Kılıçdaroğlu: Kendisini kefenle karşılayanları Libya'ya göndersin

28 Aralık 2019
Kılıçdaroğlu: Kendisini kefenle karşılayanları Libya'ya göndersin

‘TEZKEREYE DESTEK VERMEYİZ’ --AKP'li CB Erdoğan’ın Libya'ya asker gönderme hazırlığına karşı Kılıçdaroğlu, “Kendisini kefenle karşılayanları Libya’ya göndersin” ifadesini kullandı. Türkiye’nin Libya’da iki tarafla görüşmesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, TOGO kulelerine Hazine’nin el koymasını istedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Libya’da görev verilmesine karşı çıktı, TBMM’ye gelecek “Libya tezkeresi”ne “Hayır” oyu vereceklerini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İhvan aşkı”yla Türkiye’nin dış politikasını şekillendirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Kendisini kefenle karşılayanları Libya’ya göndersin. Türkiye bölgede elbette güçlü olmak zorundadır. Ancak Türkiye iki tarafla da görüşmeli ve barışı sağlayan taraf olmalıdır” değerlendirmesini yaptı. Sinan Aygün’ün CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik suçlamalarını da değerlendiren Kılıçdar-oğlu, “Yargı ranta kılıf hazırlıyor. Ankara Eskişehir yolundaki rantı 5-6 kişi kontrol ediyor. Hazine, TOGO kulelerinin arsasına el koymalı, Maliye denetmenleri devreye girmeli” dedi. Kılıçdaroğlu, kurulan yeni partilerin ardından yeni ittifakların oluşabileceğini de söyledi. 

Kılıçdaroğlu, gazetelerin Ankara temsilcileriyle yaptığı kahvaltılı toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine harekât yapmasının ne gibi yarar sağladığı sorusunu yönelttiğini ve bunun halen geçerli olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Eğer siz Dışişleri Bakanlığı’nı devre dışı parıkıp Saray’daki bir avuç insanla İhvan eksenli bir dış politika oluşturursanız geleceğiniz nokta burasıdır. İdlibli kardeşlerimiz gelecek diyor. Götür Saray’da besle bunları. Yap çadırları, hamisi benim bunların de. Şimdi başımıza Libya çıktı. Suriye’deki meşru hükümeti tanımıyorsunuz. Niçin, Esad olduğu için ama Libya’daki meşru hükümeti tanıyorsunuz. BM kabul ettiği için. Esad’ı da BM kabul ediyor. Libya’ya İhvan kardeşliği için gidiyor, Suriye’ye gidildiği gibi... Türkiye’nin sağlıklı bir dış politikası yok. Tamamen İhvan endeksli bir dış politika yapıyoruz. Mısır’la dış politika bu çerçevede belirlendi” diye konuştu.

‘TEZKEREYE DESTEK VERMEYİZ’

Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin TBMM’ye getirilecek tezkereye destek vermeyeceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bizim askerimizin kanlarının Arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz. Erlerimizin Arap çöllerinde şehit olmasının gerekçesi ne?” dedi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Atatürk de Libya’ya gitti” şeklindeki sözünü de eleştirdi. Kılıçdaroğlu, “Bu kadar tarih bilgisinden yoksun olan bir kişi ilk kez görüyorum, devleti yönetenler arasında... Libya o zaman Osmanlı toprağı. Osmanlı toprağını korumak için Osmanlı paşasından ne beklenir. O da gidecek oraya mücadele edecek. Sadece o değil ki İnönü de Osmanlı coğrafyasında savaştı. Ama şimdi Libya devletine ait. Hangi gerekçeyle oraya gidiyoruz. Mısır oraya tanklarını soktu, ne olacak şimdi Libya? Bizim askerimiz Rusya, Mısır ve Libya güçleriyle çatışacaklar” dedi. Kılıçdaroğlu, iç çatışma olan bir ülkede taraf tutmak yerine iki tarafla da diyalog kurulmasını önerdi.

‘RANTA YARGI KILIFI’

TOGO kuleleri konusunda Sinan Aygün ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile görüştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Olayın özünde yatan aslında şu: Rantiyeciler, yargıyı kullanarak ve idareyi dolaylı olarak devre dışı bırakarak kendi rantlarını sağlıyorlar. Yargı rantlara hukuki kılıf hazırlıyor. Karar verilinceye kadar bitti. Bittikten sonra rantiyeye kazanılmış hakkı oldu. Haksızlığın, usulsüzlüğün, yolsuzluğun, kul hakkı yemenin kazanılmış hakkı mı olur? Hangi haktan bahsediyorsunuz.” FETÖ suçlamalarının anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, “Gazetelerde okudum, FETÖ’cü olanların bir kısmı yurtdışına kaçıyor, hisselerini devrediyorlar, birileri de alıyor. Normalde Bank Asya’nın önünden geçenleri hapse attığınıza göre Hazine bunlara niye el koymadı? El konulması lazım. Hisseyi sattığına göre ‘gel kardeşim hangi gerekçeyle bu hisseyi aldın, üstelik 15 Temmuz’dan sonra’ demesi lazım” dedi.

