Bölgesel Savaşa bir adım daha

Mehmet Cemal KAÇKARLI

20 Temmuz 2012
Bölgesel Savaşa bir adım daha

Artık Suriye'de emperyalist müdahale ile yaratılan-tırmandırılan iç savaşın uluslararası düzeyde yeni bir soğuk savaşı geliştirdiği söylenebilir. Türkiye devleti, Suriye'de akan kanın ve emperyalist müdahalenin önemli bir parçasıdır

Türk jetinin nasıl düşürüldüğü sorusu mizah boyutu kazanarak yanıt ararken Erdoğan'ın Moşkava'da Putin'le görüştüğü bir sırada gözler keskin bir şekilde Şam'a çevrildi.
Başkent Şam'da Milli Güvenlik Binası'na yönelik, Savunma Bakanın öldürüldüğü ve diğer üst yönetcilerin yaralandığı bombalı saldırı bölgedeki gergin havayı iyice artırdı. Askeri angajman kuralları yenileniyor, sınırlara birlikler yığılıyor. Kısacası bölge teyakkuzda.

Bu arada BMGK'nde Suriye'ye yaptırımları öngören, özünde Batılı ülkelerin Suriye'ye askeri müdahaesine kapı açmak amacı taşıyan yeni tasarıyla ilgili olarak yapılan oylamada, Rusya ve Çin'in tasarıyı veto etmesi gerilimi uluslararası düzeye taşımış bulunuyor. Büyük devletler arasında karşılıklı restleşmeler gündeme gelmiş durumda. Çünkü bu son oylama ile birlikte ilk defa bir tasarı üç defa veto edilmiş oldu.

Artık Suriye'de emperyalist müdahale ile yaratılan-tırmandırılan iç savaşın uluslararası düzeyde yeni bir soğuk savaşı geliştirdiği söylenebilir.

BM Güvenlik Konseyi'nin yaptırımlarını içeren 7. madde gereğince BM, ekonomik ve siyasi yaptırımlardan deniz, kara ve hava yoluyla askeri müdahaleye kadar yetki kullanabiliyor. Bu yüzden Güvenlik Konseyi'nin batılı üyeleri, Rusya ve Çin'in vetosunu, ''Anlamsız ve barış sürecine balta vurmak'' olarak değerlendirirken, Rusya BM temsilcisi Vitaly Curkin, tasarıyı, ''Kendilerince kabul edilemeyecek olan bir askeri müdahaleye dönüşebileceği'' düşüncesiyle reddettiklerini açıkladı. Daha sonra eleştirilere verdiği yanıtta ise, barış sürecine katkıda bulunmak konusunda bir değişiklik olmadığını, ülkesinin Suriye'deki BM misyonunun Annan Planı çerçevesinde devem etmesi gerektiğini düşündüğünü aktardı.

ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Susan Rice, ''Bu veto öncekilerden daha tehlikeli olmuştur. Konsey'den bugün çıkan karar utanç vericidir. Tarih bir tasarının üç defa veto edilişini kaydedecektir'' diye konuştu. İngiltere ve Fransa'nın BM temsilcileri de 9 ayda üç defa Suriye konusunda veto hakkını kullanan Rusya ve Çin'i sert bir dille eleştirdi. İngiliz ve Fransız temsilciler, özellikle önceki gün Şam'da yaşanan şiddet olaylarının Suriye'de bundan sonra neler olacağına dair işaret verdiğinin altını çizdi. Almanya'nın BM'deki temsicisi ise artık Esad'ın Suriye'nin geleceğinde bir yerinin olmadığını öne sürdü. Batı medyası bu havada yayın yapıyor.
ABD, Suudi Arabistan, Katar, Türkiye ve İngiltere'nin başını çektiği blok ya da diğer adıyla "Suriye'nin Dostları", Esad'ın devrilmesi için başından beri BM'nin askeri müdahale seçeneğini zorluyorlar. Bu yüzden Annan planını sabote etmek için herşeyi yaptılar. Rusya, İran ve Çin'in yer aldığı blok ise, askeri müdahaleye karşı Annan Planı'nı işaret ediyor. İran ise, Suriye'nin düşürülmesinin asıl olarak kendini bölgede tecrit etmeye yönelik olduğunu bildiğinden daha açık destek veriyor. Tansiyonun yükseldiği coğrafyada, bugün her zamankinden daha fazla "bögesel savaş" konuşuluyor.

Bu arada Batının ikiyüzlülüğü de bir kez daha ortaya çıktı. Hiç biri Şamdaki saldırıyı kınamadı. Oysa Milli Güvenlik binasına yapılan saldırı da onların ölçülerine göre terörist bir saldırıydı.
Bu iki yüzlülüğü ise İran Meclis Başkanı Ali Larıcanı dikkat çekti. Larıcanı, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın saldırılara hiçbir tepki 
göstermediğini, kınama mesajı bile yayımlamadığını söyledi. Larıcanı, Batılıların ''iyi terörizm'', ''kötü terörizm'' anlayışına sahip olduğunu dile getirdi. Gerçi Türkiye'yi diplomasi gereği zikretmedi,ama AKP iktidarının tutumunun da efendileriye aynı olduğunu biliyoruz. Suriye'ye insan hakları konusunda esip gürleyen Erdoğan'ın, ülkesinde yaptığı katliamlar ve insanlık suçları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nce hakkında yakalama kararı çıkarılan Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'i Türkiye'de ağırladığı herkesin malumu.

