'Mahkeme başkanı IŞİD'li sanığa 'oğlum' diye hitap etti'

20 Temmuz 2018
'Mahkeme başkanı IŞİD'li sanığa 'oğlum' diye hitap etti'

"SURUÇ AYDINLATILIRSA DİĞER KATLİAMLAR DA AYDINLATILIR" --Vücudunda hala Suruç'ta patlatılan bombalara yerleştirilmiş bilyeler taşıyan Koray Türkay, 'Diğer katliamların aydınlatılması Suruç Katliamı’nın aydınlatılması ile mümkün olur' diyor.

Urfa’nın Suruç İlçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde IŞİD’in canlı bomba saldırısı sonucu 33 kişinin hayatını kaybettiği çok sayıda insanın yaralandığı katliamın üzerinden üç yıl geçti. Tekstille uğraşan Koray Türkay da o gün ağır yaralanan isimlerden birisi. Vücudunun değişik yerlerinde halen yedi bilye bulunan ve altı kez ameliyat olan Türkay, bir buçuk yılda toparlanabilmiş. İlk anda patlamayı kafasına aldığı bir darbe olarak algılayan Türkay, ayıldıktan sonra saldırı olduğunu anlayabilmiş.

Mücadelesine kaldığı yerden devam eden Türkay, dava sürecindeki adaletsizliğe dikkat çekip mahkeme heyetinin IŞİD’li sanığa ‘oğlum’ diye hitap ettiğini ve mağdur ailelerle dalga geçildiğini belirtiyor. Türkay, ilk canlı bomba saldırısı olan Suruç’un aydınlatılması durumunda diğer katliamların da aydınlatılacağına dikkat çekiyor.

"AMACIMIZ ÇOCUK VE KADINLARA YARDIM ETMEKTİ"

Türkay, katliamın üçüncü yıldönümünde Artı Gerçek’e saldırı gününü ve sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

- Kobani’ye gidişiniz nedeninizden başlayalım. Neden gitmek istediniz?

Biz Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun çağrısı üzerine Kobani’ye yardım götürmek için 19 Temmuz akşamı Kadıköy’den yola çıktık, sabah 8.30 gibi Suruç’a vardık. Bizim amacımız orada devam eden savaşta zor durumda olan çocuk ve kadınlara yardım etmek ve onlara moral vermekti. Suruç’a vardıktan sonra Amara Kültür Merkezi’ne geçtik, Türkiye’nin birçok yerinden insanlar gelmişti. Şehrin girişinde arama yapıldı, geniş güvenlik önlemleri alınmıştı ancak Kültür Merkezi’nin etrafında hiç polis yoktu.

"KATLİAMCI BİR ARA YANIMDA DURUYORDU"

- Suruç’ta saldırıdan önce neler yaptınız?

Suruç'taki Amara Kültür Merkezi’ne getirdiğimiz yardımları ve eşyaları yerleştirdik. Saat 10.00 gibi kahvaltı yaptık ve sohbet ettik. 11.00-11.30 arası Kobani’ye giriş konusunda emniyetle yapılan izin görüşmeleri hakkında bir bilgilendirme yapıldı. Emniyet 300 kişilik gruptan 100 kişinin Kobani’ye gidip geri dönmesi, ardından diğer grupların da benzer bir şekilde gidip gelmesi şartıyla izin vereceğini belirtmişti. 11.45 gibi bir basın açıklaması yapıldı, o esnada bazı arkadaşlar Suruç’ta dolaşmaya çıktığı için Kültür Merkezi’nde 60-70 arası kişi vardı.

- Siz o anda ne yapıyordunuz?

Basın açıklaması yapılmadan kısa bir süre önce öne geçip iki üç tane fotoğraf çektim. Sonra yerime geçtiğimde Cemil abi benim yerime geçmişti, ben de bu kez pankartın sağ arka tarafına Koray Çapanoğlu’nun yanına geçtim. Benim çektiğim fotoğraflarda canlı bomba görünüyordu. Fotoğraf çektirmeden önce durduğum noktada benim yanımdaydı. Hiç fark etmemişim. Biz “basın açıklaması yapacağız” deyince muhtemelen aramıza geliyor, sonrasında kendini patlatıyor.

"İLK ANDA PATLAMAYI KAFAMIN ARKASINA VURULAN BİR SERT CİSİM OLARAK ALGILADIM"

- Patlama anına ilişkin neler hatırlıyorsunuz?

Patlamayı duydum ancak ilk anda patlamayı kafamın arkasına sert bir cisimle vurulduğu şeklinde algıladım, yani patlama olduğunu anlamadım ve idrak edemedim. Sanki biri sert bir cisimle kafamın arkasında vurmuştu. Patlama anında bana dönük bir saldırı olduğunu düşündüm. Çünkü kafamın içinde bir gümleme sesi oldu ve daha sonra kulaklarıma vurdu.

"AYILDIĞIMDA BOMBALI SALDIRI OLDUĞUNU ANLADIM"

- Ayıldığınızda mı fark ettiniz?

Ayıldığımda “İkinci bomba var” seslerini duydum ve sadece bana değil oraya dönük bir saldırı olduğunu ve bombalı saldırıya maruz kaldığımızı anladım. O anda sağ kolumu hissedemiyordum, başımın arka tarafında sırtımda duruyordu. Omuzlarım kırılmıştı. Sağ ayağımı da hissedemiyordum, dedim ki “sağ kolumla sağ bacağım koptu.” Gözümü açtım, her yer kandı, sol elimle kanı biraz sildim. Sonra etrafa baktım, korkunçtu. O manzaraya bakarak devam edemeyecektim ama kan kaybediyordum, “uyumamam lazım” dedim ve gözlerimi kapatarak kendime bir rota belirleyerek sağlam olan sol ayağımın üzerinde sekerek bahçenin kapısına doğru ilerledim.

