Adalet Bakanlığı Yayınladığı genelge ile Şiddeti Gizlemeye mi Çalışıyor?

18 Aralık 2019
Adalet Bakanlığı Yayınladığı genelge ile Şiddeti Gizlemeye mi Çalışıyor?
Adalet Bakanlığı, kadına yönelik şiddetin engellenmesine yönelik genelge yayımladı. Genelgede, cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde "Aile içi ve kadına yönelik şiddet bürosu" kurulması ve uzman savcıların görevlendirilmesine karar verildi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül imzasıyla yayımlanan genelgede, kadına yönelik şiddetin engellenmesi yönünde alınan önlemler sıralandı. Fakat Kadınların Genelgeye itirazları var:

5. madde şöyle diyor. "Kural olarak gizli olan soruşturma evresiyle ilgili ifade, tutanak, belge, ses ve video kaydı gibi delillerin internet ve sosyal medya gibi platformlarda paylaşılmasının önüne geçilmesi, kanuni zorunluluk nedeniyle gizli tutulan bilgilerin üçüncü kişilere verilmesinin, Türk Ceza Kanununun 285 inci maddesi uyarınca “Gizliliğin ihlali” suçundan sorumluluk doğuracağının bilinmesi,"

Bu düzenlemenin “şiddetin gizlenmesi” olarak yorumlanabileceğini vurgulayan Avukat Selin Nakıpoğlu şunları söyledi:

“Genelgenin 5. Maddesindeki ‘gizlilik’ düzenlemesi çok sakıncalı. Sosyal medyada “ses çıkarılmasın, Şule Çet gibi cinayetlerin üstü kapatılsın” gibi sonuçlara neden olur.

“Ayrıca genelde yeni bir şey yok. Adına “güncelleme” denilerek ısıtılıp önümüze sürülmesi hiçbir işe yaramıyor. Bu düzenlemeler zaten İstanbul Sözleşmesi'nde var. Mesele bu sözleşmenin uygulanmaması.

"Güncelleme gereklidir ama ihtiyaçlarımıza yanıt veriyorsa. Bu düzenlemede cinsel şiddet kriz merkezlerinin kurulmasına yönelik hazırlık haberini almak isterdim. Israrlı takip suç olarak ceza kanununda hazırlığına dair haber almak isterdim."

“6284 yürürlüğe girdiği yedi sene boyunca hiç uygulanmamış olan dört tedbir kararına ilişkin korumanın gerçekleşmesini isterdim. Verilen tedbir kararına ilişkin caydırıcılığına dair somut bilgiler görmek isterdim."

 "Yeniden bir şey yapmışlar gibi davranmaktan vazgeçsinler artık. Şapkamızı önümüze koyalım, yapacaklarımız belli. Ancak yapmamak için İstanbul Sözleşmesi'ni uygulamamak üzere bir direnç var."

"Kadına yönelik erkek şiddeti ile mücadelede en iyi düzenleme İstanbul Sözleşmesi'dir. Bu sözleşme varken güncelleme adı altında sunulan çözüme sevinemiyoruz"

Sosyal inceleme raporlarına (SİR) dair de konuşan Nakıpoğlu, SİR'le ilgili maddenin "çok tehlikeli" olduğunu belirtti. Nakıpoğlu şunları söyledi:

"SİR, savcılıklara ve mahkemelere sunulacak deniyor. Bu ciddi sorunlara yol açar. Bu SİR raporlar tedbir kararlarının şartı olarak mı sunulacak? Bu sorunun cevabı çok önemli. Daha önce böyle bir uygulama yoktu.

"Bu 6284 No’lu yasanın ruhuna da aykırı. Süreci de uzatan bir durum. Bu kanunda rapor mu talep edilecek? Bu rapor kimden alınacak? Kadından mı alınacak failden mi alınacak? Şiddet gören kadın SİR’e mi bağlanacak? Bu raporlar, boşanma davalarında alınıyor. SİR’in ruhunda çocuklar korunmaya muhtaçtır düşüncesi vardır. Burada kadınlar korunmaya muhtaçtır mı deniyor? Bunu çok tehlikeli bir durum. Hangi bilimsel rapor 24 saat içinde çıkartılır."

Mor Çatı Vakfı'ndan Ceren Akkaya da genelgeyi şöyle değerlendirdi:

Elbette 6284 No' lu yasanın eksik uygulamalarına ilişkin bir genelge düzenleme ihtiyacı olabilir ancak yayımlanan bu genelge bunu ne kadar karşılıyor, Grevio Türkiye Raporu'nu ne kadar dikkate alıyor, hangi ihtiyaçlara cevap veriyor, bu kocaman bir soru işareti. Elbette olumlu hususlar içeriyor ancak bu hususlar zaten hali hazırda İstanbul Sözleşmesi'nin düzenlediği, zaten iç hukukta uygulama zorunluluğu olan ve yeni keşfetmediğimiz şeyler. Yani Genelge'de yeni ve uygulamaya yönelik ciddi olumlu etki sağlayacak hiçbir şey yok aslında. Ancak uygulamayı kadınlar aleyhine değiştirebilecek kritik ve endişe verici birkaç husu maalesef var.

Örneğin 7. madde "mağdurun hayati tehlikesinin bulunması halinde, talebinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yaşama hakkının korunmasını sağlamak amacıyla geçici koruma altına alma tedbiri hususunda karar verilmek üzere gereğinin takdiri için mülki amire bildirilmesi" diyor. Yani buradan anladığımız, kadınlar hayati tehlikesi varsa, talebi olmasa dahi sığınağa mı yerleştirilecek? Yani kadın istemeden hayattan izole edilecek ama şiddet uygulayana bir şey yapılmayacak, dışarıda dolaşmaya devam mı edecek? Neden kadınların taleplerinin aksine koruma tedbiri uygulansın? Korkunç bir uygulamaya dönüşür. Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetle kadınların iradesi yok sayılarak mücadele edilemez. 

'SİR talep etmek facia'

"Ve tabii ayrıntılı sosyal araştırma raporu talep edilecek olması facia bir durum. Kesinlikle karşı çıkmalıyız. Hiçbir şekilde İstanbul Sözleşmesi'ne uygun değil, ayrıca 6284 sayılı Kanun'un da düzenlenme amacına aykırı. Şiddet görme tehlikesi altında olan kadınlar  hakkında delilsiz ve ivedi biçimde karar verilmesi kanun ile düzenlenmişken genelge nasıl böyle bir zorunluluk getirebilir?

"Kadınlar ve çocuklar şiddet tehdidi altında 15 gün - 1 ay sosyal inceleme raporu mu bekleyecek? Bu rapor neyi ne kadar araştırmış olacak? Üstelik kişinin geçmişi, ekonomik durumu, eğitimi ve psikolojik durumundan bahsediliyor. Bu araştırma nasıl yapılabilir ve yapılması ile şiddeti nasıl önleyebilir? Sadece zorluk çıkaracak bir düzenleme. 

"Uygulamaya olumlu etkisinden çok daha fazla ciddi olumsuz etki yaratacağını düşünüyorum şiddet gören kadınlarla birebir çalışan bir avukat olarak."

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…