Fırat’ın doğusundaki halk, Afrin’deki gibi bir sondan korkuyor

Wladimir van Wilgenburg*

27 Aralık 2018
Fırat’ın doğusundaki halk, Afrin’deki gibi bir sondan korkuyor

Türkiye’de üslenmiş Suriye muhalefetine dahil olan Kürt Ulusal Konseyi (KUK) isimli Kürt blok dahi, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna bir harekat düzenlemesine karşı çıkıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazartesi günü Türkiye’nin Suriye Kürtlerini Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) eline bırakmayacaklarını söyledi. YPG, IŞİD’le mücadelede Amerika ile işbirliği yapan ama Ankara’nın Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) bir uzantısı olarak gördüğü bir milis gücü.

Ancak, Türkiye’de üslenmiş Suriye muhalefetine dahil olan Kürt Ulusal Konseyi (KUK) isimli Kürt blok dahi, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna bir harekat düzenlemesine karşı çıkıyor.

Türkiye mart ayında Afrin’i işgal ettiğinde, YPG’ile ilişkili Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) muhalefet eden kesimler dahi, kentin Türkiye’nin desteklediği muhalif güçler tarafından yağmalandığını gördü. Kürtler, Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları grupları tarafından belgelendiği üzere, geçmişleri ne olursa olsun, taciz edildiler, kaçırıldılar ve serbest bırakılmaları için fidye talep edildi.

Yaşamlarını orada sürdürmek için Afrin’e geri dönen bazı KUK destekçileri tutuklandı ve bunlardan bazıları hala hapisteler. Birçok insan başlangıçta Türkiye’nin sadece PYD’ye karşı olduğunu sanıyordu. Ama sonradan gerçeğin farklı olduğu anlaşıldı.

KUK ‘PYD hakimiyetine' karşı olsa da, Fırat’ın doğusundaki diğer Kürt kentlerinin sonunun da Afrin’e benzemesinden korkuyor. Afrin’den ayırılmış 10’dan fazla siville görüştüm. Türkiye’nin desteklediği grupların tek amaçlarının şehri Kürtlerden temizlemek olduğuna inanıyorlardı.

Türkiye’nin desteklediği muhalif güçler ile YPG arasında ocak ile mart ayları arasında yaşanan savaştan kaçtıktan sonra, Afrin’e geri dönen 40 yaşındaki Azad isimli bir sivil, geri döndüklerinde durumun hiç de umdukları gibi olmadığını gördüğünü söyledi.

Azad, “Kent benim kentim ve insanlar, birçok insan geri dönmek istedi çünkü orası onların topraklarıydı. Ama geri geldiğimde, umduğumu bulamadım” dedi. Azad, bu kişinin gerçek adı değil.

Azad, sivillerin sürekli olarak para için tutuklandığını ve farklı muhalif gruplarla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Geriye döndükten sonra, özel eşyalarının çoğunun yağmalandığını söyledi.

Türk askerleri yerel insanların şikayetlerine aldırmamış ya da bu şikayetleri, onların şikayet ettiği gruplara bildirmişler. Azad, “İnsanlar yağmalamalarla ilgili olarak Türk askerlerine gittiklerinde, onlar sizi şikayet edilen gruplara bildiriyorlar ve durum daha da kötüleşiyor” dedi.

Nihayetinde Azad, Kobani’ye kaçmak zorunda kalmış. KUK’un üst düzey üyelerinden Fuat Aliko, kasım ayında Kürdistan 24’e verdiği bir mülakatta, Afrin’e giren Arap fraksiyonların tek amaçlarının yağma olduğunu söylemişti.

Aliko “Sivillerin özel eşyalarının çoğunu, motorları, arabaları yağmaladılar ve insanları kışkırtıp, fidye istediler. Aynı zamanda mahalli yöneticiler bu işi bitirecek hiçbir şey yapamıyorlardı” diye anlattı.