İngiliz Başbakanı Cameron, Suriye Devlet Başkanı Esad'ın bir an önce çekilmesi gerektiğini, aksi durumda iç savaşın kaçınılmaz olacağını söyledi. Bu söz, Suriye muhalefeti tarfından söylense şaşırtıcı olmaz. Ama başka bir ülkenin başbakanı söylüyorsa, kendi çıkarları gereği iç savaş çıkmasını arzuluyor demektir. Benzer sözleri Hilary Clinton da etmişti. Annan planı karşısında, ‘yapabileceğimiz tek şey, muhalefeti birleştirmek, Suriye'ye Ürdün ve Türkiye' üzerinden silah sokmak' öldüğünü ifade etmişti. Söyledikleri o günden beri gerçekleşiyor.

Öyle görünüyor ki, emperyalistlerin ve bölgedeki işbirlikçilerinin taktiği Suriye'de iç savaşı derinleştirmek olacak. Bunun için CIA, MOSSAD ve MİT elemanları bölgede ve Suriye'de yoğun faaliyet içinde olmalı. Bu işbirliği olmaksızın Suriye'deki saldırıyı izah etmek zor. Nitekim Suriye Enformayon bakanı son suikast saldırısından Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve İsrail'İ sorumlu tutu. Belki bundan sonra bu denli büyük çaplı operasyonlar düzenleyemeyebilirler, ama iç savaşı derinleştirmek için başka yöntemler deneyecekleri kesin. Eğer Milli Güvenlik binasına girilip Savunma bakanının odasına bomba yerleştirilebiliyorsa, Suriye ordusu üniforması giyip katliam yapmak çok daha mümkün.

Ramazan ayı boyunca bu katliamların artması beklenmelidir. Çünkü dini ve vicdani duyarlılıkların daha yoğun yaşandığı bu ayda, Türkiye'deki ve bölgedeki Sünnilerin savaşa ikna edilmesi, dini duyguları sömürülerek daha mümkün hale gelecektir. Ve çünkü Türkiye'nin emperyalizmle uyumlu-İslamcılarının, Suriye'ye karşı savaş çığırtkanlarının, Osmanli ruyasi görenlerin temel iddiası, Suriye'deki savaşın bir mezhep savaşı olduğu, Alevi (Nusayri) azınlığın rejiminin Sünni çoğunluğu katlettiğidir. Bu iddianın ideolojik amacı ise belli, Türkiye'nin Sünni çoğunluğunu savaşa ikna edebilmek.

Suriye yönetimi için de başka seçenek kalmadı. Ya çoğunluğunu Müslüman Kardeşler'in oluşturduğu, Suriye'de bir çok katliamın sorumlusu olan El Kaide'den Libyalı militanlara kadar bir çok radikal İslamcı grupla ilişkili olan Özgür Suriye Ordusu denen emperyalizmin masası güçleri temizleyecek, ya da kendisi yok olacak.

Öte yandan İç savaşın derinleştirilmesi demek, Türkiyenin de bu iç savaş ortamına eklemlenmesi demektir. Hatay'daki kamplarda barınan Özgür Suriye Ordusu militanlarının Suriye'de eylem yapıp kamplara geri döndüğü biliniyor. Nitekim bu silahlı örgütün lideri Riyad Esed, Türkiye'deki karargahından Associeted Press haber ajansına telefonla yaptığı açıklamada Suriye Ulusal Güvenlik binasındaki odaya bombayı kendilerinin yerleştirdiklerini söyledi. Önemli olan bunun doğru olup olmadığı değil, açıklamayı Türkiye'deki karargahından yapıyor olmasıdır. Bu durum açıkça Türkiye Cumhuriyetini tarihinde ilk defa bir iç meseleye ya da iç savaşa taraf olma konumuna getirdi. Türkiye, Suriye'deki kontra faaliyetlerinin bir üssü oldu. Bu nedenle, Türkiye devleti, Suriye'de akan kanın ve emperyalist müdahalenin önemli bir parçasıdır, "terör" destekçisi bir ülke konumuna resmen düşürülmüştür. Bunun ötesinde Suriye bölgenin mezhepsel bir fay hattıdır da. Suriyede'ki mezhepsel ve etnik dağılım, hemen hemen Lübnan'da, Ürdün'de, Irak'da, İran'da ve Türkiye'de de mevcut. Oradaki yangının bütün bu ülkeleri de içine çekmesi ve bölgesel bir savaşa yol açması kuvvetle muhtemeldir.