"İKİNCİ BOMBA SÖYLENTİSİ NEDENİYLE İNSANLAR KAÇIŞIYORDU"

- Sizi kimse görmüyor muydu? Kimse yok muydu?

İkinci bomba söylentisi üzerine herkes uzaklaşıyordu. Ben merdivenlere geldiğimde daha fazla dayanamayacağımı anlayıp kendimi yere bıraktım. O anda oradan uzaklaşan arkadaşlar beni gördü ve yardıma koştu. Plakasız ve siyah camlı bir jip park halindeydi ancak bizi almak yerine olay yerinden kaçtı. Daha sonra belediyenin araçları geldi ve beni o araca bindirerek Suruç Devlet Hastanesi'ne götürdüler. Urfa’da özel bir hastaneye sevk edildim, bir kaç ameliyat oldum. Uçakla daha sonra İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi'ne sevk edildim.

"VÜCUDUMDA HALA 7 BİLYE VAR"

- Tedavi süreciniz ne kadar sürdü? 

Bir süre kaldıktan sonra hastaneden taburcu oldum ancak tekrar hastalığım nüksetti, ameliyat oldum. 2 ay daha hastanede kaldım. Hastanedeki tedavim toplamda beş ay sürdü. O süre zarfında altı ameliyat geçirdim. 1,5 yılda toparlanabildim. Bomba çok sayıda bilyenin yerleştirildiği bir düzenekten oluşuyordu. Halen vücudumda 7 tane bilye var. Örneğin omuriliğimin yanında fındık büyüklüğünde bir bilye var. Vücudumun başka yerlerinde değişik büyüklüklerde metal parçaları da mevcut. Bağırsaklarımın yüzde sekseni parçalanmıştı ve o bölümler alındı. Mesanemin bir parçası alındı. Yanıklar mevcut. Tedavi dönemi çok meşakkatli geçti.  

"OMURİLİĞİNİN YANINDAKİ BİLYE YER DEĞİŞTİRİRSE SIKINTI YARATABİLİR"

- Vücudunuzdaki bu metal ve bilye parçaları hayatınızı ne kadar etkiliyor?

Şu an hayatımı çok etkilemiyor, hareketlerimi kısıtlamıyor. Cilt altında olduğu için metal parçalarının bir zararı yok ancak doktorlar, omuriliğinin yanında bulunan bilyenin yer değiştirip baskı yapması halinde ileride sıkıntı yaratabileceğini söylüyor. Şu an için öyle bir şey yok. Vücudumda bulunan o bilye ve metal parçalarının belirli bir süre sonra çıkarılması lazım.

"MAHKEME BAŞKANI IŞİD’Lİ SANIĞA ‘OĞLUM’ DİYE HİTAP EDİYOR"

- Dava sürecini biraz anlatır mısınız? Ne aşamaya gelindi?

Adalet yok, evrensel hukuk normlarına uygun bir süreci yaşayamıyoruz. Çünkü karşımızda siyasallaşmış bir yargı sistemi var. Suruç Katliamı’nda tutuklu olan Yakup Şahin isimli bir sanık var. Dava mahkeme heyetinin Şahin’e saygı ve sevgisini esirgenmediği bir süreç halinde ilerliyor.

"SANIĞIN GETİRİLMESİNE KARAR VEREN HEYET DEĞİŞTİRİLDİ"

- Nasıl yani? Biraz açar mısınız?

Yakup Şahin duruşmaya getirilmiyordu, SEGBİS ile bağlanıyordu. Avukatlarımız defalarca talep etmesine rağmen duruşmaya getirilmedi. Mahkeme başkanı sanık Şahin’e bir duruşmada “oğlum gelmek ister misin?” diye seslendi. Katliamda mağdur olanlarla böyle dalga geçiliyor. Şahin gelip gelmemeye kendi karar veriyor. Avukatların itirazları sonucunda bir duruşmada getirilme kararı çıktı, ancak o karardan sonra mahkeme heyeti değişti. O heyetin yerine gelen yeni mahkeme heyeti sanığın duruşmaya getirilme kararını bozdu. Söylenebilecek bir şey yok. Şahin ile birlikte yargılanması gereken başka sanıklar da var ancak onlar halen yakalanamadı. O kadar katliam övgüsü yapılıyor ki bırakın yargılamayı, adaleti, bizler cezalandırılıyoruz. Afrin operasyonunu protesto ettiğim için 4 ay cezaevinde kaldım. Şu an cezaevinde olan onlarca Suruç yaralısı var.

"SURUÇ AYDINLATILIRSA DİĞER KATLİAMLAR DA AYDINLATILIR"

- O günlerden günümüze baktığınızda Suruç'u nasıl değerlendiriyorsun?

Suruç Katliamı, Kürt halkıyla Türk halkının ortak geleceği inşa etmesini engellemeye dönük bir iktidar saldırısıydı. Bu katliama yol verildi, önü açıldı. Eren Erdem’in dosyasında katliama ilişkin bilgiler mevcut. Katliamcıların uzun süredir izlendiği ancak hiçbir işlem yapılmadığı, teknik takiplerin yapıldığı bilgileri mevcut. Emniyet kayıtlarında Suruç Katliamı’nın yapılacağı bilgisi var. Katliamı organize eden bu kişiler tutuklanabilirdi. Suruç davası diğer katliamların aydınlatılması için de çok önemli bir dosya, bu katliamın aydınlatılması demek bugüne kadar karanlıkta kalan noktaların ve şüphelilerin de ortaya çıkmasını sağlayacak.

Rıfat DOĞAN-ARTI GERÇEK

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…