HRW: Afrin’de 26 Sivilin Öldüğü Üç Saldırı Hukuksuz Olabilir

23 Şubat 2018
HRW: Afrin’de 26 Sivilin Öldüğü Üç Saldırı Hukuksuz Olabilir

Afrin harekatı kapsamındaki üç bombardımanla ilgili araştırma yapan( İnsan Hakları İzleme Örgütü) HRW, saldırılarda 17’si çocuk 26 sivilin öldüğünü, "sivil ölümlerin önlenmesi için gerekli önlemlerin alınmadığını" açıkladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch / HRW) bugün yaptığı yazılı açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin operasyonu sırasındaki hava bombardımanı ve topçu ateşleri sırasında “sivil zayiatı engellemek için gerekli önlemlerin alınmadığı izlenimini edindiklerini” ifade etti.

Bianet'de yer alan haberde, ocak ayının sonunda düzenlenen iki hava bombardımanı ve bir topçu saldırısında 17’si çocuk olmak üzere 26 sivilin öldüğünü açıklayan HRW açıklamasında, kurtulanların anlatımlarına da yer verdi ve sivil ölümlerin hukuksuz olabileceğini söyledi.

Bölgede 323 bin sivil yaşıyor

20 Ocak’ta başlayan Zeytin Dalı Harekatı adlı operasyonun düzenlendiği, Demokratik Birlik Partisi (PYD) kontrolündeki Afrin’de, Birleşmiş Milletler rakamlarına göre, aralarında başka bölgelerden kaçarak gelen 125 bin kişinin de bulunduğu 323 bin sivil yaşıyor.

Türkiye-Suriye sınırı acil tıbbi yardım gerektiren vakalar dışında herkesin geçişine kapalı kalmaya devam ettiğini ifade eden HRW, “PYD ile bağlantılı bir kurul olan Kürt Sağlık Konseyi rakamlarına göre saldırının başlangıcından bu yana 150 sivil öldürüldü ve daha yüzlercesi de yaralandı” dedi.

Üç gün, üç bombardıman

HRW, Afrin’de, 21, 27 ve 28 Ocak’ta gerçekleşen üç bombardımanı araştırdığını açıkladı. Araştırma kapsamında, aralarında ilk müdahale görevlilerinin ve mağdurların bulunduğu yedi görgü tanığı ile görüşüldü, onların verdiği fotoğraflar incelendi ve saldırıların gerçekleştiği yerlerin uydu görüntüleri analiz edildi.

Olayla ilgili, HRW’nin görgü tanıklarının anlatımlarını da içeren açıklaması şöyle:

28 Ocak'ta beşi çocuk sekiz sivil öldü

* Dört görgü tanığına göre, TSK’nın 28 Ocak, öğle saatlerinde gerçekleştirdiği hava saldırısında, Küpeli/Jalbal olarak da bilinen Kobla köyü yakınlarında, Kinno ailesinin yaşadığı bir grup çadırın üstüne dört mühimmat atıldı. Saldırıda beşi çocuk en az sekiz sivil öldü. Tanıklara göre saldırıda ölen herhangi bir savaşçı olmadı.

* Saldırıdan yaralı olarak kurtulan Abdullah Kinno, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne ailenin başka bir bölgedeki şiddetten kaçarak Küpeli’ye yerleştiğini ve ilk roket düştüğünde aile üyelerinden bazılarıyla birlikte çadırın içinde olduğunu anlattı: “Bir uçak vardı, sesini çadırın içinden duyabiliyorduk. Sonra ilk roket hemen yanımıza düştü. Ailemizden on bir kişi öldü. En küçüğü dört aylıktı. Çok büyük bir patlamaydı, her yer toz toprak olmuştu ve hangi yana baksam ölmüş ya da yaralanmış bir çocuğumu görüyordum. Tüm hayatım parça parça etrafıma saçılmıştı.”

