Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi

Mehmet Özgen

25 Nisan 2016
Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi

Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini bütünleyen bileşik devrimci hareketten sözediyorum..

AKP ve ergenekon partileri MHP ve Vatan Partisi’nin oluşturduğu cepheye dayalı Erdoğan rejimi, uluslararası ittifaklarını kaybetmekle karşı karşıya.Erdoğan’ın son ABD ziyareti, ABD desteğinin büyük ölçüde zayıfladığını ortaya koydu. ‘Dünya lideri’ni bir onbaşı karşıladı. Suriyeli mültecileri bir silah olarak kullanan Erdoğan’a teslim olan AB de Obama’nın konuşmasından sonra rejime karşı tavır almaya başladı.. Avrupa Parlamentosu da AB ‘nin TC hükümeti ile yaptığı mülteci anlaşmasını, temel haklar konusunda sessiz kalınmasına yol açtığını ve Türkiye’nin Kopenhag kriterlerinden uzaklaşarak otoriter rejime kaydığını vurgulayarak eleştirdi..

Erdoğan rejimini var eden bu destekler daha da zayıflayacak, Çünkü uluslararası meşriyetini hızla kaybettirecek gelişmeler kapıda..

Bir başka deyişle, Erdoğan’ın tek-adam diktatörlüğü için çöküş süreci başladı.. İş, seçeneklerin, ortaya çıkmasında. Emperyalist efendileri sifonu çekmeye hazır ama yerine kimi-kimleri koyacakları belirsiz. Diktatör, bu hazırlığın iç çelişkileri derinleştirmesini engellemek için tüm muhalefete yönelik baskı ve şiddeti artırıyor.. Partisi AKP’de mutlak itaatı sağlamak için Davutoğlu’nu da gözden çıkarmaya hazır.. Milletvekili Dokunulmazlıklarının kaldırılmasını gündeme sokarak parlametoyu muhalefetsiz bır alan haline getirip böylece halkı tamamen susturmanın yolunu arıyor. Bu aslında parlamentonun, kendilerine tabi kıldıkları hukuk ve yargı yoluyla zapt-u rapt altına alınması ve giderek tasfiye edilmesi demek.

Bu süreçte Rusya’nın, uluslararası cihad çetesi’nin bağlantıları odağındaki isim olarak resim veren Erdoğan’ı tecrit etmek ve yargılatmak şeklinde özetleyebileceğimiz tutumunun etkin bir rol oynayacağını söyleyebiliriz.. Suriye sınırında düşürülen uçağının karşlığını, Erdoğan’ı ininden çıkamaz duruma getirerek alacak..

ERDOĞAN VE SUÇ ORTAKLARI UCM VE AİHM’DE YARGILANMAKTAN KAÇAMAZ

1. 17 Aralık 2015’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Rusya ve ABD’nin IŞİD'in finansal kaynaklarının kurutulmasına yönelik ortak hazırladıkları tasarı kabul edildi. Tasarı, yalnızca IŞİD'in mali kaynaklarının kurutulmasını değil, IŞİD ile herhangi bir ilişkide olan kişi veya tüzel kişilere de ağır yaptırımların uygulanmasını içeriyor. Ayrıca Konsey’in aldığı kararın bağlayıcı niteliği olduğu için tüm dünya ülkelerinin buna uyma zorunluluğu bulunuyor. 

Kurulan komiteye 120 günlük bir araştırma süresi tanınmıştı.. Bu sure 17 Nisan’da doldu. BMGK’nin önümüzdeki günlerde Komitenin hazırladığı rarporun görüşme takvimini açıklaması bekleniyor..

2. AB’nin yetkilendirdiği bir kurum (CAR) ayni nitelikte yaptığı araştırmayı daha once sonuçlandırmış bulunuyor. CAR’ın hazırladığı raporda, dünyada 20 ülkede 51 şirketin IŞİD’e malzeme sağlandığına dair bilgi ve belgeler var. Bu şirketlerin 13’ü Türkiye’de. Bu ülke ve şirketler içinde sadece Türk şirketleri ve hükümeti, CAR’a bilgi vermekten kaçındı.(1)

3. Daha önce Rusya’nın uçak düşürme olayının ardından Türkiye ve IŞİD arasındaki petrol alışverişini uydu verileri ve haritalarla ortaya koymuştu.

4. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, "Mevcut Türk yönetimiyle ilişkileri iyileştirmek için hiçbir adım atmayacağız. Türk makamlarının mevcut eylemleri ve beyanları, hiçbir meşru zemine sahip değil" sözleriyle Rusya’nın pozisyonunu açıklamış bulunuyor. (2)

5. Ardından Rusya çok önemli bir hamle yaparak BM Daimi Temsilcisi Vitaliy Çurkin kanalıyla, Türkiye'nin Suriye'de IŞİD'in kontrolü altında bulunan bölgelere yasadışı yollardan silah ve mühimmat gönderdiğine ilişkin belgeleri BM Güvenlik Konseyi'ne sundu. Belgelerde MİT’in vakıflara kaynak aktardığına ve bu vakıfların da IŞİD ve diğer cihadi terörist örgütlere sevkiyat yaptığına, 2 milyon dolarlık kimyasal madde gönderildiğina dair bilgiler var. (3)

6. Rusya, ABD ile işbirliği sonucu Suriye’de sağlanan ateşkesin, cihadçı teröristlerin yanısıra onların arkasında duran Türkiye tarafından da ihlal edildiğini, en son Suriye ordusuna yönelik topçu atışlarıyla rapor etti.. Son olarak, Suriye başbakanı son bir haftada Türkiye sınırından 5 bin teröristin Suriye’ye geçiş yaptığını açıkladı.(4)

7. Erdoğan’ın, ortağı Zencani’nin İran’da idama mahküm olmasının ardından ‘etkisiz kılınması’ için talimat verdiği söylenen Rıza Zerrab, FBI ve CIA aracılığı ile ABD’ye teslim oldu.İran’a yönelik yaptırımları ihlal ederek ABD’yi dolandırmak, bankacılık sahtekârlığı ve karapara aklama suçlamalarından tutuklanmasının ardından ortaya çıkan iddianamede Erdoğan’la ilişkide olan şirketler de var. Zencani Türkiye’de bakanlara ve üst düzey yetkililere toplam 8.5 milyar dolar rüşvet verdiklerini itiraf etti.. Bu rüşvetin ipuçları 17 aralık operasyonunda ayakkabı kutularında, Zerrab’ın önüne yatan bakanın oğlunun evinde, Egemen Bağış’a verilen para dolu zarflarda ortaya çıkmıştı.. ABD vatandaşı da olan Egemen Bağış, suçlu olarak Türkiye’den istenirse şaşmamak gerekir.. Son olarak, Reza Zarrab'ı ABD'de tutuklatan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara, iddianameyi yeniledi. Bharara iddianamenin 'suçlamalar' bölümüne ''New York ile birlikte, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve her nerede bu suçlar işlendiyse'' ifadesini ekleyerek mahkemeye sundu.. Herhalde bunun anlamını en iyi bilecek kişi ‘Düşünen adam’ heykeli olsa gerek. (5)

8. Suriye’nin laik-demokrat muhalefet lideri, Heysem Menna, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında ‘teröre destek’ suçlamasıyla, 8 İnsan hakları örgütü olarak AİHM’ne dava açtıklarını duyurdu. Menna, Sputnik’e verdiği röportajda, Cumhuriyet’in yayınladığı delilerin, kendilerinin mahkemeye sunduklarından sadece biri olduğunu söyledi. Deliler arasında tarihi eser kaçakçılığı ve Halep’teki fabrikaların yağmalanıp Türkiye’de satılması da var. Menna ellerindeki delilleri BM’ye de ilettiklerini beliritti. (6) Bunun dışında Türkiye’den Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanması ve yargılanmasına sebep olan Mayıs 2015’te Cumhuriyet’in yayınladığı görüntülerin ardından Türk hükümetinin “savaş, saldırı ve insanlığa karşı suç” işlediği iddiasıyla UCM’ye suç duyurusunda bulunmuş, Lahey’de bulunan mahkeme savcısı, Suriye’ye silah taşıyan MİT TIR’larına ilişkin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkındaki suç duyurusunu incelemeye aldığını duyurmuştu.(7)

Ancak silahların Suriye’de işlenen savaş suçlarında kullanıldığına dair irade bağı kurulması gerekiyor. İşte bu bakımdan BM’nin IŞİD ile ilgili kurduğu Komiteye Rusya’nın aktardığı belgeler bu maddi bağı kurmak açısından önem kazanıyor.

Bütün bunlar BMGK’nin bir karar alarak Uluslararası Ceza mahkemesine başvurduğu taktirde önem kazanacak.

