Kanal İstanbul: Büyük Felaket

29 Temmuz 2018
Kanal İstanbul: Büyük Felaket

100 milyon hafriyat kamyonu seferi yapılacak. Hafriyatın 5 yıl süreceği düşünülürse, saatte 2 bin 283 kamyon seferi anlamına geliyor. Yapılacak hafriyat saatte 600 kg toz emisyonu oluşturabilecek. İstanbul’un nefesi kirlenecek, hava kirliliğine bağlı hastalıklar artacak. 

Roma imparatoru Neron, kibirli, gözü doymayan, zalim kişiliği ile tanınır. MS 54'te imparator olur. Kendisini imparator yapan herkesi ortadan kaldrırır. Rivayet odur ki, kişiliğinin özellikleri arasında Neron'un sanatsal 'yetenekleri' de  vardır. Şiir yazmak ve okumak onun da büyük tutkusudur. Avenesi arsında, içinde 'yangn alevleri' ifadesi geçen bir şiir okur. Dostlarından Petronius, ateşten yükselen kıvılcımların daha gerçekçi bir anlatıma kavuşması için şiirin gerçek bir ateş karşısında yazılmasını önerir. İmparator Neron'un  aklından o anda şiirin mısraını tekrar yazmak ve Amphitheatre’da halkına okumak için, büyük bir ateşin karşısında durma fikri geçer. Neticede Roma'nı o köşesini ateşe verdirir. Ancak yangın bütün Romayı sarar. İnsanlar, hayvanlar ölür, şehir harabeye döner. Roma için büyük bir felakettir bu..

Bir şehri, tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, insanları ve tüm canlılarıyla öldümek için yakmak gerekmiyor.. Bir Felaket projesi de onu öldürür..  Erdoğan'ın 'büyük rüyam' dediği Kanal İstanbul Projesiyle yaptığı da budur.. Neron egosunu tatmin etmek uğruna Roma'yı yakmıştı. Erdoğan da Kanal İstanbu'lla, kenti büyük bir felakete götürüyor..

**

Cumhuriyet yazarı Çiğdem Toker, Felaketin boyutlarını bügünkü köşesinde ela aldı. Yazısının ilgili bölümü şöyle:

Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle yapımı planlanan Kanal İstanbul, Cumhurbaşkanı Erdoğan için “stratejik” bir proje. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde hayalini kurduğu projeye kendisi gibi bakmayanlara kızıyor. Kızgınlığını tv’lerde ifade ediyor.

Kanal İstanbul birileri için muazzam rant kaynağı. Tabii ranta biz rant diyoruz. Rantçılar kendisine böyle demez. Onların şirketleri, “ülkenin kalkınmasına, millet memleket yararına” işlere katkıda bulunmak için vardır.

Bizler içinse Kanal İstanbul, kent hakkımızı elimizden alan, hayatımızı tehdit etme ihtimali olan tehlikeli bir proje.

Zira bilime kulak veriyoruz. Mühendisliği ne kadar mükemmel olursa olsun, çarpık kentleşmiş, betona boğulmuş ve yakın gelecekte büyük deprem beklenen bir metropolde Kanal İstanbul’un doğayla oynamak anlamına geldiği görülüyor.

[Haber görseli]

Denizli milletvekili Gülizar Biçer Karaca, TBMM kürsüsünden tam da bu tehlikeye dikkat çeken bir konuşma yaptı:

“Bu projeyle 20 milyon nüfuslu bir beton şehir olan İstanbul’da tonlarca metreküp toprak yer değiştirecek ve beklenen o büyük deprem ciddi anlamda tetiklenecek. Kaybedeceğimiz canların hesabını nasıl vereceksiniz? Güzergâh üzerinde bulunan bir baraj yok edilecek (Sazlıdere). Çatalca’da 107 bin hektarlık orman alanı talan edilecek. Marmara’nın suyu kirlenecek, oksijen azalacak, ekolojik sistem tamamen bozulacak.”

Biçer, sözlerini “Gelin yandaş şirketlerin cebini doldurmak dışında bir işe yaramayacak bu projeden vazgeçelim. Ülkemize, kaynaklarımıza, doğamıza sahip çıkalım” diye bitirdi.

KENT NEFES ALAMAYACAK

Yapılacak hafriyat saatte 600 kg toz emisyonu oluşturabilecek. 

İstanbul’un nefesi kirlenecek, hava kirliliğine bağlı hastalıklar artacak. 

100 milyon hafriyat kamyonu seferi yapılacak. 

Hafriyatın 5 yıl süreceği düşünülürse, saatte 2 bin 283 kamyon seferi yapılacak.

