AKP-tarikatlar el ele: Eğitimde 2023 hedefi cihatçı nesiller yetiştirmek

8 Mart 2018
AKP-tarikatlar el ele: Eğitimde 2023 hedefi cihatçı nesiller yetiştirmek

Prof. Dr. Esergül Balcı, “Eğitimde Tarikat ve Medrese Gerçeği” adında bir yılı aşkın süren araştırmasının sonuçlarını rapor haline getirdi. Rapora göre, bir milyona yakın öğrenci tarikatların elinde ve eğitimin dinci-gerici hale getirilmesinin birinci aşaması olan “cihatçı bir toplum” yaratma kısmı tamamlandı, ikinci aşamaya geçildi. Balcı, ikinci aşamanın ise “silahla din için savaşa girmek” olduğunu belirtiyor

Prof. Dr. Esergül Balcı, raporu Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD), eğitim sendikaları ve diğer devlet kurumlarının verilerinin yanı sıra İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Diyarbakır, Bursa, Sakarya, Düzce, Denizli, Adıyaman, Siirt, Şırnak, Mardin, Gaziantep, Şanlıurfa ve Batman illerinde yapılan saha çalışmalarıyla hazırladı. Rapor, Türkiye’de eğitim sisteminin bilimsel düşünme ve uygulama düzeyini hedeflemediği ve gittikçe artan ticarileşmenin sonucunda öğrencileri tarikatların yurtlarına ve kurslarına yönlendirdiğini belirtiyor. Bunun sonucu olarak toplumun cihatçılaşma aşamasının tamamlandığını belirten Balcı, “Ortadoğu’da din için savaşa girmek” aşamasına geçildiğini belirtti.

Yoksul kesim din eğitimi veren öğretmenlere teslim edilmiş durumda

Rapordan satırbaşları şöyle:

Yenilenen öğretim programında üst düzey düşünme becerilerinin kullanılmasını gerektirecek ve bilişsel alanın bilme basamağının üstüne çıkacak kazanım sağlayacak içerikler oldukça az. Balcı, bunun yakın bir gelecekte öğrencilerin temle öğrenme çıktılarının üzerine çıkamama, bilimsel düşünme ve uygulama düzeyine ulaşamamalarına neden olacağını belirtiyor.

Global Education Monitoring Report’a göre (GEM) araştırma yapılan 21 ülkede öğretmenlere duyulan güven eğitim sistemine duyulan güvenin üstünde. Türkiye’de öğretmenlere duyulan güven 10 üzerinden 6.5 iken eğitim sistemine duyulan güven ise 4.5 düzeyinde. Ayrıca GEM’de, öğretmene duyulan güven ile saygının karıştırılmaması gerektiğinin de altı çiziliyor. Balcı raporunda, öğretmenlere duyulan güvenin, yoksul ailelerin önce çocuklarını, ardından tüm aileyi din eğitimi veren öğretmenlere teslim etmeleri sonucunu doğurduğu belirtiliyor ve “Bu da sonuçta tekke ve medreselerin toplumun özellikle yoksul kesiminin büyük çoğunluğunu, kolaylıkla etkilemesi noktasına getirecektir” ifadelerine yer veriliyor.

Bu uyarı, geçtiğimiz günlerde Din Hizmetleri Genel Müdürü’nün “Huzurlu Aile, Sağlıklı Toplum” adlı etkinlikte, çocuklara din adamlarının “saygın” olduğunun öğretilmesi gerektiği yönündeki açıklamasını akıllara getiriyor.

DİYANET-MEB İŞBİRLİĞİ: “ÇOCUKLARI DİN ADAMLARININ SAYGINLIĞI KONUSUNDA BİLGİLENDİRİN”

En yoksul kesim medrese ve tarikat okullarına mahkum ediliyor

Türkiye’de toplum en yoksul kesiminin toplam vergilerin yüzde 21’ini en zengin kesimin ise yüzde 20’sini verdiği belirtilen raporda, en yoksul kesimin okul tercih etme şansının olmadığından imam hatip ve yatılı okulların yerine geçen medrese ve tarikat okullarına göndermek zorunda kaldıklarının altı çiziliyor.