9. 2013’te Suriye Hükümeti, Guta bölgesinde kullanılan kimyasalın Türkiye’den gittiği ve Türkiye’nin bu kimyasalların Suriye’ye girişine göz yumarak teröre destek verdiği iddiası ile Birleşmiş Milletlere Türkiye hakkında soruşturma açılmasını talep eden bir başvurusu var. Bu başvuruda Adana Cumhuriyet Başsavcılığından Adana Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen ve kimyasal silah temin edip Suriye'deki silahlı terör gruplarına ulaştırılmasına çalışan bir terör grubuna (EL Nusra) ilişkin iddianame dayanak teşkil ediyor.(8) Bu teröristler serbest bırakılmış ve dava fiilen kapatılmıştı.. (Bilindiği gibi, Erdoğan ve müttefikleri,neoconlar, Guta Katliamını Esad’ın yaptığına ABD yönetimini inandırmaya çalışmışlar, ama sonuçta Obama Suriye’ye saldırmaktan son anda vazgeçmişti..Obama’ya u-dönüşü yaptırtan da Rusya’nın verdiği belgelerdi.. -Bu önemli konuyu ayrı bir yazıda ele alıyorum)

10. Bu suçlamalara kendi sivil halkını bombalamak, yani Kürt halkını kısmen imha etmek, bodrumlarda yakmak da dahil olabilir.. Bu konuda şimdilik AİHM’ye Avrupa’dan yapılan bireysel başvurular da mevcut.

NATO ÜLKELERİNİN VE RUSYA’NIN TUTUMU

Bu 10 maddede belirttiğim hususlar Türkiye yönetiminin savaş suçlusu olarak önce BMGK’da sorgulanacağı kesinlik kazanıyor. Ardından Uluslararası Ceza mahkemesinin yolu açılacak. ABD ve AB, NATO üyesi Türkiye’nin cumhurbaşkanı ve diğer suça bulaşmış yetkilileri konusunda stratejik, ekonomik çıkarlarını gözeterek daha mutedil bir yol izleyebilirler. Avrupa toplumlarında siınıf dengelerini bozabilecek Suriyeli akınına karşı AB’nin mülteci anlaşması, sermaye sınıfının egemenliğini koruma anlamına gelmektedir. Öte yandan, bu anlaşmanın Afgan mültecilerini de kapsadığı iddiası var. (9) Bu demektir ki anlaşmanın örtülü bir muhattabı da ABD’dir. Çünkü Afganistan mültecileri sorununun kaynağı, Sovyetler Birliğini çökertme planının bir parçası olan yeşil kuşak projesi ile Taliban barbarlığının mücidi odur.

Bir diğer önemli nokta, NATO ülkelerinin, TC devletinin Kürt illerindeki imha, yoketme, göçertme operasyonunu sessiz kalmak suretiyle desteklemesidir. Bu operasyonun anlamı Kürt halk hareketinin Ortadoğu’da devrimci bir katölizör olarak rol oynamasını engellemektir.. HDP’nin yüzde-10 barajını yıkması, hem Türkiye’nin düzeni için hem de emperyalizm için bir tehditti. Çünkü HDP, Türkiye Solu ve Kürt halkının ittifakını temsil ediyordu. Ordu ve hükümetin Kürt illerinde sürmekte olan operasyonlarda kullanılan ve ağırlıkla ABD menşeli silah ve muhimmatın NATO’nun Brüksel’deki karargahından onaylanarak Türkiye’ye sevkedildiği yönünde ciddi iddialar var.. NATO’nun bu tehdit algılaması müttefik ülkenin savunma konsepti dışında, yani kendi yasallığı dışında Türkiye’nin düzeniyle, daha doğrusu devrim durumunun gelişmesiyle ilgili korkudur. 

Unutmamak gerekir ki, eski siyasal düzenin dikişlerinin tutmadığı bir noktada, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Türkiye için 'Ilımlı İslam' modeli gündeme getirildi ve AKP emperyalist bir proje olarak iktidar yapıldı.. Bu, bölgedeki konumu itibariyle, Türkiye'nin sistemin zayıf halkası olduğunun göstergesidir. Dolayısıya, emperyalistlerin politikası da buna uygun bir yol izleyecektir.

