a bir hafta ara verenler ile kullanmaya devam edenler karşılaştırıldı. Facebook’a girmeyenler bir hafta sonunda daha az depresif hissettiklerini bildirdiler.

Depresyonun insanların internette daha fazla vakit geçirmesine sebep olabileceği argümanı, depresyonun 2012 sonrasında neden ani bir artış gösterdiğini de açıklamıyor. Bu senaryoya göre, bilinmeyen bir sebeple daha fazla ergen depresyona girmiş ve akıllı telefon almaya başlamış oluyor ama pek mantıklı değil.

Ekran karşısına geçtiğimizde ne kaybediyoruz?

İnternette geçirilen zaman akıl sağlığını doğrudan olumsuz etkilemese de, dolaylı yollardan olumsuz etkileri olabiliyor, özellikle de başka aktivitelerden çalıyorsa.

Örneğin, iGen (iKuşağı) kitabım için araştırma yaparken, ergenlerin artık arkadaşlarıyla yüz yüze bir şeyler yapmak için çok daha az zaman ayırdığını buldum. İnsanlarla yüz yüze iletişim, insan mutluluğunun en derin kaynaklarından biri; bu olmaksızın, ruhsal durumumuz kötüleşmeye başlıyor ve sonrasında çoğunlukla depresyon geliyor. Sosyal olarak tecrit olmak, intihar açısından ciddi bir risk faktörü. Ortalamadan fazla süreyi internette ve ortalamadan az süreyi arkadaşlarıyla yüz yüze geçiren ergenlerin, depresyona girme ihtimali en yüksek olanlar olduğunu bulduk. 2012’den bu yana kitlesel olarak yaşanan şey de bu: Ergenler, akıl sağlığına olumlu etkisi olduğu bilinen aktivitelere (birebir sosyal etkileşim) daha az, zarar veren aktivitelere ise (internet) daha çok zaman ayırıyor.

Öte yandan ergenler artık daha az uyuyor ve telefonlarında fazla zaman geçiren ergenlerin yeterli uykuyu almaması daha olası. Yeterli uyku almamak da depresyon için ciddi bir risk faktörü. Dolayısıyla akıllı telefonlar daha az uyumamıza sebep oluyorsa, tek başına bu bile depresyon ve intiharın aniden neden bu kadar arttığını açıklayabilir.

Depresyon ve intiharın birçok sebebi olabilir. Genetik yatkınlık, aile ortamı, zorbalığa maruz kalma ve travma… bunların hepsinin rolü olabilir. Bazı ergenler hangi dönemde yaşıyor olsalar akıl sağlığı sorunları yaşarlardı.

Ama aslında akıl sağlığı sorunları yaşamayacak olan bazı hassas ergenler, ekran karşısında fazla zaman geçirmeleri, yüz yüze sosyal etkileşimden uzak olmaları, yetersiz uyumaları veya bunların bir kombinasyonu sebebiyle depresyona kayabiliyorlar.

Ekran karşısında geçirilen sürenin azaltılmasını önermek için yeterince veri olmadığı söylenebilir. Ama bu süreyi azaltmak veya diyelim ki günde en fazla iki saat ile sınırlandırmak, en asgari şey. Aksine, hiçbir şey yapmamak, olası sonuçlarının depresyon ve intihar olduğunu düşündüğümüzde, çok daha riskli değil mi?

Ekran zamanını sınırlandırmayı konuşmak için erken değil; umuyoruz ki geç kalmış olmayalım.

Çeviri: Serap Güneş

Kaynak: http://theconversation.com/with-teen-mental-health-deteriorating-over-five-years-theres-a-likely-culprit-86996

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…