2023’ün hedefi itaatkar, sorgulamayan, düşünmeyen, dünya yerine ahireti arayan nesil

Balcı, eğitim sisteminde sürekli olarak yapılan değişikliklerin, artan ticarileşmenin hedefinin “Türkiye’de cihatçı bir toplum yaratarak, bunu içselleştirmek” olduğunu belirtiyor. Balcı, şöyle devam ediyor:

Cihat anlayışı, sürekli program değişikliği ile okullara sokulmuştur. Böylelikle propagandanın ilk hedefi gerçekleşmiş, şimdi ikinci basamak uygulamaya konmuştur. Cihat anlayışı, Ortadoğu toplumlarında silahla din için savaşmayı içermektedir. Eğitimdeki değişmeler de bu amaç için yapılmaktadır. Bu bağlamda tarikatlarla yapılan iş birliği de bunun bir parçasıdır. 2023’e kadar hedef; itaatkâr, sorgulamayan, düşünmeyen, yaratıcı olmayan, estetik ve sanattan uzak her şeyi kabul eden, şükreden, geleceği bu dünya yerine ahirette arayan nesiller yetiştirmektir.

“Çocuklar kurtuluşu dinde ve öbür dünyada aramaya başlamakta”

Balcı, hazırlamış olduğu raporda ayrıca ailesinden uzak yörelerde okula giden öğrencilerin yurt ihtiyacının karşılanmadığını, bunun sonucunda da bu boşluğun yurt ve özel yurt adı altında cemaatçi yurtlara ve evlere ortam yarattığını belirtiyor. Ailelerin eğitim harcamalarının arttığını belirten Balcı, “Çaresiz kalan dar gelirli ve yoksul kesim çocukları cemaatlerin eline düşmektedir. Bu çocuklar kurtuluşu dinde ve öbür dünyada aramaya başlamaktır” ifadelerini kullandı.

Bir milyon çocuk tarikatların ellerinde

Raporda tarikat ve cemaatlerin 15 senelik AKP iktidarında bir çeşit koalisyon haline gelerek devletin farklı kademelerinde örgütlendiğinin ve kamu kaynaklarının tarikat ve cemaatlerin en büyük gelir kaynağı haline geldiğinin altı çiziliyor. Türkiye’nin birçok yerinde dernek, vakıf ve sivil toplum örgütleri şemsiyesi altında faaliyet gösterdiklerini belirten Balcı, bu tarikat ve cemaatleri faaliyetleri ayrı tüzel kişiliklerle yürüttükleri için takip etmenin zor olduğunu belirtiyor. Balcı bir milyon çocuğun tarikatların ellerinde eğitim gördüğünü belirterek raporda şu ifadelere yer veriyor:

Türkiye’de bir milyon çocuk tarikatların elinde eğitim görmekte, daha doğrusu beyinleri yıkanarak, aldıkları eğitim ve yönlendirme nedeniyle her türlü istismara açık ve her an kullanılmaya müsait hale getirilmektedirler. Bu çocuklar, yakın gelecekte milli güvenliği tehdit edecek faaliyetlere rahatlıkla sürüklenebilecek bir potansiyel haline dönüşmüşlerdir. Zira tarikat eğitimlerinde Türkiye, “Darülharb” yani “Harp ülkesi, küfür ülkesi, savaş alanı” olarak nitelendirilmektedir.

Tarikat üyelerinin yüzde 9’u IŞİD, El Kaide, Hizbullah gibi örgütleri onaylıyor

Rapora göre, Türkiye’de 2.6 milyon kişinin tarikatlarla organik bağı var, tarikat üyesi olan ya da faaliyetlerine katılan kişi sayısı ise 1.1 milyon. Üye ya da sempatizan olmasa da toplantılara en az bir kez katılmış ve yeniden katılabileceğini ifade eden kişi sayısı ise 1.5 milyon kişi (bu sayıya FETÖ’nün legal sayıldığı dönemde toplantılarına katılanlar da dahil).

Tarikat üyesi olduğunu belirtenlerin yüzde 9’u ılımlı İslam’ı reddetmekte, İslam’ın özünün cihat olduğuna inanmakta. Bu kesim aynı zamanda IŞİD, El Kaide, Hizbullah gibi örgütlerin terör eylemlerini cihat adı altında onaylamaktadır.

3-5 yaş grubu çocukların yüzde 64’ü okul öncesi eğitim alamıyor

Balcı, 3-5 yaş grubu çocukların yüzde 64.48’inin okul öncesi eğitim alamadığını, İstanbul’da ise bu oranın yüzde 80’lere çıktığını belirtiyor. Ayrıca okul öncesi eğitim kurumlarının 550 TL ile 3 bin TL arasındaki ücretlerini, tek maaşla ya da asgari ücretle geçinen 6 milyon ailenin ödemesinin mümkün olmadığını kaydeden Balcı, “Bu ailelerin çocukları medreselere ve tarikat yuvalarına mahkum edilmektedir” dedi.