Öte yandan, emperyalist Batının bu ikiyüzlü tutumu, dünya demokratik kamuoyunun gözünde, IŞİD ve cihadi terörü destekleyen, bu terörü batı toplumlarına karşı bir silah olarak kullanan, nihayet ikinci bir Hitler gibi algılanan Erdoğan’ı koruma anlamına gelecektir. Yani NATO devletilerinin, kendi ürettikleri radikal İslamcı terörizme karşı mücadeledeki ikiyüzlülüklerinin batı toplumlarında bir yarılmaya yol açma riski mevcuttur. Şimdiden Almanya’da sol muhalefet sesini yükseltmeye başladı. Rusya’nın kendi hegemonyasını geliştirmekte bunu kullanacağı kesindir.

"Mevcut Türk yönetimiyle ilişkileri iyileştirmek için hiçbir adım atmayacağız’ şeklindeki tutumundan anlaşılacağı gibi, Rusya, Erdoğan rejiminin yargılanması yönünde kararlı bir politika izlemektedir. ABD’nin, IŞİD bağlantılarını araştırma tasarısına destek verdiği dikkate alınırsa ortaya konacak belgelerin gerektirdiği uluslararası hukuktan yana tavır almaktan kaçınması oldukça zor görünüyor. Yakın zamanda Yönetimin gayri-resmi olarak iki eski Türkiye Büyükelçisi Morton Abramowitz ve Eric Edelman’ın, Washington Post'a yazdıkları yazı vasıtasıyla, Erdoğan’ın totaliter uygulamalarına örnekler vererek ‘ya reform yap ya da istifa et’ çağrısını yaptığı da bilinmektedir. (10)

Benzer bir biçimde Obama, 1 nisan günü yaptığı açıklamada, Erdoğan’ı bütün dünyanın gözleri önünde ilk kez tanık olunan oldukça sert sözlerle eleştirdi.. Erdoğan’in seçimle geldiğini, basın üzerindeki baskının Türkiye’yi karanlığa götüreceğini ifade etti. ‘’Türkiye’de beni rahatsız eden bazı trendlerin olduğu sır değildir ve bu gerçeği direkt olarak kendisine (Erdoğan) de söyledim..Erdoğan’a demokrasiye söz vererek iktidara geldiğini ve Türkiye’nin, derin İslam inancının modernlik ve açıklıkla tarihsel olarak yan yana yaşadığı bir ülke olduğunu söyledim. Ve basın özgürlüğünü baskı altına alan ve demokratik tartışma ortamını yok eden bir strateji izlemek yerine (Erdoğan’ın) izinden gitmesi gereken gelenek de budur.”

Washington’da Dışişleri Bakanı Kerry’ye ‘yalnız kaldıklarını’ itiraf eden Erdoğan’ın yalnızlığı, Zarrab’ın ondan önce ABD’ye giderek kendisini tutuklatması da, Erdoğan’ın yalnızlığını geri dönüşü olmayan mutlak bir yalnızlığa dönüştürüyor. Brookings önünde yaşanan kepazelik de bütün dünyada duyuldu. Washington Post, New York Times, The Guardian… Yazmayan,  görüntülemeyen kalmadı. Amerikan kamuoyu kepazeliği gördü..

Kısacası, Erdoğan rejiminin uluslararası hukuku çiğnemesi, savaş suçu işlemesi, dünya kamuoyu tarafından terörist bir devlet olarak algılanması, onun meşruiyetini yokedecektir.. Yeter ki, devrimci, demokratlar, ilericiler, sosyalistler , süreci kendi akışına bırakarak bekleme konumunda değil, uyanık ve atak olsun, gerçekleri açıklama faaliyetlerini artırarak sürdürsün..

SUDAN KAPANI

Türkiye cumhurbaImage result for erdoğan ve ömer el beşirşkanı ve başbakanının, tıpkı hakkında tutuklama emri bulunan Sudan devlet başkanı durumuna gelmesi zayıf bir ihtimal değildir. Bilindiği gibi, Sudan devlet başkanı Ömer El Beşir, 2009’da Uluslararası Ceza mahkemesince Darfur’daki soykırım, savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediği iddiasıyla resmen suçlanmış, hakkında tutuklama kararı vermiştir. Birleşmiş Milletler'e göre, çatışmalar sırasında 300 bin kişi öldürülmüş ve 2 milyon 700 bin kişi de evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Mahkemenin Beşir hakkında iki tutuklama kararı bulunuyor. Beşir 2015 Haziran’nın da Güney Afrika’da tutuklanıp UCM’ye sevkedilmesinden kurtulması sorun olmuştu.. (El Beşir, yüzden fazla ülkede soykırım suçlusu olarak aranmasına karşın Türkiye’de dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kırmızı halılarla karşılanıp devlet protokolüyle ağırlanmıştı. Ömer el-Beşir'in WikiLeaks tarafından açıklanan belgelerde İngiltere'deki banka hesaplarında ülkesinden kaçırdığı 9 milyar dolar parasının bulunduğu iddia ediliyor. --Bu size kimi hatırlatıyor?)