* Hem Kinno hem de oğlu, dört mühimmattan üçünün aralarında takriben 15 metre bulunan çadırlara, dördüncüsünün de ailenin arabasına isabet ettiğini söylediler. Her ikisi de civarda askeri bir faaliyetin veya askeri hedeflerin bulunmadığını ve çadırların dışındaki faaliyetlerin sivil nitelikte olduğunun açıkça belli olduğunu anlattılar: “Askeri hedef filan yoktu. Hiç ama hiçbir şey yoktu. Önceden hava saldırıları tam hedefi buluyor derdik ama dışarıdaki keçileri, çocukların oynadığını görmüş olmaları lazım. Çok şaşırdım ve şoke oldum. Tüm ahali şoke oldu. Bunlar daha çocuk.”

* Afrin Hastanesi’nden Dr. Juan Muhammed ilk müdahale ekibinin olay mahalline saldırıdan kısa süre sonra gittiğini anlattı: “Orada taşlar bile erimişti, çok kuvvetli bir vuruştu. Taş bile un ufak olmuştu. Yerle bir olmuş çadırlar ve bir kaç ev vardı ve [ölenlerin] kim olduklarını bilmiyoruz. Paramparça oldukları için kimliklerini tespit edemedik. Tespit edebildiğimiz tek kişiyi de elbiseleri ve izleri sayesinde tespit edebildik. Oraya bir el, buraya bir ayak saçılmıştı ve cesetlerden geriye pek bir şey kalmamıştı.”

* Dr. Juan Muhammed, bildiği kadarıyla, saldırının yapıldığı yerin civarlarında herhangi bir askeri hedef bulunmadığını söyledi.

* İnsan Hakları İzleme Örgütü, 1 Aralık 2017’de kaydedilmiş uydu görüntülerini inceledi ve sivil bir kamp yerinin varlığı ile tutarlı en az beş adet yarı-sabit çadır şeklinde barınak tespit etti. 29 Ocak sabahı kaydedilmiş uydu görüntülerinde ise tüm barınak yapılarının tahrip edilmiş olduğu ve havadan atılan en az dört mühimmatın patlaması ile tutarlı çarpma kraterleri görülüyor.

* İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kürt Kızılayı’nın ilk müdahale ekibi tarafından hava saldırısı sonrasında olay mahallinde çekilmiş fotoğrafları da inceledi ve 29 Ocak 2018 günü kaydedilmiş uydu görüntüleri ile birebir örtüşen özellikler tespit ederek, fotoğrafların çekildiği tarihi ve yeri teyit etti. Fotoğraflarda tahrip olmuş binalar, geniş bir alana yayılmış küçük taşıt araçları ve çiftlik ekipmanı ve bir çocuk bisikleti kalıntısı gibi kişisel eşyalar görülüyor.

* Uydu görüntüleri ve fotoğraflardan hareketle bu kampın yakınlarında askeri mevzilerin ya da yapıların görülmediği, kampın ıssız bir bölgede yer aldığı görülüyor ki, bu da kurtulanların anlatıları ile uyumlu.

27 Ocak'ta bir ailenin yedi üyesi öldü

* İlk müdahale ekibi ve doktorlar, 27 Ocak’ta sabaha karşı saat 02:00’de Afrin bölgesindeki Mabatlı'da bulunan bir eve TSK tarafından açılan topçu ateşinde, başka bir bölgeden kaçmış bir ailenin yedi üyesinin öldüğünü, saldırıda ölenler arasında herhangi bir savaşçının olmadığını söylediler.

* Olay mahallini saldırıdan sonra ziyaret eden bir aktivist, bölgedeki evlere üç top mermisinin isabet ettiğini söyledi. Mermilerden birinin doğrudan başka bir bölgeden kaçmış ailenin yaşadığı eve isabet ederek altı kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına yol açtığını anlattı.

* Aktivist, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne odada çektiği fotoğrafları da verdi. Fotoğraflarda, sivil yerleşim yeri olduğu açık olan bir bölgede yer alan evin büyük ölçüde hasar gördüğü görülüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, saldırının gerçekleştiği yerin civarında herhangi bir askeri hedefin varlığını tespit edemedi.

* Ölü ve yaralıları Afrin Hastanesi’nde kabul eden Dr. Mohammed, ilk müdahale ekibinin ilk olarak dört ceset çıkarttığını, ertesi gün iki cesete daha ulaştığını söyledi. Dr. Muhammed 19 yaşındaki bir kadının saldırıdan hafif yaralarla kurtulduğunu, ancak hastane personeli kendisine ailesinin öldüğünü söylediğinde kalp krizi geçirip öldüğünü anlattı.