Ama Türk Silahlı Kuvvetleri ona  saha çok büyük olduğu için hiçbir şey yapamayacaklarını söylemiş.

Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’un Twitter’dan Amerikan askerleri çekileceğini açıklamasıyla, Fırat’ın doğusundaki Kürtler de aynı akıbeti paylaşmaktan korkuyorlar.

Trump geçtiğimiz pazartesi günü “Türkiye Cumhurbaşkanı RT Erdoğan bana IŞİD’den geri kalanları sileceği yönünde çok güçlü bir mesaj verdi” şeklinde bir tweet attı. Trump “O dediğini yapabilecek bir adam. Artı Türkiye zaten doğrudan komşu. Askerlerimiz eve dönüyor!” dedi.

Türkiye’nin desteklediği gruplar İŞID’in Hajin civarındaki son kalesinin bulunduğu topraklara 200 kilometreden fazla mesafedeler. Oraya ulaşabilmek için önce YPG’nin ve Suriye Demokratik Güçleri’nin hakimiyetindeki önemli bir bölgeyi ele geçirmek zorundalar.

Bu da, Suriye Kürtlerinin Moskova ve Şam ile bir anlaşma yapmamaları ya da Fransa gibi Avrupa ülkelerinin Amerikan güçlerini yerine geçebilecek bir adım atmamaları halinde, büyük olasılıkla bir kan banyosuna ve kaosa yol açacak.

Birçok Kürt sivil, Trump’un artık Türkiye ile işbirliği yapacak olmasından şoke olmuş durumda. Ne de olsa daha geçtiğimiz eylül ayında Kürtleri ‘müthiş savaşçılar’ olarak öven de Trump idi. Hatta Kürt kenti Kobani’de Trump’un adını taşıyan bir falafel lokantası bile vardı.

Ancak artık Trump, Kürt savaşçıları temizlemek isteyen Türkiye ile işbirliği yapmak istermiş gibi bir izlenim veriyor.

Fırat’ın doğusunda yapılacak muharebeye katılması beklenen ana gruplardan bir tanesi Ahrar El Şarkiye. Bu grubun 2016 Eylül’ünde Amerikan Birliklerini El Rai’den dışarı püskürtmek ve Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonu sırasında onlara ‘domuzlar’, ‘kafirler’ ve ‘köpekler’ demek gibi kötü bir şöhreti var.

Pazar günü sosyal medya hesaplarında Şarkiye savaşçılarından müteşekkil bir konvoyun, “mükemmel olmaya kararlıyız, kararlıyız ve ilerledik” isimli bir IŞİD marşı eşliğinde Menbiç’e ve Tel Abyad’a saldırı hazırlığı yaptığını gösteren görüntüler yer aldı.

Kobani’de şöför olarak çalışan Riyad, ailesinin Afrin’dekilerle aynı akıbeti paylaşmasından endişe ediyor. “Durum şu: [benim şu anda Noel için bulunduğum] Suriye’de durum iyi, ama burada değil” dedi. “Çocuklarımız zor bir durumda, ailelerimiz acı çekecek, her şey kötü olacak.”

Kobani’de berberlik yapan 30 yaşındaki Mahsun, Türkiye’nin saldırması ve bölgenin Arapların eline düşmesi durumunda bir felaket yaşanacağını söyledi. “Eskiden olduğu gibi bizi yine öldürür ve kafalarımızı keserler” dedi.

Amerika, Kamışlı’da yaşayan bir öğretmen olan Abdülselam’ı da büyük bir düş kırıklığına uğratmış. “Erdoğan geldiğinde dünyanın gıkı çıkmayacak” dedi. “Ve bu, Kürtler IŞİD’le savaşıp Avrupa’da terör saldırıları düzenleyenleri yok ettikten sonra yaşanıyor!”

---------

*Wladimir van Wilgenburg is an analyst of Kurdish politics and a freelance journalist. He is currently reporting from Erbil, Iraqi Kurdistan. /Ahval

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…