Afrika’nın ortasındaki Sudan için bu kaldırılamaz bir yük olmayabilir.. Ama bu gayri-meşruluğu ve hukuk dışılığı, hem NATO ve Avrupa konseyi üyesi, AB üye adayı bir ülke olarak, hem de uluslararası sermaye ile bütünleşmiş büyük sermaye fraksiyonları açısından Türkiye’nin kaldırması zor görünüyor. Bu içerde, anayasayı çiğneyerek başlatılan ‘fiili başkanlık’ pratiğinin yarattığı meşruiyet krizini de derinleştirecektir. Diktatörlüğün sadece Körfez sermayesine dayanarak, müsevi sermayesinden destek alarak yürümesi mümkün değildir.

ERGENEKON’un, ERDOAĞAN’LA İTTİFAKINI BOZMASI MUHTEMELDİR

Bu durumda Erdoğan-ergenekon ittifakının çatırdaması hızlı bir şekilde gelişebilir.

Bu ittifak, ‘Cemaat orduya kumpas kurdu’ açıklamasının ardından örülmeye başlanmış, Ergenekon davalarının yeniden görülmesiyle sürmüş, AKP kurmayları ile Silivri’dekiler arasında yapılan gizli mutabakat ve ardından tahliyelerle perçinlenmiş, hükümetin Kürt hareketiyle HDP temsilcileri dolayımıyla yaptığı Dolmabahçe mutbakatının yok sayılmasının ardından vücut bulmuştur. İttfak, 7 haziran seçimlerinin hemen ardından Meclis başkanlığı seçiminde AKP’nin ‘paralel’ partisi MHP yönetiminin manevrası ile HDP’yi tasfiye etmeyi hedef alan seçim darbesiyle şekle şemale bürünmüştür. Beş aylık darbe sürecinde çözüm sürecini tasfiye ederek yeniden savaş konsepti içinde katliamlar sahnelenmiş ve oluşturulan terör ve korku ortamıyla 1 kasım’da seçmen iradesi teslim alınmıştır. Daha sonra Kürt illerinde kanlı operasyonlarla, kürt hareketinin kitle temelini imha etmeye yönelmiştir.. Çünkü Suriye sınırı boyunca Rojova halklarının demokratik devrimi büyük bir tehdit olarak algılanmış, bunun engellenmesi, hem IŞİD ve cihadi örgütlerin terörist saldırıları üzerinden hem de Türkiye Kürdisatanındaki özgürlük hareketini imhaya yönelerek en vahşi yoketme biçimleriyle yürütülmüştür..

Kısacası Kürt hareketi Erdoğan rejimi eliyle yokedilmek istenmiştir.. Devletin eski sahipleri ve ‘ulusalcılar’ Kürt kıyımını desteklemişlerdir. Yine bu çerçevede AKP’nin Suriye politikasına da açık desteklerini ilan etmişlerdir. Doğu Perinçek’in, Barolar Birliği başkanının, İstanbul baro başkanının açıklamarının yanısıra Baykal da bu doğrultuda çıkış yapmıştır..

Baykal’ın çıkışı ve CHP

Ancak Baykal’ın çıkışında gözden kaçan bir fark var. Baykal’ın çıkışıı, Erdoğan-Ergenekon ittifakının sonuna işaret eden bir çıkıştı. Çünkü onun açıklamaları aynı zamanda CHP’yi dizayn etme yaklaşımı içeriyordu. Daha bir ay önce gerçekleşen kurultayda parti politikası hakkında tek laf etmezken ne oldu da Kılıçdaroğlu’nun çekilmesini istedi, kurultayın hemen ardından yeni bir pozisyon aldı. Belli ki Baykal bir sinyal almıştı.. Erdoğan rejimi kendi deyişiyle ‘sırat köprüsü’nden geçemeyecek, ittifak kurduğu ve ittifak içinde ipleri giderek eline almakta olan Ergenekon ve ordu sürece müdahale edecekti. Ona, 12 Mart darbesinin başbakanı Nihat Erim gibi bir rol vermiş olmaları, ya da koşuların kendisini yeniden sahneye çıkaracağını düşünmesi kuvvetle muhtemeldir..