Türkiye'deki ilerici, demokrat kamuoyunun, savaşa karşı sesini daha gür ve daha kitlesel bir şekilde yükseltmesi kaçınılmaz oldu. Savaşa karşı mücadele gerici rejime karşı mücadelenin temel bir bileşenidir artık.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. İkinci grup: Gelişimizde asker ve korucu muhalefeti vardı
    PKK'nin ikinci gerilla birliği çekilmelerinin neden uzadığını anlattı. --Çatışmaya girmemek için çok özen gösterdik --KCK'nin aldığı karar doğrultusunda 8 Mayıs'ta geri çekilmeye başlayan PKK'nin 2. gerilla birliği de bugün PKK'nin…
  2. Gürsel Tekin: 'Cihadçı terör örgütleri sınırda cirit atıyor'
    İKİ METROPOLİT ÇEÇEN CİHADÇILARIN ELİNDE - Türkiye sınırının tamamen denetimsiz bir hale getirildiğini belirten Tekin,"İki metropolitten 23 Nisan'dan bu yana haber yok. İşin acı yanı, Metropolitleri arayan soran da yok. Metropolitlerin…
  3. Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: 'El Kaide'yi Suriye'ye sen soktun'
    Allah'ın sana nasıl hitap edeceğine sen mi karar vereceksin --"Yabancı devletlerin ajanları Hatay'da cirit atıyor"--Sen Batı'nın Ortadoğu'daki güçlerinin taşeronusun. Taşerondan vatansever olmaz." "Ölen 51 vatandaşın sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. Suriye'de…
  4. Mihraç Ural BBC’nin sorularını yanıtladı
    Ural, yapanlar kim olursa olsun bu eylemin İsrail ve yeni Osmanlıcılık anlayışıyla uyuştuğunu, saldırılarda İsrail istihbarat servisinin parmağı olduğunu söyledi.--Başbakan ve mahiyetinin mal bulmuş mağribi gibi, Reyhanlı katliamının faili olarak…
  5. Erdoğan: Muhaliflerin ilgisi yok (!)
    NE DİYECEK? VAR MI DİYECEK? -- Başbakan Erdoğan, Reyhanlı'daki bombalı saldırıya ilişkin gelişmelerin sorulması üzerine,  olayla ilgili ciddi ipuçları ve belgeler bulunduğunu, olayda kullanılan 2 minibüsün satın alındığı yerler ve…
  6. Amanoslar'da F-16 uçağı düştü!
    F-16 uçağının pilotunun en son "Atlıyorum" mesajı verdiği öğrenildiOsmaniye'nin Amanoslar Bölgesi'nde bir F-16 uçağı düştü. Pilotun kazadan önce atladığı öğrenildi. 5'inci Ana Jet Üs Komutanlığı'na ait bir F-16 uçağıyla Osmaniye'nin…
  7. Mihrac Ural iddiaları yanıtladı..
    "Şam ve Halep'te kanlı eylemlerin tetikçileri kimse, Reyhanlı'nın da tetikçileri onlardır: Türk istihbarat birimleri (MİT ve Emn. Gen. Mü.İstihbarat Dairesi) ve MOSSAD" --Reyhanlı'da onlarca sivil insanın katledildiği bombalı saldırılar ardından…
  8. Reyhanlı'daki O arabaya bağlı ceset nerde?
    BAKANLARIN SÖZÜNÜ DAHİ ETMEDİKLERİ ÇOK ÖNEMLİ AYRINTI! --Hükümetin 4 bakanının açıklamalarında inandırıcı bir yan yok, gerçekleri karartma çabasından başka. Aynı şeyi Antep katliamı için de yapmışlardı. Olaydan 45 dakika sonra…
  9. CHP: Tüzüğün demokrtikleştirilmesi  ve ideolojik değişim
    Öncelikli mücadele, özgürlük mücadelesi olduğunda bu mücadelenin birleşenleriye ortak bir paydayı fiilen oluşturmaktan öte bir yol yoktur. "Cumhuriyetin kazanımları"na, özgürlükçü laikliğe sahip çıkacak güçler de başka bir yerde değildir. CHP'nin…
  10. Mesut Yılmaz 'Çiller Özel Örgütü'nü işaret ediyor!
    Mesut Yılmaz, Çiller'e de örtülü ödenek suçlaması yöneltti. Yılmaz'ın açıklamaları "Çiller Özel Örgütü" iddialarını doğrular nitelikte olduğu gibi, "Sürecin açığa çıkması için ümidimi kaybettim. Tüm yapılanlar göstermelik" sözleriyle de ‘AKP-Cemaat'in…
  11. Arap Baharı’ndan Türkiye Yazı’na
    Seçim sonrası döneme, CHP’nin risk alan (yemin etmeme) tavrı ve Emek-Özgürlük Bloku’nun boykotu ve dahası grup toplantılarını Diyarbakir’a taşıma kararı damga vuracak. Gergin bir seçim kampanyasının ardından beliren normalleşme havası…
  12. Kennedy Suikastinden Bin Ladin’e
    Amerika Birleşik Devletleri, El Kaide lideri Usame Bin Ladin’i, Pakistan'ın İslamabad kentinde düzenlediği "özel kuvvetler operasyonu" ile öldürdü. Ladin, başta 11 Eylül 2001'de İkiz Kulelere düzenlenen saldırılar olmak üzere tüm dünyada…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…