[Haber görseli]

‘Hafriyat çoklu tehdit’

Uzunluğu 45 km, genişliği 150, derinliği ise 25 m. olarak tasarlanan Kanal İstanbul’dan ciddi miktarda hafriyat çıkacak.

İlk ÇED başvuru raporunda geçen rakam 1.5 milyar metreküptü.

Anlaşılan ihaleyle hazırlatılan etüt çalışması bitti ki, ilk verilerden farklı rakamlar konuşuluyor.

Dahası henüz başlanmamış bir projede 65 milyar liralık maliyetin 35 milyar liraya düşeceği, böylece 30 milyar lira tasarruf edileceği gibi enteresan haberler de çıkıyor iktidar medyasında.

Bu fiktif tasarruf, kanal genişliği 400 metreden 275 metreye çekilerek azaltılacakmış.

Böylece çıkacak hafriyat miktarı da 800 milyon metreküp azalacakmış.

Bu rakam da adacıkları yapmaya yetecekmiş.

3. Havalimanı’na pist olacaktı

İlk açıklandığında çıkacak hafriyatın 3. Havalimanı’nda pistler için kullanılacağı söyleniyordu. İki proje eşzamanlı gerçekleşemedi. Olmadı.

Şimdi bir de Millet Bahçesi’nde kullanılacağını okuyoruz.

Saray medyasının millete “adacıklar”, “bahçecikler” diye anlattığı hafriyatın İstanbul’un başına neler getireceğini uzmanlardan okuyunca dehşete düşmemek imkânsız.

Mimar Ekin Halide Sarıca’nın Politeknik’teki gözaçıcı yazısı önemli. 1.5 milyar metreküpe göre hesaplanmış bulguları, 800 milyon metreküpe göre yarıya indirebilirsiniz:

- Bu miktarda hafriyat saatte 600 kg toz emisyonu oluşturabilecek. (...) Bu, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Yönetmeliği’ndeki limit değerin 600 katı. Yani proje havayı kirletecek, halkın sağlığını tehdit edecek.
İstanbul’un nefesi kirlenecek, hava kirliliğine bağlı hastalıklar artacak.

- Toprak ve hafriyat miktarına göre malzemeyi taşımak ve alandan uzaklaştırmak için 15 m3’lük kamyonlar kullanıldığında 100 milyon hafriyat kamyonu seferi yapılacak. Hafriyatın 5 yıl süreceği düşünülürse, saatte 2 bin 283 kamyon seferi anlamına geliyor.

- 22.5 km’lik 2 bin 283 kamyon seferi, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Yönetmeliği’nde bir araç için belirtilen 0.35 kg/km toz emisyonu düşünüldüğünde saatte toplam 19.979 kg toz emisyonu havaya karışacak.

- Binlerce kamyonun İstanbul’un trafiğine, yollarına getireceği yük halkın ulaşım güvenliğini tehdit edecek.

[Haber görseli]

Rapor açıklanmalı

Kanal İstanbul’un etkilerini anlatan yazı dizisindeki (Politeknik, Ocak 2018) ciddi tespitler bunlarla sınırlı değil:

- Proje güzergâhında mühendislik yapılarının hayata geçmesiyle, alanda heyelan, sıvılaşma, korozyon, kireçtaşlarının ergimesine bağlı büyük zemin göçükleri gibi yeni zemin problemleriyle karşı karşıya kalınması muhtemeldir.

- Projenin en yüksek kotu 140 metre. Güzergâh tesis edilirken hafriyat alımı sırasında ve sonrasında çalışma ortamındaki yükseklik farklarının yaratacağı eğim artışları nedeniyle, doğal zemin mukavemet (dayanım) özelliklerini kaybedebilecek. Doğal hali zarar gören zeminlerde depremlerle veya yoğun yağış ile birlikte şev-heyelan riskleri ortaya çıkacak.

- Proje alanı birçok gömülü fay ile kesiliyor ve Kuzey Anadolu fay hattına en yakın uzaklığı 15 km ve en kuzeydeki bölümüne uzaklığı 60 km. Olası deprem ile birlikte oluşabilecek tsunami dalgalarının kanal güzergâhına girişiyle birlikte halk deprem dışında ikincil bir tehlike ile karşı karşıya kalacak. Proje kapsamındaki dolgu adalar, Marmara Denizi depremi esnasında risk altında olacak.

Sözün özü: Kanal İstanbul etüdü için Yüksel Proje ile 34 milyon 990 bin TL bedelle sözleşme imzalandığını, eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan açıklamıştı. 
Eğer bu çalışma tamamlandıysa, bu raporun halka açıklanması gerekir.

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…