Meşruiyetini yitrmiş bir rejime karşı, devletçi bir adamın şahsında eski düzeni yeniden ihya etmek mümkün olabilecektir. CHP yönetimi de Baykal’ın bu çizgisine geldi.. Örneğin CHP yönetimi yakın zamanda ABD’ye bir heyet göndererek Erdoğan’ın PYD’nin de terörist olduğu propandasına inanmış durumda. Heyet ABD yetkililerine şunu söylemiş:

‘’iki noktayı vurguladık. Birincisi, PYD’nin PKK’dan ayrı bir цrgьtlenme olduğunu göstermesi gerek. Bunu net biзimde ifade ettik. İkincisi de Amerikalılar şimdi IŞİD’e karşı PYD’yle işbirliği yürütüyor. Tamam ama PYD’ye PKK’yla ilişki kurmamaları konusunda baskı yapmaları lazım.’’ (11)

CHP yönetimi, bu tutumla, bölgedeki tek seküler-demokratik Kürt hareketini baş düşman ilan eden Erdoğan rejiminin kuyruğuna takılıyor. Kürt illerindeki imha ve yok etme operasyonlarına, insan haklarının görülmemiş ölçüde çiğnenmesine ses çıkarmamış, AKP’ye eleştirisi, direnişçilerin ellerindeki silahları kastederek ‘bu silahların depolanmasına siz göz yumdunuz’ eleştirisinden öteye gitmemiştir.

Şimdi de kalkmış dokunulmazlıkların kaldırılmasına ‘’evet’’ diyeceğiz diye Erdoğan rejiminin işine gelecek, yeni bir seçim darbesinin yolunu açacak bir tutum alıyorlar. Belli ki CHP yönetimi, ergenekoculardan medet umar duruma, yani Baykal çizgisine geldi..

Bütün bunlar ne demektir?

Bu bir restorasyon süreci demektir. Rejimi yıkmak değil, rejimin temel sütünlarını ayakta tutarak kısmi düzeltmelerle, düzenin eski sahipleri ile uzlaşma içinde sürdürmektir. Darbe ve iç savaşı içeren bir süreç. Çünkü, Gezi isyani döneminde ‘’yüzde-elli’yi zor tutuyorum’’ diyen ‘kafa’, iktidardan vazgeçmeyecek, direnecektir. Vazgeçmek, teslim olmak, aile boyu suça bulaşmış bir diktatör ve suç ortağı avanesi için anlamı çok açık: yargılanmak ve hapsi boylamak.. Bunun için, Alevileri, kürtleri, muhalefet partilerini, ulusalcılığı / milliyetçiliği ve mezhepçiliği kullanarak bölmeye çalışıyor. Bir yandan da mültecileri sadece Batıya karşı değil, içerde de bir silah olarak kullanıyor. Maraş-Pazarcık’ta Alevi köylerin ortasına mülteci kampları adı altında faşist IŞİD mangalarına üs kurma girişiminde bulunuyor. Suriyeli multeciler sorununun böyle bir tehlikeli yanı olduğu gözardı edilmemelidir.

Ergenekoncular marifetiyle ordu darbe yapsa bile toplumsal rıza üretmesi kolay olmayacaktır. Bu durumda ihtimallerden biri olarak, ABD ve AB’nin baskısıyla, Abdullah Gül ve Bülent Arınç cephesinin önünün açılması gündeme gelebilir.. MHP’nin olası bölünmesi ile de bunlarla birlikte bir merkez partisi kurmak sözkonusu olabilir. Bu kesimin AKP içinde veya dışında parlamento aritmetiğini değiştirerek CHP ile koalisyon kurması sağlanabilir. Fakat bu seçenek de Türkiye toplumunun birikmiş, kangren olmuş sorunlarını çözemez. Çünkü böyle bir koalisyon pamuk ipliğine bağlı olacaktır. CHP içindeki sosyal demokrat kesimin kopuşuna da yol açabilir. Tabii böyle bir koalisyonun emekçi sınıflara getireceği hemen hiç bir şey yoktur. Kürt sorununun demokratik çözümünden bahsetmiyorum bile. Sorunun askeri yöntem dışında demokratik çözümü böylesi kombinezonlar içinde ihtimal dışıdır.. Bu konuda adım atmayınca da Türkiye’nin demokratikleşmesi mümkün değildir.