21 Ocak'ta üçü çocuk en az 11 sivil öldü

* Öğle saatlerinde TSK, Afrin’in doğusundaki Jalbul beldesindeki bir tavuk çiftliğine hava saldırısı düzenledi. Üç görgü tanığı saldırıda, aralarında çocukların da bulunduğu en az 11 sivilin öldüğünü anlattılar. Tanıklar saldırı sırasında ne bölgede askeri bir mevcudiyetin bulunduğunu ne de çiftliğin askeri bir tesis olduğunu söylediler.

* Ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün incelediği uydu görüntülerinde, çiftliğin kuzey sınırı boyunca uzanan ve Afrin kentinin doğusundaki, daha büyük bir güvenlik amaçlı mimari ağın parçası olan geniş bir güvenlik siperi ve toprak seki görülüyor.

* HRW, uydu görüntülerini inceledikten sonra, siperlerin kullanım amacı ile ilgili daha fazla bilgi istemek veya olay mahallinin geçmişte askeri amaçlarla kullanılmış olup olmadığını belirlemek amacıyla tanıklara ulaşmayı başaramadı.

* Kocası ve yedi çocuğu ile tavuk çiftliğinde bulunan bir kadın, saldırı gerçekleştiğinde çiftlikte çalışmakta olduklarını anlattı: “Öyle korktum ki, öleceğim sandım. Hiç durmadan roket yağıyordu. Kızımı arıyordum ve yerde yattığını görünce öldü sandım. Onu molozların arasından yol boyunca taşıdım. Evim yerle bir olmuştu, çocuklarımın her şeyi yok olmuştu, hiç bir şey kalmamıştı. Elbiseler bile yanmıştı.” Kadın, 7 yaşındaki oğlunun saldırıda öldüğünü ve kendisiyle birlikte 20 yaşındaki kızının da yaralandığını anlattı.

* Kürt Kızılayı’nda ilk müdahale görevlisi olan Henif Hassan, saldırının haberinin ekibe öğleden sonra ulaştığını söyledi: “İlk olarak 11-12 yaşlarında bir oğlan çocuğu bulduk. Yaralanmıştı ama yürüyebiliyordu. Ona etrafta başka kimsenin olup olmadığını sorduk ama ilk başta konuşamadı. Molozların altından hafif bir ses geldiğini duyduk. Oradan çıkarttığımız İsmail isimli çocuk ambulansta benimle birlikteydi ve bana olanları anlattı. Uçağın bulundukları yeri üç kez vurduğunu söyledi. Haftada üç dört gün çiftlikte çalışıyorlarmış. Yumurtaları toplayıp, pazarda satılmak üzere kamyonetlere taşıyorlarmış.”

* Hem kadın hem de Hassan çiftliğin civarında askeri mevcudiyete veya operasyonel tesislerin varlığına işaret edebilecek herhangi bir şey bulunmadığını söylediler.

* Hassan şunları anlattı: “Oraya gittiğimizde karşılaştığımız manzara tarif edilemeyecek kadar feciydi. Büyük bir çiftlikti. Bir bina bütünüyle yerle bir olmuştu. Düzlük bir araziydi, arazinin bir tarafında selvi ağaçları, diğer tarafında da buğday tarlaları vardı. Askeri mevcudiyetin ya da silahlı bir grubun varlığına işaret eden bir şey yoktu. Civarda yumurta taşıyan iki Hyundai kamyonet de vardı, onlar da vurulmuştu.”

* İnsan Hakları İzleme Örgütü 29 Ocak tarihli uydu görüntülerini inceleyerek saldırının gerçekleştiği mahalli, tanıklar ve ilk müdahale görevlileri tarafından verilen fotoğraflarla eşleştirdi. Uydu görüntüleri çiftliğin havadan atılan en az altı hassas güdümlü mühimmat tarafından vurulduğu ve çiftlik kompleksindeki bir bina dışındaki tüm binaların tahrip edildiği bilgisini doğruluyor.

* Uydu görüntülerinde, ayrıca, çiftlik kompleksinin Afrin kentinin doğusundaki daha geniş bir güvenlik mimarisi ağını oluşturan büyük bir güvenlik siperinin ve toprak sekinin hemen yanında yer aldığı görülüyor ki, bu da yakınlarda askeri bir hedef bulunabileceği ihtimaline işaret ediyor.