Medrese eğitmenleri Hizbullahçı ya da Hizbullah sempatizanı

Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde medrese eğitimlerinin 6-10 yıl arasında değiştiğini belirten Balcı, “seyda” adı verilen eğitmenlerin çoğunun 1980-1994 yılları arasında İran’ın dini merkezi Kum, Irak’ta Akre ve Erbil gibi tarikat merkezi olan şehirlerde eğitim aldığını ve Hizbullah örgütü mensupları ya da sempatizanları olduğunun altını çiziyor.

AKP iktidarıyla şehir merkezlerindeki medrese sayıları hızla artıyor. Ayrıca Hizbullah’a bağlı bulunan medreseler Doğu ve Güneydoğu’da Kuran kursu olarak değil, dernek çatısı altında faaliyet yürütüyor. Balcı, medrese eğitimi aldığı tespit edilebilen çocuk sayısının 10 binin üzerinde olduğunu belirterek “Medrese öğrencilerinin tamamı yatılı olarak kalmakta ve her türlü istismara açık durumdadırlar” diyor.

Tarikat okul ve yurtlarında, üniversiteliler hariç 210 bin dolayında öğrenci kaldığını kaydeden Balcı, devletin bu tarikatlara öğrenciler için 898 milyon 800 bin TL ödeme yaptığını belirtiyor. Ayrıca rapora göre 4 binin üzerindeki özel yurdun 2 bin 480’i tarikatlarla bağlantılı ve bu yurtlarda kayıtlı 224 bin öğrenci bulunuyor.

14 maddeyle yapılması gerekenler

Balcı, raporun sonunda ise yapılması gerekenleri 14 madde ile şöyle sıralıyor:

  1. Okulöncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına, ders kitaplarının hazırlanmasından eğitim yöneticilerinin belirlenmesine; sınıf mevcutlarından eğitimin laik, bilimsel ilkeler doğrultusunda verilmesine, demokratik ve kamusal yönünün geliştirilmesine özen gösterilmelidir.
  2. Derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, eğitimin hemen her alanında köklü bir değişime gereksinim vardır, bu ivedilikle gerçekleştirilmelidir.
  3. Kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel eğitimin önündeki engellerin kaldırılması için somut adımlar atılmalı, eğitimde ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme adımlarına derhal son verilmelidir.
  4. Bir insan hakkı olan eğitimden herkes eşit, parasız yararlanmalı; kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel, evrensel ilke ve değerler eğitimine geri dönülmeli, eğitim müfredatı ve uygulamaları bu doğrultuda hazırlanmalıdır.
  5. Eğitimde ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirmeye son verilmeli, laik-bilimsel eğitim anlayışıyla çelişen pratik ve uygulamalara son verilmelidir.
  6. Eğitim süreci, özgür düşüncenin önünü açacak, çocukların zihinsel gelişimlerine yardımcı olacak biçimde yeniden düzenlenmelidir.
  7. Eğitimde, dışlayıcı, cins ayrımcı, farklı kültürleri yok sayan ve kutuplaştırıcı söylem ve uygulamalardan kaçınılmalıdır.
  8. Zorunlu ve “zorunlu seçmeli” din dersi uygulamasına son verilmeli, devlet bütün inançlar karşısında tarafsız ve eşit mesafede olmalı ve bu ders isteğe bağlı olmalıdır.
  9. Eğitim politikaları iktidarın ve sermayenin talep ve ihtiyaçlarına göre değil, eğitim biliminin gerekleri ve toplumun ihtiyaçları gözetilerek hazırlanmalıdır.
  10. Eğitim hizmetlerinin sunumunda, demokratik planlamalar yapılmalı, eğitimle ilgili tüm sektörlerin görüşü alınarak plan ve program yapılmalıdır.
  11. Eğitim emekçilerinin ekonomik sorunları ve çalışma koşulları düzeltilmeli, eğitimde her türden angaryaya, esnek ve performansa dayalı çalışma uygulamalarına son verilmelidir.
  12. Öğretmen istihdamı ve eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde “sözlü sınav” ve “siyasi referans” değil, liyakat ve objektiflik ilkeleri esas alınmalıdır.
  13. Eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.
  14. Eğitimin Türk-İslam sentezci ve piyasacı temelde şekillenmiş, sormayan, sorgulamayan, bencil bireyler yetiştiren yapısı değiştirilmeli; eleştiren, sorgulayan ve kendi geleceğine sahip çıkacak, bağımsız kişilikli, sağlıklı nesiller yetiştirmek hedeflenmelidir.

Sendika.Org

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…