Bütün bu nedenlerle, parlamenter demokrasinin ayakta kalması zor görünüyor. Çünkü AKP’nin alternatifi yine AKP (CHP’li ya da MHP’li AKP) olduğu bir durumda parlamento içi pazarlık ve manevralarla daha da yozlaşacaktır. 

O halde parlamento-dışı muhalefeti ve mücadeleyi esas alan bir politik stratejiyi gündeme sokmak kaçınılmazdır.

ÇIKIŞ YOLU: HALK DEVRİMİ

Erdoğan’ın faşist rejiminin yıkılması uluslararası ittifkalarının çökmesiyle gelişecek sürecin akışına terkedilemez.. Kaldı ki, dış dinamiklerin rejimin yıkılmasında etken olması da ancak devrimci bir dinamiğin ortaya çıkmasıyla mümkün olabilecektir.

Türkiye’de nisbi demokratik bir ortamın yaratılması dahi artık devrimci bir irade olmaksızın gelişemez. Böyle bir ortam ancak devrimci mücadelenin bir ürünü olarak ortaya çıkabilir.. Her yerinden çürüyen, toplumu da çürüten bir düzen, resterasyonlarla yeniden ihya edilemez. Ortada çocukları değil, onların tecavüzcülerini koruyan,gerici vakıflarla içiçe geçmiş bir devlet var.. Ve yarısı -tam da Hitler’in faşist kitle tabanını andırır bir ideolojik şartlanma içinde- buna ses çıkarmayan bir toplum..

Laik-demokratik bir rejim islami bir partinin iktidara gelmesine imkan tanıyabilir.. Ama islami bir partiyi iktidardan indirmek ancak darbe ve devrimle olur. Devrimci bir yol tutmazsak, Sisi’lere de yol vermiş oluruz..

Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini bütünleyen bileşik devrimci hareketten sözediyorum..

Bunun için ortak bir devrimci strateji gereklidir. Gezi isyanı böyle bir strateji esinlemişti.. Ama bundan gerekli ders çıkmadı. Oysa Gezi isyanını ‘Türkiye’nin 1905’i (12) gibi kavrayıp bir strateji ve pratik geliştirilebilseydi bugün başka bir noktada olurduk. HDP Türkiyelileşme politikasını gündeme getirdi, başarılı da oldu. Ama bu bileşik bir stratejiye dönüştürülemedi*.. Oysa demokratik cumhuriyet- demokratik özerklik formülasyonu tam da böyle bir stratejiyi mantıksal olarak gerektiriyordu.. Türkiyelileşme politikası da formülasyonun bütünlüğü temsil eden demokratik cumhuriyet kısmını yeterince dolduramadı..

Geçiş talepleri ile çerçevelenen devrimci bir programla kitlelerin önüne çıkılmalıdır. Demokratik bir cumhuriyetin kuruluşunu hedefleyen bu talepler şöyle sıralanabilir: bir suç örgütü haline gelen Erdoğan rejiminin yargılanması, bütün katliamların ve siyasi cinayetlerin hesabının sorulması, Kürt sorununun demokratik ve eşitlikçi çözümü, bütün inanç biçimlerinin eşitliğini sağlayan özgürlükçü laiklik, parasız-bilimsel eğitim, sendikal örgütlenme ve grev özgürlüğü, haftalık çalışma süresinin 35 saate indirilmesi, kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıran ve özgürlüğünü geliştiren politikalar, doğa ve çevrenin sermayenin tahakkümünden ve tahribinden korunması, seçim barajlarının kaldırılması, suç örgütleri haline gelen MİT ve Özel harekat gibi bütün devlet aygıtlarının lağvedilmesi, koruculuğun kaldırılması, bütün devlet aygıtlarının emekçi sınıfların çıkarlarıyla uyumlu ve demokrasi bilinciyle yeniden yapılandırılması, bağımsız ve adil yargı, gericiliği örgütleyen Diyanetin kapatılması, iç savaş tehlikesine, cihadçı-paramiliter örgütlere karşı halkın güvenliği için demokratik savunma komitelerinin kurulması..

Eğer demokratik cumhuriyeti hedefleyen bir halk devrimi süreci başlatılmazsa faşizm ve savaş cephesinin CHP’yi bütünüyle kontrolüne alması mümkün olabilecek ve karşı cephe belkide temsilcilerin değişmesiyle devam edecektir. Böylece savunmasız kalan halk kitleleri, umutsuz bir biçimde faşizmin kılık değiştirmiş biçimlerini desteklemek durumunda kalacaktır.. Bu nedenle karşı cepheyi tecrit etme politikası devrimci bir stratejinin en önemli halkalarından biridir.