“Saldırılar soruşturulmalı, sonuçları açıklanmalı”

İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu Direktör Yardımcısı Lama Fakih, “Görüldüğü kadarıyla, Türkiye’nin son saldırısının yürütülüş biçimi nedeniyle, korunmasız siviller yerlerinden edilme ve ölüm tehdidi ile karşı karşıya kalmış durumdalar” açıklamasını yaptı.

“Sivillerin zarar görmesini ya da ölmesini engellemek için gerekli önlemleri almak ve şiddetten kaçmak istedikleri takdirde onlara yardım etmek Türkiye’nin hukuki yükümlülüğüdür.”

“Eğer Türkiye Suriye’de sivillere zarar vermek istemediği konusunda ciddiyse, bu yönde daha fazla çaba harcaması gerektiği açıktır. Bu çabalar, sivillerin ölümüne neden olan saldırıları soruşturmayı ve bu soruşturmanın sonuçlarını kamuoyuna açıklamayı da içerir.”

Savunma Bakanından cevap gelmedi

20 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin Afrin şehir merkezini kuşatacağını ve dışarıdan gelen yardımların önünün kesileceğini söylediğini hatırlatan HRW, “Savaş hukukuna göre, bir çatışmanın tüm taraflarının, insani yardıma ihtiyacı olan sivillere gereken yardımın kesintisiz ve tarafsız bir şekilde ulaşmasına izin vermeleri gerekiyor” dedi.

TSK, sivilleri veya sivil altyapıyı hedef aldığını ya da vurduğunu reddetti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 26 Ocak’ta Savunma Bakanına, sivil ölümleri ile ilgili bulgularını paylaştığı bir mektup yolladı ancak mektuba cevap alamadı.

HRW’nin konuyla ilgili açıklaması özetle şöyle:

“Eğer Türkiye 21, 27 ve 28 Ocak günleri hedef aldığı bölgelerde yaşayan sivillerin varlığını tespit edemediyse, bu durum Türkiye’nin bir hedefin yakınlarında sivillerin bulunup bulunmadığını nasıl tespit ettiğine ve sivillerin zarar görmesini engellemek için alınabilecek tüm önlemleri alıp almadığına ilişkin ciddi kaygılar doğuruyor.

“Türkiye bu saldırıları etraflıca soruşturmalı, bu soruşturmanın sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmalı ve sivil mağdurların veya ailelerinin zararlarını uygun bir şekilde tazmin ve telafi etmelidir. Türkiye, ayrıca bu saldırılardan kaynaklanan uluslararası insancıl hukukun ihlallerinden sorumlu olan kişilerden hesap sormalıdır.”

Uluslararası hukuk ve hukuki standartlar

Açıklamada, saldırılarla ilgili hukuki altyapıya dair şu bilgiler de yer aldı:

“Savaş hukuku, sivilleri veya askeri amaçlarla kullanıldıkları durumlar dışında sivil yapıları hedef alan saldırıları kesinlikle yasaklıyor.

“Savaş hukuku ayrıca askeri ve sivil hedef ayırımı yapmayan saldırıları ve sivil zayiatın ve sivil binalardaki hasarın, elde edilen askeri avantaja kıyasla aşırı olduğu orantısız saldırıları da yasaklıyor.

“Çatışmanın tüm tarafları sivil zayiatını bertaraf etmek ve her halükarda, tesadüfi sivil zayiatını, sivillerin yaralanmasını ve sivil nesnelerin hasar görmesini en aza indirmek için mümkün olan tüm önlemleri almak zorunda.

“Ayrım gözetmeyen ve orantısız saldırılar gibi, sivil zayiatını en aza indirmek için alınabilecek tüm önlemleri almamak da savaş hukukunun ihlali anlamına geliyor.

“Saldırıların gerçekleştiği mahallin yakınlarında askeri bir hedef bulunsa dahi, sivillerin maruz kalacağı riski değerlendirmek ve sivil zayiatı en aza indirmek amacıyla gerekli önlemleri almak açısından, hedef alınan binaların/tesislerin mahiyetini anlamak büyük önem taşıyor.”

(AS)

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…