Kılıçdaroğlu, Kanal İstanbul ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Projenin yapılacağına inanmadığını, gündemin değiştirilmeye çalışıldığını savunan Kılıçdaroğlu, “Hangi parayla yapacaklar. Katarlılara güveniyorlar, onlar gelip yapacak” ifadelerini kullandı. Proje sayesinde Erdoğan’ın “fizikçi, kimyacı olduğunu da kamuoyunun öğrendiğini” söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bir de ahlak, erdem, adalet nedir bunu öğrense mutlu olacağım” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, yeni kurulan partilerle yeni ittifakların da gündeme gelebileceğini dile getirdi. Türkiye’nin demokrasiden yana olanlar ve otoriter rejimden yana olanlar bağlamında ayrıştığını kaydeden Kılıçdaroğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve parti kurmaya hazırlanan Ali Babacan’ın parlamenter demokrasiden yana oldukları açıklamasını yaptığını anımsattı. Kılıçdaroğlu, “Bu bizi memnun ediyor. Türkiye’nin geleceğine aynı pencereden bakıyoruz. A veya B partisinin iktidarından çok Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bir rejimi ihya etmelidir. Demokrasiden yana olanların işbirliği yapmaları gerekir... Önce demokrasi üzerinde uzlaşacağız. Kişiler gelip geçicidir” dedi.

Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, Davutoğlu ile bir kez görüştüğünü, Ali Babacanla hiç görüşmediğini, bir sağlık sorunu nedeniyle de eski Cumhubaşkanı Abdullah Gül ile telefonda görüştüğünü kaydetti.

ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRI OLDU

Kılıçdaroğlu, açıklanan asgari ücretle ilgili, “asgari ücret aslında açlık sınırını belirleyen ücret haline geldi” değerlendirmesini yaptı. 

Yaşanan krizin faturasını emekli, memur, işçi, esnaf ve çiftçinin ödediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Saray, çevresi, devletten dolar basında ihale ve garanti alanlar. Paralarını Londra’ya götürüp lüks villalar alanlar. Bunlar da kazananları. Saray kazananların arkasında duruyor. Yoksullardan elde ettiği tasarrufu, ödemesi gereken parayı kısarak eksik ödeyerek kaynakları bir şekilde bu tarafa aktarmış oluyor” diye konuştu.

İstanbul Atatürk Havalimanı’nda sözleşmesi erken bitirilen firmaya 389 milyon Avro ödeme yapıldığının anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, “Tümüyle devlet yönetimindeki sorumsuzluğu gösteriyor” dedi.

‘AİLESİ SAVUNMA SANAYİSİNİ ELE GEÇİRDİ’

Erdoğan ailesi ve çevresinin savunma sanayisini ele geçirdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Erdoğan ailesi ve yakın çevresi ele geçirdi büyük ölçüde. Tank Palet Fabrikası da bunlardan birisidir” dedi. Kılıçdaroğlu, Tank Palet Fabrikası’nın kiralanacağının söylenmesine karşın Ethem Sancak’ın kira ödemeyeceğini söylediğine de dikkat çekti. Kılıçdaroğlu, “Düşünün Erdoğan yalan söylüyor Ethem sancak doruyu söylüyor. Şu geldiğimiz hale bakın. Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişi toplumu aldatıp kandırıyor. Erdoğan da dönüp bana diyor ki Kılıçdaroğlu yalan söylüyor. Pes yani” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Tank Palet Fabrikası’nın her aşamasını yakından takip ettiklerini de kaydetti.

ABD’nin son günlerde Erdoğan’ın mal varlığını gündeme getirmediğini belirten Kılıçdaroğlu, bunu “iki damat” arasındaki kilişkiye bağladı. Kılıçdaroğlu, “Bu ilişki de ABD’de bazı çevreler tarafından güçlü bir şekilde analiz ediliyor. Trump’ın damadı da temiz değil. Berat da temiz değil” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, soru üzerine, Osman Kavala’nın Erdoğan’ın talebi üzerine hapis yattığını, yargıda yaşananların adaletsizliğe prim vermek olduğunu dile getirdi.

TAMAMEN DİN İSTİSMARI

Kılıçdaroğlu, gazetemizin duyurduğu “Şeri hukuk oluşturulması” yönünde Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ konusunda ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Tamamen dini, inancı istismar. İslam Kalkınma Bankası örneği var. Orada denetim var. Böyle kuralların hiçbiri yok orada. Burada özel bir düzenleme yaptılar. Sandılar ki bu Türkiye’nin bir numaralı gündemi olacak, biz yine unutturacağız. Beceremediler. Bu sefer Kanal İstanbul’a sarıldılar. Buradan bir şey yapabilir miyiz diye. Bence ne yaparlarsa yapsınlar beyefendi gidicidir. En büyük endişem giderken Türkiye’ye çok büyük zarar vermemesidir. Gitmemek için göze almayacağı hiçbir şey yok. İnançları istediği gibi istismar ediyor. Kalmak için ne gerekiyorsa yapıyor. Biz hukuk çerçevesinde gitmesi için ne gerekiyorsa yapacağız.”

Uygulamanın “ikili hukuk sistemi”ni akla getirdiğinin anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, Türkiye’de zaten ikili sistem olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, “Zaten iki tane devlet var. Saray devleti ve Türkiye Cumhuriyeti. Yani paralel yapı var. Güncel olarak böyle söylemek daha doğru” ifadesini kullandı. 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…