HDK, HDP, Haziran Hareketi, Halkevleri ve CHP içindeki ‘devrimci-demokratlar’ halk devrimini bir seçenek haline getirecek cephe örgütlenmesi için yukarda saydığımız genel talepler etrafında kolları sıvamalıdır. Adı Demokrasi cephesi ya da başka bir şey, bu güçler arasında bir koordinasyonun oluşturulması elzem görünüyor. Ortaya devrimci bir irade koymak böyle başarılabilir. Bu örgütlenme ulusal düzeyle sınırlı kalmamalı, Türkiyelilerin varolduğu uluslararası alanı kapsamalıdır..

Kararlı ve güven veren, umudu çoğaltan bir stretejik politika, karşı cephede ve orta yerde duranlarda çözülmeye yol açacaktır. Çünkü bütün ilişkiler iğretidir ve dolayısıyla devrimci müdahaleye dayanaksızdır. Mesele bütün taleplerin özdeşleştirilmesidir. Laiklikle, Kürt halkının özgürlük talebini, işçi sınıfının güncel çıkarları ile bu talepleri eşdeğerli kılmak. Şövenist-ulusalcıların, ırkçı ve milliyetçilerin karşısına, ‘’demokratik ulus’’ anlayışının gerektirdiği, anti-emperyalist, eşit yurttaş-ortak yurt temelli bir ‘’Türkiye yurtseverliği’’ ile çıkmak..

Halkta birikmiş öfkeyi, -ortaya devrimci bir seçenek koymadan umutsuzluk ve karamsarlık içinde kendi içine dönmeye terkederek- örgütleyemezsek tarih bizi affetmeyecektir. Devrimin ‘’öznel koşulları’’, radikal bir akılla ve risk alarak bu örgütlenmeyi gerçekleştirmekten başka bir şey değildir.

--------------------------------------

* 7 haziran seçimlerinde Birleşik Haziran Hareketi bir bütün olarak HDP’yi destekleseydi, hem sosyalistlerin bağımsız bir güç olarak gelişmesine katkısı olurdu ve Kürt hareketiyle ittifak sağlıklı bir temele oturma imkanına kavuşurdu, hem de birleşik mücadele ve cephe bilinci ve iradesi gelişme kaydederdi..

1. http://www.politez.com/detail/-/6481/iside-silah-satan-turk-sirketlerine-hukumetin-bir-yaptirimi-olmus-mu

2. http://tr.sputniknews.com/rusya/20160331/1021868824/rusya-zaharova-basin-toplantisi.html

3. http://tr.sputniknews.com/rusya/20160401/1021899203/rusya-bm-turkiye-isid.html

4. http://www.politez.com/detail/politez-/6666/son-bir-haftada-5-binden-fazla-terorist-turkiyeden-suriyeye-gecti

5. http://www.politez.com/detail/politez-/6653/abdli-savci-iddianameye-turkiyeyi-ekledi

6. http://tr.sputniknews.com/columnists/20151223/1019821167/suriye-muhalif-menna-erdogan-turkiye.html 

7. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/333727/MiT_TIR_lari_Lahey_de.html

8. http://www.ydh.com.tr/HD12431_suriye-turkiyeyi-bmye-sikayet-etti.html

9. http://www.democracynow.org/2016/4/13/americas_afghan_refugee_crisis_15_years

10. http://www.politez.com/detail/-/6541/abdden-erdogana-istifa-et

11. http://www.hurriyet.com.tr/chpden-washingtona-iki-pyd-mesaji-40089077?noMobile=true

12. http://www.politez.com/detail/-/4294/gezi-isyani-turkiyenin-1905idir

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  2. Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı
    Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak…
  3. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  4. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  5. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  6. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  7. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  8. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  9. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  10. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  11. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  12. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  13. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  14. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  15. 14 Haziran 2016
  16. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  17. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  18. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  19. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  20. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  21. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  22. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  23. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  24. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  25. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  26. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  27. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  28. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  29. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  30. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  31. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  32. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  33. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  34. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  35. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  36. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  37. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  38. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  39. 25 Haziran 2013
  40. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  41. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  42. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  43. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  44. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  45. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  46. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  47. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  48. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  49. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  50. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  51. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  52. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  53. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  54. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  55. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  56. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  57. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  58. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  59. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  60. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  61. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  62. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…