Sanat Meclisi 1. Sanat sempozyumu bildirgesi

9 Aralık 2015
Sanat Meclisi 1. Sanat sempozyumu bildirgesi

Sanat insanları bir yanda görüşlerini açıkladıklarından, demokratik tepkilerini gösterdiklerinden, demokratik muhalefetin içinde yer aldıklarından ötürü işlerinden atılıp, ekmeklerinden olup, kara listelere alınırken öte yandan yeni işe başlama durumunda olanlara ise hiçbir alanda konuşmama, hak aramama ve görüşlerini açıklamama şartı çalışma koşulu olarak dayatılmaktadır.

PoliTez--Sanat Meclisi bileşenleri, 6- 7 Kasım 2015 günlerinde 1. Sanat Sempozyumu için İstanbul Akatlar M. Kemal Kültür Merkezinde bir araya geldi.

Sanat alanımız her geçen gün yükselen baskı ve tehditlerle büyük bir tehlike altındadır. Ülkede kazanılan her seçim sonrası tüm kesimlere saldırılarını yükselten AKP iktidarının 1 Kasım sonrası hedeflerinden birinin de sanat alanı olduğu açıkça görülmektedir. Sanat alanının varlığını koruması, eldeki haklarını yitirmemesi, yıllardır dillendirdiği sorunlarına çözüm bulabilmesi adına Sanat Meclisi 2015’in ilk günlerinde hazırlık çalışmalarına başladığı Sanat Sempozyumunu 6-7 Kasım 2015 günlerinde toplam 16 saat çalışarak gerçekleştirmiştir.

Şiir, müzik, tiyatro, plastik sanatlar, sinema alanlarında çalışmalar yapan 80 sanatçının katılımıyla gerçekleşen bu sempozyumun sonuç bildirgesi aşağıdaki gibidir:

1-   Ülkemizde sanatçı ve meslek örgütlerinin büyük kısmı; yönetimleri çıkmaz içinde bocalayan, içsel ve dışsal (devlet politikaları) nedenlerle işlevi kağıt üstünde kalan, varlık sebebine yabancılaşan ve tabanlarından hızla uzaklaşan birer tabela örgütü haline gelmişlerdir.

2-   Sanat kesiminde yer alan sanat insanları, alanlarındaki örgütlenmelere karşı güvenlerini yitirmiş durumdadırlar.

3-   Sanat alanında tüm disiplinlerden sanatçıları ve alanın bizatihi kendisini korumak ve kollamak için bir güç birliğine acilen gereksinim vardır. Bu nedenle sadece sanat disiplininin kendi içinde değil, disiplinler arası dayanışma ve güç birliğini de örgütleme zorunluluğumuz vardır.

4-   Sanat alanında iş güvenliği, iş güvencesi ve iş sağlığı tehdit altındadır.

5-   Sanat insanları tarafından onlarca yıldan beri mücadele ederek kazanılan haklar, taşeronlaştırma ve yasa düzenlemeleriyle ellerinden alınmış, hedefte son kırıntılar vardır.

6-   İşsizlik korkusu tüm alandaki çalışanların tepesinde “Demokles’in Kılıcı” gibi sallanıp durmaktadır. Bu nedenle her kesimdeki sanat çalışanları en ilkel çalışma koşullarına boyun eğmektedirler.

7-   Sanat insanları bir yanda görüşlerini açıkladıklarından ötürü, demokratik tepkilerini gösterdiklerinden ötürü, demokratik muhalefetin içinde yer aldıklarından ötürü işlerinden atılıp, ekmeklerinden olup, kara listelere alınırken öte yandan yeni işe başlama durumunda olanlara ise hiçbir alanda konuşmama, hak aramama ve görüşlerini açıklamama şartı çalışma koşulu olarak dayatılmaktadır.

8-   Sanat alanı örgütlenmeleri ve çevrelerinde, perspektif sorunu nedeniyle büyük bir kafa karışıklığı yaşanmaktadır.

9-   Örgütlenme ihtiyacı yalnızca “ekonomik iyileşme” dürtüsüne indirgenip “demokratikleşme talebi” göz ardı edilmiştir. Hem ekonomik, hem demokratik alanda bir mücadeleye ve bunu örgütleyecek örgütlenmelere ihtiyacımız vardır.

10-     Sanat alanında bir kural haline getirilen sansür ve oto sansürün etkisini kırmak, sanatçıların bireysel karşı çıkışlarıyla mümkün olmamaktadır. Bunun için de örgütlü olmak bir ‘tercih’ değil, zorunluluktur.

11-     Sanat örgütlenmelerinin, aynı zamanda bir kültür sanat politikasına sahip olması gerekir. Bu politika, toplumsal kültür ve kültürel yabancılaşma konusunda derli toplu bir donanımla hareket etmelidir. Halkın estetik beğenisini geliştirirken, yaşadığı hayatı o estetik beğeniyle bilince dönüştürecek bir sanat üretimini örgütleme hedefimiz olmalıdır.

12-     Sanat ve sanatçı, piyasanın insafına terk edilmiş durumdadır. Bu da sanat üretimine ciddi zarar vermektedir. Sanatçı kendi istediğini değil, piyasanın istediğini üretmek zorunda kalmaktadır. Bağımsız ekonomik ve demokratik kanalların açılması, hedefine bunu koyan bir sanat alanı örgütlenmesiyle mümkündür.

13-     Sanat alanında piyasa koşulları egemen kılınarak üretilen her türden sanatsal yapıt kitleleri düşünsel olarak geriletmekte, sanatsal beğenisini törpülemekte ve onu yozlaştırmaktadır.

14-     İşsiz ve yoksun kalma korkusu hakimdir. Bu nedenle sanat insanları örgütlü hareket etmeye yanaşmamakta; bir meslek örgütü olsa bile kendini yalnız hissetmekte, bireysel tepkilerini çoğu zaman devlet baskısına muhatap kalmayacak ölçüde bir “sitem” düzeyinde tutmakta ve oto sansürü hep aklında tutmaktadır.

15-     Çıkarları aynı olanların aynı yerde, ayrı olanların ise ayrı yerde durması en doğal olandır. Resmi kaygıları kendine kaygı olarak almayan birlikteliklere ihtiyaç vardır. Çünkü sanatın kaygısı, hayatı ve toplumsal gerçekliği estetize etmektir.

16-     Sanatçı, politik atmosferin inşa ettiği korku ortamına karşı bir duruş sergilemelidir. Bu bir aydın olarak onun başlıca görevidir.

17-     Geniş kitleleri cehalet içinde bırakan, kafalarını her türden gerici düşüncelerle dolduran, din ve milliyet ayrımı yaparak toplumu birbirine düşman eden ve çatışma ortamına iten politikalara karşı durmak, daha güzel bir dünyadan yana taraf olmak bir aydın sorumluluğudur. Sanatını halkın yanında durup halkın içinde üretebilme becerisini göstermek ise ‘insan ruhunun mimarı’ olmaktır.

18-     Sanatın ve sanatçının özgür düşünme, üretme ve paylaşmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

19-     Sanat Meclisi yukarıdaki anılan koşulları değiştirmek üzere 1. Sanat Sempozyumu sonrasında yaptığı saptamalar doğrultusunda hareket edecektir.

Yani sempozyumdan öğrendiklerimizle çok daha güçlü diyoruz ki;

Bütün Sanatçılar, Birleşin!

 

SANAT MECLİSİ

 

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…